Fetva Meclisi
Soru
Hocam eşim üç erkek ve iki kız kardeşten oluşan beş kişilik bir ailede en küçük kardeş. Kayınvalidemden üç, kayınbabamdan ise bir yer miras kaldı. Babaları yirmi beş yıl önce vefat etmiş. Babaları vefat edince abileri ve ablaları, bahçelerdeki meyveleri satarak her biri ev sahibi olmuş, kızlar da evlenip çeyizlerini yapmış. Bu süreçte eşim, genç yaşından itibaren bahçelere bakım yaparak ve çalışarak onlara destek olmuş. Eşim beni istemeye geldiklerinde, kardeşleri eşime "hakkına düşenden ayrı bir bahçe daha vereceklerini" söylemiş, bu bahçeyi satarak evini alıp düğün yapmasını istemişler. Ancak bu bahçe satılamadı ve bize gelir getirmedi. Düğün yaparken de kardeşlerinden hiçbir maddi destek görmedik. Şimdi, bu bahçeden hak talep ediyorlar. Eğer haklarını vermezsek, yetmiş yaşındaki kayınvalideme bizim bakmamız gerektiğini söylüyorlar. Hâlbuki tüm kardeşler eşit hak almışken, sadece eşime bir bahçe fazla verilmişti. Buna rağmen annelerine bakma sorumluluğunu üstlenmek istemiyorlar. Eşim, düğün için destek görmediği kardeşlerinden yardım almadığını, bu yüzden bahçeyi satıp borçlarını ödeyeceğini belirtiyor. Ancak kardeşleri sürekli sırt çeviriyor ve bizden para talep ediyorlar. Eşim, sılayırahim adına ilişkileri düzeltmeye çalışıyor ama biz adım attıkça bir bahane bulup bize küsüyorlar. Hatta bazen selam bile vermiyorlar. Bu duruma şahit oldukça, eşimin üzülmesi beni de derinden etkiliyor. Kayınvalideme tek başımıza bakmamız mümkün değil çünkü kendisi oldukça zor bir yapıya sahip. Şimdi şu soruların cevabını arıyoruz: Bahçeyi onlara pay etmezsek ve kayınvalideme bakma sorumluluğunu üstlenmezlerse, onların hakkı mıdır? Bahçeyi paylaşmamakla hakka girmiş olur muyuz? Sürekli küsmelerine ve selamı kesmelerine karşı nasıl bir tavır takınmalıyız? Biz sadece Rabbimizin razı olacağı şekilde hakkımızı savunmak ve doğru olanı yapmak istiyoruz. Yardımcı olur, bize yol gösterirseniz minnettar kalırız.
Cevap
Benzer fetvalar
Kayınvalidenizin çileyle büyüttüğü çocuklarının üzerinde büyük hakkı var. Bu yaptıklarına karşılık hayatlarını yönetme ve idare etme hakkının da olduğunu düşünüyor. Hâlbuki kayınvalidenizin yapması gereken çocuklarını evlendirdikten sonra onların sağlığı ve afiyeti için dua etmek; aile içine müdahale etmemektir. Size düşen görev de empati yaparak öncelikle onu anlamaya çalışmaktır. Ona karşı sakın mücadele etmeyin. Bu kadıncağız gelinlerinden de değer görmek istiyor. Gelinlerine en değerli varlığı olan oğlunu verdiği için ayrı bir önem verildiğini hissetmek onun da hakkıdır. Bu önemli olduğu duygusunu ona verin; çok görmeyin. Gönlünü bir şekilde hoş tutmaya çalışın. Kendinizi de "bana aslan gibi bir koca yetiştirmiş; kendisinden Allah razı olsun" diyerek teselli edin. Kendinizin de bir gün yaşlanacağınızı düşünün. Sizi hedef alan direkt bir davranışı varsa incitmeden konuşmaya çalışın. Ama kayınvalidenizin çevrenizden sizinle ilgili olmadık sözler sarf ettiğini duyarsanız da duymayın, görmeyin. Camdan dışarıyı seyreden bir kimse misali olayı içselleştirmeyin. Olaya bakın ama sizinle ilgili olmadığını yani sizi ilgilendirmediğini düşünün. İmtihanda olduğunuzu unutmayın. Allah sizi de yaptıklarınızı da size yapılanları da görüyor. Allah yardımcınız olsun.
Bu konuyu kişisel algılamadan önce sizin ve eşinizin örfünü dikkate almanız gerekiyor. Örf buysa eğer, bunu bir kasıt olduğu için değil örf böyle olduğu için böyle yapmışlardır. Geçmişe dair telafisi mümkün olmayan şeyler yüzünden ailenizdeki huzuru gözden çıkarmayın derim. Affedin. Doğru olan bunun en başta konuşulması idi ama hem sizin çekinceleriniz hem onlarınki... Sonuç böyle olmuş. Ailenizle huzurunuzu tesis etmeye bakın. Allah azze ve celle size bol, hayırlı ve bereketli rızıklar ihsan etsin. Eşinizi de çalışması için tatlı dille teşvik edin. İlla mezun olduğu alanda işe gitmesi şart değil. Olmuyorsa başka alanlardan devam edebilir. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Allah doğmuş ve doğacak çocuklarınızı sâlihîn, âbidîn ve mücâhidîn listesine alsın. Baba hatalı da olsa kapının önüne bıraktığı ayakkabısıyla bile olsa kavga edilmemelidir. Babaya saygı konusunda taviz vermeden devam edilmelidir. Bu babanın yaptığı her işin doğru olduğu anlamına gelmemektedir. Gerek eski eşine gerekse çocuklarına yaptığı haksızlıkların cezası Allah'a aittir. Bu aşamadan sonra babanızın da nasihatine değer verdiği büyüklere müracaat edilmelidir. Bu konuda kendilerinden tavsiye alınmalı ve gerekirse aile büyüklerinin olduğu bir meclis oluşturulmalıdır. Kendi başınıza çözmek yerine büyüklerinizi devreye sokarak halletmeye çalışın. Allah yardımcınız olsun. https://fetvameclisi.com/fetva/zulmeden-babayla-ve-akrabalarla-iliski-nasil-olmali
Kaynananızın size verdiği borç para, miras olarak geridekilere kalmıştır. Mirasçıları ile bir araya gelip kime ne kadar miras düşüyorsa o paradan tespit edilsin. Daha sonra hakkını helal edenlere ödeme yapmayın. Etmeyenlere de kademeli bir ödeme planı hazırlayın ve yavaş yavaş ödeyin. İzzetinizden taviz vermeyin. Eşinizin kardeşlerinin yaptıkları sizi cennetlik iş yapmanıza engel olmasın. Onların bu davranışına mukabil daha iyi Müslüman olmaya çalışın. Kırılmayın; küsmeyin. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Çok gergin bir durumdasınız. Eşinizin size verdiği iki yıl sözünde durması gerekir. Sizin de ev değiştirme uğruna ayrılmayı göze almanızı gayet çocukça buldum. Dul kalmaya değer bir işkence mi görüyorsunuz? Eşinizle daha makul ölçülerle konuşsanız, nihayetinde kadınların erkekleri ikna etmeleri kolaydır. İnatlaşarak ise bir yere gelemezsiniz. Eşinizin bir Sünnet'i yapmak için size sorması ise asla gerekmez.
Selamünaleyküm. Çok gergin bir durumdasınız. Eşinizin size verdiği iki yıl sözünde durması gerekir. Sizin de ev değiştirme uğruna ayrılmayı göze almanızı gayet çocukça buldum. Dul kalmaya değer bir işkence mi görüyorsunuz? Eşinizle daha makul ölçülerle konuşsanız, nihayetinde kadınların erkekleri ikna etmeleri kolaydır. İnatlaşarak ise bir yere gelemezsiniz. Eşinizin bir Sünnet'i yapmak için size sorması ise asla gerekmez.
aile konusundaki diğer fetvalar
Gelişen olaylar sizi sıkıntıya sokmuş ve kararsız bırakmış gibi görünüyor. Aileniz, sizin için en iyi seçeneği görmek isteyebilir ancak unutmayın ki hayatınızı birlikte geçireceğiniz kişiyle olan uyumunuz en önemli faktördür. Ailenizin önerileri de önemli olsa da siz evliliği kendiniz için yapacaksınız. Kendinizi huzurlu hissedeceğiniz bir karar almalısınız. Sosyal statü, eğitim seviyesi, iş durumu ve benzeri faktörler de değerlendirilebilir ama bu unsurlar tek başına evliliğinizi şekillendirecek faktörler olmamalıdır. Şöyle ki kişinin iş durumu, geliri ya da eğitim durumu çok önemli olsa da bunlar ilgi, anlayış, sevgiyi ve imanını yenecek bir faktör değildir. Evlilikteki en temel mesele birbirinizi anlamak, saygı göstermek, dinî yükümlülükleri birlikte yerine getirmek ve birbirinizle huzurlu bir şekilde yaşamak olmalıdır. Eğer bu kişi size tüm bu yönlerle uygun görünüyorsa, sadece iş durumu, pozisyon ya da köyde yaşıyor olması gibi dışsal faktörlere bakmak, sizi doğru bir karar almaktan alıkoyabilir. Evlilikte her zaman her şeyin mükemmel olmasını beklemek mümkün değildir ama önemli olan birlikte büyümek, destek olmak ve Allah’ın rızasını gözetmektir. Allah size en doğru kararı almayı nasip etsin.
Babanızla ilgili bilgileri olduğu gibi kabul ederek bu çerçevede tespit ve tavsiyelerimiz olacaktır. Babanızın yaptığı davranışlar ve söyledikleri, İslam'ın öğretileriyle bağdaşmamaktadır. Bir baba, ailesine bakmak, onlara merhametle yaklaşmak ve haksızlık yapmaktan uzak durmakla yükümlüdür. Ancak, babanızın bu yükümlülüklerini yerine getirmemesi sizin İslamî görevlerinizi değiştirmez. Ailenize olan sorumluluklarınız, sizi evlenmekten alıkoymamalıdır. Şayet yanınızdaki kardeşlerinizin ihtiyaçlarını organize edebilecek bir sistem kurabilir ve yeni bir aile hayatına adım atarsanız, bu hem sizin hem de onların yararına olabilir. Evlenmek, hem dininizi tamamlamanızı sağlar hem de psikolojik olarak size destek olacak bir yoldaş sunar. Babanızın amacı sadece maddi menfaatlerini sürdürmekse ve bu konuda haksız yere sizi baskı altına alıyorsa, babanıza karşı gelmeden ama bağımsız bir karar alarak evlenmek sizin hakkınızdır. Bu, ona karşı bir isyan değil, kendi hayatınızı İslamî ölçülerde sürdürme hakkınızdır. Evlendikten sonra da imkânlar elverirse kardeşlerinizin ve annenizin ihtiyaçlarına destek olabilirsiniz. Yalnız burada dengeyi kurmak önemlidir. Ailenizde aklıselim bir birey ya da güvendiğiniz bir büyüğünüz varsa, arabulucu olarak onları sürece dâhil edin. Kararınızda Allah’tan yardım dilemek için dua edin ve istihare yapın. Rabbimizin rahmetiyle yolunuzu aydınlatmasını isteyin.
Baban ve annen bulaşıcı bir hastalığı olsaydı ne yapacaktın? Kendini koruyacak, sınırlı ve kontrollü yaklaşacaktın değil mi? Şimdi de aynısını yap.
Ailen isabetli düşünmüyor ama eş adayın da tıp okuyan birine “doktor olma” demekle isabetsiz bir iş yapıyor. Anlaşılan bu aday senin aradığın aday değil. Bir insana benzeri yokmuş gibi takılmak kültürlü bir hanım için yanlış değil mi?
Aileniz bize sormadıkça bizim sana söyleyeceğimiz sözün bir faydası olmayacaktır. Size ne diyebiliriz?
İki nikâh olmaz. Birincisi batıl ise o süreyi nasıl isimlendireceğiz? Bu gizlilikten ötürü tevbe etsinler. İkinci nikâh dediklerini de bir tazeleme şeklinde yapsınlar. Mehrin bu noktada önemi yoktur.