Fetva Meclisi
Soru
Hocam benim annem yatalak. Sizin bir videonuzda kızların annelerine bakmakla yükümlü olmadığını söylediniz. Bu konu sadece maddi yükümlülüğü mü kapsıyor, yoksa temizlik, yemek yapma gibi bakımlar da buna dâhil mi hocam? Bunu öğrenmek istiyorum.
Cevap
Benzer fetvalar
Anne ve babaya bakmak çocukların görevidir. Kendileri de muhtaç durumda olmadıkça bu görevde kız veya erkek aynıdırlar. Namaz kılmak nasıl herkesin sorumluluğu ise anne ve babaya muhtaç olduklarında bakmak da öyledir. Anne ve babaya ya da ikisine bakarken yükümlülük nasıl paylaşılacaktır sorusuna âlimlerimiz farklı cevaplar vermişlerdir. Ebu Hanife rahmetullahi aleyh kardeşler eşit şekilde paylaşırlar demiştir. Bazı âlimler mirastaki paya göre demiş bazıları da varlık durumlarına göre bir paylaşım yapabilirler demişlerdir. Siz de böyle bir paylaşım imkânı olmayacağı için yük size kalacaktır, sevap da size kalacaktır. Kardeşlerinin sorumluluk almaktan kaçınmaları senin sorumluluğunu kaldırmaz. Yapabildiğin kadar yap. Evet, çocuklarını aç bırakmak gerekmez ama yapabileceğini de ihmal etme. Kardeşlerinin payına düşen yükümlülüğü yarın onlardan tahsil etmeyi de düşünebilirsin. Yapabiliyorsan onları mahkemeye vererek de alacağını tahsil edebilirsin ama sen Allah’tan bekleyen ol, kalbin huzur bulsun. Onları yaratanları ile baş başa bırak. Özellikle de anneye hizmet bizim kulluğumuzun en büyük imtihan ve kazançlarındandır, bunu kaybetmemeye bakın. Allah Teâlâ işinizi kolay kılsın, kalbinize huzur versin. Âmin.
Bazı fakihler, erkek/kız ayırmadan her çocuğun anne babaya bakmakla yükümlü olduğunu söylemişlerdir. Diğer bazı fakihler de mirastaki pay sıralamasına bakılır demişlerdir. Buna göre de erkek mirastaki payı yüksek olduğu için önce o sorumludur. Üçüncü bir görüşe göre ise ekonomik durumları ve imkânlarına göre sorumlu olurlar denmiştir. Dördüncü bir görüş ise sadece erkek çocukların sorumlu olacağını söylemiştir. Bu görüşlerden çıkan sonuç şudur: Anne ve babaya bakmak, özellikle de onların muhtaç olduğu zamanlarda keyfi bir durum değildir. Dinimizin çok açık emirlerinden biridir. Meşru bir mazeret olmadıkça her çocuğun bunu üstlenmesi gerekir. Zira bu onların ahireti ile alakalı bir görevdir. Olağanüstü sıkıntılar, zorluklar olması durumunda makul bir görevlendirme yapılabilir. Biri masrafları karşılamak diğeri fiili hizmeti görmek gibi bir planlama yapılabilir. Yakın yerde yaşamak mesela bir tercih nedeni olabilir.
Hastaya bakmak bir insanlıktır. İnsanlıktan herkes sorumludur. Aynı zamanda da bir sevap kaynağıdır. Kim bakıyorsa o sevap kazanıyor, kim de yapabileceğini yapmıyorsa sevaptan mahrum kalıyordur. Bir noktadan sonra hasta, onun ihmali ile daha kötü oluyorsa günaha da giriyordur.
Anne babaya hizmet etmek Allah’ın emridir. Allah’ın kulu olduğuna iman eden herkes bu emre muhataptır. Bu emir açısından erkek kadın ayrımı yoktur. Çocuklardan biri yaptığı hizmetin karşılığı bir ücret alamaz. Bu bir nevi namazı ücretle kılmak gibi olur. Çocuklardan biri, o hizmeti yaptığı için maişetini temin edemeyecek bir zorluk içinde kaldığı için diğer kardeşleri onu desteklerler ise bu caiz olur. Evli bir kız çocuğu, önceliği eşine vermek durumunda olduğu için anne babasının hizmetinden geri kalıyorsa onun için günah söz konusu olmayabilir.
Aleykümselam. Bir babanın doğurduğu çocuğuna karşı sorumluluğu hiçbir zaman bitmez. Kız çocuğu evleninceye kadar da ekonomik sorumluluğu bitmez. Evlendikten sonra ise ekonomik düzeydeki sorumluluk kalkabilir. Sadakanız hatta göreviniz bilerek destek olun. Annesi ile olan ilişkinizin düzeyi, çocuğunuzla olan ilişkinizi belirlememelidir. Sevap kaynağınızı kurutacak anlayışla hareket etmemeye çalışın.
Bir kız çocuğu evlendikten sonra eşinin emrinde olur. Annesinin ona “şurada kalacaksın, şunu yapacaksın” gibi talimat vermeye hakkı olmaz. Annesine karşı yapabildiği kadar hürmet eder, elinden geleni yapar gerisinden mesul olmaz. Sen annene karşı yanlış denebilecek bir iş yapma gerisinde sorumlu olmazsın biiznillah.
anne konusundaki diğer fetvalar
Anne hakkını konuşmaya gerek yoktur. O senin cennetin veya cehennemindir. Zaten sen de bunu bildiğin için ona müdahale etmiyorsun. Buna rağmen annenin gelinine bu şekilde müdahale etmesi hakkı değildir. Yaptığı ihtimal ki zulüm düzeyine gelmektedir. Senin annene “gelinine karışma” demen hakkındır, görevindir de. Bunu söylerken ahiretini harap etmeden söylemen gerekir. Bir beyin ameliyatından daha zor bir iş yapmış olacaksın. Söyle veya söylettir, anneni kaybetmeden yap bunu. Kırk ölç bir biç.
İnsan önce kendi anne babasını düşünmelidir. Ülfet gereği ikisi de gitsin isteniyorsa gitmeyen yine öncelikli olmalıdır.
Allah Teâlâ yavrunuza afiyet size sabır versin. Annenizi uyarmışsınız, yeter. Siz onu değiştiremezsiniz. Kayınvalidenizi de değiştirmeniz zordur. Siz kendinizi kollamaya bakın. Seviyeli olun. O konuşurken aslında sevabından kırptığını fark edemiyor. Siz tatlı bir şekilde söyleyip işinize bakın. İnşaallah vebale ortak olmazsınız. Siz katılmayınca da bir zaman sonra o da bırakacaktır. Tekrar geçmiş olsun. Allah Teâlâ size sabır versin.
Çok haklı bir endişe ve dert taşıyorsunuz. Rabbim güzel niyetinize karşılıklar versin. Birkaç alternatif yol takip edebilirsiniz: - Uzman, Müslüman bir psikologla istişare edebilirsiniz. İnsan hal ve davranışlarından anlayan bir büyüğünüz de olabilir. Kızınızı tanıyıp istişareyle süreci ilerletebilirsiniz. - Denemeler yapabilirsiniz. Mesela; haftanın belli günleri taktırıp ölçüm yapabilirsiniz. Âdet göreceği güne hazırlık olduğunu anlatabilirsiniz. - Yakın çevre, akraba ya da komşulardan kızınızla akran, tesettürlü bir arkadaşı varsa onunla daha uzun süre beraberliklerini sağlayabilirsiniz. - Yarın tesettüre girdikten sonra tesettürle ilgili süreci tamamlanmış değil yeni başlamış olacak unutmayasınız. Belki ömrünün sonuna kadar siz onun neden tesettüre girdiğini hatırlatan olacaksınız. Tesettüre girdikten hemen sonra bir anne olarak daha tedbirli, uyanık, farkında olmanız gerekecektir. - Tesettüre gireceği güne kadar adım adım süreci başlatın. Önce uzun giyinmek gibi başörtüyü arkadan taktırmak gibi. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
İyi bir Müslüman olmanın yolu doğru bilgileri öğrenmekten geçer. Bu bilgiler öğrenilecekse bu yerin adının medrese veya ev olması arasında fark yoktur. Yeter ki doğru bilgiyi öğrenin. Yaşınız ilerlediğinde dinimizle bağdaştırılması asla mümkün olmayan hurafelerin kurbanı olmayın. Esasen medreseler farz olan bilgilerin talim edildiği yerlerdir. Daha ötesini öğrenmek istemeyenler ileride kendileri için planladıkları hayata hazırlanırlar. Siz de öyle yapın. Farz olan bilgilerinizi tahsil edin. Sonrasında aileniz ve hocalarınızla yapacağınız istişare sonucuna göre hareket edin. Bu istişarelerinizde şu sorunun cevabı üzerinde de yoğunlaşın. Kur'an ilimlerini öğrenmeye gitmek istememe sebebiniz kişisel zevkinize düşkünlüğünüzden mi yoksa bu işe karşı heyecanınızın olmamasından mı? İstişareniz medresede okumamak şeklinde sonuçlanırsa annenizi gerekçelerinizi ve alternatifinizi sunarak ikna etmeye çalışın. Ama çatışmayın.
Peygamberimizin kendisine hicret ve cihad şartıyla biat etmek isteyen kimseye anne-babasının sağ olup olmadığını sorması ve sağ olduklarını öğrendiğinde, "Allah'tan mükâfat bekliyor musun?" diye sorduktan sonra "Öyleyse dön ve anne babana iyi bak/onlarla ilgilen!" demesini düşünmeni rica ediyorum. Anne babanın gönlünü inciterek vakıf hizmetlerinde bulunamazsın. İkinci sorunla ilgili olarak bu konuda seni/karakterini, aileni, evlenmek istediğin kızı tanıyan güngörmüş/tecrübeli birisiyle değerlendirmen daha doğrudur.