Fetva Meclisi
Soru
Es-selamünaleyküm hocam, ben 2 yıllık evliyim eşimin ailesiyle aynı binada kalıyoruz. Eşimin ailesiyle çok ciddi problemler yaşadım eşimin gözünün dışarda olmasından dolayı biz problemler yaşarken ailesi hep oğullarını destekledi bana birkere halim nicedir sormadılar ve ta en başından durumları olmasına rağmen hep kendi istekleri doğrultusunda alışverişler yapıldı bunlar dünyalık gözüm yok ama diğer gelini alırken her istediğinin yerine gelmesi haksızlık adaletsizlik oldu ve benim altınlarımı evliliğimin 2.günü aldılar bunun gibi daha bir çok şey olmasından dolayı çok soğudum ve görüşmeme kararı aldım günaha giriyormuyum korkuyorum ama görüşürsemde çok bunalıyorum boş konuşmalardan, boş vaadlerden haksızlıklardan, hep kendilerini yüksek görmelerinden. Ne yapmalıyım görüşmeyerek hatamı yapıyorum?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Önceki hanımınıza bir zararınız olmadı, hakkını yemedi iseniz sizin bir vebaliniz olmaz. Bu hanımınız ise insanî kimliğini gösteriyor. İkinci hanımınız diye boşanmak suç olmaz. Yeter ki, siz haklı o haksız mı onu kararlaştırmada duygusal olmayın. Bir de o giderse çocuklarınızla sizi kim alacak, onu da düşünün…
Aleykümselam. Ailenizle eşiniz arasında sizin tarafınız, açık bir zulüm olmadıkça eşinizin tarafı olması gerekir. En azından siz, olaya karışmayın. Sessiz kalın. Zamana yayın.
Selamünaleyküm.Büyük bir çirkinlik içine düşmüş eşiniz. Aileler neyi düzelttiler, onun ahlâkını mı sizin gazabınızı mı?Birinci işiniz, bu olay onun itirafı olmadıkça kesin bir hüküm değildir, bunu bilin. Zanla sakın iş yapmayın, iftiracı duruma düşersiniz. İkinci olarak da, elân eşiniz böyle bir şeye devam ediyorsa sizin rıza göstermeniz kabullenilemez. Aile büyüklerini devreye sokun. Onların da bilgisi dahilinde ve teenni ile ama iffetinize sahip çıkan bir karar verin, kanuni yollarla ayrılın. Yasal olmayan bir işi sakın yapmayın. Ve asla tek başınıza karar vermeyin. Allah size sabır versin.
Selamünaleyküm. Eşiniz hamile olduğuna göre sizin, bu sevgisizliğiniz bir şeyle çelişiyor. Hem sevmiyorsunuz hem yaklaşıyorsunuz. Burada çelişki var. Eşinizin iyi yönlerini keşfetmeye çalışın. Bir süre uzak durun veya psikologa gidin ama çocukça davranmayın. Evlilik daha ciddi alınması gereken bir ders olmalıdır size.
Selamünaleyküm. Bir kere kendinizi böyle kaypak bir zeminde bırakmayın. İkinci olarak da ailenizden başka büyüklere de meseleyi danışın, onların kararına göre karar verin.
Selamünaleyküm. Kısa vadede çözülebilecek bir sorun içinde değilsiniz. Uzun vadedeki çözümde de baş aktör siz olacaksınız. En iyi yardımı siz kendinize yaparsınız, kimsenin size ciddi bir yardımı olmaz esasen. - Kendinizi atılmış gibi görmeyin. Eşinizin genelde bir cinsellik ihtiyacı eksikliği var gibi anlaşılıyor. Bu da sizin için bir nimettir aslında. Sizi beğenmediği için böyle yapıyor olsa idi bir başkası ile uğraşmak durumunda olacaktınız, sorununuzun çözüm de ona göre zor olacaktı. - Bu konuyu sürekli irdeleyerek yara hâline getirmemelisiniz. Bir zaman için mesela üç beş aylığına bu konuyu hiç gündem yapmayın. Büyük ihtimalle o sizi itecek duruma gelecektir. Siz irdeledikçe o kaçıyor. - Eşinizin sevdiği renkleri, sevdiği yemekleri, sevdiği şakaları, beraber olmak istediği akrabalarını tespit edin. Ona onlarla yaklaşın. Mesela gri renkten hoşlanıyorsa siz gri giyinin. Dayısını seviyorsa dayısını ziyaret etmeyi isteyin. Dayısının hanımı ile irtibatınızı geliştirin. - Bu hususu bilenlerin sayısı çoğalmasın. Kimseye anlatmamalısınız. Hem insanların size doğru dürüst bir faydası olmayacak hem de sizde kökleşen bir hastalığa dönecektir bu durum. - En önemli göreviniz de şu olsun: Eşinizin uyku derinliği takvimini tespit edin. Yani uykuya en çok ne zaman dalıyor ne zaman hafif duruyor. Mesela bazı insanların yatağa girdiği anda uykusu hemen derinleşir kiminin de ilerleyen saatlerde uykusu derinleşir. Uykusunun en hafif olduğu hangi zaman dilimi ise o zamanda kendinizi ona sunun. Bu sunmayı da kabaca yapmayın. Kedinin süt tenceresinin etrafındaki durumu gibi bir durum size örnek olabilir. - Ve dua edin. Çok çok dualar edin. Şeytan sizden de ondan da uzak kalmaz başka türlü. Allah'a emanet olun.
adaletsizlik konusundaki diğer fetvalar
Miras öldükten sonraki alınan maldır. Ölmeden önce babadan alınan miras değil hibedir. Babanın sadece erkek evladına vermesi, kızlarına vermemesi bir zulümdür. Bu zulüm kıyamet günü ondan sorulacaktır. Buna göre babasını düşünen bir evlat ise olana rıza göstermesi, dini alet ederek az aldığını söylememesi daha isabetli olur. Evet, kızların erkekle eşit olması dinen uygun değil ama kızların hibeden yoksun bırakılması da dine uygun değil.
Kur’an’ımız erkekleri etkili ve yetkili diye öne çıkardığı zaman Nisa Suresi’nde “Çünkü erkekler harcama yaparlar.” buyuruyor. Dolayısıyla evde kaç çocuk olursa olsun, evin nüfusu ne olursa olsun bizim dinimizde erkeğin görevidir. Müslümanlık tarihinde ve kültüründe, Kur’an’lı bir hayatta Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin hadisleriyle aydınlanan bir dünyada kadının çalışıp evi geçindirmek diye bir görevi yok. Bunu kimse hiçbir asırda isteyemez, emredemez. Erkek evlenmeden önce kadının çalışmasına izin verdiyse “Çalışabilirsin, para biriktirebilirsin.” dediyse onun nikâhtan önceki verdiği sözle kadın çalışıyor (helal bir işte tabi çalışıyor), para kazanıyorsa “Şimdi getir elektrik parasını öde.” diyemez! Kadın kendine biriktiriyordur. Kadın-erkek aralarındaki muhabbetle birbirlerinin canlarını birbirlerine feda ederler, ayrı bir mesele. Zorunluluk yoktur. Ama nikâhtan sonra, üç dört çocuk olduktan sonra kadın “Ben de çalışayım.” derse erkek de (çalışmasına izin verip vermeme hakkına sahip çünkü) “Çalış ama filan masrafları da sen ödeyeceksin.” derse böyle bir şey hakkıdır. Evi erkek geçindirir. Erkeğin parasını kadına bildirmesi de gerekmez. Kadın, evin geçimi sağlanıyor olduğu sürece bir şey talep edemez/etmemelidir. Kimse kimsenin parasında söz sahibi olamaz. Kadının kazancında kimsenin hakkı ve sözü yoktur. Kadının çalışması eşinin iznine bağlıdır. Eşi izin veriyorsa kazandığı tamamen kendine aittir. Erkek, hanımının çalışmasına izin vermeyebilir ama maaşına dokunamaz. Kadın da çalışıyorsa kazandığı ona aittir. Kadının parasını erkek saklar veya harcamasına karışır diye bir şey yoktur. Aile içinde bu tür konular tartışma alanının konusu olursa şeytan o aileye kolay sızar, bunu unutmayınız. Kadın, Allah’ın kulu olarak erkekten farklı değildir. Fıtratının gereği farklı olduğu birkaç alan dışarıda tutulursa kul ve insan olarak kadınla erkek aynıdırlar. Temelde böyle görülmelidir konu. Ümmetimizin bütün âlimleri, sahip olma ve tasarrufta bulunmada erkekle kadının aynı olduklarına ittifak etmişlerdir. Kadını bu hususlarda farklı gören bir âlim yoktur. Çünkü mesele Kur'an boyutunda aynı tutulmuştur, kimse farklı bir iddiada bulunamaz. Kadının mal ve para konusunda ne durumda olduğunu şu başlıklarda özetleyebiliriz: a. Kadının mirastan, hibeden, mehrinden ve çalışıp kazandığından birikimi olabilir. Bu birikim nakit para da olabilir diğer helal kullanılabilen menkul veya gayrimenkul yatırımlar, işletmeler olabilir. Malı olan bir kadın hiçbir engel olmadan malı üzerinde tasarruf edebilir. b. Müslüman kadın öğretmenlik, tıp, el sanatları, ticari işletmelerin kadınlar bölümü, din hizmetleri gibi alanlarda çalışabilir. Kadınlığı ve anneliği eritmeyen helal alanlarda çalışmasında sakınca olmaz. Yeter ki bu çalışma beraberinde harama hizmet, halvet gibi sakıncalar getirmesin. Tesettüründen taviz vermeden, velisi ve eşinin ön izni ile çalışırsa bu çalışması onu asi kul olmaya götürmez. Erkek veya kadın herkes her yerde her zaman Allah’ın şeriatına göre olmaya zaten mecburdur. c. Kadının geçimi açısından mali kaynak ele alındığında ise evleninceye kadar babasının onu geçindirmeye mecbur olduğunu bilmemiz gerekir. Anne olarak da geçimi çocuklarının üzerine görevdir. Eş olduğunda da kocası onu geçindirecektir. Kadının yuva yıkıcı, aile dağıtıcı bir durumu olmadığı sürece bu geçindirme ilkesi dinin teminatı altındadır. Hatta kadın normal çalışan bir kadın olduğunda bile eşi onu geçindirmek zorundadır. Boşanmış durumunda da iddeti bitene kadar eşi onu geçindirir. Baba, eş ve evlat sahibi olmayan kadının geçimi onun miras bağı kurulabilecek akrabaları üzerinedir, yine kadın boşlukta değildir. d. Kadın, olağanüstü ihtiyaç durumundaki çocukları, anne babası ve dede ninelerinin geçimini üstlenebilir. e. Kadının malına eşinin hiçbir şekilde müdahale hakkı yoktur. Erkeğin KAVVAME hakkı içinde kadının malına karışma maddesi yoktur. Kadın malını harcarken bir harama, israfa harcamıyorsa bir başkasına danışmaya mecbur değildir. Bu sormama kuralına eşi de dâhildir. Kadın malı ile alakalı konularda eşine karşı bir eksiklik oluşturmadığı sürece izni dâhilinde iş yapmak zorunda olmaz. Genel kurallar bu şekildedir. Allah Teâlâ erkeğimizle kadınımızla hepimizi helal ve bereketli mal sahibi olmaya kavuştursun.
Evlat, üzerine düşeni yaptıktan sonra anne ve babanın yanlış işler yapmaları elbette onlardan sorulacaktır. Şu kadar ki evlat, anne babasına düşman gibi davranırsa haklı olduğu işte haksıza düşebilir.