Fetva Meclisi
Soru
Hocam, ben 15 günlük evliyim. Evlendikten sonra, eşimin telefonunda eski hayatından çok fazla fotoğraf-video gördüm. Bizim evlilik günümüze bir hafta kalaya kadar sürekli biriyle görüşmüş, öncesinde de anlattığı gibi temiz bir hayatı da yokmuş. Erotik fotoğraf, cinsel münasebet içeren video vs. Başta affetmek istedim. Ama bu sefer de kendime zulmediyorum gibi hissediyorum. Evden işe diye çıkıyorum, aklım hep evde, acaba beni aldatır mı, acaba ne yapmalıyım... Sürekli gizlice telefonunu kontrol etmeye başladım, sosyal medyasını karıştırır oldum. Her söylediğinden her yaptığı davranıştan şüphelenmeye başladım. Ne yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Eşinizden bu konuda net bir tavır ve pişmanlık beklemek hakkınızdır. Yalnız bu konuda eşinizin tavrını dikkate almak zorundasınız. Eğer eşiniz hatasını anlamış ve bu davranışı tamamen bırakmışsa, geçmişe değil, bugüne odaklanmaya çalışmalısınız. Ancak eşiniz bu davranışı hala sürdürüyor ya da bunu küçümsüyorsa, ilişkinizde daha ciddi sorunlar olduğunu kabul etmek gerekebilir. Affetmek, eşinizin davranışını onayladığınız anlamına gelmez. Aksine, affetmek daha çok sizin ruh sağlığınız için gerekli olduğunu kendinize hatırlatın. Affedemediğiniz sürece, bu olayın ağırlığını sürekli üzerinizde taşımış olursunuz. Affetmek zaman alabilir; bu konuda aceleci olmayın, ancak affetmenin yollarını arayın. Evliliğinizin sadece bu olaydan ibaret olmadığını, yıllar içinde paylaştığınız güzel anların da olduğunu hatırlayın. Kendinize ve ailevi ilişkinize yatırım yapın. Bunun için de kocanızla birlikte güzel zaman geçirmeye, ilişkinizi güçlendirecek aktivitelerde bulunmaya çalışın. Birbirinize daha çok vakit ayırarak sevgi ve güven bağınızı yeniden inşa etmeye çalışabilirsiniz. Özetle evlilikler zaman zaman sınanır. Ancak bu süreçleri aşmak hem sizin hem de eşinizin çabasıyla mümkün olabilir. Eşinizin hatasını düzeltmek için çaba gösterip göstermediği ve sizin bu olayı aşmak için istekli olup olmadığınız, ilişkinizin geleceğini belirleyecektir. Allah’tan yardım ve kolaylık dileyerek sabır ve hikmetle hareket edin.
Bir kere eşinizde iman bulunduğunu siz de söylüyorsunuz. Bütün çirkefliğe rağmen biiznillah o dönecektir. Yeter ki siz sabredin ve işi inada dönüştürmeyin. Sık sık her gün aynı tartışmalar hiç bir sonuç getirmez bilakis kötülüğün kökleşmesine sebep olur. Yapacağınız en önemli iş, eşinizin size cinsel bir kilitle kilitlenmesidir. Kendinizi, internetteki kadınlardan daha cazip, daha bakımlı ve çekici yapmaya mecbursunuz. Bunu da lafla ve reklamla yapamazsınız. Bedeninizi kullanın ağzınızı susturun. Gözlerinizin birini kullanmayın, bir kulağınız duymasın. Tartışmaya girmenizin bir yararı olmayacak, boşuna kendinizi yıpratmayın. Eşinizi bir hasta gibi görmeye çalışın. Sizin bedeniniz, onun gözünde vazgeçilemez bir nimet olarak yer edinirse kısa zamanda iyi bir eşle karşılaşabilirsiniz. Unutmayın, onu siz kurtaracaksınız. Onun şifası sizsiniz. Siz de sabır ve gayretle yol alabilirsiniz. Sakın korkmayın, umutsuz olmayın. Bir de dönüş sürecine girdiğinde kalkıp 'biliyor musun...' diye eskiyi hatırlatır sözler kullanmayasınız. Yarayı kaşıttıkça kaybeden siz olacaksınız.
Kıymetli kardeşim, bu kararı almadan önce aile büyüklerinizden sözüne itibar ettiklerinizle istişare edin. Sırf laf olsun, torba dolsun, diye konuşan insanlarla değil de adalet sahibi, vicdan sahibi, ilim-irfan sahibi kişilerle istişare edin. Buna binaen de bir karar alın. Kararınızı alırken istihare duası yapmayı da unutmayın. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Ortada ciddi olmayan bir tutum var demektir. Şahsiyetli bir mü'min bu tür şakaları dahi yapmaz/yapmamalıdır. Eşinizin bir kriz geçirmekte olduğunu zannediyorum. Allah yardımcınız olsun. Sabredin, yıkmaya sebep siz gibi olmayın. Tatlı diliniz en güçlü silahınızdır. Sürekli tartışmamaya çalışın ki inadı artmasın. Belli bir zaman sonra mesela bir yıl sonra dediklerini yapmaya başlayacak olursa siz karşı tedbirler alırsınız. Zannederim eşinizin bir psikologla görüşmesinde fayda olacaktır.
Eşinizin yaptığı şey, Allah katında çok çirkin ve ağır bir vebaldir. Evli olduğu hâlde başka kadınlarla ilişkiler kurması hem zina günahına yaklaşma hem de emanete hıyanet demektir. Eşiniz ahirette bunun hesabını verecek. Ama siz onun kötülüğüyle değil kendi duruşunuzla değerlendirileceksiniz. O’nun vebali kendine, sizin sabrınız size sevap olur. Sürekli ihanet varsa, güven bitmişse ve huzur tamamen yok olmuşsa, kadın boşanmayı talep etme hakkına sahiptir. Ama siz çocuklarınız için, maddi sebeplerle ve belki de son bir umutla ayrılmayı göze alamıyorsanız… Bu da günah değildir. Çünkü sabırla sürdürmek de şahsî bir tercihtir. Lakin bu sabır, sizi tüketmemeli. Allah’a sığınmaya devam edin. Kendi değerinizi bilin. Eşinizin yaptığı sizin değersizliğinizin değil onun ahlâksızlığının göstergesidir. Kendinizi ihmal etmeyin. Zihinsel ve fiziksel yorgunluğunuzu azaltacak meşguliyetler edinin. Güvendiğiniz birkaç dost, kitap, ders halkası ya da hayırlı meşgalelerle iç direncinizi canlı tutun. Eşinizle açıkça konuşun. Yumuşak ama net bir şekilde bu durumun sizi nasıl çökerttiğini, affetmenin sınırına geldiğinizi, eğer tevbe ve değişim göstermeyecekse artık sabrın tükenmekte olduğunuzu ifade edin. Güvendiğiniz bir aile büyüğü veya bir hoca ile yüzleştirme yapmayı düşünün. Bazen üçüncü bir ses, kişiyi toparlayabilir. Son olarak şu şekilde dua edebilirsiniz: “Allah’ım! Kalbimi daraltan her şeyden Sana sığınırım. Gönlümde olanı ancak Sen bilirsin. Beni sabırla, ferasetle ve hayırla çıkar bu imtihandan. Eşimle aramızdaki kötülüğü hayra çevir ya da beni hayırla ayır. Kalbimi huzurla, bedenimi afiyetle, yolumu rahmetinle donat” Allah size kuvvet versin, hayrınıza olan neyse onu nasip etsin.
Af dileyin Rabbimizden. Tevbe edin! Allah'ın mağfireti dışında bir çıkışımız yoktur. Kurtuluşumuz O'nun bizi affına bağlıdır. Bundan sonra aynı hatanın yanından dahi geçmemek için şunlara dikkat etmelisiniz; - Zina günahına, haramına insanı sürükleyen ilk aşama gözdür. Gözünüzü kontrol altına almaya çalışın, ufacık gördüğünüz bir hatadan pişmanlığa koşun. Gözünüzü sizi kışkırtan şeylerden uzak tutun. - Gıdanıza, uykunuza özen gösterin. Düzenli ve yoğun bir hayatınız olsun. - Sizi olumsuz yönde etkilendiğini alenen gördüğünüz çevre, sosyal medya ilişkinizden uzaklaşın. - İşlemiş olduğunuz bu büyük günahı kimseye anlatmayın, yazarak dahi olsun tekrar o cümleleri kurmayın. Tevbe edin ve unutun. - İbadetlerinizle teselli bulun. İbadetle teselli bulduğunu düşündüğünüz insanlarla bir araya gelin, konuşun, takip edin. Bir kötülükten insan iyiliği hayatına geçirerek çıkabilir. Yaptığınız güzel amelleri artırın, dua edin, tevbe edin, namaz kılın, Kur'an’ı Kerim okuyun.
cinsel içerikli film konusundaki diğer fetvalar
Bu sadece sizin sorununuz değildir. Müslüman kardeşlerimizin de evlerine televizyon koymaya başladığından beri adım adım bu noktaya gelindi. On yıl önce, ‘ayıp, hayâsız’ diye ifade edilen sahneler şimdi normalleşti. Baba ve annenin çocuklarının yanında yüzleri kızarması gereken sahnelere beraberce bakakaldılar. Tam bir fitne oldu filmler. Futbol ve film tutkunluğu bir çeşit esarete dönüştü. Garip olan şudur: Herkes, sonunda bir senaryo ürünü olan ve gerçekle ilgisi olmayan, stüdyoda üretilmiş bir filmi gözyaşıyla, duygusal sahneler eşliğinde izleyebilmektedir. Bunun adını ‘sürüklenme’ olarak koymamızda hiçbir sakınca yoktur. Film izlemenin direkt haram bir iş olduğunu söyleyemeyiz. Bizim için mubahlığın ölçüleri vardır. O ölçülere uyan mubahtır. Bir: Allah’ı zikre, ibadete engel olmayacak. İki: İnsani ihtiyaçlarımızın temini için çalışıp, para kazanmamıza, ebeveynimiz başta olmak üzere insani ilişkilerimizi geliştirmeye engel olmayacak. Üç: Ahlâkımızı zedelemeyecek. Dört: Şehvetimizi kışkırtmayacak. Kadın avretinin bulunduğu sahneleri olmayacak. Beş: Bize yabancı kültürlerin etkisi altında olmayacak. Altı: Bir haramın reklamına vesile olmayacak. İzlediğimiz film bu engelleri oluşturmuyorsa onu izlememizde bir sakınca yoktur. Mesela: Bir öğrencinin ders çalışması, bir hafız adayının Kur’an ezberlemesi, evde izlenen bir filmden ötürü aksıyorsa o film sakıncalıdır. Biz filmin varlığına değil, etkisine bakarak karar vereceğiz. Film ve genelde hayatın her alanı için uyarlanabilecek bir kuralın altını çizebiliriz burada: Günahlar adım adım gelir. Bataklığa batarken nasıl santim santim batarak boğuluyorsa bir insan, günahlar da o şekilde içimize sızmaktadır. Onun için âlimler, günahları küçük, çocuğu henüz buluğa ermedi şeklinde hafife almayı tehlikeli bulmuşlardır. Dün başörtülü bir bayanı filmde izlemeyi sakıncalı bulmayan bugün, tamamen açık olanını izler. Tavizin büyüğü-küçüğü olmamalıdır. Bunca yoğun gündemi olan Müslümanların, bahanelere sığınıp, filme ve futbola vakit bulabilmeleri, aklı olanlar için ciddi bir derstir. Eski ümmetler de böyle göre göre helak oldular.
Selamünaleyküm. Bir kere bu asla erkekliğin doğasında yoktur, bu erkekliğin kanseridir. Buna inanmayın. Size gelince, ona müdahale ederek durumu düzeltmeniz çok zordur, bilakis daha fazla onu itersiniz. Size düşen görevi iyi yapın, karışmıyor gibi davranın, çok dua edin, bu durumun bilinmesine katkı yapmayın ki, resmileşmesin. Bir zaman sonra kıldığı namaz onu kurtaracaktır inşallah.