Fetva Meclisi
Soru
Hocam, komşumuz hafız olan kızlarını evlilik için bana münasip görüp teklif ettiler. Kızlarının da beni gördüğünü, benle ilgili olumlu düşündüğünü söylediler. Biz görüştük ve birbirimizi beğendik. Ama kızın dedesi 1-2 ay önce camide benim samimi olduğum hafız bir abiye yine kızlarını teklif etmiş ve bu abinin annesi kızı, dedesinin evinde görmüş beğenmiş. Kızın amcası camiye gelip bu abiye baktı ve olumsuz yönde karar verdi. Kız ise fiziki durum, yaş farkı gibi nedenlerden beğenmediğini ve istemediğini söylemiş ve erkek tarafı ikinci kez gitmişler, kız yine istememiş. Evlilik görüşmesi dahi olmadan dedesi de ailesi de bu meseleyi kapatmış ve karşı tarafa bildirmiş. Sonra bunlar Israr edince babannesi kızın okulu var, ana babası var gidin onlara sorun diyerek kırmadan olayı kapatmak istemiş ayıp olmasın diye. Ama kız istemediğini söylemiş. Daha sonra bana söylediklerinde ben de edeben bu abiye gidip bu durumu anlattım ve niyetimi söyledim. O da bana biz tekrar gidecektik sen olmayacağını mı sandın dedi ve Efendimiz'in “Bir kimse din kardeşinin satışı üzerine satış yapmasın. Dîn kardeşinin talip olduğunu kıza talip olmasın. Ancak din kardeşi vazgeçerse veya kendisine izin verirse o başka.” hadisine dayandırarak, Kur’an’a ve sünnete uymadığımı, kendisinden izin almam gerektiğini ve ahirette bunun vebali olduğunu, bir ömür boyu vicdan azabı çekeceğimi söyleyerek benim vicdanımla oynadı. Hocam burada Kur’an’a, sünnete uymayan bir durum var mı? Kız tarafının onları reddedip, bana talip olma durumunda olsa bile yine de bu hadise uymama durumu oluyor mu? Ben böyle bir durumda yine de beklemem ya da izin almam mı gerekirdi?
Cevap
Benzer fetvalar
Kardeşiniz çocuk değil neticede. Kendi geleceğini ve ahiretini düşünebilecek kıvamda biri. Siz tepkinizi koyun. Razı olmadığınızı söyleyin. Yarın zinaya düşmek veya sizi çiğnemek gibi bir ağır hataya düşmesinden ise evlensin dersiniz.
Selamünaleyküm. Bu durumda sizin, kendi onurunuzu da dikkate alarak uzaktan yönlendirmeniz uygun düşer. Tavsiye edin, yönlendirin; uzaktan olsun. Evlendirmeyi iyi düşünmüşsünüz. Ama kimsenin namuslu kızını aldatmayın. Kendi kapağıyla yuvarlansınlar. Bizim vazifemiz, iyiliğe delalet etmek, iyileşmesi için yardım etmek olmalıdır. Çok da üzerine yığılırsanız naza çeker, işi uzatır. Bırakın biraz kendi düşünsün. Sizlere dualar ederiz.
Siz problemin aslını bilmişsiniz. Çarenin ne olduğunu da biliyorsunuz aslında ama ona hiç temas etmiyorsunuz. Size tavsiyemiz şu olur: İdeal evlilik değil, yaşadığın evlilik peşinde olacaksın. Kimse bu dünyada aradığını bulamamıştır. Bulduğunu değerlendirebilenler ise mutlu olmuşlardır. Olgunlaşmayı kesinlikle zamana yayın. İki yıl bile belki sizin için az olabilir. Madem mü'min bir insansınız neden Kur'an okuyarak, zikir yaparak yalnızlığınızı gidermiyorsunuz? Verin kendinizi kitap okumaya, zikre ve Kur'an’a rahatlayın! Değilse nasıl bir hicrettir bu hicret sorusu sizi çelişkide gösterir.
Selamünaleyküm. Allah sana gerçeği erkenden göstermiş. Sen de belanı aramıyorsan kaç ve kurtul. Uzak dur. Belana koşarsan da kimseyi kınama daha sonra!
Aleykümselam. Sözünü ettiğiniz hadis 'saliha kadını' değil 'güzel kadını' konu etmektedir. Siz sadece güzelliğinizden ötürü kendinizi ona kıyaslıyorsanız size uyuyor olabilir. Hayır mü'min bir kadın olduğunuz için 'çöplükte biten' ifadesi size uyar mı diye endişe ediyorsanız gereksiz bir endişe taşıyorsunuz. Kimsenin kimseyi düzeltmeye güç yetiremediği bir zamanda yaşıyoruz. Mevcut görüntüsü iyi olmayan biri ile ileride onu iyileştireceğinize güvenerek evlenmeyin. Kiminle yaşayabilecekseniz onunla evlenin. Hayatı imtihan olarak gören bir mü'min, sıkıntılardan usanmaz; tedbir alır, çare üretir ama hiçbir şey yokmuş gibi de devam eder. Siz de öyle yapın.
Selamünaleyküm. Sevgiyi kanunla veya reklamla oluşturmak mümkün değildir. Zorla sevmek dinen de istenmez insandan. Bizden istenen, insanî görevleri eksiksiz yapmamızdır. Eşiniz, ailesine karşı görevlerini her durumda yapacaktır. İhtiyaç anlarında yanlarında olacaktır. Diğer sevgi hususunu ise zamana bırakmak durumundadır. Sizin de eşinizle ailesi arasındaki ilişkilere bu düzeyde karışmanız pek doğru değildir, sorun size sirayet eder sonunda, siz suçlu olursunuz. Sadece emribilmaruf düzeyinde ilgilenin konuyla. Allah ailenizi ebedî saadete erdirsin. Mücahit, salih, âlim çocukların anne babaları olasınız.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Âyette geçen 'mü'min iken kâfir oldunuz' ifadesini nereye koyacaksınız? Bir ikinci husus da şudur: Mü'min böyle bir hatayı zaten kastederek yapmaz. Yapıldığında bu hatanın bedelinin ne olabileceği tekit edilmek istenmektedir. Evet, sözünü ettiğiniz şekilde abartılı kabul edilebilecek bir yorumdur da denebilir ama ulemamızın din üzerinden şakalaşmayı anladıkları tarzlardan biri budur. Elbette bizim anlatımımız Kur'an'ımıza yön verecek bir anlatım asla olamaz ama meselenin ağırlığını izah etmeye gayret ediyoruz. Allah yardımcımız olsun. İkazınız için teşekkür ederim.
Selamünaleyküm. Böyle bir konuda sizin haklı olduğunuzu tartışmak bile yanlıştır. Haklısınız ama bu haklılığınızın karşınızdakiler tarafından anlaşılması gerekiyor. Durumu ikna ederek, cedelleşmeden çözmeye çalışın. Böyle bir konuda aranızda tartışma çıkar ve büyürse bütün bir ömür boyunca sizi rahatsız edecek sonuçlar üretebilir. Her şeye rağmen evinizde kalırsa odanızı kilitleyerek, ona odasından çıkmasına karşı belli tedbirler getirerek hem dikkatini çekin hem de tedbir almış olun. Dikkat edin, evlerde huzur kolay gider ama kolay gelmez.
Aleykümselam. Burada zekât sadece 110 gram altınınız elinde bulunduğu zaman söz konusu idi. O elinizde bir yıldan fazla bulundu ise ve o esnada onun değerini düşürecek kadar bir borcunuz yoktuysa onun yüzde iki buçuk kadarını zekât vermeniz gerekirdi.Araba bineğinizdi, onun zekâtı yoktu.Şu anda da elinizdekinden çok fazla borcunuz var, yine zekât vermenizi gerektiren bir durum yoktur.
Aleykümselam. Can alıcı noktayı siz tespit etmişsiniz. Bir ortağın 'kurban niyeti dışında' bir niyetle ortak olması bütün ortaklar için kesileni et yığınına dönüştürür. Kardeşlerinizin bu kadar açık bir ibadet bilmezlikleri varsa siz o kurbandan başka kurban kesin. Babanızın hatırı için de ona ortak olun. Yalnız böyle bir ithamda hassas olmalısınız. Ağır bir yük olur omuzlarınızda hatalı bir karar verirseniz.
Selamünaleyküm. Heyecanlı ve görünüşü doğru sözler söylüyorsunuz ama bu söylediklerinizin pratiği yoktur. Keskin olmamalısınız. Böyle düşünün, bildiğinizi yapın; ümmete mal olacak tavırlar içinde olmayın. Allah yardımcımız olsun, huzuruna vebalsiz varmayı hepimize müyesser kılsın.
Selamünaleyküm. Bu bilginin sıhhati konusunda hiçbir tereddüt yoktur. Yüzde yüz sahih bilgilerdendir. İsrailiyattan olduğunu söyleyen de olmamıştır.Neden gibi soruları ise dinimizin her bölümü için sormak mümkündür? Din ise tartışmak için değil iman etmek içindir. Örnek olarak bu meseleyi ele alırsak size şunu söyleyebilirim: Bu hususta senelerce tartışılsa neticede ikna etmek yerine daha fazla derine batırmak gibi sonuç çıkar. Bu nedenle itikadınızı koruyun, kimse ile tartışmayın deriz size.