Fetva Meclisi
Soru
Hocam anne ve babaya çocuklarından kimin bakması gerekir; kızlar ve erkekler?
Cevap
Benzer fetvalar
Erkek veya kız bir çocuğun anne ve babasına karşı maddi/manevi sorumluluğu ölene kadar bitmez. Sadece erkek çocuğun kız çocuğuna göre ekonomik ve sosyal olarak yapabilecekleri farklı olduğu noktalarda kimi zaman erkeğin kimi zaman da kızın sorumluluğu artar. Mesela kız çocuğu annenin özel hizmetini yapmak konusunda erkekten daha çok sorumlu olur. Aynı şekilde evde çalışmadan beklemek durumunda olan kız çocuğu da çalışıp kazanan erkeğin sorumluluğu kadar sorumluluk taşımaz. Bunun bir ayrıntısı da kız çocuğunun evlendikten sonra anne ve babasına karşı yapabileceklerinin doğal olarak sınırlanması söz konusu olabilir. Genel olarak anlaşılması gereken budur.
Anne babaya hizmet etmek Allah’ın emridir. Allah’ın kulu olduğuna iman eden herkes bu emre muhataptır. Bu emir açısından erkek kadın ayrımı yoktur. Çocuklardan biri yaptığı hizmetin karşılığı bir ücret alamaz. Bu bir nevi namazı ücretle kılmak gibi olur. Çocuklardan biri, o hizmeti yaptığı için maişetini temin edemeyecek bir zorluk içinde kaldığı için diğer kardeşleri onu desteklerler ise bu caiz olur. Evli bir kız çocuğu, önceliği eşine vermek durumunda olduğu için anne babasının hizmetinden geri kalıyorsa onun için günah söz konusu olmayabilir.
Anne ve babaya bakmak çocukların görevidir. Kendileri de muhtaç durumda olmadıkça bu görevde kız veya erkek aynıdırlar. Namaz kılmak nasıl herkesin sorumluluğu ise anne ve babaya muhtaç olduklarında bakmak da öyledir. Anne ve babaya ya da ikisine bakarken yükümlülük nasıl paylaşılacaktır sorusuna âlimlerimiz farklı cevaplar vermişlerdir. Ebu Hanife rahmetullahi aleyh kardeşler eşit şekilde paylaşırlar demiştir. Bazı âlimler mirastaki paya göre demiş bazıları da varlık durumlarına göre bir paylaşım yapabilirler demişlerdir. Siz de böyle bir paylaşım imkânı olmayacağı için yük size kalacaktır, sevap da size kalacaktır. Kardeşlerinin sorumluluk almaktan kaçınmaları senin sorumluluğunu kaldırmaz. Yapabildiğin kadar yap. Evet, çocuklarını aç bırakmak gerekmez ama yapabileceğini de ihmal etme. Kardeşlerinin payına düşen yükümlülüğü yarın onlardan tahsil etmeyi de düşünebilirsin. Yapabiliyorsan onları mahkemeye vererek de alacağını tahsil edebilirsin ama sen Allah’tan bekleyen ol, kalbin huzur bulsun. Onları yaratanları ile baş başa bırak. Özellikle de anneye hizmet bizim kulluğumuzun en büyük imtihan ve kazançlarındandır, bunu kaybetmemeye bakın. Allah Teâlâ işinizi kolay kılsın, kalbinize huzur versin. Âmin.
Kişi, mülkiyetinde bulunan mal üzerinde dilediği gibi tasarruf hakkına sahip olduğundan, çocuklarından birine bağışta bulunurken diğerlerinin onayını almak zorunda değildir. Bununla birlikte, anne-babanın çocuklarına karşı başlıca görevlerinden biri de aralarında herhangi bir ayrım yapmaksızın onlara eşit muamelede bulunmaktır. Böyle bir davranış, onların görevi olduğu kadar çocuğun da hakkıdır. Çocukların kız-erkek, büyük-küçük olması sonucu değiştirmez. Anne veya babanın mallarının tamamını veya bir kısmını kız olsun erkek olsun çocuklarından bazılarına vererek aralarında ayrım yapması dinen uygun değildir. Şayet anne veya baba haksız bir şekilde mallarını bir çocuğuna devredip diğerlerini mahrum bırakırsa, bir an önce bu haksızlık giderilmeli ve adalet sağlanmalıdır. Bu yapılmadan ebeveynin vefat etmesi durumunda malın devredildiği çocuğun kendisine devredilen mallardan mirastaki şer’î payları miktarınca diğer varislere vermelidir.
Anne baba veya birisi hizmete muhtaç ise erkek ya da kız her çocuğu onun hizmetini yapmak veya hizmet eden bulundurmakla yükümlüdür. Evli olan kız çocuğu ise eşinin ihtiyacını öncelikli tutması gerekir. Anne veya babasına hizmet için eşinin iznini almış olması gerekir. Eşinin de mü'min insan kimliğini koruyan bir idrak ile böyle bir hizmeti engellemesi doğru olmaz. Özellikle annenin kadın gerektiren, babanın erkek gerektiren hizmetlerinde ise anneye kız çocuğunun babaya da erkek çocuğunun öncelikle hizmet etmesi gerekir.
Allah babanıza rahmeti ile muamelede bulunsun, sizi de salihattan kılsın. Annenizin yaşayıp yaşamadığını bildirmemişsiniz. Dede ve ninenizin olmadığını kabul ettik. İki ihtimal var. Anneniz sağ ise ve anneniz ölmüş ise ihtimaline göre mirasınızın dinen değerlendirmesi şöyledir: Anneniz yaşıyorsa: Anneniz: % 12,49 Kızların her biri: % 22,22 Amcaların her biri: % 3,20 Halaların her biri: % 1,60 Anneniz yaşamıyorsa: Kızların her biri: % 22,22 Amcaların her biri: 5,128 Halaların her biri: % 2,564
anne konusundaki diğer fetvalar
Melek gibi babaya her çocuk gerekli saygıyı zaten gösterir. Allah her şeye rağmen anne babaya saygı göstermemizi emrediyor. O hak etmese bile senin sevaba ihtiyacın var. Ve o baba senin imtihanındır. Sana yaptıklarının cezasını Allah ondan soracaktır. Sen onun cezalı olacağı bir durumda kaybeden durumunda olmamalısın. Evet, canına zarar vermesine, ibadetlerini engellemesine, günaha girmeni istemesine izin vermeyeceksin ama bunu da nezaketle yapacaksın. Bırak o kazanmasa da sen kazan.
Bu konudaki cevaplarımızı aşağıdaki adreslerden inceleyebilirsiniz: https://fetvameclisi.com/fetva/anne-baba-yasli-bakimevine-gonderilebilir-mi https://fetvameclisi.com/fetva/anne-baba-yaslilar-evine-birakilabilir-mi https://fetvameclisi.com/fetva/anne-baba-huzurevine-birakilabilir-mi https://fetvameclisi.com/fetva/annenin-huzur-evine-gonderilmesi
Anneniz ve babanız arasında ne olup bittiğini bilmediğinize göre siz kendinizi hakem yerine koymayın. Anneniz arkasına devleti aldı ama vicdanını ve imanını ne yapacak düşünmemiş olmalı. Kocanın evden uzaklaştırılması din olarak da mümkündür ama sebeplerin oluşmasına karar verilmesi çok zordur. Siz bu olaydan uzakta durun. Anneniz dedi diye asla babanızla küsmeyin ve mesafe koymayın. Sadece bu nedene dayalı olarak size beddua etmeye de hakkı olmaz. Her ikisinin de üzülmeyeceği bir yöntem oluşturmaya çalışın.
Elbette herkesin çocuğu olması gerekmiyor. Ama ortada önemli gerçekler var: Bugün böyle düşünüyorsunuz ama yarın tam aksini düşünebilirsiniz. Dolayısıyla bu düşüncenizi hayat felsefesi durumuna getirmeyin. Çocuk konusunda sizin olumlu veya olumsuz düşünme hakkınız bulunduğu gibi eşinizin de hakkı vardır. O çocuk babası olmayı istiyor da siz engelliyorsanız vebal altında kalırsınız. İkiniz de aynı şeyleri düşünüyorsanız sorun yoktur. Bu düşüncelerinizi yaşlı bir psikolog hanımla değerlendirmenizi tavsiye ederiz size.
Sütannenin Müslüman olmaması süt emmeye mani değildir. Özellikle Müslüman olana bakılsın, bulunmazsa o emzirebilir ama adı şanı iyi tespit edilsin ki yarın, süt hukuku konusunda bir sıkıntı yaşanmasın.
Evlilik kararı verirken basiretli davranamamışsın, bunun bir yorumu olabilir ama anne olduktan sonra vereceğin kararlarında yine basiretsiz davranırsan bunun anlamlı bir yorumu olamaz. Zannederim, kendini bile bile yıpratacak bir takıntı içindesin. Şunları tavsiye edebilirim sana: Dini hayatını Allah’ın emir ve yasakları, Allah’ın rızası için yapılacak nafileler olmak üzere iki görev üzerinde yürütmeye çalış. Farzlar ve haramlar konusunda kimseye taviz verme. Hayatın gibi gör farzları ve haramları. Nafileler de ise tercih yapmayı becer. Sen bunu beceremezsen şeytan seni ailen üzerinden sömürmeyi becerir. Bu kurala ilmihal öğrenmen de dâhildir. Ne kadar eşinin hataları ve ne kadar senin özel beklentin üzerinden değerlendirme yaptığına dikkat et yani kendine karşı da adil ol, dengeli ol. Aile huzurun, eşinle saadetin nafile ibadetlerin önüne geçebilir. Bu gerçeği benimsemeye çalış. Huzurun olmadan nafile ibadet bile yapamazsın. Basiretli ve anlamlı işler yapman durumunda eşinin iyi bir öğretmeni olabilirsin ve bunun yararı onun kadar sana da döner. Erkeklere eşlerinden nasihat dinlemenin ağır gelebileceğini unutma. En anlamlı ve gerekli nasihati bile yapsan, sana inat o yanlışında direnebilir. Sen doğru diye anlatmaya ısrar ettikçe yokuşta daha fazla hızlı koşmaya çalışan birine benzersin. Boşuna yorulursun ve boşuna nabzını artırırsın. Sonuca da ulaşamazsın. Bütün bunları uzun bir zamana mesela bir beş yıla yaymaya çalış. Kimsenin huyu suyu iki haftada değişmez. Sabret ve kazan. Allah yardımcın olsun. Âmîn.