Fetva Meclisi
Soru
Hocam babam, evdeki tek maddi geliri sağlayan kişi olduğu için her konuda kendini haklı görüyor. Ancak evde sürekli rahatsız edici işler yapıyor, hiçbir faydalı iş yapmıyor. Sürekli yüksek sesle müzik açıyor, kısmasını istediğimizde ise "kapıyı kapatın" diyerek bizi dikkate almıyor. Kendisini en dindar insan olarak görüyor ama namazdan önce gelip bize hakaretler ediyor, sonra namazını kılıyor ve ardından tekrar bağırıp hakaret etmeye devam ediyor. Babaanneme, dedeme, anneme ve kardeşlerime sürekli bağırıyor. Onun bu tutumu beni Müslümanlıktan soğutuyor çünkü kendisini çok iyi bir Müslüman sanmasına rağmen ailesine karşı sabırsız, sinirli ve adaletsiz davranıyor. Bu durumda, ona hakkımı helal etmesem ahirette bundan dolayı cehenneme girer mi? Babamın bu tavırları karşısında nasıl bir tutum sergilemeliyim? Bana yol gösterir misiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Sen ve o, Allah katında iki ayrı kimliksiniz. İkinizin de hesabı farklı farklı olacaktır. Bir de birbirinize karşı bir hukukunuz vardır. Sizin önceliğiniz ikinizin arasındaki hukuku incitmemek olacak. Ona dikkat edin. Bu da size düşen evlatlık vazifesini iyi yapmaktır. Onun Rabbi ile olan alakasındaki sıkıntıları da o düşünecek. Böylece sen, o kaybetti diye kaybeden biri olmayacaksın biiznillah. Elbette babanız için dua da edin.
1- Anne babanızın size karşı tutumu ne olursa olsun sizin onlara EN İYİ EVLAT muamelesi yapmanız gerekiyor. 2- Bu yaptığınız ibadettir. Nasıl ibadetler bizim zevklerimize göre belirlenmiyorsa bu da sizin hoşlanmadığınız şekilde yürüyebilir ama siz ecir kazanacaksınız. Muhakkak kazanacaksınız. 3- Sıkıntınız artarak devam edebilir. bu ecrinizin de artacağını gösterir. Ecrinizin artacağı sürece girmeniz, bir önceki süreçten kazandığınızın işaretidir. 4- Böyle bir süreci yaşamasanız Allah Teala, muhakkak sizi başka bir şeyle imtihan edecekti. Çünkü hayat imtihandır. Asla yılmayın, sabredin kazanın. Allah işinizi kolay etsin.
Bir sıkıntıya sıkıntı ile karşılık vermek yanlış olur. Zaman geçtikçe daha rahat olacaksınız. Babanızı hatası ile baş başa bırakın. Siz kendi hayatınızı sürdürmeye çalışın. Babanız için de dua edin, erkenden ıslah olsun. Genel uygulamanız böyle olsun.
Babanızla çatışarak hem bir şeyleri düzeltme ihtimaliniz düşer hem de kendinize verdiğiniz zarar artar. Babanızla şikâyetlerinizle tatlı bir dille konuşmanın yollarını arayın. Sorun ister çözülsün ister devam etsin, siz babanızla iyi geçinmenin yollarını arayın. Babanızın ebeveyni gibi görmeyin kendinizi. Onun yanlış hareketlerinden dolayı kınanacağınızdan endişe duymayın. Babanızı sahiplenip kabullenmeye çalışın. Onun daima size karşı şefkatini ve merhametini hatırlamaya çalışın. Hatalarını ve kusurlarını affedin. Bunun yanı sıra iyi bir çevreyle sosyalleşin. Yalnız kalmayın. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Babana karşı kusurun olmasın, kabalığın olmasın. Elinden iyilik geliyorsa o iyiliği yapmaya çalış. Onu da, yaradanı ile baş başa bırak.
Bu, sizin değil eşinizin sorunudur. Kaynananızın ahirete inancı olsun veya olmasın siz insanlık yapmak zorundasınız. İnsanlığı hak etmiyorsa veya dayanılmaz bir duruma geldiyse yine de nezaketle tepki gösterin. Tepki gösterin ama tartışma yapmayın. Cevap vermeyin. Siz karşılığını Allah'tan bekleyerek yapın yapacağınızı. Tekrar size gelmek isterse kabul edin, mesafeli davranın bu sefer, fazla yüz göz olmayın, hakaret de etmeyin. Sabredin ve kazanın.
aile konusundaki diğer fetvalar
Kazanamayacağınız bir savaşa girmemelisiniz. Kızınız açısından adeta bir hastalıktır bu. Bu hastalığı ilk belirtilerinde keşfedip çare üretmeli idiniz. Şu anda uzun vadede bir tedavi mümkündür. Meydanda kazanamadığınız savaşı adeta masada kazanmaya bakın ama sürekli telefonu kötüleyerek, yalvararak değil. Telefonu kuşatma altına alır gibi bir uygulama yapın. Başka konularda kızınızla güllü ballı bir hayat yaşayın, telefon arada kaynasın. Bu tutumu becerebilirseniz zamanla sizin çizginize gelecektir.
Sizin paranız üzerinde eşinizin hiçbir tasarruf hakkı yoktur. Dilediğiniz gibi kullanabilirsiniz. İsterseniz eşinize haber verirsiniz isterseniz haber vermezsiniz. Rahat olun. Bu durumu gerekli görüyorsanız eşinizle paylaşın ama eşiniz bunu sorun edecekse hiç söylemeyin.
Siz bu dünyada imtihan oldunuz ama Allah adaleti yerine getirecek. Size haksızlık edenler, size zulmedenler hesap verecek. Sabır gösterin ama bu, haksızlığa boyun eğmek anlamına gelmesin. Allah’ın sizi sevmediğini asla düşünmeyin. Çünkü siz O’nu unutmadınız, O da sizi unutmaz. Bu zor süreçte Allah’tan yardım dilemek en büyük sığınaktır. Hem kalbinizi rahatlatacak hem de Allah’a yakınlaşmanıza vesile olacak bir dua paylaşayım. Bu dua, yaşadığınız sıkıntıları hafifletmesi ve Allah ile olan bağınızı güçlendirmesi için inşallah faydalı olur. Sabır ve Huzur Duası اللَّهُمَّ إِنِّي عَبْدُكَ، وَابْنُ أَمَتِكَ، نَاصِيَتِي بِيَدِكَ، مَاضٍ فِيَّ حُكْمُكَ، عَدْلٌ فِيَّ قَضَاؤُكَ، أَسْأَلُكَ بِكُلِّ اسْمٍ هُوَ لَكَ، سَمَّيْتَ بِهِ نَفْسَكَ، أَوْ أَنْزَلْتَهُ فِي كِتَابِكَ، أَوْ عَلَّمْتَهُ أَحَدًا مِنْ خَلْقِكَ، أَوِ اسْتَأْثَرْتَ بِهِ فِي عِلْمِ الْغَيْبِ عِنْدَكَ، أَنْ تَجْعَلَ القُرْآنَ رَبِيعَ قَلْبِي، وَنُورَ صَدْرِي، وَجَلَاءَ حُزْنِي، وَذَهَابَ هَمِّي. Anlamı: "Allah’ım! Ben senin kulunum, senin bir kulunun oğluyum/kızıyım. Her şeyim senin elinde, hakkımda verdiğin hüküm geçerlidir, benim hakkımdaki takdirin adalettir. Senden, kendini isimlendirdiğin, kitabında indirdiğin, kullarından birine öğrettiğin veya gayb ilminde kendine sakladığın her ismin hürmetine niyaz ediyorum: Kur’an’ı kalbimin baharı, göğsümün nuru, üzüntümün gidericisi ve sıkıntımın kaldıranı kıl!" Bu dua, üzüntü ve sıkıntılardan kurtulmak için Peygamber Efendimiz aleyhisselamın tavsiye ettiği bir duadır. İnşallah düzenli okuduğunuzda hem içiniz huzur bulur hem de Allah’a olan yakınlığınız artar. Allah, kalbinize ferahlık versin, sabrınızı arttırsın ve size en hayırlı çıkış yollarını göstersin.
a- Bu meseleyi zamana yay, daha kolay çözülür. b- Senin ailen önceliğin olmalı.
Senin kalbin rahat ve temiz ise kimin ne dediğine önem vermeyeceksin. Senin Allah'a karşı için rahat ise kimsenin bedduası seni bulmaz merak etme.