Fetva Meclisi
Soru
Hocam bundan üç sene önce ben yirmi yaşındayken yapabileceğim en büyük hatayı yaptım. Bu ise devamlı gelecekten korkmaya yol açtı. Bazı hocalar evleneceğin kişiye sakın bahsetme derken, diğerleri, çok değer verdiğim Ihsan Şenocak dahi o kişi bunu bilmeli bu haktır diyor. Daha önceden başkasıyla birlikte olduğumu söylemezsem zifaf gecesinde belli olmaz mı? Kan görülmesi gerekmez belki ama ya neden kanamadı yoksa sen kız değil misin derse günahımı nasıl saklarım? Kanama olacak diye bir kaide yok desem bir nevi yine yalan söylemiş olmaz mıyım? Söylediğim takdirde ise beni kabul etse de bir gün eşim benden soğur kaygısıyla mı yaşarım? Bu korku, evlenmek istesem de beni evlilik düşüncesinden uzaklaştırıyor. Ne yapmalıyım hocam? İleride nasıl davranmam gerekir?
Cevap
Benzer fetvalar
Kocanıza karşı ne hata yaptığınızı bilmediğimden en ağırı "iffetinizi korumama" senaryosu üzerinden konuyu ele alıyorum. Eşinizin ısrarla geçmişi karıştırması ve sizin de tevbe etmiş olduğunuz konuları açıklamanız yanlış olmuş. Bu süreçte iletişim çok önemlidir. İlişkinizi düzeltmek için elinizden geleni yapın ama kendi manevi huzurunuzu da koruyarak hareket edin. Eşiniz de bu durumdan rahatsızsa birlikte sabır, sevgi ve anlayış temelinde yeni bir başlangıç yapmaya çalışın. Ama kocanız bir kafa karışıklığı içerisindeyse yazacaklarımı gözden geçirin. Kocanıza, yaptığınız hatalardan dolayı pişman olduğunuzu ve samimi bir şekilde tövbe ettiğinizi hatırlatın. Artık geçmişte yapılan hataların bir daha tekrarlanmayacağına dair onu ikna edin ve bunu davranışlarınızla gösterin. Sürekli yüzünüze vurulan hataların ilişkiyi zedelediğini açık bir şekilde ifade edin. Bu konuşmayı sakin bir dille ve suçlamadan yapmanız önemlidir. Bir sınır çizerek artık geçmişi konuşmamak konusunda anlaşmaya çalışın. Boşanmayı bir çözüm değil, en son çare olarak düşünmelisiniz. Evliliğinizi kurtarmak için tüm yolları denediğinizden emin olun. Ancak kocanız affetmekte ve ileriye dönük bir hayat kurmakta zorluk yaşıyorsa, aile içi danışmanlıkla bu konuyu çözmeye çalışabilirsiniz. Allah size kolaylıklar versin ve aranızdaki sevgiyi, güveni yeniden inşa etmenize yardım etsin.
Kızım; • Bu geçmişin için ciddi bir tevbe sahibi ol ve tevbeni hayatın kadar değerli bil. Şeytan seni bir daha asla kandıramamalıdır. • Bu geçmiş sıkıntıları kendin için iyi bir ders yapmalısın; bak şeytan böyledir işte. Yuvarlar yuvarlar da seni sen uçurumdan düşerken kıs kıs güler. Bunu kendine ölümsüz bir ders yap. • O kişi ile bir daha mutlu olamazsınız büyük ihtimalle. O, seni her zaman çürütebileceği, ezeceği bir geçmiş serüveninle tanıdı. Onu aklından sil. • Hiçbir insana, annene, eş adayına hatta KENDİNE BİLE bu rezaletleri anlatma. Anlatma. Anlatma! Allah’ın gömdüklerini açma. • İbadetlerine sarıl. Zikirler yap. Ve ruhunu bu düzeyden daha yükseklere kaldır. Allah’a emanet olasın kızım.
Evlilik kararı verirken basiretli davranamamışsın, bunun bir yorumu olabilir ama anne olduktan sonra vereceğin kararlarında yine basiretsiz davranırsan bunun anlamlı bir yorumu olamaz. Zannederim, kendini bile bile yıpratacak bir takıntı içindesin. Şunları tavsiye edebilirim sana: Dini hayatını Allah’ın emir ve yasakları, Allah’ın rızası için yapılacak nafileler olmak üzere iki görev üzerinde yürütmeye çalış. Farzlar ve haramlar konusunda kimseye taviz verme. Hayatın gibi gör farzları ve haramları. Nafileler de ise tercih yapmayı becer. Sen bunu beceremezsen şeytan seni ailen üzerinden sömürmeyi becerir. Bu kurala ilmihal öğrenmen de dâhildir. Ne kadar eşinin hataları ve ne kadar senin özel beklentin üzerinden değerlendirme yaptığına dikkat et yani kendine karşı da adil ol, dengeli ol. Aile huzurun, eşinle saadetin nafile ibadetlerin önüne geçebilir. Bu gerçeği benimsemeye çalış. Huzurun olmadan nafile ibadet bile yapamazsın. Basiretli ve anlamlı işler yapman durumunda eşinin iyi bir öğretmeni olabilirsin ve bunun yararı onun kadar sana da döner. Erkeklere eşlerinden nasihat dinlemenin ağır gelebileceğini unutma. En anlamlı ve gerekli nasihati bile yapsan, sana inat o yanlışında direnebilir. Sen doğru diye anlatmaya ısrar ettikçe yokuşta daha fazla hızlı koşmaya çalışan birine benzersin. Boşuna yorulursun ve boşuna nabzını artırırsın. Sonuca da ulaşamazsın. Bütün bunları uzun bir zamana mesela bir beş yıla yaymaya çalış. Kimsenin huyu suyu iki haftada değişmez. Sabret ve kazan. Allah yardımcın olsun. Âmîn.
Önce tevbe gerçekleşmeli, tevbe! Ebediyen tekrar etmemek üzere tevbe ile temizlenilmelidir. Şu da anlaşılmalı ki, şeytanın şakası yoktur. Bir okyanus suyu bir iğne deliğinden geçirebilir o. Bunu unutmak yok! Sırf bu nedenle o hanımla evlenmeniz gerekmez. Sen ve o tevbenizi edin, bu olayı ebediyen gizleyin. Değil başkalarından kendinizden bile gizleyin. İbadetlerle ve iyi bir mü'min hayatla bunu silmiş olun. Tekrar buluşabileceğiniz ortamlardan uzak kalın. Allah yardımcınız olsun.
Evlilik hayatınızı etkileyecek düşünce ve açılımlara dikkat etmelisiniz. Evinde oturan bir hanım teyze rolünde kalmamalısınız, şeytan sizi rahat bırakmaz. Kendinizi diploması olmayan ama gayesi olan bir mü'min mücahide hanımefendi yapmalısınız. Okumaya verin kendinizi. Tefekkür edin. Bayanlar arası faaliyetler oluşturun. Kendinizi mesela 'sahabe kadınları gibi tek başına kalmaya hazır mü'min kadınlar' diye adlandırdığınız bir projeye verin. Böylesi evliliğinizi ve kimliğinizi için çok daha yararlı olur. Boş vakit, projesizlik, diplomanız olsa da sizi kemirir. Bebeğiniz olunca da daha huzurlu olacaksınız. Biiznillah anneliğin verdiğini size hiçbir şey veremeyecek, bunu göreceksiniz. Allah yardımcınız olsun.
Öncelikli olarak düşünmeniz gereken şey, harama tevbe etmeniz ve bir daha onu yapmamaya ahdetmeniz olmalıdır. Haramdan kurtulmadıkça huzurunuzun olması mümkün değildir. Sebep ne olursa olsun harama karşı kendinizi koruyun. İkinci olarak da şöyle yapın: Sizin aileniz ve eşinizin ailesinden büyüklerin oluşturduğu bir hakem heyeti kurun. Geçmiş yılları onlara anlatın. Gerekiyorsa eşinizi tedavi ettirin. Neticede size 'cinsel ilişkisi olmayan bir eş' kabul etmeye karar verirlerse öyle bir karar tabii de değildir, dinen de tutarlılığı yoktur. Böyle bir kararı kabul etmeniz gerekmez. Bunun dışındaki kararlarını kabul edin. Gerekiyorsa da o heyetin tasvibi ile boşanmanızda bir sakınca yoktur. Sizin anlattığınız gibi ise evli olmanın da bir anlamı yoktur. Büyüklerinizi devreye koymadan karar vermeyin.
bekaret konusundaki diğer fetvalar
Bu delilik için gerçek bir tevbe et. Ebediyen bozulmaz bir tevbe olsun bu. Ağrı dağı yerinden oynasın ama senin bu tevben bozulmasın. Şeytan seni bir zaman sonra normal bir işti mantığına getirebilir, çok dikkat et. Sonra da sana bunu yapan kişiyi “arkadaş” olmaktan çıkar. Sen başka bir dünyada o başka bir dünyada olsun artık. Görme görünme artık. İbadetlerini ihmal etme. Çok Kur'an oku. Zikir yap. Ve Allah’ın tevbeni kabul etmesine güven. İki şeye dikkat et: Şeytanın o normaldi tuzağına ve o kişinin seni yeni bir oyunla tuzağına çekmesine.
Bekâret gibi eşi özellikle ilgilendiren bir hususu, sorduğunda gizlemek doğru olmaz. Bunun haricindeki işlenen günahları ise zikretmemeyi aksine genel bir ifade ile “hatalı bir hayat yaşadım ama bekâretimde sıkıntı yok” türünden bir cevap vermeyi tavsiye ederiz. Özellikle de işlenen günahların tevbesini unutmayınız. Asıl olan Allah Teâlâ’ya ne deneceğidir. Tevbe ile ibadet ile biiznillah geçmiş kapanır.
Cinsel ilişkiye, hamile kalmaya ve eskiye ait olarak bekârete bir zararı olmayan şeyin söylenmesi gerekmez. Söylense ayıp bile olur. O tür bir arıza her insanda olabilir. Kanaatimiz böyledir.
Kültürümüzde kızlık zarının zarar görmesi aldatılma riskini akla getirdiğinden yanlış anlaşılmalara imkân vermektedir. Evlendikten sonra bu durumu öğrenen kocanın zihninde hanımına karşı kuşkular meydana getirir. Öyle ki yuvanın sürecini boşanmaya kadar götürür. Yani bize ait bir kültür olmak üzere evlenmemiş bir kız için kızlık zarının zarar görmemiş olması iffetiyle eş değer görüldüğünden önemli sayılmaktadır. Ayrıca bahsettiğiniz gibi bir sebeple bile olsa genelde kızlık zarını diktirmek iki sorunu beraberinde getirir; mahrem yerini başkasına gösterme ve karşı tarafı aldatma. Dolayısıyla sizin bu halde özel durumunuzu anlatarak fetva almanız gerekmektedir. Bunun için Din İşleri Yüksek Kurulu'na yazılı bir fetva yahut müftülüklerdeki fetva bürosuna başvurabilirsiniz. Allah yardımcınız olsun.
Evet, eski zamanlardan bugüne kadar kızlık zarı bekâretin ölçüsü olarak kabul edilmiştir. Şu anda da böyle kabul edilmesinde sakınca yoktur. Şu da unutulmamalıdır: Kızlık zarı nadiren de olsa bir yerden atlama, spor yapma gibi nedenlerle de kaybedilmiş olabilir. Çok nadiren de olsa zarı olmadan yaratılmış da olabilir. Bu da bizi sadece kızlık zarının olmaması nedeniyle bir kadını iffetsizlikle itham etmekten men etmektedir. Helal bir ilişki ile zarı yok olan, bir kaza veya benzeri nedenle kızlık zarı zarar gören kadın da iffetlidir, onu iffeti üzerinden tenkit etmemiz caiz değildir.
Zina etmedi isen ve yaptığın hatadan tevbe etti isen yanlış düşünüyorsun. Sen dik dur, ibadetinle ve ahlakınla kendini güçlendir. Yapman gereken budur. Yarınki ihtimaller üzerinden gereksiz takıntılar üretme. İbadetlerine ve ahlakına sarıl. Kimseye de bir şey söylemeye mecbur hissetme kendini.