Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben yirmi beş yaşında üç yıllık evli ve bir evlat sahibi anneyim. Düzenli Kur’an okumam, zikirlerim ve azıcık da okuduğum kitaplarım dışında yapabildiğim hiçbir şey yok. Eşimle evlilik aşamamda gözüm o kadar kapalıydı ki evlendikten sonra başıma taş düştü sandım. Görünüşte eşim namaz kılan, zekât veren, sakal bırakan ve harama helale dikkat eden bir insan ama ilim yönünde çaba yok. Olsa bile sürekli rahatlığı çok sevdiğini söyleyip beni bunaltıyor. Benim ise bir kitap okumak için tek vaktim çocuğum uyuduktan sonra oluyor onda da eşim beni yanında istiyor. Her şeyde çok üşengeç davranıyor ve çocuk bakımında yardımcı olmamak için destanlar yazıyor. Herkes görevini yapacak, ben çabuk yorulan bir adamım, güçlü değilim dinlenmem lazım diyor. Eşimden soğumamak için çok çabalıyorum ama çok bunalıyorum ve kendimi yiyip bitiriyorum. Biz bu kadar tembelken cenneti nasıl kazanacağız? Zaten ilim öğrenme isteğim ve maneviyatım yeni yeni olmuşken eşimle olan imtihanım beni çok yıpratıyor. Evlilik ve dünya çok zormuş. Ne olur sizden nasihat ve dualar istiyorum bana yol gösterin hocam.
Cevap
Benzer fetvalar
Evlilik kararı verirken basiretli davranamamışsın, bunun bir yorumu olabilir ama anne olduktan sonra vereceğin kararlarında yine basiretsiz davranırsan bunun anlamlı bir yorumu olamaz. Zannederim, kendini bile bile yıpratacak bir takıntı içindesin. Şu tavsiye edebilirim sana: Dini hayatını Allah’ın emir ve yasakları, Allah’ın rızası için yapılacak nafileler olmak üzere iki görev üzerinde yürütmeye çalış. Farzlar ve haramlar konusunda kimseye taviz verme. Hayatın gibi gör farzları ve haramları. Nafileler de ise tercih yapmayı becer. Sen bunu beceremezsen şeytan seni ailen üzerinden sömürmeyi becerir. Bu kurala ilmihal öğrenmen de dâhildir. Ne kadar eşinin hataları ve ne kadar senin özel beklentin üzerinden değerlendirme yaptığına dikkat et yani kendine karşı da adil ol, dengeli ol. Aile huzurun, eşinle saadetin nafile ibadetlerin önüne geçebilir. Bu gerçeği benimsemeye çalış. Huzurun olmadan nafile ibadet bile yapamazsın. Basiretli ve anlamlı işler yapman durumunda eşinin iyi bir öğretmeni olabilirsin ve bunun yararı onun kadar sana da döner. Erkeklere eşlerinden nasihat dinlemenin ağır gelebileceğini unutma. En anlamlı ve gerekli nasihati bile yapsan, sana inat o yanlışında direnebilir. Sen doğru diye anlatmaya ısrar ettikçe yokuşta daha fazla hızlı koşmaya çalışan birine benzersin. Boşuna yorulursun ve boşuna nabzını artırırsın. Sonuca da ulaşamazsın. Bütün bunları uzun bir zamana mesela bir beş yıla yaymaya çalış. Kimsenin huyu suyu iki haftada değişmez. Sabret ve kazan. Allah yardımcın olsun. Âmîn.
Siz onunla ilgilendikçe o kendini naza aldığına göre siz şimdilik kendinizi geliştirmeye bakın. Onunla özellikle bu konularda ilgilenmeyin. Aranızdaki muhabbet arttıkça sizin etkiniz de artabilir ama bu mantıkla onu kendinizden itmiş oluyorsunuz. Bir de böylesini deneyin.
İstiharenizi ve rüyanızı bilemem ama siz eş seçiminde acele etmişsiniz, onun karakteri bu imiş zaten, siz geç öğrendiniz. Size tavsiyem şudur: Eşinizin bu yapısını maddeler halinde bir psikologla istişare edin. Psikolog sizi nasıl yönlendirirse onu yapın, ayrılmak veya devam etmek konusunda bilimsel destek almış olun. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Bu soruyu okuyunca çok üzüldüm. Genelde erkekler, eşlerinin çocuk istememesini şikâyet olarak yazıyorlar. Sizde ise tersi olmuş. Çok üzüldüm. Üzüntüm de, ümmetim adına bir kişinin daha çoğalmasına bir mü'minin engel olması ve Allah'ın kaderine teslimiyette sıkıntı varlığı. Bir kere bu düşünce, tevbeyi gerektiren bir durumdur. Mü'min, Rabbine teslim olmuş insandır. Siz hayatta olsanız ne olacak, olmasanız ne olacak; kim yarattı ise ona bırakın çocuğu. Birinci yavrunuzun da sadakası olur o. İlk fırsatta teslim olun Rabbinizin kaderine. Hem nereden biliyorsunuz size çocuk verileceğini; kim bilir çocuğunuz da olmayacak da siz, boşuna korkuyorsunuz. Lütfen kendinize gelin ve ilk fırsatta Allah'ın kaderine teslim olduğunuzu ispat edin. Sizden iyi haber bekliyorum. Sizin için dua ederiz. Allah yardımcınız olsun.
Allah Teâlâ size sabır versin. Ne edip edin eşinizi bir psikoloğa gitmeye ikna edin. Anlattıklarınızdan eşinizin rahatsızlık geçirdiği anlaşılmaktadır. Siz bu durumu mesela filan hastalığa yakalanması veya bir trafik kazası geçirmesi gibi görmeniz gerekiyor. Aksi takdirde kendinizi yıpratırsınız. Bu da sorunun bir iken iki olmasını sağlar. Onunla tartışmayın. Dolaylı yollardan konulara girin. Bir süre bu hastalığı devam edecektir. Tartışırsanız derinleşecek ve iyileşmesi daha uzun yıllar alacaktır. O diretmedikçe çocuk konusunda ertelemeden yana olmanızı size tavsiye ederiz. Üzerinize düşeni yapın gerisini Allah’a havale edin. Tam anlamı ile bir hastalık veya kaza geçirmektesiniz. Size dua ederiz.
Selamünaleyküm. Eşinizin ailesi ile ilişkilerinizin ilerlemesi mecbur olduğunuz bir görev değildir. Mesafeli durabilirsiniz, vebale girmezsiniz. Sizi çalışmaya sevk eden bir eşin sizin üzerinizdeki hakları da tartışma konusu yapılabilir. Boşanmayı rahat kullanmayın, sabırlı olun. Aile büyüklerinizden bir iki kişi ile istişare ile yol almaya çalışın. Eşinizin de bulunacağı oturumlarda durumu değerlendirin. Boşanmak ise sonuç razı olun. Evet, bu durumda çocuk olmamasını düşünmekte -anlattıklarınıza bakıldığında- haklısınız.
anne konusundaki diğer fetvalar
Hayır böyle bir gereklilik yoktur. Sütten kesme zamanı dini bir kurala göre değil doktorun belirlemesine göre veya annenin/çocuğun şartlarına göre ayarlanır. Allah yardımcınız olsun.
Eşler boşandıktan sonra çocukları almak annenin hakkıdır. Anne yeni bir evlilik yaparsa bu hakkı kaybolur, evlenmedikçe hak onundur. Annenin çocuğunu alması hakkı olduğu için istediği zaman hakkından vazgeçebilir, bunda bir sakınca olmaz.
Anne ve çocuk üçüncü kişilerin sözü edilmemesi gereken iki yakın sözcüktür. Anne çocuğunu emzirmemeyi normal durumlarda talep etmez. İnsan olmanın zorlandığı bir ortam oluşmuştur muhakkak. Ancak şunu söyleyebiliriz: Doğan çocuğun gıdasını temin etmek babanın görevidir. Çocuğu emzirecek bir anne bulunmadığı durumlar hariç anne emzirmeye zorlanamaz. Anne sütünün bilimsel değeri dikkate alındığında baba ve annenin çocuğun emzirilmesi meselesini tartışmamaya özen göstermeleri gerekir.
Anneniz ve babanız arasında ne olup bittiğini bilmediğinize göre siz kendinizi hakem yerine koymayın. Anneniz arkasına devleti aldı ama vicdanını ve imanını ne yapacak düşünmemiş olmalı. Kocanın evden uzaklaştırılması din olarak da mümkündür ama sebeplerin oluşmasına karar verilmesi çok zordur. Siz bu olaydan uzakta durun. Anneniz dedi diye asla babanızla küsmeyin ve mesafe koymayın. Sadece bu nedene dayalı olarak size beddua etmeye de hakkı olmaz. Her ikisinin de üzülmeyeceği bir yöntem oluşturmaya çalışın.
Bu konudaki cevaplarımızı aşağıdaki adreslerden inceleyebilirsiniz: https://fetvameclisi.com/fetva/anne-baba-yasli-bakimevine-gonderilebilir-mi https://fetvameclisi.com/fetva/anne-baba-yaslilar-evine-birakilabilir-mi https://fetvameclisi.com/fetva/anne-baba-huzurevine-birakilabilir-mi https://fetvameclisi.com/fetva/annenin-huzur-evine-gonderilmesi
Ben de günlük, yüzlerce ölümcül kazalar olduğunu görüyor duyuyorum ama kimse trafiğe çıkmama diye bir iddiada bulunmuyor. Herkes işine ve zevkine hizmet için trafiğe çıkıyor. Buna ne dersiniz? Çocuk, anne baba ve toplum için bir imtihan mı? Elbette imtihan. İmtihandan kaçmak gibi bir lüksümüz olabilir mi? Ve çocuk az olunca onları iyi mi yetiştirdi aileleri? Yıllardır iki çocuk rakamına takılıp kaldı toplum; çocuklar evliya mı oldu? Kapitalizmin tuzağı idi bu, o tuzağı başımıza geçirdiler ne yazık ki. Elimizden geleni yapabildiğimiz bir ortamda çocuk yetiştirmeyi cihadımız olarak görüp yolumuza devam etmemiz gerekiyor. İki çocuk veya bir çocuk bile olsa başaramayanın elinde patlamaya hazır bombadır zaten. Bunca teknik ve ekonomik imkân bolluğunda çocuk yetiştiremeyeceğiz de ne zaman yetiştireceğiz? Asıl sorunun çocukların yetiştirilmesi değil keyfimizden feragat edip edememe olduğunu zannediyorum. Hadi çocuklar yetiştirilemiyor diye uzak durduk, ibadetlerimizi neden savsaklıyoruz? Keyif toplumu olmanın sonuçları bunlar. Sağlığı yerinde olan, özel bir sorunu olmayan herkes ekonomisi daha iyi olsun diye çok çalışacak ve Allah’ın lütfettiği kadar da çocuk doğurup büyütmeye gayret edecek. Bunun için uykusuz gecelere, susuz günlere de hazır olacak. Allah yardımcımız olsun.