İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam ben yirmi sekiz yaşında bir hanımım ve evli değilim. Allah'a şükür annem babam hayattalar ve dört kardeşiz. Ben senenin çoğunluğunda ailem ile bazen de bekâr abim ile kalıyorum. Çocukluğumdan beri kardeşlerime ablalık değil neredeyse annelik yaptım. Onların psikolojik durumlarıyla ve gündelik işleriyle genellikle ben ilgilendim. Ailemdeki herkesi ben toplamaya çalışıyorum. Onlara dini eğitimi bile ben vermeye çalışıyorum. Benden başka hiç kimse hiçbir şey için çabalamıyor. Kendime ait bir hayatım yok. Bundan çok yorulmuş ve bunalmış durumdayım. Bu kadar şeyin içinde birde kendimi hem dini hem de diğer konularda yetiştirmek için çabalıyorum. Ama son zamanlarda bu yük bana ağır gelmeye başladı. Ne evliliğe ne de çocuklara karşı kendimi sıcak hissetmiyorum. Sorum şu hocam ben ailemi kurtarmak zorunda mıyım? Yoksa sadece kendi hayatımdan mı sorumluyum?

Cevap

Size kim dedi kardeşlerinize anneliğe soyunun diye. Anne babanız hayatta değildi de siz mi mecbur kaldınız? Sınırlarınızı aşmışsınız. Aile içerisinde rolünüzü değiştirmeyin. Ablalık annelik değildir. Bahsettiğiniz çabayı kendi yuvanıza göstereceksiniz. Biraz geri çekilin. Enerjinizi toparlayın. Hayatın daha başındasınız. Müstakbel kocanıza ve yavrularınıza sarf edeceğiniz enerjiyi şimdiden tüketmeyin. Endişelenmenize gerek yok. Abla gibi davranmaya başlarsanız evlenme konusunda özgüveniniz tekrar gelir. Kimse yıpranmış, içi çökmüş bir kadınla evlenmek istemez. Dolayısıyla kendinizi yenileyin. Başaracağınıza inanıyorum.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Babanızla çatışarak hem bir şeyleri düzeltme ihtimaliniz düşer hem de kendinize verdiğiniz zarar artar. Babanızla şikâyetlerinizle tatlı bir dille konuşmanın yollarını arayın. Sorun ister çözülsün ister devam etsin, siz babanızla iyi geçinmenin yollarını arayın. Babanızın ebeveyni gibi görmeyin kendinizi. Onun yanlış hareketlerinden dolayı kınanacağınızdan endişe duymayın. Babanızı sahiplenip kabullenmeye çalışın. Onun daima size karşı şefkatini ve merhametini hatırlamaya çalışın. Hatalarını ve kusurlarını affedin. Bunun yanı sıra iyi bir çevreyle sosyalleşin. Yalnız kalmayın. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.

Hocam benim babam, yetiştiği aileden de kaynaklı olarak kendi doğrularına sıkı s
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Anne ve babanıza siz olabildiğince iyi davranın. Onların gönüllerini yatıştırın. Onlara daima moral ve umut verin. Onları kıracak üzecek bir şeyi asla yapmayın. Ablanızla münakaşaya girmekten sakının. Siz doğru bir hayat çizgisini koyup ona odaklanın. Ona şu halde yapabileceğiniz en iyi yardım, sessiz ama güçlü bir örnek olmaktır. Yapabilirseniz onu salih insanlarla tanıştırıp arkadaşlık kurmalarını ve kendisine örnek alabileceği kişileri örnek alıp kendine dair düzelmelere teşvik olmasını sağlamaya çalışın. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.

Hocam benim yirmi sekiz yaşında bir ablam var. Ben okuyacağım diyerek evlenmeyi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Babanızla ilgili bilgileri olduğu gibi kabul ederek bu çerçevede tespit ve tavsiyelerimiz olacaktır. Babanızın yaptığı davranışlar ve söyledikleri, İslam'ın öğretileriyle bağdaşmamaktadır. Bir baba, ailesine bakmak, onlara merhametle yaklaşmak ve haksızlık yapmaktan uzak durmakla yükümlüdür. Ancak, babanızın bu yükümlülüklerini yerine getirmemesi sizin İslamî görevlerinizi değiştirmez. Ailenize olan sorumluluklarınız, sizi evlenmekten alıkoymamalıdır. Şayet yanınızdaki kardeşlerinizin ihtiyaçlarını organize edebilecek bir sistem kurabilir ve yeni bir aile hayatına adım atarsanız, bu hem sizin hem de onların yararına olabilir. Evlenmek, hem dininizi tamamlamanızı sağlar hem de psikolojik olarak size destek olacak bir yoldaş sunar. Babanızın amacı sadece maddi menfaatlerini sürdürmekse ve bu konuda haksız yere sizi baskı altına alıyorsa, babanıza karşı gelmeden ama bağımsız bir karar alarak evlenmek sizin hakkınızdır. Bu, ona karşı bir isyan değil, kendi hayatınızı İslamî ölçülerde sürdürme hakkınızdır. Evlendikten sonra da imkânlar elverirse kardeşlerinizin ve annenizin ihtiyaçlarına destek olabilirsiniz. Yalnız burada dengeyi kurmak önemlidir. Ailenizde aklıselim bir birey ya da güvendiğiniz bir büyüğünüz varsa, arabulucu olarak onları sürece dâhil edin. Kararınızda Allah’tan yardım dilemek için dua edin ve istihare yapın. Rabbimizin rahmetiyle yolunuzu aydınlatmasını isteyin.

Hocam benim yaşım yirmi sekiz ve mesleğim de elimde. İki senedir ailemden uzakta
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Anne babanızın verdiği iş yükü sizi gerçekten yıpratıyorsa ve sizi olmadık gerginliğe/isyana sürüklüyorsa bu süreci atlatana kadar izin isteyin. Örneğin haftada bir arkadaşlarınızla hasbihal etme ortamınız varsa oraya gidebilir veya boşluk olduğunda zaman zaman kardeşlerinizi ziyaret ederek içinizdeki yorgunluğu atabilirsiniz. Yani ara ara sizi motive edecek işlerle kendinizi toparlamaya çalışın. Bu süreci doğru yönetmek için mutlaka kardeşlerinizden de destek isteyin. Onlara sizi yalnız bırakmaması için rica edin. Sakinliği elden bırakmamaya gayret edin. Belki de Allah size cenneti bu anne babanıza değer vermeniz sebebiyle lütfedecek. Belki de dünyada bazı iyiliklere bu yaptıklarınız sebebiyle ikram edecek. Allah sizi görüyor. Yaptıklarınızı da biliyor. İçiniz rahat olsun; yalnız değilsiniz. Allah yardımcınız olsun. https://fetvameclisi.com/fetva/520-anne-babaya-itaatin-sinirlari-nelerdir https://fetvameclisi.com/fetva/303-anne-babaya-itaatte-sinir-nedir

Hocam ben üç kardeşten en küçükleri olarak bekâr ben kaldım. Annemle babamın yan
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah sana sabır versin kızım. Sen kendi aileni ve huzurunu öncelikli düşün. Eşine sarıl, çocuklarına sarıl. Annenin unutmaya çalış. Onun hakkını helal etmemesinden çekinme. Senin bir kusurun olmadığı sürece ne dediği önemli değildir. Bile bile derdini derinleştirme sen. Dua ederim senin için.

Hocam benim annem yıllarca babamı aldattı, hep farklı farklı kişilerle beraberli
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Annenle babanın yıllar içinde geldikleri bu nokta, senin çözmen gereken bir mesele değil. Sen sadece evlatsın, arabulucu değil… Babanın namaz kılmaması, annenin güçsüzlüğü, evin maddi-manevi yükü… Bunların hepsini bir genç kızın sırtına yüklemek ne insanîdir ne de dînîdir. Sana rehber olacak maddeler yazacağım. Dikkatle okumanı tavsiye ederim: Annenin duygusal bağımlılığına karşı sağlıklı sınırlar koymalısın. Annenin “sensiz ayakta duramam” demesi seni duygusal olarak bağlasa da senin hayatını kilitlememeli. Senin de bir ömrün, bir geleceğin, umutların ve ihtiyacın var. Annelik hakkı kutsaldır ama “evladını kendine kurban etmek” bu hakkın sınırlarını aşar. Babanın tavırları karşısında mesafeli ama saygılı ol: Namaz kılmıyor, iletişim kurmuyor, sorumluluk almıyorsa bu onun kendi imtihanı. Senin görevin nasihat etmek değil, terbiyeni koruyup sınırını çizmektir. Babana düşmanlık etmeden ama sorumluluğunu da yüklenmeden yaşamalısın. Kendine evlenme hakkını çok görme: Evlilik, senin de hakkın. “Ben gidersem bu ev dağılır” endişesiyle sen de yıkılma. Sen bu evin direği değilsin, sen bir evlatsın. Annenin yükünü biraz paylaş, gerekirse diğer kardeşlerine danış. Ama kendi geleceğini ertelerken yılların gidişini izleme. Evlilik tekliflerini oturup değerlendir, kaçma: Gelen teklifleri “evde işler kötü, ben nasıl evleneyim” diyerek hepten geri çevirme. Her gelen teklifin içine doğmuyorsa reddet ama “evlilik beni kurtarır mı?” düşüncesiyle değil, “ben hayırlı bir eş olur muyum?” diye düşünerek karar ver. Görüşmelerde ailenin durumunu anlatmak mecburiyetinde değilsin. Sorulursa dürüstçe ama ifşa etmeden bilgi verilebilir. Bir manevi danışman edin: Yakın çevrende bir hoca hanım, bir mürşide gönül vermiş bir abla yahut ehil bir psikolojik danışman bulabilirsen ona içini dök. Yalnız kaldıkça meseleler büyür. Paylaştıkça hafifler, istişare ettikçe doğrular netleşir. Kendini heder etme. Bu evde olanları gözlemle ama aynısını yaşamaktan korkma. Çünkü sen uyanıksın, farkındasın ve istişareye açıksın. Bu bile senin aynı hataları yapmayacağının bir işaretidir. Sen Rabbine tutunmuş, duyarlılığı olan bir evlatsın. Bu acılarla şekillenmiş kalbinin karşılığı boş kalmaz. Sen Allah’a sığınırsan, O seni dünyaya da ahirete de hazırlar. Güçlü olmak zorunda değilsin, ama sabreden olmak zorundasın. Rabbim seni zayi etmesin, dualarını kabul buyursun, hayırlı bir eş, huzurlu bir yuva ve güçlü bir istikamet nasip eylesin. “Allah’ım, bu kızımızın kalbime ferahlık ver. Ona çıkış yolu göster. Ailesiyle arasına sınırlar koy, onu isyandan koru. Ona hayırlı bir eş, hayırlı bir yuva nasip eyle.”

Annemle babam yaklaşık iki yıldır aynı evin içinde iki yabancı gibiler, mecaz ol

abla konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir kayıp geri gelmediği sürece aynen devam edebilen, zaman zaman köpüren duygularla bizi zorlayan durumlar yaşanabilir. Devamlı yokluk ve buhran olmayacak tabi ki lakin zaman zaman bu duygularla yüzleşiriz. Kimi kaybedersek kaybedelim hayatımız hiçbir zaman o varken gibi olmayacak ve bizler de hiçbir zaman kayıptan önceki biz olmayacağız. Bunun tamamı bir süreçtir. Tam bu sürecin içinden geçerken böyle hissetmeniz çok normal. Hele ki bazı yaslar toplumun onaylamadığı, yaşanmasına izin verilmediği yaslardır. Ablanızın yası sizi rahatsız ettiği için hemen kapatmak ve geçmek istemiş olabilir misiniz bir bakın. Hâl böyleyse, ablanızın hatalarına rağmen onun anısına ve yasına sahip çıkın. Onun kaybından önceki yaptıkları ve kayıp şekli yaralayıcı olsa da bununla yüzleşip tüm zorlayıcı duygulara rağmen kabul etmek daha rahatlatıcı olur. Bazen onun ölümüyle birlikte onunla ilgili hayallerimizi, umutlarımızı da kaybetmiş oluyoruz. Anneniz ve siz birlikte bu umutları kaybetmiş olmanın da yasını yaşayabilirsiniz, bunlar da çok normal. Ablan sadece son süreçte yaptıklarından ibaret olmamalı, onunla yaşadığınız uzun ve anlamlı geçmişinize bakın ve onun değerli olan yönleriyle birlikte hatırlamaya çalışın. İnşaallah sizin dualarınız, niyetleriniz ve yaptıklarınız vesilesiyle Rabbim size ve ablanıza merhamet eder ve sizi güzel rızıklarla rızıklandırır. Tüm bunlardan sonra onlarca kez hayatınızı baştan sarmaya, düşünmeye, zor taraflarınızın üstesinden nasıl gelebileceğinize dair yüzleşme yaşamanız sizin inşaallah hayrınıza olan durumlar olacaktır. Tam burada uzun uzun secdeyi, düzenli zikirlerinizi devam ettirmeye çalışın. Eğer yoksa kendinize hayırlı uğraşlar edinebilirsiniz. Muhtemeldir ki kısa bir ömrümüz var, hem ömrümüz ne kadar uzun olursa olsun gittikçe yavaşladığımız, yeteneklerimizin azaldığı daha az işlevsel olduğumuz zamanlara doğru gideceğiz. Ne kadar zorlarsak zorlayalım Allah'ın bize emanet verdiği bu beden yaşlanacak. Hâl böyleyken merkezinize çoğunlukla kayıplarınızı, sizi aşağı çeken duygularınızı almak yerine, onları hayatınıza uyarlayıp devam edebilmek, değerlerinize, niyet ve çabalarınıza göre uzun vadede size iyi gelecek işlerde bulunmayı önceleyebilirsiniz. İmanınız, inancınız sizi korur elbette. İman diyabetten de korur normalde. Müslümanlığım bana ölçülü olmayı, az yemeyi de hatırlatır. Buna rağmen diyabet hastası olabiliriz. Aynı iman bizi öfkeden koruyacak yolları gösterir, öğütlerde bulunur. Ama öfkem beni zorlayacak duruma geldiyse imanımla alakalı bir eksiklik var demek değildir. İnancımız bize problemden kaçmayı değil, problemle nasıl yaşayacağımızı, ehline danışmayı, şifa için yardım almayı da öğütler. Bu nedenle kardeşim, önce kendi iyiliğin için ihtiyaç alanlarını belirleyip ona göre yaşamaya niyet edebilirsin. Rabbim yardımcınız olsun, şifa her neredeyse size yaklaştırsın, en güzel şekilde hayırlı kapılar açsın.

Hocam benim benden bir yaş büyük ablam kayboldu. Sonra örgüte katıldığını, orada
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Anlattığın gibi bir durumda baban haksızdır. Böyle bir kararında babana itaat etmen gerekmez. Onu yok kabul etmen de uygun düşmez. Buna göre şöyle bir uygulama yapmanı tavsiye edebiliriz: Yaşadığın yörede kızların evlilik yaşı için normal bir yaşta isen bu işi başlat. Mesela on dokuz yaşı genelde henüz erken gibi görülüyor. Baban bu durumda haklı sayılabilir. Yirmi beş civarı ise baban haksızdır. Evlenmen biyolojik olarak gerekli duruma geldi mi yani artık zihnini ve aklını meşgul ediyor mu? Bu kararı duygusal olarak değil akılla ver. Ailenizden dede ve amca, dayı gibilerle durumu istişare et, onlar sana haklısın kızım diyorlar mı? Tek kalmamaya çalış. Eş adayına babanla sorun yaşanabileceğini bildir. Bunu kaldırıp kaldıramayacağını öğren, seni yolda bırakmasın. Annene ve babana artık evlenmek için yasal haklarını kullanabileceğini açık bir dille söyle. Hiçbir şekilde geri adım atmazlarsa eş adayınla size en yakın müftülüğe git ve nikâh kıydır, evlen. Vebale girmezsin. Bunları yapmaya cesaretin gelmiyorsa, senin evlilik vaktin henüz gelmemiş demektir, biraz daha sabret.

Hocam “Tevbe Hastanesi” serinizi izlerken size yazmak istedim. Ben yirmi altı ya
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah'tan size yardım ve afiyet dileriz. Allah içinde bulunduğunuz bu durumu en hayırlı ve kolay bir şekilde sonuçlandırsın ve sizleri razı olduğunuz bir nihayete çıkarsın. Sorduğunuz soru çok ileri boyutlu bir aile sorusu olduğu için sizin yakınınızdaki bir Müftülüğe, Aile İrşad Bürosuna gitmenizi tavsiye ederiz. Allah'a emanet olun.

Hocam benim ablam ve eşim telefonda uygunsuz konuşmalar yapıp gece yarılarına ka
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sılayırahim, kendisine sıla yapılanın cevabı veya ödülü için değildir. Bilakis Allah'ın sevabına ermek içindir. Böyle bakın ve kovulmadıkça ya da bir harama sebep olunmadıkça sevabın peşinden gidin; her bayram ve her gerektiğinde gidin.

Hocam bayramda devamlı ziyaret edilen bir abla gittiğinde hoş geldin bile demiyo
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Anlattığın tablo ne yazık ki aile içinde zaman zaman yaşanabiliyor. Kardeşler arasında kıskançlık, haksızlık ve fitne şeytanın en çok sevdiği şeydir. Sen Allah’a şükrediyorsun, maddi durumun iyi, rızkın bol. Bu bile başlı başına bir imtihan. Ama bu nimeti kıskanıp seni kötüleyen bir ablanın olması seni yıpratmış ve kalbini kırmış. Onun söylediği “Allah parayı kime veriyor, bilmiyor mu?” gibi sözler sadece seni değil, doğrudan Allah’ın takdirini sorgulayan cümlelerdir. Bu büyük bir hatadır. Ama sen onun bu sözünü tekrar ederek değil, Allah’a havale ederek davranmalısın. Bazen insanlar sen ne kadar iyi olursan ol, seni kötü görmekte ısrar ederler. İşte böyle durumlarda sınır koymak bir küslük değildir, bir korunma refleksidir. Dinen de eğer zulüm ve sürekli psikolojik baskı varsa görüşmemek veya mesafe koymak caizdir. Bu, akrabalık bağlarını kesmek değil; kendini, aileni ve ruh sağlığını korumaktır. Çünkü senin bu yorgunluğun artık sabrın ötesine geçmiş görünüyor. Bu yüzden görüşmemen, konuşmaman bir vebal oluşturmaz. Ama kalbinde kin ve nefret biriktirmemeye gayret et. Çarşaf giymesi onu Allah’a daha yakın biri yapmaz eğer kalbi bozuksa. Dış görünüş önemlidir ama asıl olan iç dünyamızdır. Sen onun hakkında kötü düşünmek istemesen de kalbin kırılmış, çok normal. Ama bir nasihat olarak söyleyeyim: Bu kırıklığı kinle değil, dua ile tamir etmeye çalış. “Allah’ım onun şerrinden beni muhafaza et, kalbimi karartma, sabrımı çoğalt, ona da doğru yolu göster.” diye dua et. Sabreden, dilini tutan ve iffetli bir şekilde uzak duran kişiyi Allah hem bu dünyada korur, hem de ahirette mazlum olarak yüceltir.

Hocam Rabbime sonsuz şükürler olsun, ne kadar şükretsem azdır. Maddi durumum çok

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.