Fetva Meclisi
Soru
Hocam benim babam zihinsel engelli. Bu durumundan dolayı babalık görevlerini yerine getiremiyor. Annem çalışıyor ve her şeyimizle de ilgileniyor. Şimdi bir şey yapmak için veya bir yere gitmek için babamdan izin alması gerekiyor mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Evet, normal şartlarda eşinizin izni aranırdı ama ağır hasta olan annenizin bakacak başka kimsesi yoksa annenize bakmak size farz olur. Eşinizin bir farzı engelleme hakkı yoktur. Onun da gönlünü kırmamaya çalışarak ve sadece zorunlu hizmetini yapacak kadar evinizden çıkmanızda o izin vermese bile sakınca yoktur.
Anne ve babanın evladı üzerindeki haklarından biri de, nafile ibadetleri bırakıp evladının onların acil hizmetlerini görmesidir. Mesela babanızın sizin hizmetinize ihtiyacı varken siz umreye giderseniz ve o izin vermiyorsa o umreniz doğru olmaz. Bunun haricinde baba ve annenin size bir ihtiyacı olmadığı halde sadece ibadet soğukluğu nedeniyle gitmenize karşı çıkıyorsa gidin.
Erkek, evin bütün ekonomik ihtiyacını görmek zorundadır. Eşinin ve çocuklarının ihtiyaçlarını o yöre ve zamanın örfüne göre karşılamaya mecburdur. Bu görevini yerine getiriyor olduktan sonra kendi özel maaşı veya parasından annesine babasına veriyor olmasını kimse sorgulayamaz. Erkeğin kazandığı maaşı herkesin hakkı bulunan bir aile bütçesi değildir. Erkeğin görevi ihtiyaçları karşılayabiliyor olmasıdır. Bunu yapıyorsa gerisinde serbesttir.
Belki bir hırsızlık muamelesi gerektirmez ama asla kabul edilebilir bir iş de olmaz. Asla izinsiz kullanmayın. En azından bir genel kullanma izniniz olmalıdır yoksa yaptığınız ahlâkî değildir.
Selamünaleyküm. Siz ağabey olarak kardeşinizin velisi durumundasınız ama annenizi kırmanız gerekmez. Annenize itaat edin.
Babanızın evine dönmeniz babanızın emrine dönmeniz olur. İyi etmişsiniz, babanızın ve annenizin de duasını alırsınız. Tekrar evlenirken dahil olmak üzere babanızı yok kabul edeceğiniz bir iş yapmayınız. Allah Teâlâ eşinize rahmet etsin, size de sabırlar versin.
anne konusundaki diğer fetvalar
Allah Teâlâ sana ve eşine sabır versin kızım. Yaşadığınız felaket de geçmiş olsun. Allah Teâlâ hepimizi benzerlerinden muhafaza buyursun. Sen tespitini yapmışsın, hasta bir kadın ve ailesi ile karşılaşmışsın. Sana tavsiyem şudur: Önceliğin senin sağlığın ve eşinle muhabbetin olsun. Kaynanan ve çevresi senin gündemin olmasın, hiç olmasın. Sen ne saygı ne de alaka göstermek zorunda değilsin. “Ne ver ne al” konumunda ol. Onları yok gibi kabul et. Onlara yönelik hiçbir yorum bile yapma. Hedefin, eşinle mutluluğun ve inşaallah çocuklarına iyi bir anne olman olsun. Eşin ise annesine ve annesinin çevresine mesafe koysun, seviye koysun ama ilişkisini tamamen kesmesin yani onları telefondan silmiş, sanki öyle biri yok gibi davranmasın. Evet, bu biraz zor ama yarın pişman olmamak için böylesi daha iyi. Zorunlu durumlarda selam versin selam alsın. Bir şeye acil muhtaç olduklarında yardım etsin. Zamanla toparlanma olursa o da açılır. Çocuklarınızı bu ortamdan uzak tutmalısınız. Yaşları ilerlediğinde biraz izah edersiniz o kadar. Kimse ile bu konuyu konuşmayın, soru sordurmayın, cevap vermeyin. Haklılığını anlatmaya çalışırken bile yıpranabilirsin. İçinde doğan huzursuzluğu gidermek için özellikle namaza önem ver. Her namaz için özel abdest alarak huşu içinde namaz kıl. Bilhassa sabah namazından sonra güzel dualar et. Ve takma bunları kızım, yoluna devam et. Allah yardımcın olsun. Umarım bu sınavı başarıyla geçersin. Allah Teâlâ sana da eşine de sabırlar indirsin. Âmîn.
Bu soruda gerginlik var. Elbette öyle olmayacak. Dinimiz anne babaya itaat etmeyi emretmiştir ama onlara sınırsız bir alan getirmemiştir. En büyük hak Allah’ın hakkıdır. Allah’ın hakkını (emir veya yasaklarını yok kabul etme anlamında) geçtiklerinde onlara itaat yoktur. Aynı şekilde çocuklarının insan olma vasfını yok kabul edecek düzeyde bir zulme de annelik babalık hakkı olarak sebep olamazlar. Allah’ın farzlarından biri veya haramlarından biri onların isteği ile ters düşüyorsa istekleri yerine getirilmez. Bu da onlarla sürtüşmeden yapılır. Onların isteği farz ve vacip olmayan işlerden birinin ihmal edilme nedeni oluyorsa onların isteği öne geçirilir. İstekleri çocuğun aç kalması, çocuklarını aç bırakması, insanların arasında sefil kalması gibi kaldırılamaz ve mantıksız işleri yansıtıyorsa ona da itaat edilmez ama bu itaat etmeme nezaketle dillendirilir.
Bir insanın mesela Ahmed/Aişe’nin çocuğu olduğu hâlde, başka birinin çocuğu olduğunu iddia etmesi yani soyunu değiştirme iddiasında bulunması bu hadisin ikaz ettiği hatadır. Soyadı ile bunun bir alakası yoktur. Soyadı kimsenin soyunu değiştirmez. Nasıl isterseniz öyle yapabilirsiniz, sıkıntı olmaz.
Allah Teâlâ size afiyet ve huzur ihsan etsin. Âmin. Babanla ilgili konuda gereksiz yere endişe ediyorsun. Babanın böyle bir hakkı yoktur. Yaptığının doğru olması veya olmaması başka bir konu ama sana müdahale hakkı yoktur. Onunla tartışma, gerekli gereksiz cevap verme hatta sessiz kal. Bildiğini de yap. Halana gelince: Senin onunla sadece akrabalıktan dolayı sorumluluğun olabilir. Kaynanan olarak sana karışamaz, karışsa da değeri olmaz. Bu anlattığına göre sana tavsiyem şudur: Eşinle iyi ve başarılı bir aile ortamını canlandırmaya çalış. Halanı yok say. Sanki o yokmuş gibi davran. Her şeyi duyduğun ve gördüğün için bunalıyorsun. Sokaktaki trafik gürültüsüne kafanı takarsan delirebilirsin. Bu da bir trafik gürültüsü sayılır. Öyle say. Sılayırahim bir görev olarak vardır ama sağlığımızı harap eden, aile huzurumuzu bitiren veya dinimize zarar veren bir sılayırahim olmayabilir. Bunda hiçbir sakınca yoktur. Halan, kendisiyle ilgilenildiği için bu politikayı sürdürüyor. Yok sayılabileceğini anlasa susar ya da yok sayabilenle ilgilenmez bile... Allah yardımcın olsun. Sen eşinle ve çocuklarınla ilgilen. Önceliğini eşine ver.
İsterseniz buna HAFIZLIK demeyin. Kur’an ezberleme, yaşamaya çalışma deyin. Böyle derseniz, yapabildiğiniz kadarını yapıp bıraktığınızda yarım kalmamış olur. Yaptığınız da sizi biiznillah cennete yürütür. Bir anne olarak tamamlamakta zorlanabileceğiniz bir iş için böyle bir siyaset gütmeniz faydalı olur zannederim. Mübarek olsun.
Sütannenin Müslüman olmaması süt emmeye mani değildir. Özellikle Müslüman olana bakılsın, bulunmazsa o emzirebilir ama adı şanı iyi tespit edilsin ki yarın, süt hukuku konusunda bir sıkıntı yaşanmasın.