Fetva Meclisi
Soru
Hocam, on dokuz yaşına girmiş bir kızımız var ve telefon onun hayatını tamamen etkisi altına aldı. Aile içinde vakit geçirmesini, herhangi bir aktiviteye katılmasını engelliyor. Defalarca güzelce uyararak, bazen de kızarak telefonun onu nasıl meşgul ettiğini ve zararlarını anlattık. Ancak sonuç alamadık. Son çare olarak babası telefonunu aldı. Şimdi ise bize tavırlı davranıyor. Evde çalışan iki erkek kardeşi olduğu için onların telefonlarına müdahale edilmiyor, bu da kızımızın kendini haksızlığa uğramış hissetmesine sebep oluyor. Bu durumda nasıl bir yol izlemeliyiz? Lütfen bize yol gösterin.
Cevap
Benzer fetvalar
Anne ve babanıza siz olabildiğince iyi davranın. Onların gönüllerini yatıştırın. Onlara daima moral ve umut verin. Onları kıracak üzecek bir şeyi asla yapmayın. Ablanızla münakaşaya girmekten sakının. Siz doğru bir hayat çizgisini koyup ona odaklanın. Ona şu halde yapabileceğiniz en iyi yardım, sessiz ama güçlü bir örnek olmaktır. Yapabilirseniz onu salih insanlarla tanıştırıp arkadaşlık kurmalarını ve kendisine örnek alabileceği kişileri örnek alıp kendine dair düzelmelere teşvik olmasını sağlamaya çalışın. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Eşiniz için belki çok bir müdahale yapamazsınız ama çocuklarınız için yapabileceğiniz şeyler olabilir. Onların oyun oynamakla alakalı durumlarına savaşarak kendinizi yormayın. Siz enerjinizi, onlara oyunun dışında da güzel ve eğlenceli bir dünyanın var olduğunu göstermeye, sosyal olmanın önemi ve güzelliğini göstermek üzerine harcamaya gayret edin. Güzel alışkanlıklar, çirkin alışkanlıkların gücünü zayıflatır. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Eşinizden bu konuda net bir tavır ve pişmanlık beklemek hakkınızdır. Yalnız bu konuda eşinizin tavrını dikkate almak zorundasınız. Eğer eşiniz hatasını anlamış ve bu davranışı tamamen bırakmışsa, geçmişe değil, bugüne odaklanmaya çalışmalısınız. Ancak eşiniz bu davranışı hala sürdürüyor ya da bunu küçümsüyorsa, ilişkinizde daha ciddi sorunlar olduğunu kabul etmek gerekebilir. Affetmek, eşinizin davranışını onayladığınız anlamına gelmez. Aksine, affetmek daha çok sizin ruh sağlığınız için gerekli olduğunu kendinize hatırlatın. Affedemediğiniz sürece, bu olayın ağırlığını sürekli üzerinizde taşımış olursunuz. Affetmek zaman alabilir; bu konuda aceleci olmayın, ancak affetmenin yollarını arayın. Evliliğinizin sadece bu olaydan ibaret olmadığını, yıllar içinde paylaştığınız güzel anların da olduğunu hatırlayın. Kendinize ve ailevi ilişkinize yatırım yapın. Bunun için de kocanızla birlikte güzel zaman geçirmeye, ilişkinizi güçlendirecek aktivitelerde bulunmaya çalışın. Birbirinize daha çok vakit ayırarak sevgi ve güven bağınızı yeniden inşa etmeye çalışabilirsiniz. Özetle evlilikler zaman zaman sınanır. Ancak bu süreçleri aşmak hem sizin hem de eşinizin çabasıyla mümkün olabilir. Eşinizin hatasını düzeltmek için çaba gösterip göstermediği ve sizin bu olayı aşmak için istekli olup olmadığınız, ilişkinizin geleceğini belirleyecektir. Allah’tan yardım ve kolaylık dileyerek sabır ve hikmetle hareket edin.
Evlenmişsiniz, nikâh olmuş, bir yuva kurulmuş. Şimdi sizin önünüzde iki yol var: Ya geçmişi sürekli kurcalayıp kendinize azap edeceksiniz, ya da “geçmişiyle değil bugünümle benim” deyip hayatınıza bakacaksınız. Hiç kimse eşinin mazisini değiştiremez. Siz eşinizin bugününe ve size karşı duruşuna bakmalısınız. Telefon karıştırmak, sürekli şüpheyle yaşamak hem sizi hem de evliliğinizi yıpratır. Böyle giderse siz de huzur bulamazsınız, eşiniz de bulamaz. Eğer güven duygusunu yeniden inşa edebileceğinizi hissediyorsanız, bu evliliği sabır ve dua ile yürütebilirsiniz. Ama “ben ne yaparsam yapayım içim rahat etmiyor” derseniz, o zaman da oturup ciddi bir şekilde evliliği devam ettirip ettirmemeyi konuşmanız gerekir. Unutmayın, evlilik güven üzerine kurulur. Güven olmayan yerde huzur olmaz. Karar sizin, dua sizin, tevekkül sizin. Bizim size tavsiyemiz, geçmişe değil bugüne bakmanızdır. Rabbim hakkınızda hayırlısını nasip etsin.
Kıymetli kardeşim, kesinlikle haklısın ki bu hoş bir davranış değil. Ama buraya gelene kadar öncesinde dikkat etmemiz gereken, tesis etmemiz gereken başka şeyler var ki anlayalım. Bu sadece kötü bir alışkanlık mı yoksa istenmedik başka durumların bir sonucu mu? Bunun için de kocan ile aranı iyi tutmak için elinden geleni yapmanı tavsiye ederiz. Onunla konuş. Kendisini daha mutlu, daha huzurlu, daha doymuş hissetmek için neye ihtiyacı var. Buna göre elinden geldiğince bir plan oluştur. Eğer ki evinizde genel anlamda sevgiyi, saygıyı yakalamışsanız, bu tür şeyleri arada bir çıkan pürüzlerden görüp ilişkinizi yıpratmadan ve sabırla düzeltmeye çalışmaya devam edin. İlla ki bir şeylerden imtihan olacağınızı, bu olmasa başka bir imtihan olacağını hatırlayarak bu imtihandan olabildiğince güzel şekilde çıkmaya çalışın. Yok, eğer huzur, sevgi ve saygı genel anlamda yoksa öyleyse bunun nedenleri ve yapılması gerekenleri hakkında akıl yürütüp çözümler aramak icap eder. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Allah Teâlâ size sabırlar ihsan etsin. Bu fani dünyanın en ağır imtihanlarından biri insanın anne veya babası ile kavgaya zorlanmasıdır. Allah yardımcınız olsun. Size şunu tavsiye ederim: a- Asla anne babanızın arasında hakem rolüne girmeyin. Size göre “o annem”, “o da babam” siz bu dünyadan göçene kadar devam etsin. Birinin hatırı için diğerini ezmeyeceksiniz. Birinin kızmasını önlemek için öbürünü terk etmeyeceksiniz. Gerekiyorsa mesela, babanızla muhabbetinizi annenizden gizleyeceksiniz ama babanızı asla silmeyeceksiniz. Onların kavgasına alet de olmayacaksınız kürek de. b- Eşinizin öfkesinin geçmesini bekleyin. Eşiniz üstünlüğü terk etmemeli, o düzeye düşmemelidir. Evet, eşiniz haklıdır haklı olmasına ama dünya budur, her ailenin buna benzer bir sıkıntısı olabilir. Biz mü'min olarak olayların altında değil olayların üstünde rol almalıyız. İmanımız bunu gerektiriyor. Eşinizin zamanla kurallarını gevşetmesini bekleyin. O izin vermedikçe de annenizin sizin evinize gelmesi doğru olmaz. Sorun sizin eşinizle aranızda dal budak salmaya başlaması şeklini alır ki asıl afeti o zaman görürsünüz. Annenizle buluşmanızı üçüncü mekânlarda yapmaya çalışın. c- Bütün bunlarda en temel çizginiz, sizin aile huzurunuz olmalıdır. Ailenizin huzurundan verip alabileceğiniz bir şey yoktur. O noktaya gelmeniz anne babanızın macerasını tekrarlamanız olur ki bunu yaparsanız, tarihten ibret almama cahilliği yapmış olursunuz. Allah'a emanet olunuz.
aile konusundaki diğer fetvalar
Müslümanlığın örneği baban değildir. Sen Müslümanlığı onun Peygamberinden öğrenmelisin. Yarın Allah'ın huzuruna sen de baban da tek tek çıkacaksınız. Evet, baban yanlış yapıyor ama sen doğruluğun sahibi ol. Hatalı durumda olma, başka bir konuda suçlu duruma düşme, babanın yaptıklarını da kafana takma. Sabret ve onurunla yaşa. Allah yardımcın olsun.
Sizin paranız üzerinde eşinizin hiçbir tasarruf hakkı yoktur. Dilediğiniz gibi kullanabilirsiniz. İsterseniz eşinize haber verirsiniz isterseniz haber vermezsiniz. Rahat olun. Bu durumu gerekli görüyorsanız eşinizle paylaşın ama eşiniz bunu sorun edecekse hiç söylemeyin.
a- Bu meseleyi zamana yay, daha kolay çözülür. b- Senin ailen önceliğin olmalı.
Siz bu dünyada imtihan oldunuz ama Allah adaleti yerine getirecek. Size haksızlık edenler, size zulmedenler hesap verecek. Sabır gösterin ama bu, haksızlığa boyun eğmek anlamına gelmesin. Allah’ın sizi sevmediğini asla düşünmeyin. Çünkü siz O’nu unutmadınız, O da sizi unutmaz. Bu zor süreçte Allah’tan yardım dilemek en büyük sığınaktır. Hem kalbinizi rahatlatacak hem de Allah’a yakınlaşmanıza vesile olacak bir dua paylaşayım. Bu dua, yaşadığınız sıkıntıları hafifletmesi ve Allah ile olan bağınızı güçlendirmesi için inşallah faydalı olur. Sabır ve Huzur Duası اللَّهُمَّ إِنِّي عَبْدُكَ، وَابْنُ أَمَتِكَ، نَاصِيَتِي بِيَدِكَ، مَاضٍ فِيَّ حُكْمُكَ، عَدْلٌ فِيَّ قَضَاؤُكَ، أَسْأَلُكَ بِكُلِّ اسْمٍ هُوَ لَكَ، سَمَّيْتَ بِهِ نَفْسَكَ، أَوْ أَنْزَلْتَهُ فِي كِتَابِكَ، أَوْ عَلَّمْتَهُ أَحَدًا مِنْ خَلْقِكَ، أَوِ اسْتَأْثَرْتَ بِهِ فِي عِلْمِ الْغَيْبِ عِنْدَكَ، أَنْ تَجْعَلَ القُرْآنَ رَبِيعَ قَلْبِي، وَنُورَ صَدْرِي، وَجَلَاءَ حُزْنِي، وَذَهَابَ هَمِّي. Anlamı: "Allah’ım! Ben senin kulunum, senin bir kulunun oğluyum/kızıyım. Her şeyim senin elinde, hakkımda verdiğin hüküm geçerlidir, benim hakkımdaki takdirin adalettir. Senden, kendini isimlendirdiğin, kitabında indirdiğin, kullarından birine öğrettiğin veya gayb ilminde kendine sakladığın her ismin hürmetine niyaz ediyorum: Kur’an’ı kalbimin baharı, göğsümün nuru, üzüntümün gidericisi ve sıkıntımın kaldıranı kıl!" Bu dua, üzüntü ve sıkıntılardan kurtulmak için Peygamber Efendimiz aleyhisselamın tavsiye ettiği bir duadır. İnşallah düzenli okuduğunuzda hem içiniz huzur bulur hem de Allah’a olan yakınlığınız artar. Allah, kalbinize ferahlık versin, sabrınızı arttırsın ve size en hayırlı çıkış yollarını göstersin.
Senin kalbin rahat ve temiz ise kimin ne dediğine önem vermeyeceksin. Senin Allah'a karşı için rahat ise kimsenin bedduası seni bulmaz merak etme.
Babanızla çatışarak hem bir şeyleri düzeltme ihtimaliniz düşer hem de kendinize verdiğiniz zarar artar. Babanızla şikâyetlerinizle tatlı bir dille konuşmanın yollarını arayın. Sorun ister çözülsün ister devam etsin, siz babanızla iyi geçinmenin yollarını arayın. Babanızın ebeveyni gibi görmeyin kendinizi. Onun yanlış hareketlerinden dolayı kınanacağınızdan endişe duymayın. Babanızı sahiplenip kabullenmeye çalışın. Onun daima size karşı şefkatini ve merhametini hatırlamaya çalışın. Hatalarını ve kusurlarını affedin. Bunun yanı sıra iyi bir çevreyle sosyalleşin. Yalnız kalmayın. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.