Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben evlilik yolunda bir hanımefendi ile ciddi bir şekilde görüşüyorum. Kendisi tamamen yalan olmadan, dürüst olmak adına geçmişte bazı hatalarının olduğunu söyledi. Ancak bu hata bekâret düzeyinde değil. Bu konuda çok pişman olduğunu ve "Nasıl yapmışım?" diyerek defalarca üzüldüğünü dile getirdi. Ben de detayını sormanın uygun olmayacağını düşündüğüm için sormadım. Onun bu konuda gerçekten üzüldüğünü ve pişmanlık duyduğunu görüyorum. Şu an beş vakit namazını kılıyor, dua ediyor, Arapçasını bilmemesine rağmen Kur’an okuyor. Benden Kur’an okumayı öğretmemi de istedi. Dinimizi araştırmaya çalışıyor ve bu konuda samimi. Benim de geçmişte bazı hatalarım oldu, tövbe ettim ve o günden beri dikkatli olmaya gayret ediyorum. Ancak bu günahları ona anlatmadım, vesvese oluşmasın ve günahları açmak doğru olmadığı için. Kendisi beni tüm hatalarımla ve geçmişimle kabul ettiğini, önemli olanın bundan sonrası olduğunu söylüyor. Kusursuz insanın olmadığını ve önemli olanın Allah’a yönelmek olduğunu dile getiriyor. Ancak şeytan, özellikle yalnız kaldığım zamanlarda vesvese verip aklıma kötü düşünceler sokuyor. Sonra kendime diyorum ki, "Sen çok mu temizsin? Tövbe ettin, Allah kabul etti, onun tövbesini neden kabul etmesin?" Bu şekilde kendimi toparlıyorum ama vesvese bazen yeniden geliyor. Bu hanımefendi gerçekten iyi kalpli, dedikodu yapmayan, güzel düşünmeye çalışan, ailem hakkında düşünceli olan ve ne para ne de mal isteyen biri. Sadece huzurlu bir yuva kurmak istiyor. Ben bu görüşmeyi bu vesveseler yüzünden sonlandırmalı mıyım yoksa bu vesveseyi aşabilir miyim? Çünkü onu kaybetmek istemiyorum. Ne yapacağımı bilemiyorum. Bu konuda ilminizden ve hayat tecrübenizden istifade etmek isterim. Allah razı olsun.
Cevap
Benzer fetvalar
Hanımefendi anlattığın gibiyse Allah’a yönelmiş, samimi, geçmişiyle yüzleşmiş ve kendini düzeltmiş bir insan. Bundan sonrası senin kendi karakterini tanımana kalmış. Gerçekten bu vesveseleri bırakabilirsen güzel bir evlilik yapabilirsin. Ama her tartıştığında bu kızın geçmişi zihninde belirip seni rahatsız edecek/ettirecekse ne kendine ne de bu kızcağıza eziyet etme. Gerekirse Müslüman bir aile terapistinden de destek alarak bir sonuca ulaşmaya çalışabilirsin. Allah hayırlısını nasip etsin.
Selamünaleyküm. Bu durum normaldir, hayatınızı büyük oranda değiştirecek bir karar verirken normal görürüz bunu. İstişare edin. Bir büyüğünüzle durumu değerlendirin, onun tavsiyesine göre hareket edin, daha rahat edersiniz.
Tevbe etti isen, tevbeni canın biliyorsan mesele yoktur. Eş adayına da eskiden açık olduğunu söylemelisin. Bekâretine bir zarar gelmedi ise ona geçmişini sadece açık olduğunu söyleyerek özetle ve bir daha da kimseye ölünceye kadar geçmişini izah etme sakın. Şeytana kulak asma. Tevbeli yoluna devam et. Allah seni korusun, kalbine huzur indirsin.
Bir uzmanla görüşüp evlenme planını değerlendirmeni tavsiye ederiz sana.
Siz problemin aslını bilmişsiniz. Çarenin ne olduğunu da biliyorsunuz aslında ama ona hiç temas etmiyorsunuz. Size tavsiyemiz şu olur: İdeal evlilik değil, yaşadığın evlilik peşinde olacaksın. Kimse bu dünyada aradığını bulamamıştır. Bulduğunu değerlendirebilenler ise mutlu olmuşlardır. Olgunlaşmayı kesinlikle zamana yayın. İki yıl bile belki sizin için az olabilir. Madem mü'min bir insansınız neden Kur'an okuyarak, zikir yaparak yalnızlığınızı gidermiyorsunuz? Verin kendinizi kitap okumaya, zikre ve Kur'an’a rahatlayın! Değilse nasıl bir hicrettir bu hicret sorusu sizi çelişkide gösterir.
Rabbim evliliğinizi yeni bir hayatın başlangıcı olarak size yaşatsın ve tevbe etmiş olduğunuz günahlardan sizi arınmış kılsın. Tebrik ederim sizi. Güzel bir anne, örnek bir eş olasınız. Geçmişte yapmış olduğunuz günahınızın farkındasınız, bu farkındalığı asla kaybetmeyin. Ama tevbe etti iseniz bir daha dönüp o günahın size etki etmesine izin vermeyin. Günahın büyüklüğünü bilin ömür boyu pişmanlığını çekin ama kimseye anlatmayın. Rabbimizin en büyük rahmeti, tevbe ile bizi temizliyor olmasıdır. Ne büyük kapı ne büyük bir temizlik sürecidir, elhamdülillah! Nişanlınız size önceki hayatınızı, kendisinden öncesini sorsa bile yalan söylemeyin ama sakın anlatmayın da. Allah'ın kapamış olduğu konuları kimseye açmayın. Fıkhen de anlatmak zorunda değilsiniz. Sorduğunda cevap vermek zorunda değilsiniz. Tekrar tevbenizi hatırlayın, Allah'ın affına sığının ve düğününüze hazırlanın. Şeytanın en mutlu anınızda sizi kandırmasına izin vermeyin. Allah'a emanet olun.
bekaret konusundaki diğer fetvalar
Evet, eski zamanlardan bugüne kadar kızlık zarı bekâretin ölçüsü olarak kabul edilmiştir. Şu anda da böyle kabul edilmesinde sakınca yoktur. Şu da unutulmamalıdır: Kızlık zarı nadiren de olsa bir yerden atlama, spor yapma gibi nedenlerle de kaybedilmiş olabilir. Çok nadiren de olsa zarı olmadan yaratılmış da olabilir. Bu da bizi sadece kızlık zarının olmaması nedeniyle bir kadını iffetsizlikle itham etmekten men etmektedir. Helal bir ilişki ile zarı yok olan, bir kaza veya benzeri nedenle kızlık zarı zarar gören kadın da iffetlidir, onu iffeti üzerinden tenkit etmemiz caiz değildir.
Kültürümüzde kızlık zarının zarar görmesi aldatılma riskini akla getirdiğinden yanlış anlaşılmalara imkân vermektedir. Evlendikten sonra bu durumu öğrenen kocanın zihninde hanımına karşı kuşkular meydana getirir. Öyle ki yuvanın sürecini boşanmaya kadar götürür. Yani bize ait bir kültür olmak üzere evlenmemiş bir kız için kızlık zarının zarar görmemiş olması iffetiyle eş değer görüldüğünden önemli sayılmaktadır. Ayrıca bahsettiğiniz gibi bir sebeple bile olsa genelde kızlık zarını diktirmek iki sorunu beraberinde getirir; mahrem yerini başkasına gösterme ve karşı tarafı aldatma. Dolayısıyla sizin bu halde özel durumunuzu anlatarak fetva almanız gerekmektedir. Bunun için Din İşleri Yüksek Kurulu'na yazılı bir fetva yahut müftülüklerdeki fetva bürosuna başvurabilirsiniz. Allah yardımcınız olsun.
Yanlış yerden düşünmeye çalışıyorsun. Sen önce o hatanın tevbesinde ciddi olmayı, hatanın ağırlığı kadar ağır bir tevbe yapmayı, istiğfarla o tevbeyi takviye etmeyi düşünsene! Sen tevbende ve istiğfarında ciddi ol, göreceksin Allah Teâlâ sana, öyle bir geçmişle ilgilenmeyen bir eş adayı nasip edecektir. Belki de o geçmişinden ötürü sana acıyıp daha fazla ilgi gösterecek birini gönderecektir. Geçmişini tevbe ve istiğfarla temizlemek senin elindedir, nasıl bir evlilik yapacağın ise senin elinde değildir. Sen elindekini koru!
Bu delilik için gerçek bir tevbe et. Ebediyen bozulmaz bir tevbe olsun bu. Ağrı dağı yerinden oynasın ama senin bu tevben bozulmasın. Şeytan seni bir zaman sonra normal bir işti mantığına getirebilir, çok dikkat et. Sonra da sana bunu yapan kişiyi “arkadaş” olmaktan çıkar. Sen başka bir dünyada o başka bir dünyada olsun artık. Görme görünme artık. İbadetlerini ihmal etme. Çok Kur'an oku. Zikir yap. Ve Allah’ın tevbeni kabul etmesine güven. İki şeye dikkat et: Şeytanın o normaldi tuzağına ve o kişinin seni yeni bir oyunla tuzağına çekmesine.
Bekâret gibi eşi özellikle ilgilendiren bir hususu, sorduğunda gizlemek doğru olmaz. Bunun haricindeki işlenen günahları ise zikretmemeyi aksine genel bir ifade ile “hatalı bir hayat yaşadım ama bekâretimde sıkıntı yok” türünden bir cevap vermeyi tavsiye ederiz. Özellikle de işlenen günahların tevbesini unutmayınız. Asıl olan Allah Teâlâ’ya ne deneceğidir. Tevbe ile ibadet ile biiznillah geçmiş kapanır.
Cinsel ilişkiye, hamile kalmaya ve eskiye ait olarak bekârete bir zararı olmayan şeyin söylenmesi gerekmez. Söylense ayıp bile olur. O tür bir arıza her insanda olabilir. Kanaatimiz böyledir.