Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben iki yıllık evliyim ve anne olmak istemiyorum. Böyle düşünmem dolaylı olarak günah mıdır? Herkesin çocuğu olmak zorunda mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. 'Başka çocuk istemiyoruz' demeyin lütfen; Allah'ın yaratmasına sizin veya bizim isteyip istemememiz ne etki edecek! 'Şu anda çocuk büyütme ortamımız yok' deyin bari. Siz kendi durumunuzu daha iyi bilirsiniz. Gerçekten ebeveyn huzursuzluğuna neden olacaksa böyle bir karar verebilirsiniz ama kararınızın önünü açık bırakın; 'uygun fırsata kadar' diyebilirsiniz mesela.
Belirli bir kişi üzerinden olmadıkça ortada günah yoktur. O duruma gelince kendinize dikkat edin ya da o duruma gelmeyin. Vaktinizi boş geçirmeyin. Boş vakti olan insanların bu tür düşünceleri olur.
Aleykümselam. Öyle düşünmeyin. Eğer Allah Teâlâ bir sıkıntı vermiş ardından da şifa yaratmış ise onu aramak da vazifemizdir. Olmuyor denecek bir zamanı geçirip geçirmediğinizi iyi tespit edin, gerekiyorsa da helal olan yöntemlere başvurun. Allah yardımcınız olsun.
Hastalığınızı sizinle evlenmek isteyene aynıyla anlatın. Zira çocuk yaratılmasına mani bir durumu onun bilmesi hakkıdır. Yalnız bunun sizin evlenmenize etkisi olacağını zannetmeyin. Evlilik kaderdir. Dağ başında gelir bulur da şehir ortasında bekâr kalabilir insan. Bunu dert etmeyin. Allah’a emanet olun.
Bu hususta uzaktan tavsiye doğru ve yeterli değildir. Sizin öncelikle bedensel göz tatmininiz oluşmalıdır. Ardından aile yapıları benzerliği veya uyum ihtimali dikkate alınmalıdır. O veya bu, insanlık her şeyden önce gelir, unutmayın.
Selamünaleyküm. Çok seviyesiz ve gereksiz şeyler üzerine gündem kurmuşsunuz. Henüz evli değilsiniz ve çocuk yapmaktan konuşuyorsunuz. Aileniz de bunu biliyor ve size ne zaman çocuk yapacaksınız onu söylüyor. Evlilik, sizin yaptığınız işten daha seviyeli ve onurlu bir iştir. Çocuğu da Allah yaratır, siz kendinizi fazla abartmışsınız. Daha seviyeli bir hayat düzeni kurun.
anne konusundaki diğer fetvalar
Sütannenin Müslüman olmaması süt emmeye mani değildir. Özellikle Müslüman olana bakılsın, bulunmazsa o emzirebilir ama adı şanı iyi tespit edilsin ki yarın, süt hukuku konusunda bir sıkıntı yaşanmasın.
Bir insanın mesela Ahmed/Aişe’nin çocuğu olduğu hâlde, başka birinin çocuğu olduğunu iddia etmesi yani soyunu değiştirme iddiasında bulunması bu hadisin ikaz ettiği hatadır. Soyadı ile bunun bir alakası yoktur. Soyadı kimsenin soyunu değiştirmez. Nasıl isterseniz öyle yapabilirsiniz, sıkıntı olmaz.
Bu soruda gerginlik var. Elbette öyle olmayacak. Dinimiz anne babaya itaat etmeyi emretmiştir ama onlara sınırsız bir alan getirmemiştir. En büyük hak Allah’ın hakkıdır. Allah’ın hakkını (emir veya yasaklarını yok kabul etme anlamında) geçtiklerinde onlara itaat yoktur. Aynı şekilde çocuklarının insan olma vasfını yok kabul edecek düzeyde bir zulme de annelik babalık hakkı olarak sebep olamazlar. Allah’ın farzlarından biri veya haramlarından biri onların isteği ile ters düşüyorsa istekleri yerine getirilmez. Bu da onlarla sürtüşmeden yapılır. Onların isteği farz ve vacip olmayan işlerden birinin ihmal edilme nedeni oluyorsa onların isteği öne geçirilir. İstekleri çocuğun aç kalması, çocuklarını aç bırakması, insanların arasında sefil kalması gibi kaldırılamaz ve mantıksız işleri yansıtıyorsa ona da itaat edilmez ama bu itaat etmeme nezaketle dillendirilir.
Bir evin sorumlusu ve emreden amiri erkektir. Sizin babanız ise zihinsel engelli ise bu yetkisini kullanmaya muktedir değildir. Anneniz helal olan ve makul yani aşırı olmayan işleri yaparken babanızdan izin alması gerekmeyebilir.
Bazı fakihler, erkek/kız ayırmadan her çocuğun anne babaya bakmakla yükümlü olduğunu söylemişlerdir. Diğer bazı fakihler de mirastaki pay sıralamasına bakılır demişlerdir. Buna göre de erkek mirastaki payı yüksek olduğu için önce o sorumludur. Üçüncü bir görüşe göre ise ekonomik durumları ve imkânlarına göre sorumlu olurlar denmiştir. Dördüncü bir görüş ise sadece erkek çocukların sorumlu olacağını söylemiştir. Bu görüşlerden çıkan sonuç şudur: Anne ve babaya bakmak, özellikle de onların muhtaç olduğu zamanlarda keyfi bir durum değildir. Dinimizin çok açık emirlerinden biridir. Meşru bir mazeret olmadıkça her çocuğun bunu üstlenmesi gerekir. Zira bu onların ahireti ile alakalı bir görevdir. Olağanüstü sıkıntılar, zorluklar olması durumunda makul bir görevlendirme yapılabilir. Biri masrafları karşılamak diğeri fiili hizmeti görmek gibi bir planlama yapılabilir. Yakın yerde yaşamak mesela bir tercih nedeni olabilir.
Allah Teâlâ sana ve eşine sabır versin kızım. Yaşadığınız felaket de geçmiş olsun. Allah Teâlâ hepimizi benzerlerinden muhafaza buyursun. Sen tespitini yapmışsın, hasta bir kadın ve ailesi ile karşılaşmışsın. Sana tavsiyem şudur: Önceliğin senin sağlığın ve eşinle muhabbetin olsun. Kaynanan ve çevresi senin gündemin olmasın, hiç olmasın. Sen ne saygı ne de alaka göstermek zorunda değilsin. “Ne ver ne al” konumunda ol. Onları yok gibi kabul et. Onlara yönelik hiçbir yorum bile yapma. Hedefin, eşinle mutluluğun ve inşaallah çocuklarına iyi bir anne olman olsun. Eşin ise annesine ve annesinin çevresine mesafe koysun, seviye koysun ama ilişkisini tamamen kesmesin yani onları telefondan silmiş, sanki öyle biri yok gibi davranmasın. Evet, bu biraz zor ama yarın pişman olmamak için böylesi daha iyi. Zorunlu durumlarda selam versin selam alsın. Bir şeye acil muhtaç olduklarında yardım etsin. Zamanla toparlanma olursa o da açılır. Çocuklarınızı bu ortamdan uzak tutmalısınız. Yaşları ilerlediğinde biraz izah edersiniz o kadar. Kimse ile bu konuyu konuşmayın, soru sordurmayın, cevap vermeyin. Haklılığını anlatmaya çalışırken bile yıpranabilirsin. İçinde doğan huzursuzluğu gidermek için özellikle namaza önem ver. Her namaz için özel abdest alarak huşu içinde namaz kıl. Bilhassa sabah namazından sonra güzel dualar et. Ve takma bunları kızım, yoluna devam et. Allah yardımcın olsun. Umarım bu sınavı başarıyla geçersin. Allah Teâlâ sana da eşine de sabırlar indirsin. Âmîn.