Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben halamın oğlu ile evlendim ve iki de evladım var. Size ilk sorum, babam yıllardır Cuma namazı kılmıyor ve oy kullanmıyor. Tamamen sisteme odaklanmış durumda ancak ailesindeki bozulmuş sistemin farkında değil. Bize oy kullanmak konusunda hak yükledi. Sizin sözlerinize bakıyorum ama tam net bir cevap alamıyorum. Ben artık nasıl bir yol izleyeceğimi şaşırmış vaziyetteyim. Önümüzdeki seçimlerde oy kullanmak konusunda tereddütlüyüm. Lütfen beni bu konuda kesin bir şekilde aydınlatın. Diğer sorum ise, evliliğim ile alakalı. Benim halam aynı zamanda kayınvalidem oluyor. Onun yüzünden on beş yıllık evliliğimizin yarısından çoğu karı koca şeklinde geçmedi. Beni yıllardır yermeleri yüzünden yatak odamız perişan oldu. Eşimin annesine hiçbir şey söylememesi de beni eşimden uzaklaştırdı. Ben saygısız davranmamaya ama hep kendimi de savunmaya çalıştım. Şimdi görüyorum ki ben de bitmişim. Ben mümin hanımların olduğu ülke genelindeki bir okuma grubunda koordinatörlük yapıyorum ama onu bile kabullenmedi. Aklınızın duracağı sözleri ve politik tavırlarını anlatmıyorum, hayâ ederim. Hayatına müdahale etmediği kimse yok neredeyse. Annemi bile bana hamileyken dövmüş. Temizlik hastası, takıntılı ve bunları kendi gibi yapmayanları kınayan, herkesin arkasından konuşan biridir kendisi. Ben artık taşıyamıyorum. Sılayırahimi terk etmiyorum ama evimin huzurunu terk ediyorum gibi hissediyorum. Size derdimin en sade ve en terbiyeli kısımlarını anlatmış bulunuyorum. Biz artık ne yapacağımızı şaşırdık. Kayınvalidemle görüşmesem Rabbimin katında ne durumda olurum?
Cevap
Benzer fetvalar
Eşiniz ile olan muhabbetinizi daima sıkı tutun. Siz eşinizin gönlünü yapmakla sorumlusunuz. Diğerleri mecbur olduğunuz bir şey değil. Fakat elbette Müslümana yakışan yumuşak huyluluk bellidir. Başkalarının evliliğinize müdahalesinden dolayı duyduğunuz rahatsızlığı daha stratejik bir biçimde kocanıza anlatıp bu konuda daha dirayetli durmasını sağlamaya çalışın. Siz de bu süreçte ona destek olun. Yorulunca ayağa kaldırın. Enerjik olun. Başkalarına olan tepkiselliğinizi de biraz kısıp kendi huzurunuza odaklanın. Bazen sorunlar onları bir miktar kendi haline bırakarak da çözülür. Bunu da gözetin. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Annenle babanın yıllar içinde geldikleri bu nokta, senin çözmen gereken bir mesele değil. Sen sadece evlatsın, arabulucu değil… Babanın namaz kılmaması, annenin güçsüzlüğü, evin maddi-manevi yükü… Bunların hepsini bir genç kızın sırtına yüklemek ne insanîdir ne de dînîdir. Sana rehber olacak maddeler yazacağım. Dikkatle okumanı tavsiye ederim: Annenin duygusal bağımlılığına karşı sağlıklı sınırlar koymalısın. Annenin “sensiz ayakta duramam” demesi seni duygusal olarak bağlasa da senin hayatını kilitlememeli. Senin de bir ömrün, bir geleceğin, umutların ve ihtiyacın var. Annelik hakkı kutsaldır ama “evladını kendine kurban etmek” bu hakkın sınırlarını aşar. Babanın tavırları karşısında mesafeli ama saygılı ol: Namaz kılmıyor, iletişim kurmuyor, sorumluluk almıyorsa bu onun kendi imtihanı. Senin görevin nasihat etmek değil, terbiyeni koruyup sınırını çizmektir. Babana düşmanlık etmeden ama sorumluluğunu da yüklenmeden yaşamalısın. Kendine evlenme hakkını çok görme: Evlilik, senin de hakkın. “Ben gidersem bu ev dağılır” endişesiyle sen de yıkılma. Sen bu evin direği değilsin, sen bir evlatsın. Annenin yükünü biraz paylaş, gerekirse diğer kardeşlerine danış. Ama kendi geleceğini ertelerken yılların gidişini izleme. Evlilik tekliflerini oturup değerlendir, kaçma: Gelen teklifleri “evde işler kötü, ben nasıl evleneyim” diyerek hepten geri çevirme. Her gelen teklifin içine doğmuyorsa reddet ama “evlilik beni kurtarır mı?” düşüncesiyle değil, “ben hayırlı bir eş olur muyum?” diye düşünerek karar ver. Görüşmelerde ailenin durumunu anlatmak mecburiyetinde değilsin. Sorulursa dürüstçe ama ifşa etmeden bilgi verilebilir. Bir manevi danışman edin: Yakın çevrende bir hoca hanım, bir mürşide gönül vermiş bir abla yahut ehil bir psikolojik danışman bulabilirsen ona içini dök. Yalnız kaldıkça meseleler büyür. Paylaştıkça hafifler, istişare ettikçe doğrular netleşir. Kendini heder etme. Bu evde olanları gözlemle ama aynısını yaşamaktan korkma. Çünkü sen uyanıksın, farkındasın ve istişareye açıksın. Bu bile senin aynı hataları yapmayacağının bir işaretidir. Sen Rabbine tutunmuş, duyarlılığı olan bir evlatsın. Bu acılarla şekillenmiş kalbinin karşılığı boş kalmaz. Sen Allah’a sığınırsan, O seni dünyaya da ahirete de hazırlar. Güçlü olmak zorunda değilsin, ama sabreden olmak zorundasın. Rabbim seni zayi etmesin, dualarını kabul buyursun, hayırlı bir eş, huzurlu bir yuva ve güçlü bir istikamet nasip eylesin. “Allah’ım, bu kızımızın kalbime ferahlık ver. Ona çıkış yolu göster. Ailesiyle arasına sınırlar koy, onu isyandan koru. Ona hayırlı bir eş, hayırlı bir yuva nasip eyle.”
Siz ve eşiniz var kabul edin. Aileniz olarak gerisini yokmuşlar gibi kabul edip yaşamaya alışın. Dertsizlik cennettedir, burası dert diyarıdır. Bırakın dertleriniz olsun ama siz dik olun, sağlam durun. 'Eşiniz ve siz', bunu unutmayın! Gerisine yüzeysel olarak hatasız bir yakınlık gösterin, onları hayatınızın ortağı yapmayın. Seviyeli ve açık vermeyen bir mesafe koyabilirsiniz aranıza. Onlarla ilgilenmeyecek kadar vaktinizi iyi işlerle doldurun. Kendinize ve ahiretinize yatırım yapın. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Şu hâle bak; helallik denen şey de namaz gibi Allah'ın emirlerinden biri değil mi? Ne helalliği, sakın dert etme onu. Etmeyiversin. Sen diğer işlerde kusur etme yeter. Sahabilerden biri de, 'açlık boykotuna girerim, bırak Muhammed'i' dediğinde annesi o da cevap olarak: 'Bin canın olsa binini de versen ben Muhammed'i bırakmam' demişti. Üzülme sen. İnşaallah o da senin gibi ibadete döner bir gün.
Kayınvalidenizin çileyle büyüttüğü çocuklarının üzerinde büyük hakkı var. Bu yaptıklarına karşılık hayatlarını yönetme ve idare etme hakkının da olduğunu düşünüyor. Hâlbuki kayınvalidenizin yapması gereken çocuklarını evlendirdikten sonra onların sağlığı ve afiyeti için dua etmek; aile içine müdahale etmemektir. Size düşen görev de empati yaparak öncelikle onu anlamaya çalışmaktır. Ona karşı sakın mücadele etmeyin. Bu kadıncağız gelinlerinden de değer görmek istiyor. Gelinlerine en değerli varlığı olan oğlunu verdiği için ayrı bir önem verildiğini hissetmek onun da hakkıdır. Bu önemli olduğu duygusunu ona verin; çok görmeyin. Gönlünü bir şekilde hoş tutmaya çalışın. Kendinizi de "bana aslan gibi bir koca yetiştirmiş; kendisinden Allah razı olsun" diyerek teselli edin. Kendinizin de bir gün yaşlanacağınızı düşünün. Sizi hedef alan direkt bir davranışı varsa incitmeden konuşmaya çalışın. Ama kayınvalidenizin çevrenizden sizinle ilgili olmadık sözler sarf ettiğini duyarsanız da duymayın, görmeyin. Camdan dışarıyı seyreden bir kimse misali olayı içselleştirmeyin. Olaya bakın ama sizinle ilgili olmadığını yani sizi ilgilendirmediğini düşünün. İmtihanda olduğunuzu unutmayın. Allah sizi de yaptıklarınızı da size yapılanları da görüyor. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Evli bir kadının, eşiyle böyle konularda tartışması uygun değildir. Eşinize karşı, Müslümanlar arasındaki ihtilaflı konulardan birini tutmayın. Hiçbir şekilde eşinizle tartışmayın bunları. Onun düşündüğü gibi düşünmek zorunda değilsiniz ama şeytana aranıza fitne sokması için fırsat vermeniz de hakkınız değildir. Özür dileyin ve tekrarlamayacağınızı bildirin on, durum düzelsin.
anne konusundaki diğer fetvalar
İsterseniz buna HAFIZLIK demeyin. Kur’an ezberleme, yaşamaya çalışma deyin. Böyle derseniz, yapabildiğiniz kadarını yapıp bıraktığınızda yarım kalmamış olur. Yaptığınız da sizi biiznillah cennete yürütür. Bir anne olarak tamamlamakta zorlanabileceğiniz bir iş için böyle bir siyaset gütmeniz faydalı olur zannederim. Mübarek olsun.
Allah Teâlâ sana ve eşine sabır versin kızım. Yaşadığınız felaket de geçmiş olsun. Allah Teâlâ hepimizi benzerlerinden muhafaza buyursun. Sen tespitini yapmışsın, hasta bir kadın ve ailesi ile karşılaşmışsın. Sana tavsiyem şudur: Önceliğin senin sağlığın ve eşinle muhabbetin olsun. Kaynanan ve çevresi senin gündemin olmasın, hiç olmasın. Sen ne saygı ne de alaka göstermek zorunda değilsin. “Ne ver ne al” konumunda ol. Onları yok gibi kabul et. Onlara yönelik hiçbir yorum bile yapma. Hedefin, eşinle mutluluğun ve inşaallah çocuklarına iyi bir anne olman olsun. Eşin ise annesine ve annesinin çevresine mesafe koysun, seviye koysun ama ilişkisini tamamen kesmesin yani onları telefondan silmiş, sanki öyle biri yok gibi davranmasın. Evet, bu biraz zor ama yarın pişman olmamak için böylesi daha iyi. Zorunlu durumlarda selam versin selam alsın. Bir şeye acil muhtaç olduklarında yardım etsin. Zamanla toparlanma olursa o da açılır. Çocuklarınızı bu ortamdan uzak tutmalısınız. Yaşları ilerlediğinde biraz izah edersiniz o kadar. Kimse ile bu konuyu konuşmayın, soru sordurmayın, cevap vermeyin. Haklılığını anlatmaya çalışırken bile yıpranabilirsin. İçinde doğan huzursuzluğu gidermek için özellikle namaza önem ver. Her namaz için özel abdest alarak huşu içinde namaz kıl. Bilhassa sabah namazından sonra güzel dualar et. Ve takma bunları kızım, yoluna devam et. Allah yardımcın olsun. Umarım bu sınavı başarıyla geçersin. Allah Teâlâ sana da eşine de sabırlar indirsin. Âmîn.
Bir evin sorumlusu ve emreden amiri erkektir. Sizin babanız ise zihinsel engelli ise bu yetkisini kullanmaya muktedir değildir. Anneniz helal olan ve makul yani aşırı olmayan işleri yaparken babanızdan izin alması gerekmeyebilir.
Bu soruda gerginlik var. Elbette öyle olmayacak. Dinimiz anne babaya itaat etmeyi emretmiştir ama onlara sınırsız bir alan getirmemiştir. En büyük hak Allah’ın hakkıdır. Allah’ın hakkını (emir veya yasaklarını yok kabul etme anlamında) geçtiklerinde onlara itaat yoktur. Aynı şekilde çocuklarının insan olma vasfını yok kabul edecek düzeyde bir zulme de annelik babalık hakkı olarak sebep olamazlar. Allah’ın farzlarından biri veya haramlarından biri onların isteği ile ters düşüyorsa istekleri yerine getirilmez. Bu da onlarla sürtüşmeden yapılır. Onların isteği farz ve vacip olmayan işlerden birinin ihmal edilme nedeni oluyorsa onların isteği öne geçirilir. İstekleri çocuğun aç kalması, çocuklarını aç bırakması, insanların arasında sefil kalması gibi kaldırılamaz ve mantıksız işleri yansıtıyorsa ona da itaat edilmez ama bu itaat etmeme nezaketle dillendirilir.
Bir insanın mesela Ahmed/Aişe’nin çocuğu olduğu hâlde, başka birinin çocuğu olduğunu iddia etmesi yani soyunu değiştirme iddiasında bulunması bu hadisin ikaz ettiği hatadır. Soyadı ile bunun bir alakası yoktur. Soyadı kimsenin soyunu değiştirmez. Nasıl isterseniz öyle yapabilirsiniz, sıkıntı olmaz.
Sütannenin Müslüman olmaması süt emmeye mani değildir. Özellikle Müslüman olana bakılsın, bulunmazsa o emzirebilir ama adı şanı iyi tespit edilsin ki yarın, süt hukuku konusunda bir sıkıntı yaşanmasın.