Fetva Meclisi
Soru
Hocam, ben altı yıllık evliyim ve bir çocuğum var.Ben başka ülkede yaşıyorum, ailem başka ülkede yaşıyor. Eşim tarikatlara ve partilere karşı ve bunların gayri İslami olduğunu düşünen bir insan. Ailem de tam tersi. Benim de problemim; bana ailemin düşünceleri yüzünden baskı yapıyor olması. Sürekli bana onları eleştiriyor, yanlış yolda olduklarını,zalimlerden yana olduklarını söylüyor. Ben elimden geldiğince her konuda onun gibi düşünmesem de ona muhalefet etmemek adına haklılık payı olduğunu, onun sadece benden sorumlu olduğunu, başkalarının düşüncelerine karışmaya hakkı olmadığını söylüyorum. Bu seferde bana, hep onları savunuyorsun diyor. Ne zaman yazları birlikte ailemin yanına gitsek onlarla bu konularda tartışıyor,sesini yükseltiyor. Ben arada kalıyorum hocam. Bunlardan dolayı son iki yıldır yazları kendim gidip geliyorum ailemin yanına. Yine de huzurlu gidemiyorum. Bu sefer de telefonda ailen şöyle böyle diyor ve onlar hakkında sorguya çekiyor.Bütün bunları beni korumak adına ve Allah için yaptığını söylüyor. Bütün bu meseleler beni çok üzüyor hocam. Bazen böyle yapmaması gerektiğini söylüyorum, tartışıyoruz. Bana ve aileme kötü sözler söylüyor, hakaret ediyor. Ben de o zaman dayanamayıp sesimi yükseltiyorum, kavga büyüyor. O hakaret edince ben sabırlı olamıyorum. İki hafta önce de ufak bir meseleden tartıştık, ondan özür diledim. Ortada büyük bir mesele olmadığı halde bana yine hakaret etti ve iki haftadır ayrı yatıyor. Bazen gerçekten ne yapacağımı, nasıl davranacağımı bilemiyorum. Nasihatlerinize ihtiyacım var hocam.
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. O da huzur istiyorsa işi bırakacak ve evinde sizin kazandığınızı yiyecek. Ancak böyle rahat edebilirsiniz. Anlattığınız durum iç açıcı değil.
Selamünaleyküm. Bu durumu, onunda razı olacağı bir aile büyüğü ile istişare ederek, ona ve size yapılması gereken ikazları yapacağınız bir ortam oluşturun. Aksi takdirde yıkılmaya doğru gidebilir aileniz. Tek çareniz bu gibi durmaktadır.
Aleykümselam. Ailenizle eşiniz arasında sizin tarafınız, açık bir zulüm olmadıkça eşinizin tarafı olması gerekir. En azından siz, olaya karışmayın. Sessiz kalın. Zamana yayın.
Bir aile psikoloğuna git. O seni dinlesin. Sana sen haksızsın, kendini şöyle düzelt derse dediğini yaparsın. Eşini getir onunla konuşayım derse ve o gitmezse o zaman sen haklı olursun. Aile büyüklerine durumu anlat. Onlar çözemezse devletten yardım iste. Bu arada fevri davranmamış olmak için bu dediğimi yap. Bir psikologla görüş. Aile büyüklerin devrede olsun. Sana yaptığının fevrilik veya duygusallık ya da kaçamak oynamak olmadığını söylesinler. Ondan sonra boşanmayı istemen vebal olmaz biiznillah.
Aleykümselam. Bir mü’min kadının iş edinip çalışma mecburiyeti olmadan eşinin ona müreffeh bir hayat sağlama mecburiyeti vardır. Bunun karşılığında da kadının kadınlık dışında ek bir hizmet yapma mecburiyeti yoktur. Dinimizin genel ilkesi böyledir. Ne yazık ki dinimizi kendi hırs ve menfaatlerimize göre şekillendirmeye cüret ettiğimiz bir dönemde yaşıyoruz. Eşinizin sizden böyle bir şey isteme veya annesine istetme hakkı yoktur ama sizin bunu insanlık olarak yapmanız sizin artınız olur. Aile huzurunuzu sarsmadan sorun çözmeye gayret ediniz. Mevcut durumu değil ileriyi düşünün. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm.Size sabır diliyorum. Evet, katlanılması sıkıntılı bir süreçle imtihan oluyorsunuz. Anlattığınız kadarıyla siz haklısınız. Eşinizin yaptığı kendisine ve size kuyu kazmaktır. Bunda bir itiraz yoktur. Siz ise, susadıkça tuzlu su içiyorsunuz. Tuzlu su içtikçe de susuyorsunuz. Size öncelikli tavsiyemiz, eşinizin üzerinde etkisi olan çevreyi değiştirin; kadına karşı en büyük silah kadındır. Ona etki eden başka kadınlar vardır muhakkak. Bu kadınlar annesi olur, komşusu olur. Her kim ise siz, eşinize yeni bir çevre oluşturun. Bütçenizden ilave ayırın ve süslenmeye teşvik edin onu. Cinsel gücünü ve isteğini artıracak gıda tüketimini sağlayın. Size üç çocuk verdiğine göre tamamen kör bir kadın değil demek ki, siz hamle yapmak zorundasınız. Nasihat yerine uygulama yapın. Eşiniz de insandır, kadındır. Her kabahati ona yıkmayın. Ben size desem ki, siz de bir erkek olarak becerip bir kadını şekillendiremediniz, ne diyeceksiniz? Bu kadın üç çocuk doğurduğuna göre kendini ispat etmiştir. Siz bir nasihat edip ömür boyu garanti bekliyorsunuz. Allah Teâlâ her gün beş kere ezan okutuyor da yine namaz kılmıyor insanlar. Sakın surat asmayın, sadece kendinizi yakarsınız. Kadına karşı kati zafer kazanmış erkek yoktur bu dünyada. Kendi kendinizi yiyerek bitirirsiniz de onu bitiremezsiniz. Kadın tatlı dilden anlar, nazlanmak ister. Sürekli alaka ister. Bunları yapın siz.Evlilik böyle bir şeydir, her gün takviye ister, her gün. Siz çabuk yılıyorsunuz. Tuzlu su içme yerine daha aktif olun, kendinizi cazip duruma getirin, peşinizden koşmak istesin. Yatak odasını renklendirin. Mesela banyoyu daha neşeli duruma getirin. Sık sık olmasa da baş başa kalabileceğiniz uzak geziler yapın. Yenilik yapmak sizin görevinizdir. Bıkmayın, usanmayın, erken verdiğiniz kararın şeytandan olacağını unutmayın. Sonunda kazanmak üzere yol alın. Dua etmeyi ihmal etmeyin. Allah size sabırlar versin.
cemaat konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Allah sizi kurtardığı için şükredin, nimetin hakkını verin. Diğer insanlar için de dua edin. Yer yer yanlışı ikaz edin ama derin tartışmalara sakın girmeyin. Tartışma, kök saldırmak demektir. Dua edin, tavsiye edin ve kendi işinize bakın. Kendinizi geliştirin. Onlarla uğraşacaksanız, dünya benzerleri ile doludur. İş çok vakit yok.
Aleykümselam. Eski alkol borcunuz için şimdi bir şey yapmanız gerekmez. İstiğfar edin, yolunuza devam edin. Bulunmanız gereken cemaati sizin ihtiyacınız belirleyebilir. Size en yakın olana katılın. Bakın, sadece din konuşuluyor ve sizden para talep edilmiyorsa, dergi, kitap almanız istenmiyorsa devam edin. Bu mantıkla bir iki deneme yapın, inşallah yerinizi bulacaksınız. Şunu da unutmayın ki, her cami gideceğiniz bir cemaattir. Camilere katılmayı ihmal etmeyin. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Kapımız Allah’ın ve Resûlü’nün kapısıdır. Başka hiçbir kapı terk edilemez kapı değildir. Eğer başka kapıları da Allah’ın kapısı ya da onun gibi görüyorsak bu bir cahilliktir. Kalbimizin huzur bulmadığı bir yerde neden duralım? İslam’a hizmet edenlerin İslam’dan kıymetli olması düşünülebilir mi? Bu bir hatadır. Eğer size katkıları olduysa bunun karşılığını Allah’tan bulsunlar; neden senden ve senin onlardan yana olmandan karşılık beklesinler ki? Yok, karşılığı Allah’tan beklemeyecek bir yapıda iseler zaten senin orayı hemen terk etmen gerekir. Kim ve nerede oldukları önemli değil, bizim ilkemiz bu olmalıdır. Kalbinizin dediğini yapın, Allah’a emanet olun.
Aleykümselam.Allah rızası ile yapılan ve yapılış tarzı itibariyle Şeriat'a aykırılık ihtiva etmeyen her amel cihat sayılabilecek bir amel olur. Kimin hangi ameli ne kadar cihat düzeyinde yaptığı ise o kişi ile Rabbi arasında ölçülebilecek bir durumdur. Bizim ölçebileceğimiz seviye kulun yaptığı ameli, Şeriat'ın bilinen kaidelerine uygun yapıp yapmadığıdır. Bunun ötesini irdeleyemeyiz.
Aleykümselam. Böyle bir şey yoktur. İmamın cemaatle kıldığı namaz kendisi ve arkasındakiler için ayna anda kılınmış namazdır.
Selamünaleyküm. Benzer bir soruya daha önce verdiğimiz cevabı size tekrar yazmak istiyorum. Meselemiz, dinimize hizmet etmek midir yoksa dinimizden hizmet görmek midir? Bunu tespit etmeliyiz. Ne yazık ki bu konuda kalbimiz huzurlu değildir. Ashabı kiramdan başka mükemmel denebilecek örneğimiz neredeyse yoktur. Siz mümkün olduğunca ashabı kiramı okuyun, inceleyin, değerlendirim. Allah yardımcınız olsun. Size önceki bir cevabımızı tekrarlıyoruz: 'İslam’ı bir bütün olarak gören; cihadı namazdan, eğitimi zekâttan, seyahati hacdan, siyaseti takvadan ayırmayan, mü’minleri kardeşler olarak görüp ırk ayrımı yapmayan, kendisini davası önünde yok sayan, biriktirmeyen, zühd içinde yaşayan, gündüzü hizmetle gecesi ibadetle geçen, televizyon ile vakit israf etmeyen, Kur’an okurken haşyet içinde eriyip giden, infak eden, ümmetin dertleri ile dertli yaşayan, affeden bağışlayan, küfre ve kâfire karşı ğayz dolu olan, Kur’an ve hadis ilimlerini can bilen, fıkıh öğrenen ve öğreten, şehadeti özleyip duran, kendisine ashabı kiramı örnek alan, çok çocuk sahibi olup her birini şeriatına adayan bir cemaat önderi bulur bulmaz onun peşine takılmakta kurtuluş vardır biiznillah. Bu ölçüleri yakalayamayan biri ise ne kadar ise ona bağlanmak da o kadar olur.'