Fetva Meclisi
Soru
Hocam babam bütün çocuklarına işgal orduları komutanı gibi davranıyor, bizi insan yerine koymuyor. Sadece getirdiği gıdayı yiyoruz, evinde barınıyoruz. Yıllar oldu ben insan olduğumu bile unuttum. Böyle bir babaya da saygı göstermek zorunda mıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Müslümanlığın örneği baban değildir. Sen Müslümanlığı onun Peygamberinden öğrenmelisin. Yarın Allah'ın huzuruna sen de baban da tek tek çıkacaksınız. Evet, baban yanlış yapıyor ama sen doğruluğun sahibi ol. Hatalı durumda olma, başka bir konuda suçlu duruma düşme, babanın yaptıklarını da kafana takma. Sabret ve onurunla yaşa. Allah yardımcın olsun.
Kesinlikle öyle, sen yine Allah’ın sana emrettiği saygıyı göstereceksin. Annen, kendi insanlığında arıza gösterdi, onun hesabını Allah görecek. Sen ise kendi hesabın için varsın. Sen de annen gibi yaparsan yani üzerindeki insanlık görevini ihmal edersen sen de onun gibi olursun. Biz anne ve babalarımıza onlar hak ettiği için değil, Rabbimiz emrettiği için saygı duyuyoruz. Onların hak edip etmemesi onların üzerindeki bir sorumluluktur. Annene bir çocuğun göstermesi gereken saygıyı göster. Onun iyi olması için dua et. O kaybetti bari sen kaybetme!
Baba muhtaç ve oğlu da verebilecek imkâna sahip olduğu hâlde vermezse oğlu vebale girer. Babanın yaptığı dua da yerini bulur. Baba muhtaç olmadığı hâlde birinci dereceden zorunlu olmayan bir şeyi oğlundan ister de oğlu da onu yapmazsa ve özellikle de sizde olduğu gibi imkânı olmadığı için yapamazsa babanın bir hakkı olmaz, yaptığı bedduası da biiznillah tutmaz. Siz babanızın hizmetinde olmaya elinizden geldiği kadar devam edin. Bu kırgınlığı unutmaya çalışın. Allah yardımcınız olsun.
Anne babaya iyilik etmek, onların gönlünü hoş etmek büyük bir erdemdir. Ancak bu, insanın kendisini tamamen tüketmesi anlamına gelmez. Allah’ın sana verdiği yetenekleri, ilmini, zamanını da doğru kullanmalısın. Bu yüzden aileye hizmet etmekle kendi hedeflerin arasında bir denge kurman gerekiyor. Bu dengeyi sağlamada sana birkaç tavsiyede bulunabilirim. Anne baba hakkı, insanın elinden geleni yapmasını gerektirir fakat yapamayacağı şeyler için kendini zorlamasını emretmez. Anne babanın makul istekleri yerine getirilmelidir. Ama bir insanın kendi hayatını ihmal etmesine sebep olacak ölçüde beklentiler varsa burada bir dengeleme yapılması gerekir. Allah, kulundan önce kendi sağlığını, eğitimini, dengesini korumasını ister. Çünkü kendini tüketen biri uzun vadede ne ailesine ne de çevresine faydalı olabilir. Vicdan azabı çektiğinde, "Ben elimden geleni yapıyorum ama her şeye yetişmem mümkün değil." diye düşünerek kendini rahatlatabilirsin. Anne ve babanla iletişimde daima saygılı ve nazik bir üslup kullan. Bu, onların seni anlamasını kolaylaştıracaktır. Örneğin, "Babacığım, senin için tatlı yapmayı çok seviyorum ama her gün yapmam zor oluyor. Haftada birkaç gün yapayım, en sevdiğin tatlıları yapmaya özen göstereyim." gibi ifadelerle yaklaşabilirsin. Bu sayede hem ona değer verdiğini gösterir hem de kendine alan açarsın. Allah, ailenizle aranızdaki muhabbeti artırıp sizi hayırlı işlerde muvaffak kılsın.
Sen ve o, Allah katında iki ayrı kimliksiniz. İkinizin de hesabı farklı farklı olacaktır. Bir de birbirinize karşı bir hukukunuz vardır. Sizin önceliğiniz ikinizin arasındaki hukuku incitmemek olacak. Ona dikkat edin. Bu da size düşen evlatlık vazifesini iyi yapmaktır. Onun Rabbi ile olan alakasındaki sıkıntıları da o düşünecek. Böylece sen, o kaybetti diye kaybeden biri olmayacaksın biiznillah. Elbette babanız için dua da edin.
Kıymetli kardeşim, Allah işinizi kolay kılsın. Çocuklarınızı yetiştirme konusunda elbette babanızı dinlemediğiniz için günaha girmezsiniz biiznillah. Fakat babanızı üzmeniz günaha sokabilir sizi. Bunun yerine babanızın istediği şekilde olmasa bile bir şekilde ona karşı saygı ve şefkati gösterip onun da gönlünü yapmaya çalışmanızdır. Çocuklarınızın da bu konuda daha dikkatli olması gerektiğini söyleyip bu konuda bazı çalışmalar yürütebilirsiniz. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
anne konusundaki diğer fetvalar
Bu konudaki cevaplarımızı aşağıdaki adreslerden inceleyebilirsiniz: https://fetvameclisi.com/fetva/anne-baba-yasli-bakimevine-gonderilebilir-mi https://fetvameclisi.com/fetva/anne-baba-yaslilar-evine-birakilabilir-mi https://fetvameclisi.com/fetva/anne-baba-huzurevine-birakilabilir-mi https://fetvameclisi.com/fetva/annenin-huzur-evine-gonderilmesi
Anneniz ve babanız arasında ne olup bittiğini bilmediğinize göre siz kendinizi hakem yerine koymayın. Anneniz arkasına devleti aldı ama vicdanını ve imanını ne yapacak düşünmemiş olmalı. Kocanın evden uzaklaştırılması din olarak da mümkündür ama sebeplerin oluşmasına karar verilmesi çok zordur. Siz bu olaydan uzakta durun. Anneniz dedi diye asla babanızla küsmeyin ve mesafe koymayın. Sadece bu nedene dayalı olarak size beddua etmeye de hakkı olmaz. Her ikisinin de üzülmeyeceği bir yöntem oluşturmaya çalışın.
Bazı fakihler, erkek/kız ayırmadan her çocuğun anne babaya bakmakla yükümlü olduğunu söylemişlerdir. Diğer bazı fakihler de mirastaki pay sıralamasına bakılır demişlerdir. Buna göre de erkek mirastaki payı yüksek olduğu için önce o sorumludur. Üçüncü bir görüşe göre ise ekonomik durumları ve imkânlarına göre sorumlu olurlar denmiştir. Dördüncü bir görüş ise sadece erkek çocukların sorumlu olacağını söylemiştir. Bu görüşlerden çıkan sonuç şudur: Anne ve babaya bakmak, özellikle de onların muhtaç olduğu zamanlarda keyfi bir durum değildir. Dinimizin çok açık emirlerinden biridir. Meşru bir mazeret olmadıkça her çocuğun bunu üstlenmesi gerekir. Zira bu onların ahireti ile alakalı bir görevdir. Olağanüstü sıkıntılar, zorluklar olması durumunda makul bir görevlendirme yapılabilir. Biri masrafları karşılamak diğeri fiili hizmeti görmek gibi bir planlama yapılabilir. Yakın yerde yaşamak mesela bir tercih nedeni olabilir.
Evlilik kararı verirken basiretli davranamamışsın, bunun bir yorumu olabilir ama anne olduktan sonra vereceğin kararlarında yine basiretsiz davranırsan bunun anlamlı bir yorumu olamaz. Zannederim, kendini bile bile yıpratacak bir takıntı içindesin. Şunları tavsiye edebilirim sana: Dini hayatını Allah’ın emir ve yasakları, Allah’ın rızası için yapılacak nafileler olmak üzere iki görev üzerinde yürütmeye çalış. Farzlar ve haramlar konusunda kimseye taviz verme. Hayatın gibi gör farzları ve haramları. Nafileler de ise tercih yapmayı becer. Sen bunu beceremezsen şeytan seni ailen üzerinden sömürmeyi becerir. Bu kurala ilmihal öğrenmen de dâhildir. Ne kadar eşinin hataları ve ne kadar senin özel beklentin üzerinden değerlendirme yaptığına dikkat et yani kendine karşı da adil ol, dengeli ol. Aile huzurun, eşinle saadetin nafile ibadetlerin önüne geçebilir. Bu gerçeği benimsemeye çalış. Huzurun olmadan nafile ibadet bile yapamazsın. Basiretli ve anlamlı işler yapman durumunda eşinin iyi bir öğretmeni olabilirsin ve bunun yararı onun kadar sana da döner. Erkeklere eşlerinden nasihat dinlemenin ağır gelebileceğini unutma. En anlamlı ve gerekli nasihati bile yapsan, sana inat o yanlışında direnebilir. Sen doğru diye anlatmaya ısrar ettikçe yokuşta daha fazla hızlı koşmaya çalışan birine benzersin. Boşuna yorulursun ve boşuna nabzını artırırsın. Sonuca da ulaşamazsın. Bütün bunları uzun bir zamana mesela bir beş yıla yaymaya çalış. Kimsenin huyu suyu iki haftada değişmez. Sabret ve kazan. Allah yardımcın olsun. Âmîn.
Elbette herkesin çocuğu olması gerekmiyor. Ama ortada önemli gerçekler var: Bugün böyle düşünüyorsunuz ama yarın tam aksini düşünebilirsiniz. Dolayısıyla bu düşüncenizi hayat felsefesi durumuna getirmeyin. Çocuk konusunda sizin olumlu veya olumsuz düşünme hakkınız bulunduğu gibi eşinizin de hakkı vardır. O çocuk babası olmayı istiyor da siz engelliyorsanız vebal altında kalırsınız. İkiniz de aynı şeyleri düşünüyorsanız sorun yoktur. Bu düşüncelerinizi yaşlı bir psikolog hanımla değerlendirmenizi tavsiye ederiz size.
Sütannenin Müslüman olmaması süt emmeye mani değildir. Özellikle Müslüman olana bakılsın, bulunmazsa o emzirebilir ama adı şanı iyi tespit edilsin ki yarın, süt hukuku konusunda bir sıkıntı yaşanmasın.