Fetva Meclisi
Soru
Hocam annem babamı evden kovdurttu. Yalvardık yakardık ama faydası olmadı. Devlet benden yana dedi, elli sekiz yaşında babam eve yaklaşamaz oldu. Bize de benden yana olmayana hakkımı haram ederim dedi. Biz annemizden yana olmak zorunda mıyız? Ne derseniz onu yapacağız.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Siz, annenizi anne, babanızı da baba olarak bilin. İkisine de hürmette kusur etmeyin. Size daha çok muhtaç olana daha yakın durun. Açık görevlerinizi yapın, mesafeli durmanızda sakınca yoktur. Açık hakaret asla yapmayın. Aralarında söz getirip götürmeyin. Haklı haksızı Allah'a havale edin. Dünya ve ahiretiniz için böylesi daha uygundur.
Yanlış yapıyorsunuz. Annenizin hastalığına karşı ne yapacaksanız öyle yapın. Yani annenizle ilgilenin, onu önemsediğinizi hissettirin ama babanızla onun adına kavga etmeyin. Onların arasına girmekle siz sadece aradaki kavgayı büyütmüş olursunuz. Kendiniz de günaha girersiniz. Nasıl anneniz hasta olunca onunla ilgileniyor ama hastalığa sövmeye yanaşmıyorsunuz çünkü bunun size bir faydası olmayacaktır; bu durumda da aynısını yapın.
Kızım, Senin bu sorunun bizim yardım edebileceğimiz bir sorun değildir. Babanız sizi tehdit ederken veya anneniz baskı yaparken ne akla ne de örfe uygun olanı yapıyor. Dine göre ise zaten asla caiz olmayacak bir tutum içindedirler. Bu nedenle bizim size dinen bağlayıcı bir cevap vermemizin anlamı olmaz. Evet, dinimize göre siz haklısınız. Baba ve annenizin yaptığı zulümdür. Onların zulmüne itaat etmeniz de gerekmez. Tavsiyemiz ise şudur: Önce halanıza yaptığının zulüm olduğunu, evlenmenin ötesinde bir kasıtları olup olmadığını sorun veya bir akrabanız aracılığı ile sordurun. Babanıza tavrınızı açıkça ama nezaketle söyleyin. Gerekirse devlete müracaat ederek kendinizi koruma altına alın. Bir de özellikle şeytanın sizi bir tuzağa düşürmemesi için aman çok dikkat edin. Allah yardımcınız olsun kızım. Biz sana dua ederiz.
Annen dininden yana olsun. Babanın ne dinen ne de örfen eşinin miras hakkına karışması doğru değildir. Sen evlat olarak hiç karışmamalısın bu tartışmaya. Annen ise kırıcı olmadan dinin emrini yerine getirmelidir.
Babanın haram işlerine ortak olmak zorunda değilsin. Evi terk etmeniz sizi de berbat bir duruma düşürecekse bunu yapmayın. Kendinizi ekonomik ve ahlâkî olarak güvende hissedeceğiniz bir yeriniz varsa gidebilirsiniz. Babanızın makul ihtiyaçları için yine ona evlatlık yapacaksınız, bunu unutmayın.
Size kim dedi kardeşlerinize anneliğe soyunun diye. Anne babanız hayatta değildi de siz mi mecbur kaldınız? Sınırlarınızı aşmışsınız. Aile içerisinde rolünüzü değiştirmeyin. Ablalık annelik değildir. Bahsettiğiniz çabayı kendi yuvanıza göstereceksiniz. Biraz geri çekilin. Enerjinizi toparlayın. Hayatın daha başındasınız. Müstakbel kocanıza ve yavrularınıza sarf edeceğiniz enerjiyi şimdiden tüketmeyin. Endişelenmenize gerek yok. Abla gibi davranmaya başlarsanız evlenme konusunda özgüveniniz tekrar gelir. Kimse yıpranmış, içi çökmüş bir kadınla evlenmek istemez. Dolayısıyla kendinizi yenileyin. Başaracağınıza inanıyorum.
anne konusundaki diğer fetvalar
Bu konudaki cevaplarımızı aşağıdaki adreslerden inceleyebilirsiniz: https://fetvameclisi.com/fetva/anne-baba-yasli-bakimevine-gonderilebilir-mi https://fetvameclisi.com/fetva/anne-baba-yaslilar-evine-birakilabilir-mi https://fetvameclisi.com/fetva/anne-baba-huzurevine-birakilabilir-mi https://fetvameclisi.com/fetva/annenin-huzur-evine-gonderilmesi
Melek gibi babaya her çocuk gerekli saygıyı zaten gösterir. Allah her şeye rağmen anne babaya saygı göstermemizi emrediyor. O hak etmese bile senin sevaba ihtiyacın var. Ve o baba senin imtihanındır. Sana yaptıklarının cezasını Allah ondan soracaktır. Sen onun cezalı olacağı bir durumda kaybeden durumunda olmamalısın. Evet, canına zarar vermesine, ibadetlerini engellemesine, günaha girmeni istemesine izin vermeyeceksin ama bunu da nezaketle yapacaksın. Bırak o kazanmasa da sen kazan.
Bazı fakihler, erkek/kız ayırmadan her çocuğun anne babaya bakmakla yükümlü olduğunu söylemişlerdir. Diğer bazı fakihler de mirastaki pay sıralamasına bakılır demişlerdir. Buna göre de erkek mirastaki payı yüksek olduğu için önce o sorumludur. Üçüncü bir görüşe göre ise ekonomik durumları ve imkânlarına göre sorumlu olurlar denmiştir. Dördüncü bir görüş ise sadece erkek çocukların sorumlu olacağını söylemiştir. Bu görüşlerden çıkan sonuç şudur: Anne ve babaya bakmak, özellikle de onların muhtaç olduğu zamanlarda keyfi bir durum değildir. Dinimizin çok açık emirlerinden biridir. Meşru bir mazeret olmadıkça her çocuğun bunu üstlenmesi gerekir. Zira bu onların ahireti ile alakalı bir görevdir. Olağanüstü sıkıntılar, zorluklar olması durumunda makul bir görevlendirme yapılabilir. Biri masrafları karşılamak diğeri fiili hizmeti görmek gibi bir planlama yapılabilir. Yakın yerde yaşamak mesela bir tercih nedeni olabilir.
Evlilik kararı verirken basiretli davranamamışsın, bunun bir yorumu olabilir ama anne olduktan sonra vereceğin kararlarında yine basiretsiz davranırsan bunun anlamlı bir yorumu olamaz. Zannederim, kendini bile bile yıpratacak bir takıntı içindesin. Şunları tavsiye edebilirim sana: Dini hayatını Allah’ın emir ve yasakları, Allah’ın rızası için yapılacak nafileler olmak üzere iki görev üzerinde yürütmeye çalış. Farzlar ve haramlar konusunda kimseye taviz verme. Hayatın gibi gör farzları ve haramları. Nafileler de ise tercih yapmayı becer. Sen bunu beceremezsen şeytan seni ailen üzerinden sömürmeyi becerir. Bu kurala ilmihal öğrenmen de dâhildir. Ne kadar eşinin hataları ve ne kadar senin özel beklentin üzerinden değerlendirme yaptığına dikkat et yani kendine karşı da adil ol, dengeli ol. Aile huzurun, eşinle saadetin nafile ibadetlerin önüne geçebilir. Bu gerçeği benimsemeye çalış. Huzurun olmadan nafile ibadet bile yapamazsın. Basiretli ve anlamlı işler yapman durumunda eşinin iyi bir öğretmeni olabilirsin ve bunun yararı onun kadar sana da döner. Erkeklere eşlerinden nasihat dinlemenin ağır gelebileceğini unutma. En anlamlı ve gerekli nasihati bile yapsan, sana inat o yanlışında direnebilir. Sen doğru diye anlatmaya ısrar ettikçe yokuşta daha fazla hızlı koşmaya çalışan birine benzersin. Boşuna yorulursun ve boşuna nabzını artırırsın. Sonuca da ulaşamazsın. Bütün bunları uzun bir zamana mesela bir beş yıla yaymaya çalış. Kimsenin huyu suyu iki haftada değişmez. Sabret ve kazan. Allah yardımcın olsun. Âmîn.
Hayır böyle bir gereklilik yoktur. Sütten kesme zamanı dini bir kurala göre değil doktorun belirlemesine göre veya annenin/çocuğun şartlarına göre ayarlanır. Allah yardımcınız olsun.
Eşler boşandıktan sonra çocukları almak annenin hakkıdır. Anne yeni bir evlilik yaparsa bu hakkı kaybolur, evlenmedikçe hak onundur. Annenin çocuğunu alması hakkı olduğu için istediği zaman hakkından vazgeçebilir, bunda bir sakınca olmaz.