Fetva Meclisi
Soru
Hocam evlenip iki ayrı yurtta kalmak olur mu? Yani evleneceğiz ama bir süre aynı evde yaşamayacağız.
Cevap
Benzer fetvalar
Kaçak iş Müslüman işi değildir.
Eşi, onu boşamaya yönelik bir cümle kullanmadı ise nikâh gitmez ama ahiretten çok şey gider maazallah.
Alkol bulunan bir otelde kalmamanız duruşunuz ve bereketli bir aile başlangıcı için doğru bir karardır. Allah mübarek kılsın.
Selamünaleyküm. Sonra ikincisi kıyılacak ve sadece ara zamanı helalleştirecek bir nikah olamaz. Nikah ciddi bir iştir. Ya vardır ya da yoktur.
Sadece “terk etmek” ile nikâh düşmez. Bu durumu size en yakın bir müftüye giderek onun soracağı soruların cevabı ile beraber öğrenmeniz daha yararlı olur.
Nikâhlanıp evlendikten sonra, eşler arasında sorun oluşturmuyorsa bir arada olmamak sakıncalı değildir. Önemli olan eşlerin rıza göstermesidir.
aile konusundaki diğer fetvalar
Böyle bir “reddetme” dini ve ahlaki olamaz. Bunun yerine “mesafe koyma, seviye belirleme” getirin. Bir mümin öbür mümine “anne babanı reddet” diyemez.
Bütün zamanlarda ve bütün mekânlarda MÜMİN OLARAK YAŞAYIP ÖLMEK erkek ve kadın her insanın birinci görevidir. Yaşadığımız hayatı ne kadar mümince yaşadığımızı sürekli test etmeye mecburuz. Bu mümince kelimesinin hakkını vermeden yapacağımız işlerin Allah katında bir değeri olmayacaktır. Bu barajdan sonra erkekler ve kadınlara göre, evlilere bekârlara göre, anne olanlara olmayanlara göre, zenginlere fakirlere göre diye bir tasnif yapabiliriz. Neyi ne kadar yapabileceğimizi biz takdir edebiliriz. Allah Teâlâ da zaten bilmektedir. Kabiliyetlerimiz, önümüzdeki fırsatlar, engeller toplanıp bir ortalama bulunarak neler yapabileceğimizi belirleriz. Mümin hanım kardeşlerimiz için şöyle bir planlamayı teklif edebilirim: 1- Bu zaman, herkesin öncelikle kendi imanını ve iffetini koruma zamanıdır. O kadar ki, her mümin erkek ve kadın, “ben de gidersem din gider” demelidir. Gerçekten de durum bu ince çizgiye kadar yanaşmıştır. Allah yardımcımız olsun. Önce imanımız ve iffetimiz, kendimiz. Önce bu. 2- İkinci olarak da kabiliyetlerimizi, fırsatları, yaşadığımız ortamı, aile yapımızı, siyasi konumu ve benzeri özel şartları tespit edip ne yapabileceğimizi belirleriz. Bu belirleme de, biz ve en yakınımızdan itibaren çevremize, şehrimize, ülkemize ve dünyaya doğru olmalıdır. İhmal edilmiş çocukların annelerinin hangi annenin çocuğuna hayrı dokunur acaba? Çocuklarımız, eşlerimiz, akrabalarımız, mahallemiz ve dünyamız... Sıralamaya dikkat edilmelidir. 3- Biz kuluz, kul da acizdir. Takatımız bir "hiç" niteliğindedir. Allah yardım ederse, bereket verirse bir şeyler yapabiliriz. Onun yardımını hak etmek diye bir derdimiz olmalıdır. İhlaslı, Şeriat'a uygun, istişareli işler yapmak gerekiyor. Mum gibi ışık verirken erimeden, güneş gibi enerji yitirmeden aydınlatmak gerekiyor. Kuluz, sabırdan ve duadan başka bir silahımız da yoktur. Hüküm Allah’ındır, bereket onun elindedir. 4- Kadın fitnesinin en hassas boyutu tam anlamı ile bir KADIN EKSİKLİĞİ olarak yansımıştır günümüze. Ortada bir kadın eksikliği vardır ne yazık ki! Buradaki eksiklik, kimilerine göre okumuş kadın, siyasetteki kadın, memur kadın, ticarette ve sanayide istihdam edilen kadındır ama ben onu kastetmiyorum. ANNE KADIN eksikliği vardır. Anaokulları yerine kendileri okullaşmış anneler eksiktir. Bu sözlerden kadınlarımız inciniyorlar ama sabrı tükenmiş, çocuğundan çok arkadaşlarının ne diyeceğine endişelenen anneler, anneliği eksik bırakan kadınlardır. Anne eksikliğinin git gide artacağı da açıktır. Gelecek kuşaklar tam anlamı ile ANNE KADIN eksikliği yaşayacaklardır. Çarşılarda ve farklı arenalarda heba edilen anneler, insanlığın kaybıdır aslında. Aynı zamanda EŞ KADIN da kayıplar arasındadır. Erkekle boş yarışına girmiş kadın, kendini kaybettiği gibi erkeği de uçurumlara itmiştir. Kadın, iki asırdır hakkını ararken avucuna konan hakların yerine şahsiyetini vermiştir. Kadın, çalışan, çalıştırılan, sömürülen olmuştur. Son zamanlarda kadının sırf "siyasete oy kazandırması" uğruna her dediğinin yapılması, en azından bir ilahiyat fakültesine gönderilmesi ve memurluğa tatlandırılması gelecekteki riski kaldırmıyor. Bu hakikati dile getirenler linç ediliyor olabilirler. Yarından daha yakın bir zamanda herkes gerçeği görecektir ama zamanı geçmiş gerçeklerin bir anlamı olmayacaktır. Bu nedenle mümin kadınların en önemli işlerinden biri, kadını mecrasına oturtmak olmalıdır. Allah yardımcımız olsun.
Güzel kardeşim, işte bugün için bir iman ehli olarak varız. Elhamdülillah. Her şeye rağmen mü'miniz ve ayaktayız. Böyle kalmaya devam edeceğiz. Şiddet ve sıkıntı arttıkça bizim de imanımız ve Allah’a itimadımız artacak. Sonunda da şeytan ve adamları mağlup olacaklar. İman budur. Bir yandan hayatımız devam edecek, işimiz gücümüz, ailemiz, kazancımız, dostluklarımız sürecek, diğer yandan da Gazze’deki ve başka yerlerdeki kardeşlerimiz için çırpınacağız. Boykotlar yapacağız, dualar yapacağız. Dostumuzu düşmanımızı yeniden belirleyeceğiz. Bütün dünya yıkılıp gitse de biz ailemizle yeni bir dünya kurmak için ayakta kalacağız biiznillah. Dünya budur, böyledir. Bizden önce de böyleydi. Kıyamete kadar da böyle kalacak. Belki renkler, şekiller değişecek ama özü bu olarak kalacak dünya. Tek başına bütün kötülüklere karşı dik durmaya hazır olanlar kazanacak ama olayların ve haberlerin altında ezilenler şeytanı sevindirecekler. Ailenize sahip çıkın. İbadetlerinizi daha yoğun yapın. Çocuklarınızın her birini yarının Kudüs bekçileri gibi yetiştirin. Mü'min kardeşlerinizle tartışmayın, ihtilafa düşmeyin, ihtilafa düşenin seviyesine inmeyin. Allah’a güvenin, ona koşun. Göreceksiniz bir Nuh olup tufanlardan kurtulacaksınız. Cennetlerde soluklandığınız zaman bu günler tatlı hatıralara dönüşecek. İnşaallah, biiznillah. Birbirimize dua edelim.
Bir aile psikoloğuna git. O seni dinlesin. Sana sen haksızsın, kendini şöyle düzelt derse dediğini yaparsın. Eşini getir onunla konuşayım derse ve o gitmezse o zaman sen haklı olursun. Aile büyüklerine durumu anlat. Onlar çözemezse devletten yardım iste. Bu arada fevri davranmamış olmak için bu dediğimi yap. Bir psikologla görüş. Aile büyüklerin devrede olsun. Sana yaptığının fevrilik veya duygusallık ya da kaçamak oynamak olmadığını söylesinler. Ondan sonra boşanmayı istemen vebal olmaz biiznillah.
Ailenize ciddiyetinizi belgelemekten başka bir tavsiyesi olamaz bunun. Ya da bunu unutmanız olur tavsiye.
Şefaat, sıra numarasına göre değildir ki! Bir hak ediş düzeyini yakalamak gerekmektedir. Bir kere o mantıkla bakıp ahireti basitleştirenin şefaat edilebilir niteliği kaybolur. Zira hata etmek ve günahkâr olmak başka şey, ahiret gibi bir zaman ve mekânı basite almak başka şeydir. Böyle anlayabiliriz meseleyi.