Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben, eşinden boşanmış, iki çocuklu bir anneyim. Çocuklarım üniversite sınavına hazırlanıyor. İkisi de çalışkan ve edepli çocuklar, maşallahları var, elhamdülillah. Okumak istiyorlar ve onlara hep destek oluyorum. Hem akademik olarak ilerliyorlar hem de dini yönden kendilerini geliştirme yolundalar. Çok şükür namazlarını kılıyorlar. Allah nasip ederse hafızlık da yapmak istiyorlar. Akademik olarak ise doktorluk hedefleri var ve derslerinde başarılılar. Benim sorum şu, çocuklarımın derslerine destek olmak için onları dershaneye göndermem gerekiyor. Malum, iyi dershaneler oldukça pahalı. Mesleğim muhasebecilik ancak uygun bir ortam bulamadığım için çalışmıyorum. Şu anda nafaka ve emekli aylığı ile geçiniyoruz. Dershane masraflarını karşılayabilmek için bir işe başlamam gerekiyor. Bulduğum işler genelde erkek patronlu ve çalışma odam ayrı olsa da zaman zaman diyalog içinde olmam gerekebilir. Bu durumun bir sakıncası olur mu? Bir yıl gibi kısa bir süre için çalışmam gerekiyor. Kızım ikinci yılında mezuna kaldı ve üniversite sınavında 64 bininci oldu. Doktorluk hedefi için kesinlikle dershane desteği alması gerekiyor. Durum bundan ibaret hocam. Sizin görüşlerinize çok ama çok ihtiyacımız var.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bir kere bu tutumunuzda hiçbir aşırılık yoktur, tam bir müslüman erkeğin düşünmesi gerekenleri düşünüyorsunuz. Allah sizi sevsin, sizden razı olsun. Keşke bütün Müslüman erkekler sizin gibi düşünebilseler! Fakat, tababet dalında bizim bazı ruhsatları kullanmamız mümkündür. Buna göre eşinize şunları tavsiye ederiz: - Bir kere çocuk ve kadın üzerine çalışması ideal olandır. Hedefte bu bulunsun. - Hastahane şartlarında iken HALVET olacak şekilde bir erkekle başbaşa kalamsın. (Halvet, kapalı bir odada yabancı bir erkekle başbaşa kalmaktır.) - Mümükün olduğunca erkek hastaya bakmasın. Zaruret durumlarında mesela acil sancıdan kıvranan bir erkeğe bakabilir. Bu bakmada da yakın olma hususuna özellikle beden değmesine çok dikkat etsin. Bilhassa eldiven ve maske kullansın ki bunlar zaten gereklidir. Erkek hastalarla uzun cümleler kurup konuşmasın. Size de tavsiyem, doktor hanımla bu konuyu bir tartışma konusu durumuna getirerek aranıza fitne sokmayın. O da ikna olarak yapsın yapacağını. Allah işinizi kolay etsin.
Selamünaleyküm. Bir kere bu tutumunzda hiçbir aşırılık yoktur, tam bir müslüman erkeğin düşünmesi gerekenleri düşünüyorsunuz. Allah sizi sevsin, sizden razı olsun. Keşke bütün Müslüman erkekler sizin gibi düşünebilseler! Fakat, tababet dalında bizim bazı ruhsatları kullanmamız mümkündür. Buna göre eşinize şunları tavsiye ederiz: - Bir kere çocuk ve kadın üzerine çalışması ideal olandır. Hedefte bu bulunsun. - Hastahane şartlarında iken HALVET olacak şekilde bir erkekle başbaşa kalmasın. (Halvet, kapalı bir odada yabancı bir erkekle başbaşa kalmaktır.) - Mümükün olduğunca erkek hastaya bakmasın. Zaruret durumlarında mesela acil sancıdan kıvranan bir erkeğe bakabilir. Bu bakmada da yakın olma hususuna özellikle beden değmesine çok dikkat etsin. Bilhassa eldiven ve maske kullansın ki bunlar zaten gereklidir. Erkek hastalarla uzun cümleler kurup konuşmasın. Size de tavsiyem, doktor hanımla bu konuyu bir tartışma konusu durumuna getirerek aranıza fitne sokmayın. O da ikna olarak yapsın yapacağını. Allah işinizi kolay etsin.
Değerli hanım kardeş, 'Müslüman kadın çalışamaz' şeklinde bir kural koyamayız. Çalışmayı, rızık temin etmeyi erkeklere tahsis etmenin bir dayanağı yoktur. Kadın da çalışabilir, kazanabilir, servet sahibi olabilir. Sonunda da sadakalar veren, hayırlar yapan bir kadın olarak Rabb’ine gidebilir. Bunun hiçbir dinî engeli yoktur. Tekrar ediyorum: Kadının çalışmasının dinen bir engeli yoktur. Engel, kadının, kadınlığının zarar görmesindedir. Zira Müslüman toplumun, kadınını kaybetmesi ile topraklarını kaybetmesi arasında fark görmeyecek kadar önemli bir yerde görüyoruz kadını. Müslümanlar, kadınlarını iş yerlerine gönderdikten sonra nesil yetiştirme kabiliyetlerini zedelemektedirler. Bireysel şartlar, istisnai durumlar bu genel kuralı aşamaz. Kadının çalışması ile alakalı olarak şu üç tespiti yapabiliriz. Birinci tespit: Kadının fiilen bulunması zorunlu alanlar vardır. Tıp da bunların başında gelmektedir. Doğumu teşvik eden, önünde çocuk doğurmuş bir kadına, cepheden gelmiş bir gaziye dizilen övgüleri dizen, onun doğumuna katkıda bulunmaktan sevaplar uman bir 'kadın doğumcu' doktorun ne büyük bir hizmet yaptığını takdir edebiliyor musunuz? Sadece kadın doğumcular da değil. İnsan sıhhati ile alakalı her branş, kadının da o branşta bulunmasını gerektiriyor. Bunun için kadınların, zekâ ve özel şartları izin veriyorsa, Allah'ın Şeriat'ının aşılmadığı zeminlerde tıp öğrenmelerini ve ibadet niyeti ile bu işi icra etmelerini tavsiye etmekte bir sakınca görmüyoruz. İkinci tespit: Kadının, şu veya bu nedenle çalışması zorunlu olabilir. Rızkını temin etme zorluğu veya kendisinin takdir edeceği bir zorunluluk, kadını çalışmaya mecbur edebilir. Bu da olur diyeceğimiz alanda kalmaktadır. Bu durumda Müslüman hanım, en zararsız, en az yıpratan işi tercih eder ve çalışır. Buna da zaruret dairesi içinde tutabiliriz. Üçüncü tespit: Kadın çalışınca ne oluyor? Ya da kadının çalışmasını sürekli canlı bir konu olarak önümüze getirenler ne amaçlıyorlar? Bunu düşünmemiz gerekmez mi? Mesele sadece kadının da para kazanması ile sınırlandırılabilecek kadar basit görülebilir mi? Şu çıkmazlar, kadının çalışmasının ürünüdür; biz de bir mü'min olarak konuyu, daha geniş bir pencereden görmek zorundayız: - Kadının çalışması, erkeğe göre daha narin olan bedeninin yıpranması demektir. İşin sekreterlik veya santralde görevli olması ile bu sonuç değişmiyor. Bedeni yıpranan kadın insanlık için bir kayıptır. - Kadının çalışması, doğum oranının azalması demektir. Ne kadar doğurma yanlısı olursa olsun, çalışan kadın zor doğurur. - Kadının çalışması, doğurduğu çocuğu istediği gibi büyütememesi demektir. Ya eksik büyütecek ya da anne olmayan birine çocuğunu büyüttürecek. Kreşe, anaokuluna ve okula annelik yaptıracak. Bu da olduğu gibi zarardır. Kimse, anne gibi anne olamaz. - Kadının çalışması, eşi açısından yetersiz bir kadınla yaşama sonucunu getirecektir. Bu da, aile içi sorunları ateşleyecek, erkeği kadın düşmanı, kadını erkek düşmanı yapacaktır. Elinde, hesabında parası olan kadınla, eşinin kazancını yiyen kadının psikolojisi aynı değildir. Gencecik kızlar, daha baliğa olmadan boşandığında nasıl yaşayacağını hesaplayarak diploma sahibi olmayı düşünüyorlarsa önümüzde ciddi bir sorun var demektir. Neden ne olursa olsun, çalışan her kadın Ümmet için bir kayıptır. Meselenin bir de ahlâk boyutu vardır ki ona değinmeye gerek görmüyorum. Sıhhat ve afiyet içinde olmanızı dilerim.
Bu bakış ‘ince ve hassas’ bir bakış ama isabetli olmayabilir. O zaman kızlara okuma yazma da öğretilmemeli mi? Veya erkekler aynı riski taşımıyorlar mı? Bir hanım olarak sizin çalışmayıp evde kalmanız bereket getirir, burası güzel ama kızlarımızın matematik bilmelerine karşı olmanın içini doldurmak zordur. Çok zorlarsanız bu fücur ortamında yaşamaya da anlam verilemeyebilir. O nedenle seçerek, eleyerek yapılabilecek işleri kökten reddetmeyi isabetli bulmayız. Yalnız dikkat edin şeytan bu hassasiyet üzerinden eşinizle aranıza problem sokmasın.
Erkek evlendiği kadınını geçindirmek zorundadır. Dinimizde kadın isterse çalışır. İstemiyorsa çalışmaz, erkek sorumluluğunu kadınla paylaşma hakkına sahip değildir. Siz, aile huzurunuz açısından meseleye bakın. Çalışabildiğiniz kadar çalışın. Eşinizle bu konuda tartışırsanız şeytan sizi buradan tutuşturduğu bir ateşle yakabilir maazallah.
Allah Teâlâ yardımcınız olsun. Sabrınız kavi olsun. Çalışmanız için mecbur kalırsanız çalışabilirsiniz. Bunun için öncelikle sadece kadınların bulunduğu ve helal olan bir iş arayın. Onu bulamayınca şartları biraz daha daraltabilirsiniz. Sıkıştıkça zorunluluk durumunu devreye sokun. İlk fırsatta da en helal olana intikal edin.
anne konusundaki diğer fetvalar
Annenizin bedduaları ve kötü davranışları sizi derinden etkilemiş olabilir. Bu durumda, annenizle olan ilişkinizde bir mesafe koymanız, duygusal ve manevi olarak kendinizi korumanız adına faydalı olabilir. Ancak bu, tamamen iletişimi kesmek anlamına gelmemelidir. Annenize kötü söz söylememek, saygısız davranışlardan uzak durmak önemlidir. Hiçbir beddua, Allah’ın takdirine ve iradesine ters bir sonuç doğuramaz. Annenizin sözleri sizi etkileyebilir, ancak bu durum Allah’ın eşinizin vefatını dilediği bir zamanda gerçekleştiği gerçeğini değiştirmez. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur: “Hiçbir nefis, Allah’ın izni olmadan ölmez. Ölüm, belirli bir vakitte yazılmıştır.” (Âl-i İmrân, 3:145). Dolayısıyla, eşinizin vefatını annenizin beddualarına bağlamak yerine, bunu Allah’ın takdiri olarak kabul edin. Hem anneniz hem de eşiniz için bol bol dua edin. Annenizin hidayet bulması ve kalbinin yumuşaması için Allah’a niyazda bulunun. Eğer annenizle ilişkinizi yönetmekte zorlanıyorsanız, bir aile büyüğü veya güvendiğiniz bir hoca efendiyle konuşarak destek alabilirsiniz.
Anneniz yaşlılık ve sağlık durumundan dolayı bir desteğe ihtiyaç duyuyorsa, bu durumda onun ihtiyaçlarını karşılamak sizin bir evlat olarak en temel görevlerinizdendir. Annenize bakmanız ve ihtiyaçlarını karşılamanız dinen önceliklidir. Eğer anneniz yalnız kalacak ve mağdur olacaksa, onunla ilgilenmeniz vacip olur. Eşinizin, ayrı bir yaşam alanı istemesi ve aynı binada yaşamayı tercih etmemesi bir tercih meselesidir. Bu tercih, dini bir zorunluluk olmamakla birlikte, onun kişisel rahatlığı ve evliliğinizin huzuru açısından dikkate alınmalıdır. Aynı binada yaşama konusundaki endişeleri, sınırların bulanıklaşabileceği ya da kendi özel alanını koruyamama hissiyle ilgili olabilir. Bu, çözülmesi mümkün bir meseledir. Eşinizin de rahat edebileceği bir düzen kurmak, evliliğinizin huzuru için gereklidir. Aynı apartmanda yaşamak istememesi, onun annelik gibi ağır bir sorumluluğa hazır olmadığı ya da kendi düzenini korumak istediği anlamına gelebilir. Bu durumda hem annenizin hem de eş adayınızın ihtiyaçlarını gözeterek bir denge kurmanız gereklidir. Bu sorunu çözmeden de kervan yolda düzülür mantığıyla evlenmenizi tavsiye etmem.
Yazdıklarınız üzere içinizdeki bu kararsızlık ve sıkıntı tamamen anlaşılabilir. Hem iş hem de hayatın diğer alanlarında duygusal ve manevi açıdan zorlayıcı bir dönemden geçiyorsunuz. Bu tür süreçler insanın içinde birçok çatışma ve belirsizlik meydana getirebilir. Bu noktada, size bazı hususları hatırlatarak yardımcı olmaya çalışacağım: Tesettürlü bir kadının erkeklerle aynı ortamda bulunmasından öte bir kadının çalışmasının gerekliliği veya zaruri olup olmadığı ve işin getireceği sıkıntılardır. Polislik gibi bir mesleğin getirdiği şartlar bünyenizle çatışıyorsa veya size huzur vermiyorsa, bu konuda kendinizi zorlamamanız çok kıymetlidir. İş hayatında kadınların görev yapması doğru olsa da, her işin kadın için uygun olup olmadığını kendi iç huzurunuzu dikkate alarak değerlendirmek önemlidir. İstihareye yatmanız ve hislerinize göre karar vermeniz de bu noktada doğru bir yaklaşımdır. Evlenmek gibi büyük bir kararı alırken, içinde bulunduğunuz hali göz önünde bulundurmak gerekir. Evlenmeyi içten istiyorsanız ancak şu anki durumunuza uyan bir kişiyle evlenmekten çekiniyorsanız, belki de biraz daha zaman ve dua ile doğru kararı bulabilirsiniz. Annenizin beklentilerini karşılamaya çalışırken, kendi kalbiniz ve iç sesiniz huzursuz oluyorsa, bu duyguları göz ardı etmemelisiniz. Ailenizin rızasını kazanmak kıymetli olsa da, sonunda yaşamı şekillendirecek olan sizsiniz. Allah’ın her zaman sizin en hayırlı yolunuzu açacağına inanmalısınız. Yalnızca nefsinize ve çevrenizin baskılarına göre karar vermek yerine, bu konuda Allah'a tevekkül etmek ve dua etmek büyük bir huzur kaynağı olacaktır. Allah yâr ve yardımcınız olsun.
Peygamberimizin kendisine hicret ve cihad şartıyla biat etmek isteyen kimseye anne-babasının sağ olup olmadığını sorması ve sağ olduklarını öğrendiğinde, "Allah'tan mükâfat bekliyor musun?" diye sorduktan sonra "Öyleyse dön ve anne babana iyi bak/onlarla ilgilen!" demesini düşünmeni rica ediyorum. Anne babanın gönlünü inciterek vakıf hizmetlerinde bulunamazsın. İkinci sorunla ilgili olarak bu konuda seni/karakterini, aileni, evlenmek istediğin kızı tanıyan güngörmüş/tecrübeli birisiyle değerlendirmen daha doğrudur.
Anne, İslam’da çok kıymetli bir makamda olsa da, zulüm ve haksızlık yapma hakkına sahip değildir. Annenizin yaptığı yanlışları ve zulmü eleştirmenin, ona saygısızlık ya da anne hakkını çiğneme olmadığını gösterir. Siz annenizi sevemediğiniz için günahkâr olmazsınız; önemli olan, ona karşı saygı çerçevesinde hareket etmenizdir. Annenize, onun yanlış davranışlarını nazik bir şekilde hatırlatmaya devam etmelisiniz. Ancak bunu yaparken şunlara dikkat edebilirsiniz: Ona direkt suçlamalar yöneltmek yerine, empati kurmasını sağlayacak şekilde konuşabilirsiniz: "Anneciğim, babam çok zor durumda, bu yaşta çalışması sağlık açısından ona zarar verebilir. Allah bizlere eşlerimize merhametli davranmamızı emreder. Onun rahat etmesi, senin sevap kazanmana vesile olur." Mümkünse annenize dini bir büyüğün veya güvenilir bir hocanın nasihat etmesini sağlayabilirsiniz. Bazen aile bireylerinden değil de dışarıdan gelen uyarılar daha etkili olabilir. Annenizin bu davranışlarının altında psikolojik bir problem olup olmadığını anlamaya çalışabilirsiniz. Kendi geçmişinden gelen travmalar, stres veya öfke gibi sorunlar, onun bu tavırlarına sebep oluyor olabilir. Babanızın yanında olduğunuzu hissettirin. Mümkünse onunla daha fazla ilgilenin, ihtiyaçlarını karşılamasına yardımcı olun ve annenizin yaptığı zulmü hafifletmeye çalışın. Eşinizle anneniz arasındaki ilişkiye dikkat edin. Annenizin tavırları, kendi evlilik huzurunuzu bozmamalı. Aile içi dengeleri gözetirken eşinize ve evliliğinize zarar gelmeyecek bir yol izleyin.
Çok haklı bir endişe ve dert taşıyorsunuz. Rabbim güzel niyetinize karşılıklar versin. Birkaç alternatif yol takip edebilirsiniz: - Uzman, Müslüman bir psikologla istişare edebilirsiniz. İnsan hal ve davranışlarından anlayan bir büyüğünüz de olabilir. Kızınızı tanıyıp istişareyle süreci ilerletebilirsiniz. - Denemeler yapabilirsiniz. Mesela; haftanın belli günleri taktırıp ölçüm yapabilirsiniz. Âdet göreceği güne hazırlık olduğunu anlatabilirsiniz. - Yakın çevre, akraba ya da komşulardan kızınızla akran, tesettürlü bir arkadaşı varsa onunla daha uzun süre beraberliklerini sağlayabilirsiniz. - Yarın tesettüre girdikten sonra tesettürle ilgili süreci tamamlanmış değil yeni başlamış olacak unutmayasınız. Belki ömrünün sonuna kadar siz onun neden tesettüre girdiğini hatırlatan olacaksınız. Tesettüre girdikten hemen sonra bir anne olarak daha tedbirli, uyanık, farkında olmanız gerekecektir. - Tesettüre gireceği güne kadar adım adım süreci başlatın. Önce uzun giyinmek gibi başörtüyü arkadan taktırmak gibi. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.