İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Film izlemek ailece tutkumuz oldu. Önceleri seçici davranıyorduk. Daha sonra film heyecanı seçiciliğimizi engelledi. Bir ara, namaz vakti gelince filme ara verip namaz kılıyorduk. Şimdi hem seçmeden her filmi izliyoruz hem de ibadetlerimizi yapmaya fırsat kalmıyor. Son zamanlarda dikkatimi çeken bir şey daha oldu. Müstehcen sayılabilecek sahneleri bile izlemede bir sakınca görmemeye başladım. Filmler mi beni kendisine sürükledi, bende mi değişiklik oldu bilemedim. Ne yapmamı önerirsiniz?

Cevap

Bu sadece sizin sorununuz değildir. Müslüman kardeşlerimizin de evlerine televizyon koymaya başladığından beri adım adım bu noktaya gelindi. On yıl önce, ‘ayıp, hayâsız’ diye ifade edilen sahneler şimdi normalleşti. Baba ve annenin çocuklarının yanında yüzleri kızarması gereken sahnelere beraberce bakakaldılar. Tam bir fitne oldu filmler. Futbol ve film tutkunluğu bir çeşit esarete dönüştü. Garip olan şudur: Herkes, sonunda bir senaryo ürünü olan ve gerçekle ilgisi olmayan, stüdyoda üretilmiş bir filmi gözyaşıyla, duygusal sahneler eşliğinde izleyebilmektedir. Bunun adını ‘sürüklenme’ olarak koymamızda hiçbir sakınca yoktur. Film izlemenin direkt haram bir iş olduğunu söyleyemeyiz. Bizim için mubahlığın ölçüleri vardır. O ölçülere uyan mubahtır. Bir: Allah’ı zikre, ibadete engel olmayacak. İki: İnsani ihtiyaçlarımızın temini için çalışıp, para kazanmamıza, ebeveynimiz başta olmak üzere insani ilişkilerimizi geliştirmeye engel olmayacak. Üç: Ahlâkımızı zedelemeyecek. Dört: Şehvetimizi kışkırtmayacak. Kadın avretinin bulunduğu sahneleri olmayacak. Beş: Bize yabancı kültürlerin etkisi altında olmayacak. Altı: Bir haramın reklamına vesile olmayacak. İzlediğimiz film bu engelleri oluşturmuyorsa onu izlememizde bir sakınca yoktur. Mesela: Bir öğrencinin ders çalışması, bir hafız adayının Kur’an ezberlemesi, evde izlenen bir filmden ötürü aksıyorsa o film sakıncalıdır. Biz filmin varlığına değil, etkisine bakarak karar vereceğiz. Film ve genelde hayatın her alanı için uyarlanabilecek bir kuralın altını çizebiliriz burada: Günahlar adım adım gelir. Bataklığa batarken nasıl santim santim batarak boğuluyorsa bir insan, günahlar da o şekilde içimize sızmaktadır. Onun için âlimler, günahları küçük, çocuğu henüz buluğa ermedi şeklinde hafife almayı tehlikeli bulmuşlardır. Dün başörtülü bir bayanı filmde izlemeyi sakıncalı bulmayan bugün, tamamen açık olanını izler. Tavizin büyüğü-küçüğü olmamalıdır. Bunca yoğun gündemi olan Müslümanların, bahanelere sığınıp, filme ve futbola vakit bulabilmeleri, aklı olanlar için ciddi bir derstir. Eski ümmetler de böyle göre göre helak oldular.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İnna lillahi ve inna ileyhi racuûn. Allahüme’curna fi musîbetina hazihi ve ehlifna hayren minha. Âmîn. İnsanlık büyük bir darboğaza doğru yaklaşmıştır. Tarihten hikâyelerini okurken kolay olan şeyleri yaşamak zormuş, bunu iyice anladık şimdi. Kitabımız Kur'an’ımız neden onlarca kere ÖNCEKİ ÜMMETLER konusunu önümüze getiriyor bunu anladık. Nuh aleyhisselam zamanındaki tufanın alt yapısını, işleyişini, ağırlığını ve neden sonra insanların her şeye yeniden döndüklerini anladık. Anladık inşaallah. Bu, elimizin kolumuzun, dillerimizin bağlandığı garip dünyada olanca çığlığımızla şunu deriz de başkasını bilmeyiz: Hasbunellah. Hasbunellah. Hasbunellah. Bizim için bu zaman, bu kaos ortamı tam bir ibadet ve Allah’a avdet zamanıdır. İbadetleri artırmalı, dua ve zikri yoğunlaştırmalıyız. Gafletimiz sürerse ve bir zaman sonra hiçbir şey olmamışa dönersek maazallah, bizim için böyle muhtemel bir sonuç felaketten daha büyük bir felakete neden olabilir. Erken uyanmak ve büyük bir gayret ve samimiyetle; • İstiğfarlar ederek, • Günahlarımızdan tevbeler ederek, • Kul haklarından helalleşerek, • Kaza namazlarımızı kılarak, • Zikirler yaparak, • Kur'anlar okuyarak, • Ailemizi muhkem bir kaleye çevirip, içinde cenneti kazanacağımız bir yuvaya dönüştürerek, • Bu belayı, Allah’a dönüş için bir milat yaparak silkinirsek Allah’tan umut ederiz ki bizi mahcup etmez ve tertemiz kullar durumuna gelmemizi kolay kılar. Şuna hazır olalım: Allah’ın kullarından bazıları, böyle bir felaketi bile battıkları çukurdan çıkmak için kullanmak yerine hiçbir şey yokmuş gibi hatta “biz ettik, biz becerdik” sözleri ile geçiştireceklerdir. Tarih hep böyle görmüştür insanları. Bundan daha büyük belalar bile, nasibi olmayanları uyandıramamıştır. Gaflet ve dalalet böyle bir şeydir. Mecburen bu durumda, “biz” ve “onlar” demek zorunda kalacağız. Biz uyanıp Rabbimize döneriz, onların hâli de Allah’a kalır. Yarın, Allah’ın lütfu ile bu beladan kurtulduğumuzda birilerinin “belayı yendik, ezdik geçtik, bir daha gelemez…” gibi çürük sözlerine hazır olalım. O sözleri duyunca da onlar adına ve onlara bu fırsatı vermede kusurumuz olabileceği için bizim adımıza hep beraber yine istiğfarlar edelim. Budur dünya, böyledir dünya. İlk gününden beri böyledir, son gününe kadar böyle gidecek. Şaşmaya gerek yok, elimizde Kur'an’ımız var. Bildik bunları önceden, önceden. Elhamdülillah.

Hocam, afet zamanındayız. Fetvalarınızı, mektuplarınızı ve videolarınızı çok sık
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Şöyle olacak güzel kardeşim: Bu iş için yılları değil ömrünü vereceksin ve sonuç için ahireti belirleyeceksin. Şu kadar yıl uğraşmak yetmez. Bir ömürdür bu işin çalışma dilimi. Önce sen. Önce sen. Önce sen. Sonra eşin. Daha sonra çocukların. Sen, sen olacaksın ki bereketin ile sonuç gelsin. Şeytan seni eşin ve çocuklarınla oyalarken seni sana eritmesin. İki kulak iki göz çoktur. Bir kulağın, bir gözün olsun. Bir dilin olduğu gibi. Sabrettiğin kadar başarılısın. Allah için sabredebilenler Allah için bir iş yaptığını söyleyebilirler. İbadetle rahatlamadıkça çıldırmaktan başka çare bulamazsın. Sinirlendikçe bir sayfa Kur'an okuduğun gün huzur bulursun. Yorulunca, bıkınca iki rekât namaz kıldığın zaman dertler sana ağır gelmez. İman ettiğin peygamberlere bak; hangisi mükemmel keyifli bir aile sahibi oldu da sen olacaksın? Unutmak yok; burası cennet değildir. Cennete gidilebilecek yerdir buralar. Anlaşıldı mı?

Hocam biz yıllarca güzel hayaller kurarak evlendik ama şimdi gerçekleri yaşıyoru
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sinemanın insan hayatını neredeyse hava ve su kadar etkileyebildiğini görüyoruz. “Olmaz” denip atılabilecek bir konu olmadığı gibi “madem atılamıyor gelsin” denebilecek kadar da kabullenilebilecek bir konu değildir. Zor da olsa ortayı bulmamız gerekiyor. Belki bu nesil belki de bir sonraki nesil inşaallah sinemanın Müslümancasını bulacaktır. Umudumuz böyledir. Sinema ürünleri için en temel olmazsa olmaz prensipler olarak şu noktaları tespit edebiliriz: Sinema konumuz Allah’ın haramlarından bir haramı içermemelidir. Bu içermeme görüntü veya söz ile olması bakımından aynıdır. Avret teşhiri, yalan, hile, erkeğin kadına kadının erkeğe benzemesine teşvik olabilecek görüntüler, istihza gibi haramları buna örnek gösterebiliriz. Peygamberleri temsil etmenin caiz olmayacağına muasır âlimler ittifakla karar vermişlerdir. Raşid halifeler de temsil edilemez. Diğer sahabilerin veya büyük müçtehitlerin temsili ise ihtilaflı bir konudur. Kâfirleri ve küfür sözleri reklamı olacak şekilde temsil etmek caiz değildir. Gayba ait bilgilerde zihin karışıklığı oluşturabilecek sahneler ihtiva etmemelidir. Müslüman ahlakını zedeleyebilecek uygulamalardan uzak kalınmalıdır. Finans kaynağı faiz gibi haramlardan gelmemelidir.

Ben sinema bölümü mezunuyum. Diplomamı kullanıp dinime hizmet etmek istiyorum. B
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur'an’ımız hidayet ve saadet kaynağımızdır. Ondan yoksunluğumuz veya uzaklığımız ise şekavet sebebimizdir. Bugünkü dünyamızda Kur'an’dan uzak kalmanın oluşturduğu iman zafiyeti, ümmet olma kabiliyetimizin kaybolması, ardı ardına gelmeye devam eden semavi ve beşerî musibetler, insanlar arasında hatta mü'minler arasında hızla yayılan şüpheler ve şehvetler ve netice olarak başta aile olmak üzere en temel değerlerimizi kaybetmemiz yanlış gidişatın işaretleri olarak anlaşılabilir. Ortada bir iman zafiyeti vardır. İbadetlerdeki tembellik, günahlardaki kabarmalar da bu nedene dayanmaktadır. Şeriatımıza ait ilimlerdeki geri kalmışlık da adeta tuz biber olmaktadır. Gelişen iletişim imkânları, insanlara pompalanan hümanist idrakler gözle görülür bir kibir, bencillik, kendini beğenmişlik salgını getirmiştir. İnsanlar ahirete imanı neredeyse lütfedip benimseyecek tavırlar gösterebilmektedirler. Buna ilave olarak dine davetle yükümlü kimselerin vazifelerini ibadet heyecanı ile değil de maaş takibi ile yapıyor olmaları ise ayrı bir bereketsizlik getirmektedir. Kötü arkadaş çevresi, derin gaflet, tapınılırcasına peşinden koşulan dünya nimetleri, mubahlarda aşırılık, israf, vakti en değersiz nesne gibi tüketme gibi sıkıntılar bir fikir sapmasını, düşünememeyi beraberinde getirmektedir. Bunun sonuçlarından biri olarak bid’atler ibadetlerin düzeyine çıkarılmış, ahireti hatırlatmaya yönelik uyarılar aşırılık olarak yorumlanmıştır. Siyasetten ve ticaretten tamamen uzaklaştırılmış bir Kur'an ile baş başa kalmış olduk. Kadın ve aile, gençlik hedef tahtasına konan ilk değerlerimiz oldu. İçerideki bu çürümeye dışarıdaki saldırılar katılınca birbirlerine destek olup Kur'an’ımızdan uzak kalacağımız ortama zemin hazırlandı. Bütün bunları gözümüzle görebileceğimiz kadar açık ve itirazsız izleyebildiğimize göre, dönüş için neler gerektiği de bilinmiş olmaktadır. Âlimlerimiz yeniden bir Kur'an’a dönüş hamlesi yapmalı ve hepimiz dünyanın faniliğine imanımızı tazeleyerek çalışıp salih ameller yapmak durumundayız. Allah yardımcımız olsun. Âmîn.

Hocam şöyle bir merakım var, nasıl bir cevap verirsiniz: Neden insanlar Kur'an’ı
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kader insanların müdahale edebileceği bir şey değildir. Müdahale edemeyeceğin bir şey hususunda da bu kadar endişelenmene gerek yok. İnsan sadece verdiği kararlardan, söylediği sözlerden, yaptığı davranışlardan mesuldür, sorumludur. Kadere dair durduğumuz nokta şu olmalı, geçmiş hakkında pişmanlıklar kuyusuna düşme riski oluşunca veya gelecek hakkında kaygılar ve korkular fırtınasına yakalanınca kaderi hatırlayarak kalbimizi sakinleştirmeliyiz. Allah'ın vardır bir bildiği, deyip Allah'a tevekkül edebilmeyi kolaylaştırmalıyız. Arkadaşlarını kader karşına çıkarmış olsa ne olur, çıkarmamış olsa ne olur? Her halükarda onlarla karşılaşınca sorumlulukların olmuyor mu? Sözlerinden, fiillerinden sorumlu değil misin? Öyleyse sen bu konularla ilgilen. Diğer kısmı ne değiştirebileceğin, ne öğrenmekle çok faydalar elde edebileceğin bir şeydir. Sana yarayacak olan sorumluluklarının farkında bir birey olarak iyiliği ve güzelliği hedefleyen ve bu uğurda gayret ve samimiyet gösteren bir Müslüman olmak. Allah yardımcın olsun. Allah'a emanet ol.

Hocam ben sizi uzun zamandır takip ediyorum, video kesitlerinizi de ilgiyle izli
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Geçmişe dair bütün harcadığınız vakit israftır. Tövbe ve istiğfarla kapattığınız dosyalarla ilgilenmeyin. Tevazu ve takva bahanesi ile şeytan, sizi günah çöplüğünde meşgul ediyor. Çıktığınız yola devam edin. Önünüze bakın, devam edin. Çalışın, devam edin. Anlatın, izah edin, devam edin. Durmayın sakın. Durduğunuz anda şeytan sizi yakalayacak. Kendinize iyi bir arkadaş grubu oluşturun. Allah yardımcınız olsun. Yolunuz ve ufkunuz açık olsun.

Hocam ben Müslüman bir ailede yetişmiş olduğum halde geçtiğimiz son bir iki yıl

cinsel içerikli film konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bir kere bu asla erkekliğin doğasında yoktur, bu erkekliğin kanseridir. Buna inanmayın. Size gelince, ona müdahale ederek durumu düzeltmeniz çok zordur, bilakis daha fazla onu itersiniz. Size düşen görevi iyi yapın, karışmıyor gibi davranın, çok dua edin, bu durumun bilinmesine katkı yapmayın ki, resmileşmesin. Bir zaman sonra kıldığı namaz onu kurtaracaktır inşallah.

Hocam 8 yıllık evliyiz ve 5 yaşında bir oğlumuz var. Eşim geceleri ben uyuduktan
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Evlenmişsiniz, nikâh olmuş, bir yuva kurulmuş. Şimdi sizin önünüzde iki yol var: Ya geçmişi sürekli kurcalayıp kendinize azap edeceksiniz, ya da “geçmişiyle değil bugünümle benim” deyip hayatınıza bakacaksınız. Hiç kimse eşinin mazisini değiştiremez. Siz eşinizin bugününe ve size karşı duruşuna bakmalısınız. Telefon karıştırmak, sürekli şüpheyle yaşamak hem sizi hem de evliliğinizi yıpratır. Böyle giderse siz de huzur bulamazsınız, eşiniz de bulamaz. Eğer güven duygusunu yeniden inşa edebileceğinizi hissediyorsanız, bu evliliği sabır ve dua ile yürütebilirsiniz. Ama “ben ne yaparsam yapayım içim rahat etmiyor” derseniz, o zaman da oturup ciddi bir şekilde evliliği devam ettirip ettirmemeyi konuşmanız gerekir. Unutmayın, evlilik güven üzerine kurulur. Güven olmayan yerde huzur olmaz. Karar sizin, dua sizin, tevekkül sizin. Bizim size tavsiyemiz, geçmişe değil bugüne bakmanızdır. Rabbim hakkınızda hayırlısını nasip etsin.

Hocam, ben 15 günlük evliyim. Evlendikten sonra, eşimin telefonunda eski hayatın

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.