Fetva Meclisi
Soru
Hocam benim yaşım yirmi sekiz ve mesleğim de elimde. İki senedir ailemden uzakta yaşıyorum. Kardeşlerimin dördü engelli ve okuma yazma öğrenemediler. Okuyan yanımda, ona ben bakıyorum. Babamın bana ve aileme çektirmediği eziyet kalmadı. Dayak, evden atma, dine ve şahsiyete küfür, içki ve eve asla bakmazdı. Evimiz hep eski eşyalar ve boyasız döküntüydü. Dolabımız zor dolardı ama içki, sigara, kumar ve kadına hep parası vardı. Biz sustuk sabrettik çünkü kimsemiz yoktu. Evlenmeyi kardeşlerime ve anneme bakmak için düşünmüyordum. Şimdi münasip, namazını kılan, kötü alışkanlığı olmayan ve ailemi saygıyla kabul eden biri var. Babam evlatlıktan reddettim seni asla evlenemezsin diyor. Nedeni ise para kesileceği için çünkü benden hala para alıyor. Ne yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Annenle babanın yıllar içinde geldikleri bu nokta, senin çözmen gereken bir mesele değil. Sen sadece evlatsın, arabulucu değil… Babanın namaz kılmaması, annenin güçsüzlüğü, evin maddi-manevi yükü… Bunların hepsini bir genç kızın sırtına yüklemek ne insanîdir ne de dînîdir. Sana rehber olacak maddeler yazacağım. Dikkatle okumanı tavsiye ederim: Annenin duygusal bağımlılığına karşı sağlıklı sınırlar koymalısın. Annenin “sensiz ayakta duramam” demesi seni duygusal olarak bağlasa da senin hayatını kilitlememeli. Senin de bir ömrün, bir geleceğin, umutların ve ihtiyacın var. Annelik hakkı kutsaldır ama “evladını kendine kurban etmek” bu hakkın sınırlarını aşar. Babanın tavırları karşısında mesafeli ama saygılı ol: Namaz kılmıyor, iletişim kurmuyor, sorumluluk almıyorsa bu onun kendi imtihanı. Senin görevin nasihat etmek değil, terbiyeni koruyup sınırını çizmektir. Babana düşmanlık etmeden ama sorumluluğunu da yüklenmeden yaşamalısın. Kendine evlenme hakkını çok görme: Evlilik, senin de hakkın. “Ben gidersem bu ev dağılır” endişesiyle sen de yıkılma. Sen bu evin direği değilsin, sen bir evlatsın. Annenin yükünü biraz paylaş, gerekirse diğer kardeşlerine danış. Ama kendi geleceğini ertelerken yılların gidişini izleme. Evlilik tekliflerini oturup değerlendir, kaçma: Gelen teklifleri “evde işler kötü, ben nasıl evleneyim” diyerek hepten geri çevirme. Her gelen teklifin içine doğmuyorsa reddet ama “evlilik beni kurtarır mı?” düşüncesiyle değil, “ben hayırlı bir eş olur muyum?” diye düşünerek karar ver. Görüşmelerde ailenin durumunu anlatmak mecburiyetinde değilsin. Sorulursa dürüstçe ama ifşa etmeden bilgi verilebilir. Bir manevi danışman edin: Yakın çevrende bir hoca hanım, bir mürşide gönül vermiş bir abla yahut ehil bir psikolojik danışman bulabilirsen ona içini dök. Yalnız kaldıkça meseleler büyür. Paylaştıkça hafifler, istişare ettikçe doğrular netleşir. Kendini heder etme. Bu evde olanları gözlemle ama aynısını yaşamaktan korkma. Çünkü sen uyanıksın, farkındasın ve istişareye açıksın. Bu bile senin aynı hataları yapmayacağının bir işaretidir. Sen Rabbine tutunmuş, duyarlılığı olan bir evlatsın. Bu acılarla şekillenmiş kalbinin karşılığı boş kalmaz. Sen Allah’a sığınırsan, O seni dünyaya da ahirete de hazırlar. Güçlü olmak zorunda değilsin, ama sabreden olmak zorundasın. Rabbim seni zayi etmesin, dualarını kabul buyursun, hayırlı bir eş, huzurlu bir yuva ve güçlü bir istikamet nasip eylesin. “Allah’ım, bu kızımızın kalbime ferahlık ver. Ona çıkış yolu göster. Ailesiyle arasına sınırlar koy, onu isyandan koru. Ona hayırlı bir eş, hayırlı bir yuva nasip eyle.”
Babanızla çatışarak hem bir şeyleri düzeltme ihtimaliniz düşer hem de kendinize verdiğiniz zarar artar. Babanızla şikâyetlerinizle tatlı bir dille konuşmanın yollarını arayın. Sorun ister çözülsün ister devam etsin, siz babanızla iyi geçinmenin yollarını arayın. Babanızın ebeveyni gibi görmeyin kendinizi. Onun yanlış hareketlerinden dolayı kınanacağınızdan endişe duymayın. Babanızı sahiplenip kabullenmeye çalışın. Onun daima size karşı şefkatini ve merhametini hatırlamaya çalışın. Hatalarını ve kusurlarını affedin. Bunun yanı sıra iyi bir çevreyle sosyalleşin. Yalnız kalmayın. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Size kim dedi kardeşlerinize anneliğe soyunun diye. Anne babanız hayatta değildi de siz mi mecbur kaldınız? Sınırlarınızı aşmışsınız. Aile içerisinde rolünüzü değiştirmeyin. Ablalık annelik değildir. Bahsettiğiniz çabayı kendi yuvanıza göstereceksiniz. Biraz geri çekilin. Enerjinizi toparlayın. Hayatın daha başındasınız. Müstakbel kocanıza ve yavrularınıza sarf edeceğiniz enerjiyi şimdiden tüketmeyin. Endişelenmenize gerek yok. Abla gibi davranmaya başlarsanız evlenme konusunda özgüveniniz tekrar gelir. Kimse yıpranmış, içi çökmüş bir kadınla evlenmek istemez. Dolayısıyla kendinizi yenileyin. Başaracağınıza inanıyorum.
Allah Teâlâ kalbinize huzur versin, ahiretinize zarar verecek iş yapmaktan muhafaza buyursun. Babanıza karşı ortaya koyduğunuz tavır, her şeyden önce dünyada iken bir işinize yaramayacaktır. Siz onu bir şekilde düzeltemediğiniz gibi hakkınızı da alamayacaksınız. Bir de ahirette sizin kazancınız olacak ecirleri tüketmiş olacaksınız. Bu durumda yapacağınız en iyi şey, babanızdan mümkün olduğu kadar ve caiz olacak şekilde uzak durmaktır ki, nefretinizi şeytan kudurtmasın. Zaten evlisiniz. Evli bir hanımın asıl görevi eşine karşıdır. Eşinizden artan vakitte de bayramda olur, özel durumlarda olur, kısa kısa ziyaretler yaparak evlatlık görevinizi yerine getirin. Böylece kazanan siz olun. Hem dünyada baba görememek hem de ahirette baba yüzünden azap çekmek neden olsun? Sabredin; kaç günlük dünyada yaşıyoruz. Sabredin, kazanın.
Kumar bağımlılığına yakalanmış kimsenin arkasından borçlarını kapatma çabanız doğru değildir. Dünyanın tüm serveti sizin olsa dahi borçlarını kapatmakta yetiremezdiniz. Allah'ın lütfu en azından bir yerde durmasını bildiniz. Farklı daha büyük felaketlerle karşılaşabilirdiniz. Abinizle küsmeyin ama mesafe koyun; yüreğiniz sakinleşene kadar da uzak durun. Yuvanıza odaklanın. Geleceğe umutla bakarak kendinizi ve eşinizi motive edin. Beraber hayal kurun, sizi bu sıkıntıları hatırlatmayacak küçük seyahatler yapın. Tarihi camileri dolaşın, içinizdeki negatif enerjiyi dağıtacak yeni arkadaşlar edinin. Bu günleri atlatacaksınız. İçiniz rahat olsun. Yeter ki umudunuzu kaybetmeyin.
Selamünaleyküm.Size sabır diliyorum. Evet, katlanılması sıkıntılı bir süreçle imtihan oluyorsunuz. Anlattığınız kadarıyla siz haklısınız. Eşinizin yaptığı kendisine ve size kuyu kazmaktır. Bunda bir itiraz yoktur. Siz ise, susadıkça tuzlu su içiyorsunuz. Tuzlu su içtikçe de susuyorsunuz. Size öncelikli tavsiyemiz, eşinizin üzerinde etkisi olan çevreyi değiştirin; kadına karşı en büyük silah kadındır. Ona etki eden başka kadınlar vardır muhakkak. Bu kadınlar annesi olur, komşusu olur. Her kim ise siz, eşinize yeni bir çevre oluşturun. Bütçenizden ilave ayırın ve süslenmeye teşvik edin onu. Cinsel gücünü ve isteğini artıracak gıda tüketimini sağlayın. Size üç çocuk verdiğine göre tamamen kör bir kadın değil demek ki, siz hamle yapmak zorundasınız. Nasihat yerine uygulama yapın. Eşiniz de insandır, kadındır. Her kabahati ona yıkmayın. Ben size desem ki, siz de bir erkek olarak becerip bir kadını şekillendiremediniz, ne diyeceksiniz? Bu kadın üç çocuk doğurduğuna göre kendini ispat etmiştir. Siz bir nasihat edip ömür boyu garanti bekliyorsunuz. Allah Teâlâ her gün beş kere ezan okutuyor da yine namaz kılmıyor insanlar. Sakın surat asmayın, sadece kendinizi yakarsınız. Kadına karşı kati zafer kazanmış erkek yoktur bu dünyada. Kendi kendinizi yiyerek bitirirsiniz de onu bitiremezsiniz. Kadın tatlı dilden anlar, nazlanmak ister. Sürekli alaka ister. Bunları yapın siz.Evlilik böyle bir şeydir, her gün takviye ister, her gün. Siz çabuk yılıyorsunuz. Tuzlu su içme yerine daha aktif olun, kendinizi cazip duruma getirin, peşinizden koşmak istesin. Yatak odasını renklendirin. Mesela banyoyu daha neşeli duruma getirin. Sık sık olmasa da baş başa kalabileceğiniz uzak geziler yapın. Yenilik yapmak sizin görevinizdir. Bıkmayın, usanmayın, erken verdiğiniz kararın şeytandan olacağını unutmayın. Sonunda kazanmak üzere yol alın. Dua etmeyi ihmal etmeyin. Allah size sabırlar versin.
aile konusundaki diğer fetvalar
Bu bahçeyi eşinize düğün yapması ve ev sahibi olması için diğer kardeşlerin rızasıyla verdilerse, bu artık eşinizin malıdır. Tekrar pay istemeleri doğru değildir. Çünkü o bahçe hibe edilmiştir ve geri alınması caiz değildir. Fakat bu bahçeyi hediye etmeyip yalnızca "söz vermiş/taahhüt etmişlerse” kocanıza karşı sözlerini tutmamış olurlar. Kardeşler arasında bu konudaki anlaşmazlık sürerse durumu çözüme kavuşturmak için güvenilir bir hakeme veya âlim birine başvurmak uygun olur. Kayınvalidenize bakma işini tek başınıza üstlenmeniz zor olacağı için kardeşlerle net bir konuşma yapmanız gerekir. Herkesin katkısını (zaman, maddi destek, dönüşümlü ziyaret vb.) ortaya koyması gerekir. Onlar katkı sağlamazsa, eşiniz ve siz imkânlarınız ölçüsünde bakmanızla büyük mükâfat kazanırsınız; kaynananızla ilgilendikçe ibadet sevabı kazanırsınız. Ancak bu, diğer kardeşlerin üzerindeki yükümlülüğü kaldırmaz. Sılayırahim, aile bağlarını sürdürmek farzdır. Ancak bu, her türlü haksızlığa boyun eğmek anlamına gelmez. Şu tavırları öneririm: Kendi haklarınızı savunmaktan çekinmeyin. Ancak bunu kırıcı ve sert bir üslupla yapmayın. Onların size karşı yanlış tutumlarına rağmen, arada selam vermek, ziyaret etmek gibi iyi davranışlarla gönüllerini kazanmayı deneyin. Haklı olduğunuz konularda net bir duruş sergileyin. Fazladan bahçenin eşinize ait olduğunu açıklayın ve bu konuda bir haksızlığa uğramasına izin vermeyin. Eşinizin psikolojik olarak yıpranmaması için aile içi iletişimi mümkün olduğunca ortak bir zeminde sürdürmeye çalışın. Gerekirse bir arabulucuya başvurun.
Allah Teâlâ yavrunuza afiyet üzere bir ömür nasip etsin. Âmin. Eşinin ailesi ile yaşadığı veya yaşayacağı sorunlara hiçbir şekilde müdahil olma, kendini sorumlu hissetme. Sen bir problem oluşturdu isen onu düzelt. Gerisinde senin yapacağın iş beklemediğin sonuçları doğurabilir. Eşin de durumu zamana yaymalıdır. İleriki günlerde sinirler yatışır ve soğukluk gidebilir. Bu arada gerginliği artıracak şeyler yapmamalısınız. Ne eşin ne de siz, anne babanızla kökten bir kopmayı düşünmemelisiniz. Geçici bir gerginliktir, düzelecek biiznillah diye bakın. Ve düzelmesi için uygun zaman kollayın. Bu arada sizin, eşinizle muhabbetinizi önemsemeniz gerekir. Dikkat edin şeytan, bu gerginlikten istifade ile aranıza fitne sokmasın.
Gelişen olaylar sizi sıkıntıya sokmuş ve kararsız bırakmış gibi görünüyor. Aileniz, sizin için en iyi seçeneği görmek isteyebilir ancak unutmayın ki hayatınızı birlikte geçireceğiniz kişiyle olan uyumunuz en önemli faktördür. Ailenizin önerileri de önemli olsa da siz evliliği kendiniz için yapacaksınız. Kendinizi huzurlu hissedeceğiniz bir karar almalısınız. Sosyal statü, eğitim seviyesi, iş durumu ve benzeri faktörler de değerlendirilebilir ama bu unsurlar tek başına evliliğinizi şekillendirecek faktörler olmamalıdır. Şöyle ki kişinin iş durumu, geliri ya da eğitim durumu çok önemli olsa da bunlar ilgi, anlayış, sevgiyi ve imanını yenecek bir faktör değildir. Evlilikteki en temel mesele birbirinizi anlamak, saygı göstermek, dinî yükümlülükleri birlikte yerine getirmek ve birbirinizle huzurlu bir şekilde yaşamak olmalıdır. Eğer bu kişi size tüm bu yönlerle uygun görünüyorsa, sadece iş durumu, pozisyon ya da köyde yaşıyor olması gibi dışsal faktörlere bakmak, sizi doğru bir karar almaktan alıkoyabilir. Evlilikte her zaman her şeyin mükemmel olmasını beklemek mümkün değildir ama önemli olan birlikte büyümek, destek olmak ve Allah’ın rızasını gözetmektir. Allah size en doğru kararı almayı nasip etsin.
Baban ve annen bulaşıcı bir hastalığı olsaydı ne yapacaktın? Kendini koruyacak, sınırlı ve kontrollü yaklaşacaktın değil mi? Şimdi de aynısını yap.
Kıymetli kardeşim eğer bu kişi beraber yaşamak zorunda olduğunuz biri ise tatlı dille bu konuya engel olmaya çalışmaya devam edin. Değişmeyecek şeyler hususunda kabullenip bu olumsuz duruma en az nasıl maruz kalacaksanız meşru bir şekilde o yolu tutun. Bir psikoloğa gidip destek almanızı da öneririm. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Ailen isabetli düşünmüyor ama eş adayın da tıp okuyan birine “doktor olma” demekle isabetsiz bir iş yapıyor. Anlaşılan bu aday senin aradığın aday değil. Bir insana benzeri yokmuş gibi takılmak kültürlü bir hanım için yanlış değil mi?