Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben yeni evliyim ancak eşimle çok fazla tartışıyoruz. Benim de hatalarım var şüphesiz bunları kabul ediyorum ve özür diliyorum. Ancak eşim bana çok ağır tepkiler veriyor ve çok ağır sözler söylüyor. Kaldıramıyorum ve içimde ona karşı bir şey kalmadı bunlar yüzünden boşanmayı düşünüyordum ama hamile olduğumu öğrendim. Vazgeçtim ancak böyle bir yuvada bir çocuk yetişebileceğini düşünmüyorum. Sizin konuşmalarınızı dinliyorum hergün Allah sizden razı olsun bana çok tesir etti. Çocuğumun böyle şeylere maruz kalmasını istemiyorum. Aldırmayı bile aklımdan geçirdim ama imanım buna müsaade etmiyor. Ne yapacağımı da şaşırdım. Bir yaşında yeğenim var, bir tartışmamızda yanımızdaydı ve çok korktu. Onun o hali içimi parçaladı, ben çocuğumun böyle bir şey yaşamasını istemiyorum. Kadının kocasından talakını istemesi haramdır ama böyle bir durumda istenebilir mi? Aile büyükleriyle konuşmayı da denedim ama aramızda olan şeyi başkalarına anlattın, beni rezil ettin diye daha çok olay çıkarttı. Onların yanında sakindi haklısınız filan dedi ama baş başa kalınca işler değişiyor. Allah aşkına bana bir akıl verin hocam, bir yol gösterin. Allah razı olsun hakkınızı helal edin.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Evli bir kadının, eşiyle böyle konularda tartışması uygun değildir. Eşinize karşı, Müslümanlar arasındaki ihtilaflı konulardan birini tutmayın. Hiçbir şekilde eşinizle tartışmayın bunları. Onun düşündüğü gibi düşünmek zorunda değilsiniz ama şeytana aranıza fitne sokması için fırsat vermeniz de hakkınız değildir. Özür dileyin ve tekrarlamayacağınızı bildirin on, durum düzelsin.
Resmi nikâhsız evlilik yapman ciddi bir hata olmuş. Kendinizi mağdur etmişsiniz. Saygınlığınızın zedelendiği bir ortamda bu nikâhla mutlu olmanız zordur. Kocanızla konuşarak bu sorunu gidermeye çalışın. Buna yanaşmazsa aile büyüklerinizle bu beraberliğinizi değerlendirerek bir karar alın. Sonuç ne olursa olsun resmi nikâhsız olmayın. Aksi takdirde dini nikâh kullanılarak bu şekilde sömürülmeye devam edersiniz.
Kocanızla ilgili söz söyleyebilmek için onu iyi tanımak gerekir. Genel bilgiler üzerinden net/keskin cümleler beklemeniz kocanıza haksızlık olur. Örneğin bazı soruların cevaplarının bilinmesi gerekir. Eşinizle ciddi ve net bir konuşma yaptınız mı? Onun bu davranışlarının sizi ne kadar yıprattığını, evliliğinizi tehdit ettiğini açıkça dile getirdiniz mi? Bir danışmandan veya aile büyüklerinden yardım alabilir misiniz? Eşinizin değişme ihtimali var mı? Yoksa sadece yakalanınca vazgeçip sonra devam mı ediyor? Boşanma elbette kolay bir karar değildir. Ancak sürekli sadakatsizlik içinde olan, sizi değersiz hissettiren, psikolojinizi bozan ve huzurunuzu yok eden biriyle yaşamak sizi de çocuklarınızı da olumsuz etkiler. Çocuklar anne ve babanın ilişkisini görerek büyürler. Eğer sürekli tartışmalar, ihanetler ve mutsuzluk içinde bir aile ortamı olursa, onların ruh sağlığı da zarar görür. "Çocuklarım için katlanıyorum." diyorsunuz ama çocuklar mutsuz bir anneyle büyüyerek sağlıklı bireyler olamazlar. Sizin güçlü ve mutlu olmanız onlar için en iyisidir. Bu konuyu kocanızla çözme imkânı bulamazsanız aile büyüklerinizin desteğini almanızı tavsiye ederim. Yalnız kendi başınıza karar almayın. Allah sizlere çıkış yolu nasip etsin.
Bu anlattığın eş profili ile sabrı birleştirmek zor. Bir psikoloğa gidip onunla karar vermeniz uygun olur. Belki o da kendisini toparlamayı düşünür. Bu kararı yani ne yapabileceğinizi sizi yüz yüze gören bir psikolog veya aile danışmanı vermelidir.
Selamünaleyküm.Dinimize göre, nikâhlanan bir kadının üzerinde söz hakkı baba ve anneden kocaya geçer. Onların sizden beklentilerine cevap vermeniz şart değildir. Nezaketinizi bozmadan ilişkilerinizi seviyeli şekilde devam ettirin. Acele etmenize gerek yok. Dünya evden, koltuktan ibaret değil ki?
Kıymetli kardeşim, aileniz ile eşiniz arasındaki bu sürtüşme sürecini, onlar bu kadar birbirlerine yakınken yapmanız sizin için zorlayıcı olabilir. O sebeple bir şekilde eşinizle yaşayacağınız ama anne-babanızdan da ayrı düşmeyeceğiniz başka bir lokasyona taşınmayı gündeminize alın. Finansman ile alakalı durumunuzu yeniden değerlendirin. Gerekirse evin kalitesi ile alakalı kriterlerinizi bir iki derece düşürüp bu konuyu gündeme alın. Gerek aileniz gerekse eşiniz konusunda sağlam bir duruş sergilemeye gayret edin. Ne anne babanızı incitin ne eşinizi incitin. İki tarafa da birbirlerine müdahale etmemelerini istediğinizi tavırlarınıza sözlerinize yerleştirin. Fakat bunu atacağınız adımlarla da destekleyin. Örnek vermek gerekirse başka yere taşınmak gibi adımlar mesela. Bunun yanı sıra anne babanızın, sözüne itibar edip saygı duyduğu başka aile büyüklerinizden de bu konuda nasihatlerle, aracılıklarla size yardım etmesini isteyebilirsiniz. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
aile konusundaki diğer fetvalar
Bütün zamanlarda ve bütün mekânlarda MÜMİN OLARAK YAŞAYIP ÖLMEK erkek ve kadın her insanın birinci görevidir. Yaşadığımız hayatı ne kadar mümince yaşadığımızı sürekli test etmeye mecburuz. Bu mümince kelimesinin hakkını vermeden yapacağımız işlerin Allah katında bir değeri olmayacaktır. Bu barajdan sonra erkekler ve kadınlara göre, evlilere bekârlara göre, anne olanlara olmayanlara göre, zenginlere fakirlere göre diye bir tasnif yapabiliriz. Neyi ne kadar yapabileceğimizi biz takdir edebiliriz. Allah Teâlâ da zaten bilmektedir. Kabiliyetlerimiz, önümüzdeki fırsatlar, engeller toplanıp bir ortalama bulunarak neler yapabileceğimizi belirleriz. Mümin hanım kardeşlerimiz için şöyle bir planlamayı teklif edebilirim: 1- Bu zaman, herkesin öncelikle kendi imanını ve iffetini koruma zamanıdır. O kadar ki, her mümin erkek ve kadın, “ben de gidersem din gider” demelidir. Gerçekten de durum bu ince çizgiye kadar yanaşmıştır. Allah yardımcımız olsun. Önce imanımız ve iffetimiz, kendimiz. Önce bu. 2- İkinci olarak da kabiliyetlerimizi, fırsatları, yaşadığımız ortamı, aile yapımızı, siyasi konumu ve benzeri özel şartları tespit edip ne yapabileceğimizi belirleriz. Bu belirleme de, biz ve en yakınımızdan itibaren çevremize, şehrimize, ülkemize ve dünyaya doğru olmalıdır. İhmal edilmiş çocukların annelerinin hangi annenin çocuğuna hayrı dokunur acaba? Çocuklarımız, eşlerimiz, akrabalarımız, mahallemiz ve dünyamız... Sıralamaya dikkat edilmelidir. 3- Biz kuluz, kul da acizdir. Takatımız bir "hiç" niteliğindedir. Allah yardım ederse, bereket verirse bir şeyler yapabiliriz. Onun yardımını hak etmek diye bir derdimiz olmalıdır. İhlaslı, Şeriat'a uygun, istişareli işler yapmak gerekiyor. Mum gibi ışık verirken erimeden, güneş gibi enerji yitirmeden aydınlatmak gerekiyor. Kuluz, sabırdan ve duadan başka bir silahımız da yoktur. Hüküm Allah’ındır, bereket onun elindedir. 4- Kadın fitnesinin en hassas boyutu tam anlamı ile bir KADIN EKSİKLİĞİ olarak yansımıştır günümüze. Ortada bir kadın eksikliği vardır ne yazık ki! Buradaki eksiklik, kimilerine göre okumuş kadın, siyasetteki kadın, memur kadın, ticarette ve sanayide istihdam edilen kadındır ama ben onu kastetmiyorum. ANNE KADIN eksikliği vardır. Anaokulları yerine kendileri okullaşmış anneler eksiktir. Bu sözlerden kadınlarımız inciniyorlar ama sabrı tükenmiş, çocuğundan çok arkadaşlarının ne diyeceğine endişelenen anneler, anneliği eksik bırakan kadınlardır. Anne eksikliğinin git gide artacağı da açıktır. Gelecek kuşaklar tam anlamı ile ANNE KADIN eksikliği yaşayacaklardır. Çarşılarda ve farklı arenalarda heba edilen anneler, insanlığın kaybıdır aslında. Aynı zamanda EŞ KADIN da kayıplar arasındadır. Erkekle boş yarışına girmiş kadın, kendini kaybettiği gibi erkeği de uçurumlara itmiştir. Kadın, iki asırdır hakkını ararken avucuna konan hakların yerine şahsiyetini vermiştir. Kadın, çalışan, çalıştırılan, sömürülen olmuştur. Son zamanlarda kadının sırf "siyasete oy kazandırması" uğruna her dediğinin yapılması, en azından bir ilahiyat fakültesine gönderilmesi ve memurluğa tatlandırılması gelecekteki riski kaldırmıyor. Bu hakikati dile getirenler linç ediliyor olabilirler. Yarından daha yakın bir zamanda herkes gerçeği görecektir ama zamanı geçmiş gerçeklerin bir anlamı olmayacaktır. Bu nedenle mümin kadınların en önemli işlerinden biri, kadını mecrasına oturtmak olmalıdır. Allah yardımcımız olsun.
Ortada bir kaçak iş yani nikâhı suistimal gibi durum yoksa tek evde yaşamamanın evliliğe zararı yoktur. Evlilik yani nikâh devam eder. Ailenin sağlıklı yürümesi açısından sıkıntı olabilir.
Böyle bir “reddetme” dini ve ahlaki olamaz. Bunun yerine “mesafe koyma, seviye belirleme” getirin. Bir mümin öbür mümine “anne babanı reddet” diyemez.
Güzel kardeşim, işte bugün için bir iman ehli olarak varız. Elhamdülillah. Her şeye rağmen mü'miniz ve ayaktayız. Böyle kalmaya devam edeceğiz. Şiddet ve sıkıntı arttıkça bizim de imanımız ve Allah’a itimadımız artacak. Sonunda da şeytan ve adamları mağlup olacaklar. İman budur. Bir yandan hayatımız devam edecek, işimiz gücümüz, ailemiz, kazancımız, dostluklarımız sürecek, diğer yandan da Gazze’deki ve başka yerlerdeki kardeşlerimiz için çırpınacağız. Boykotlar yapacağız, dualar yapacağız. Dostumuzu düşmanımızı yeniden belirleyeceğiz. Bütün dünya yıkılıp gitse de biz ailemizle yeni bir dünya kurmak için ayakta kalacağız biiznillah. Dünya budur, böyledir. Bizden önce de böyleydi. Kıyamete kadar da böyle kalacak. Belki renkler, şekiller değişecek ama özü bu olarak kalacak dünya. Tek başına bütün kötülüklere karşı dik durmaya hazır olanlar kazanacak ama olayların ve haberlerin altında ezilenler şeytanı sevindirecekler. Ailenize sahip çıkın. İbadetlerinizi daha yoğun yapın. Çocuklarınızın her birini yarının Kudüs bekçileri gibi yetiştirin. Mü'min kardeşlerinizle tartışmayın, ihtilafa düşmeyin, ihtilafa düşenin seviyesine inmeyin. Allah’a güvenin, ona koşun. Göreceksiniz bir Nuh olup tufanlardan kurtulacaksınız. Cennetlerde soluklandığınız zaman bu günler tatlı hatıralara dönüşecek. İnşaallah, biiznillah. Birbirimize dua edelim.
Nikâhla ilgili bir sıkıntı göremedim. Allah mübarek etsin. Bundan sonrasına dikkat ediniz.
Ailenize ciddiyetinizi belgelemekten başka bir tavsiyesi olamaz bunun. Ya da bunu unutmanız olur tavsiye.