Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm Nureddin hocam. Ben yıllardır annemle yaşıyorum. Babam, ben küçük yaştayken vefat etti. Üniversite okuyorum aynı zamanda. Annemle aramızda ciddi anlaşmazlıklar var. Bu anlaşmazlıkların hepsi hizmet alanında. Annem taassup derecesinde bir tasavvuf ehli. Onun, benden istediği yalnızca okuluma gidip derslerimle ilgilenmem. Ben ise gençliğimi hizmete adamış biri olarak geçirmek istiyorum. Fakat hep kısıtlanıyorum. Babam olmadığı için annem aynı zamanda babalık görevini üstlendi ve bu bana karşı anne şefkati yerine disiplin ve baskı uygulamasına dönüştü. Tek amacım rahat bir şekilde O'nun yolunda koşturmak. Fakat hep annemden gizli bir şekilde derneklere, yardımlara, kermeslere gidiyorum. Ben yalnızca Allah için koşturunca mutlu oluyorum. Lakin annemin kısıtlaması beni aşırı derecede mutsuz yapıyor. Depresyonu kendime yakıştıramadığım için hep toparlamaya çalışıyorum kendimi. Önümde çıkar yol olarak evlilik gözüküyor. Lakin yıllardır dua etmeme rağmen karşıma hizmet ehli birisi çıkmadı ki gerçekten dünyevi hiçbir şeyde duada bulunmamıştım. Bu beni ayrıca sıkıntıya soktu. Hem evde rahat değilim, istediğim gibi O'nun yolunda vakitlerimi harcayamıyorum hem de onca dualarıma rağmen kimse karşıma çıkmıyor. Size sormak istediğim ise annemin hizmet konusunda beni engellemesinden rahatsız olmamalı mıyım? Kendimi çok huzursuz hissediyorum, bizi bekleyen onlarca yardımlara el uzatamadığım için. Evlilik hususunda yapacağım tek şey yalnızca tevekkül ederek beklemek mi? Allah sizden razı olsun hocam. Hayırlı günler.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Sıkıştığınız zamanlardaki hatalarınızın hafif kalması için normal zamanlarda annenizle daha fazla ilgilenin. Alaka ve hürmetinizi artırın. Sık sık elini öpün, duasını isteyin. Ona hediyecikler alın. Yanında daha fazla durun, hatırını sorun. Bu durum, sizin hem ona karşı ileri gitmenizi azaltacak hem de bir hata ettiğinizde o hatayı onun gözünde küçültecek. Bir de namazlardan sonra annenize çok dua etmelisiniz. O sizin cennetiniz veya cehenneminizdir. Onun karşısında hiçbir özrünüz geçerli değildir bilesiniz.
Selamünaleyküm. Bunu da sizin imtihanınız olarak görün, annenizle zaruret olmadıkça bir araya gelmeyin. Evli olduğunuza göre sizin üzerinizde kocanızın hakkı annenizin hakkından üstün durumdadır. Annenizi zamana yayın, özürle de olsa üzerine gitmeyin. Sabrın açmadığı kapı olmaz.
Selamünaleyküm. Evet, evinizde mahreminiz olmayan birinin bulunmamasını istemek dinen hakkınızdır. Ne var ki siz, ikinci evliliğinizi yaptınız ve aile sıkıntısı çekmiş bulunuyorsunuz. Bu durumu, irdelemeniz hâlinde bir facia daha yaşayabilirsiniz. Çok dikkatli olmak zorundasınız. Engelleyemezseniz, ilkeli ve dikkatli olmalarını sağlamaya çalışın.
Selamünaleyküm. Vicdanınız doğru söylüyor. Annenizi bulun. Elini, ayağını öpün. Emrinde olduğunuz söyleyin. Sizi teperse uzak durun. Kabul ederse şükredin. Bir emri olup olmadığını sorun. Emrettiğini yerine getirin. Cennete doğru yürümüş olursunuz.
Selamünaleyküm. Bu sıkıntıyı abartırsanız siz de tipik bir babaanne olursunuz genç yaşınızda. Biraz görmezden gelin. Aklı yerinde diyorsunuz ama o yaşta insan genellikle çocuk olur. Sabredip kazanmak zorundasınız. O sizin anneniz yerindedir.
Aleykümselam. Hiç taviz verme. Allah yardımcın olsun. Meryem ve Asiye de tekti. Kalabalıkları izleyecek hâlimiz yoktur. Biz, Allah ile olduktan sonra tek kalmaya razıyız. Sabret ve diren. Asla gevşeme; bekar kalan ölmüyor ya!
anlaşmazlık konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Yangının ortasında kalmışsın. - Aman sonra üzüleceğin bir söz söyleme, yanlış yapma. İşi bu noktaya sen getirmedin, iki dağın arasında kalmışsın. - İki taraftan birine, öbürünün aleyhine destek olma. İki tarafa da mavi boncuk dağıt. Kısacası sen kendini kurtar. - Eşinin bu durumda senden zulüm görmemesi gerekiyor; onu korumak senin vazifen. Korurken de şımartmaman şarttır. Yani ona zulmedilmesin, hata ediyorsa hatasını düzeltsin. - Yangın mahallinde bulunman, alevleri büyütüyorsa uzak dur. - Çok sabret, sabret, sabret... Allah yardımcın olsun. Umarım iyi haberlerle dönersin.
Selamünaleyküm. Sözünü ettiğiniz mahkemeye 'boşanmak istediğine dair' beyanda bulundu ise mahkemenin kararından sonra boşanma gerçekleşmiştir. Onun dinen boşadım demesi gerekmiyor. Allah mutluluğunuzu ziyade etsin.
Buradaki yanlışlık, en başta evin alınmasında, oluşmasında sizin kendi paranızı teslim etmenizden kaynaklanıyor. Dinimiz açısından iki hususu bilmemiz gerekiyor. Birincisi, sizin eve ekonomik katkıda bulunmanız gerekmiyor; bu erkeğin görevidir. İkincisi de sizin paranıza sadece siz hükmedebilirsiniz. Eşiniz dahil kimse sizin paranıza hükmedemez. Mevcut durumda siz, eşinize elinizdeki parayı bağışlamış görünüyorsunuz. O da kendi mülkünde tasarrufta bulunuyor. Bu durumda yapacak bir şeyiniz yok. Bundan sonrasını iyi planlayın.
Aranızdaki anlaşmada bu ihtilafı giderecek bir madde yoksa yapacağınız iş şudur: a- Bu durumda meri kanunlarda veya teamüllerde var olan usulü size de uyarlayın. b- Sizi karşılayacak bir teamül yoksa, sizin işinize yakın işleri yapan bir kişiyi (mümkünse üç kişiyi) aranızda hakem tayin edin. Verilecek karara ikiniz de razı olun. Allah'a emanet olun.
Durum, evlenirken yaptığınız sözleşmenize bağlıdır. “Ben tahsilimi sürdüreceğim” dediniz ve o da kabul etti ise şimdi engel olma hakkı yoktur. Böyle bir şart koşmadan evlendiniz de şimdi bunu istiyorsanız, eşinizin sizi evde görmek, derslerle yorulmuş bir kadın görmemek istemesi hakkıdır. Siz yanlış bir istekte bulunuyorsunuz. Size tavsiyemiz, böyle bir konu ile yuvanızın temellerini çürütmemenizdir. Tahsilinizi yapacaksanız da tartışma konusu yapmadan, daha dolaylı yöntemler üreterek yapın. Şeytan bu fırsatı kaçırmaz bunu iyi bilin.
Böyle bir eşten boşanmak istemeniz normaldir. Tam sizin anlattığınız gibi bir ailede eş olarak bulunmak zordur. Yalnız siz yarın “keşke yapmasaydım” dememeniz için aile büyükleriniz veya sizi bilen birileri ile iyi bir istişare edin. Allah yardımcınız olsun.