Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben babamın yanında işçi olarak çalışıyorum ve İslam’a hizmet etmek istiyorum. Bir dernekten yönetim yardımcılığı teklifi aldım. İş yerimden ayrılmadan, telefon üzerinden belgelerle ilgileneceğim bir işti. Ancak babam bu durumu istemedi ve “Gönlüm yok, sen para kazan, onlara yardım et. İki işi birden yapmak olmaz, kafan dağılır, bizim iş yürümeyebilir.” dedi. Kendisi de o derneğe yardım ediyor ama benim bu şekilde hizmet etmeme karşı. Bu durum beni çok üzüyor. Allah yolunda nasıl hizmet edeceğim? Haftada bir-iki defa sohbete gitmekle yeterli olur mu? Annem ise “Biz senden sadece işine odaklanmanı istiyoruz, sürekli ibadetin var, namazını kılıyorsun.” diyor. Beş vakit namazımı cemaatle kılmaya çalışıyorum, bir vakti kaçırınca bile Allah’tan uzak kalmaktan korkuyorum. Babamla bu mesele açıldığında istemeden onun kalbini kırıyorum. “Neden izin vermiyorsun?” diye düşünmeden edemiyorum. Yanlış mı düşünüyorum? Olaylara nasıl bakmalıyım? Sürekli “Allah yolunda nasıl hizmet edebilirim?” diye düşünüyorum ve dua ediyorum ancak karşıma çıkan fırsatlarda aile engeliyle karşılaşıyorum. Ayrıca, evlilik konusunda da kararsızım. Geçmişte biriyle evlenmek istemiştim ama ailem istemedi. Şimdi ise bu konuda bana kararımı kendim vermemi söylüyorlar, ancak ne o kişiye “evet” diyebiliyorum ne de başka insanlarla görüşmeye açık olabiliyorum. Ne yapmalıyım? Allah yolunda hizmet etmek ve doğru kararlar almak için bana önerileriniz nelerdir?
Cevap
Benzer fetvalar
Senin vazifen anne babanın gönlünü yapmak değildir. Vazifen Allah’ın anne babana hizmet et emrini yerine getirmektir. Sen hizmete hazır bekle. Beni arayın de. Arayınca koş, dediklerini yap. Gerisinden sana ne? Senden bir şikâyetleri de yok. Demek ki sen işi vesveseye kaydırıyorsun. Gerek yok buna. Sen, Allah’ın emrini yerine getirmeye hazır bekle.
Aleykümselam. 'Vakıf veya derneği din gibi görmek' cahillikten başka bir şey değildir. 'Vakıf veya derneği gereksiz görmek' de akıllıca bir iş değildir. Her şeyi yerli yerine oturtmak gerekir. Bir mü'min ne vakıfta iyi mü'min olur diyebiliriz ne de evinde iyi olur diyebiliriz. Herkesin kapasitesi ve ihtiyacı farklıdır. Sizin gibi bir anne kadının evi en büyük merkezi olmalıdır. Vakıf ve toplantılara da evinden artan zamanlarında gitmelidir. Haftada dört gün az da olabilir çok da olabilir; bu kişiden kişiye değişir. Sizin kalbiniz orada huzur bulmadığına göre terk edin orayı. Yeni bir yer bulmaya çalışın. Öncelikle de eşinizin izin verdiği yer olsun. Dini kendisi gibi gören hocada da, vakıfta da hayır yoktur. Daha mutedil düşünün, abartmayın konuyu. Allah'a emanet olun.
Şöyle yapabilirsin kızım, a- Evlilik için akraba veya değil yerine UYGUN VEYA DEĞİL kuralı getir kendin için. Uygunluk da din ve göz beğenisi üzerine kurulu olsun. Bunalır ve eleme kabiliyetini yitirecek olursan maazallah, kurallarını bir bir düşüreceğin bir evlilik yaparsın. b- Dine hizmet konusunda da önce kendi dinini ayakta tutacağın bir evlilik ilkesi peşinde ol. Sen iyi olursan din, bir kale kazanmış olur zaten ve senin bereketin sen göremeden bile çoğalır. c- Evlilik için yaşa değil de ihtiyaca takıl, ne kadar zarurettir senin için ne kadar da normaldir düzeyine bak. d- Memur olman için senin aile şartlarını bilemediğimden ne ol ne de olma diyebilirim sana. Ama bir harama bulaşmadığın sürece görev yapabilirsin derim. Allah yardımcın olsun.
Baba ve anneniz aklı başında, ne konuştuğunu bilebilecek bir durumda ise onların 'hizmet istemiyorum' deme hakları yoktur. Çünkü mesele sadece onların hizmetini görmek veya görmemek değildir. Bir yandan onların hizmeti görülürken bir yandan da sizin Allah'a karşı kulluk görevinden sonraki en büyük göreviniz ve o görevden beklediğiniz sevabınız gerçekleşecektir. Babanızın size namaz kılmanızı yasaklaması ne kadar hakkı ise sizi kendisine hizmetten menetme hakkı da o kadardır diyebiliriz. Babanız ve annenizle kazanacağınız ibadet sevabını doldurabileceğiniz başka bir ibadet yoktur. Peygamber aleyhisselama 'seninle beraber bulunup cihat edeyim' diyen birini anne babasının yanına dönüp onlarla beraber olması şeklinde yorumlayacağımız bir cevapla geri göndermesi gösteriyor ki, farzlardan sonra mesele nafileler düzeyine indiğinde Peygamber aleyhisselam ile bulunmaktan daha üstün bir noktada anne baba ile bulunma durumu gerçekleşebilmektedir. Hayır babanız ve anneniz alzheimer hastası gibi ne dediğini bilmez durumda veya psikiyatri hastası ise zaten söylediklerine itibar etmeye gerek yoktur. Sonuç olarak ne edin edin anne babanızın gönlünü alın, kapılarından ayrılmayın, kovsalar bile siz onlarla bulunun. Neticede onlar annedir babadır, kalpleri yumuşar. Sonra da bu hata için Allah'a istiğfar edin. Dünyadaki huzurunuzu ve ahiretteki cennetinizi kurtarmış olun. Allah yardımcınız olsun.
Babanız çocuklarının birinin yanına gitmeyi kabul eder de yine kimse bakmazsa o zaman bedduasında tam haklı olur. Bu durumuyla da evladı açısından elbette nahoş bir durum ve onun üzülmesi bir vebal ama babaya bakmamak, ayağına gitmemek değil de onu çaresiz bırakmak olarak ortaya çıktığında büyük bir vebal olur. Sizin eşinizin durumu da şu şekilde olabilir: Eşiniz babanızla dar bir evde aynı çatıda yaşamak için oraya gideceğinizde kabul etmeyecekse bunda hakkı vardır. Babanızın bulunduğu veya herhangi bir şehre gittiğinizde gelmeme gibi bir hakkı yoktur. Nikâh akdinde böyle bir şart koşmuş siz de kabul etmiş olsa idiniz şimdi haklı olurdu. Sizin de boşanma gibi bir afeti aklınıza getirmeniz hiç doğru değil, dert içinde neden dert üretiyorsunuz? Eşinizin aile büyüklerinden de yardım alarak ve siz de verdiğim örnekte olduğu gibi durumu biraz esneterek çözüm üretmeye bakın. Hayat bu, böyle geldi böyle gidecek. Eşinizi de bir gün bakıp bakmamayı konuşacak doğurdukları. Gelecek uzak değildir. Allah yardımcımız olsun.
Selamünaleyküm. Asla anneni aşmamalısın. Evlenme hususunda araştırmaya devam etmelisin. Ve sabretmelisin.
anne konusundaki diğer fetvalar
Yazdıklarınız üzere içinizdeki bu kararsızlık ve sıkıntı tamamen anlaşılabilir. Hem iş hem de hayatın diğer alanlarında duygusal ve manevi açıdan zorlayıcı bir dönemden geçiyorsunuz. Bu tür süreçler insanın içinde birçok çatışma ve belirsizlik meydana getirebilir. Bu noktada, size bazı hususları hatırlatarak yardımcı olmaya çalışacağım: Tesettürlü bir kadının erkeklerle aynı ortamda bulunmasından öte bir kadının çalışmasının gerekliliği veya zaruri olup olmadığı ve işin getireceği sıkıntılardır. Polislik gibi bir mesleğin getirdiği şartlar bünyenizle çatışıyorsa veya size huzur vermiyorsa, bu konuda kendinizi zorlamamanız çok kıymetlidir. İş hayatında kadınların görev yapması doğru olsa da, her işin kadın için uygun olup olmadığını kendi iç huzurunuzu dikkate alarak değerlendirmek önemlidir. İstihareye yatmanız ve hislerinize göre karar vermeniz de bu noktada doğru bir yaklaşımdır. Evlenmek gibi büyük bir kararı alırken, içinde bulunduğunuz hali göz önünde bulundurmak gerekir. Evlenmeyi içten istiyorsanız ancak şu anki durumunuza uyan bir kişiyle evlenmekten çekiniyorsanız, belki de biraz daha zaman ve dua ile doğru kararı bulabilirsiniz. Annenizin beklentilerini karşılamaya çalışırken, kendi kalbiniz ve iç sesiniz huzursuz oluyorsa, bu duyguları göz ardı etmemelisiniz. Ailenizin rızasını kazanmak kıymetli olsa da, sonunda yaşamı şekillendirecek olan sizsiniz. Allah’ın her zaman sizin en hayırlı yolunuzu açacağına inanmalısınız. Yalnızca nefsinize ve çevrenizin baskılarına göre karar vermek yerine, bu konuda Allah'a tevekkül etmek ve dua etmek büyük bir huzur kaynağı olacaktır. Allah yâr ve yardımcınız olsun.
Çok haklı bir endişe ve dert taşıyorsunuz. Rabbim güzel niyetinize karşılıklar versin. Birkaç alternatif yol takip edebilirsiniz: - Uzman, Müslüman bir psikologla istişare edebilirsiniz. İnsan hal ve davranışlarından anlayan bir büyüğünüz de olabilir. Kızınızı tanıyıp istişareyle süreci ilerletebilirsiniz. - Denemeler yapabilirsiniz. Mesela; haftanın belli günleri taktırıp ölçüm yapabilirsiniz. Âdet göreceği güne hazırlık olduğunu anlatabilirsiniz. - Yakın çevre, akraba ya da komşulardan kızınızla akran, tesettürlü bir arkadaşı varsa onunla daha uzun süre beraberliklerini sağlayabilirsiniz. - Yarın tesettüre girdikten sonra tesettürle ilgili süreci tamamlanmış değil yeni başlamış olacak unutmayasınız. Belki ömrünün sonuna kadar siz onun neden tesettüre girdiğini hatırlatan olacaksınız. Tesettüre girdikten hemen sonra bir anne olarak daha tedbirli, uyanık, farkında olmanız gerekecektir. - Tesettüre gireceği güne kadar adım adım süreci başlatın. Önce uzun giyinmek gibi başörtüyü arkadan taktırmak gibi. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Dinimiz, "Müslüman kadının çalışması yasaktır." şeklinde bir kural koymamıştır. Bu yüzden kadının çalışması, para kazanması, zengin olmasında hiçbir sakınca yoktur. Kadın için de erkek için de çalışırken dikkat edilmesi gereken kurallar vardır. Bu kurallar yok sayıldığında çalışmak erkek için de kadın için de sıkıntı oluşturabilir. Bir hanım çalışacağı zaman kadınlığı, tesettürü zarar görmemelidir. Halvet (bir erkekle başkasının giremeyeceği bir ortamda yalnız kalma), erkeklerle karma bir ortamda mahremiyet kurallarını aşacak şekilde bulunma, göz kirliliği, temas sıkıntısı gibi sakıncalardan uzak olmalıdır. Çalışma şartları, kadının anneliğine de zarar vermemeli. Onu, çocuklarını ihmal edeceği bir pozisyona düşürmemelidir. Bu şartlara dikkat edildikten sonra kadının çalışmasında bir sakınca yoktur.
Allah Teâlâ yavrunuza afiyet size sabır versin. Annenizi uyarmışsınız, yeter. Siz onu değiştiremezsiniz. Kayınvalidenizi de değiştirmeniz zordur. Siz kendinizi kollamaya bakın. Seviyeli olun. O konuşurken aslında sevabından kırptığını fark edemiyor. Siz tatlı bir şekilde söyleyip işinize bakın. İnşaallah vebale ortak olmazsınız. Siz katılmayınca da bir zaman sonra o da bırakacaktır. Tekrar geçmiş olsun. Allah Teâlâ size sabır versin.
Annenizin bedduaları ve kötü davranışları sizi derinden etkilemiş olabilir. Bu durumda, annenizle olan ilişkinizde bir mesafe koymanız, duygusal ve manevi olarak kendinizi korumanız adına faydalı olabilir. Ancak bu, tamamen iletişimi kesmek anlamına gelmemelidir. Annenize kötü söz söylememek, saygısız davranışlardan uzak durmak önemlidir. Hiçbir beddua, Allah’ın takdirine ve iradesine ters bir sonuç doğuramaz. Annenizin sözleri sizi etkileyebilir, ancak bu durum Allah’ın eşinizin vefatını dilediği bir zamanda gerçekleştiği gerçeğini değiştirmez. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur: “Hiçbir nefis, Allah’ın izni olmadan ölmez. Ölüm, belirli bir vakitte yazılmıştır.” (Âl-i İmrân, 3:145). Dolayısıyla, eşinizin vefatını annenizin beddualarına bağlamak yerine, bunu Allah’ın takdiri olarak kabul edin. Hem anneniz hem de eşiniz için bol bol dua edin. Annenizin hidayet bulması ve kalbinin yumuşaması için Allah’a niyazda bulunun. Eğer annenizle ilişkinizi yönetmekte zorlanıyorsanız, bir aile büyüğü veya güvendiğiniz bir hoca efendiyle konuşarak destek alabilirsiniz.
İnsan önce kendi anne babasını düşünmelidir. Ülfet gereği ikisi de gitsin isteniyorsa gitmeyen yine öncelikli olmalıdır.