Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Ben bir cemaate, bir mürşide bağlanmak istiyorum. Hem dini eksikliklerimi gidermek bir şeyler öğrenmek hem de İslam'a faydalı olmak Allah'ın rızasını kazanmak istiyorum ama karar veremiyorum. Hangi cemaate bağlanmam konusunda çevreme baktığımda, farklı sapıtmalar yorumlar duyup görüyorum cemaatler hakkında. Kolay bir cemaate yaklaşamıyorum. Bana hangi cemaatleri tavsiye edersiniz hocam? Bir de hocam ben içki satan içilen iş yerinde bulundum, çalıştım. Patronun haberi olmadan da içki içtim ve eve götürdüm ama o zamanlar tam dini bilgim yoktu. Şeytanı arkadaş edinmiştim. Kul hakkını Allah korkusunu öğrenince bu kul hakkına girer mi? Bu tür yerlerde çalışmak dinimizce uygun mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Katılma hızınız size ağır gelmiş olabilir, daha yavaş giriş yapın, yavaş yavaş ısınmaya çalışın.
Selamünaleyküm. Kalbinizin rahat etmediği bir yerde bulunmanız doğru değildir. 1- Muhakkak camiye cemaate gidin. 2- Bir cemaate gitmeye mecbur değilsiniz, arı olan bal olan her çiçeğe konun. Hangisinde ne yarar buluyorsanız ona o yarar kadar katılın. 3- Birini diğerine benzetmeyin, kıyas etmeyin. 4- Onların hiç birinin İslam olmadığını iyi bilin. İslâm sadece kendisidir, onlar olsa olsa İslam'ın içinde bir noktadırlar.
Selamünaleyküm. İlk fırsatta oradan çıkın, arkadaşlarınızı da çıkarın. Işık vereceğim diye erimenin gereği yoktur. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Cemaate katılma şartı diye bir şey yoktur. Mü'min olarak yaşama ve şeytana kapılmama şartı vardır. Bu şart nasıl gerçekleşiyorsa öyle yaşamak en iyisidir. Asıl cemaat, müminlerin namaz kıldıkları, haccettikleri ana cemaattir. Orada kaldıktan sonra ara isimlere takılmaya gerek yoktur. Kabiliyeti olanlar için oraları bir zorunluluktur.
Selamünaleyküm. Bu, açık bir haddi aşmaktır. Söyleyebileceğimiz bir söz yoktur. Umarım anlattıklarınız aktarmada abartılmış sözlerdir.
Selamünaleyküm. Bu hususta size isim vermem mümkün değildir. Şunu söyleyebilirim: Siz, bir mürşit arayışı içinde değilseniz böyle bir zorunluluk yoktur. Zorunlu olan sizin, Allah korkusu ve cennet umudu ile yaşamanızdır. Bunu yapıyorsanız sizin mürşidiniz var demektir. Gereksiz arayış içine girmeyin. Bir ders halkasına katılın, o halkada sizi tatmin edecek şeyleri buluyorsanız mesele tamam demektir. Allah'a emanet olunuz.
cemaat konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Kapımız Allah’ın ve Resûlü’nün kapısıdır. Başka hiçbir kapı terk edilemez kapı değildir. Eğer başka kapıları da Allah’ın kapısı ya da onun gibi görüyorsak bu bir cahilliktir. Kalbimizin huzur bulmadığı bir yerde neden duralım? İslam’a hizmet edenlerin İslam’dan kıymetli olması düşünülebilir mi? Bu bir hatadır. Eğer size katkıları olduysa bunun karşılığını Allah’tan bulsunlar; neden senden ve senin onlardan yana olmandan karşılık beklesinler ki? Yok, karşılığı Allah’tan beklemeyecek bir yapıda iseler zaten senin orayı hemen terk etmen gerekir. Kim ve nerede oldukları önemli değil, bizim ilkemiz bu olmalıdır. Kalbinizin dediğini yapın, Allah’a emanet olun.
Selamünaleyküm. Evli bir kadının, eşiyle böyle konularda tartışması uygun değildir. Eşinize karşı, Müslümanlar arasındaki ihtilaflı konulardan birini tutmayın. Hiçbir şekilde eşinizle tartışmayın bunları. Onun düşündüğü gibi düşünmek zorunda değilsiniz ama şeytana aranıza fitne sokması için fırsat vermeniz de hakkınız değildir. Özür dileyin ve tekrarlamayacağınızı bildirin on, durum düzelsin.
Selamünaleyküm. Allah sizi kurtardığı için şükredin, nimetin hakkını verin. Diğer insanlar için de dua edin. Yer yer yanlışı ikaz edin ama derin tartışmalara sakın girmeyin. Tartışma, kök saldırmak demektir. Dua edin, tavsiye edin ve kendi işinize bakın. Kendinizi geliştirin. Onlarla uğraşacaksanız, dünya benzerleri ile doludur. İş çok vakit yok.
Selamünaleyküm. Benzer bir soruya daha önce verdiğimiz cevabı size tekrar yazmak istiyorum. Meselemiz, dinimize hizmet etmek midir yoksa dinimizden hizmet görmek midir? Bunu tespit etmeliyiz. Ne yazık ki bu konuda kalbimiz huzurlu değildir. Ashabı kiramdan başka mükemmel denebilecek örneğimiz neredeyse yoktur. Siz mümkün olduğunca ashabı kiramı okuyun, inceleyin, değerlendirim. Allah yardımcınız olsun. Size önceki bir cevabımızı tekrarlıyoruz: 'İslam’ı bir bütün olarak gören; cihadı namazdan, eğitimi zekâttan, seyahati hacdan, siyaseti takvadan ayırmayan, mü’minleri kardeşler olarak görüp ırk ayrımı yapmayan, kendisini davası önünde yok sayan, biriktirmeyen, zühd içinde yaşayan, gündüzü hizmetle gecesi ibadetle geçen, televizyon ile vakit israf etmeyen, Kur’an okurken haşyet içinde eriyip giden, infak eden, ümmetin dertleri ile dertli yaşayan, affeden bağışlayan, küfre ve kâfire karşı ğayz dolu olan, Kur’an ve hadis ilimlerini can bilen, fıkıh öğrenen ve öğreten, şehadeti özleyip duran, kendisine ashabı kiramı örnek alan, çok çocuk sahibi olup her birini şeriatına adayan bir cemaat önderi bulur bulmaz onun peşine takılmakta kurtuluş vardır biiznillah. Bu ölçüleri yakalayamayan biri ise ne kadar ise ona bağlanmak da o kadar olur.'
Aleykümselam. Mü'minler arasında ihtilaf olmaması gerekir, bunu temenni ederiz. İhtilaf olursa da bunun kardeşliğimizi zedelememesini isteriz. Zedeleyenin veya sebep olanın vebal altında kalacağını düşünürüz. Sizin fitneye karışmaktan kaçınma gayretiniz güzeldir, devam edin. Zikrettiğiniz söz için ise bir şey söyleme gereği hissetmiyorum. Herkes kendini haklı bulmaktadır. Kimin haklı kimin haksız olduğu başka bir yerde belli olacaktır. O sözün hak üzere söylendiğini zannetmiyorum.
Aleykümselam.Allah rızası ile yapılan ve yapılış tarzı itibariyle Şeriat'a aykırılık ihtiva etmeyen her amel cihat sayılabilecek bir amel olur. Kimin hangi ameli ne kadar cihat düzeyinde yaptığı ise o kişi ile Rabbi arasında ölçülebilecek bir durumdur. Bizim ölçebileceğimiz seviye kulun yaptığı ameli, Şeriat'ın bilinen kaidelerine uygun yapıp yapmadığıdır. Bunun ötesini irdeleyemeyiz.