Fetva Meclisi
Soru
Hocam biz yıllarca güzel hayaller kurarak evlendik ama şimdi gerçekleri yaşıyoruz. Kendimizi bile Allah’ın razı olacağı bir kul haline getiremedik ki eşlerimizi, çevremizi ve çocuklarımızı getirelim. Her biri bir avukat kesilip nasihatlere kulaklarını tıkıyorlar. Bizim için elbette ki ÜMMETİN geleceği önemli. Bugünlerimize bakıp da ümitsiz olmak bize yakışmaz. Peki, biz nasıl yapacağız, eşlerimize İslam’ı nasıl sevdireceğiz? Ellerine telefon yerine kitapları nasıl vereceğiz? Televizyon yerine ibadetleri nasıl koyacağız?
Cevap
Benzer fetvalar
Kulluk zaten bu yoğunlukta yapılır, uzayda kul olacak değildiniz. Abartmaktan vazgeçiniz. Herkes, her kadın sizin gibi birilerinin bir şeyleri oluyor. Herkesi ağırlığına göre sıraya koyun. Sonra da herkese hakkı kadar vakit ayırın. 1-Allah. 2-Eşiniz. 3-Çocuklarınız. 4-Anne babanız. 5-Kayınpederiniz, kaynananız, eltileriniz, görümceleriniz, komşularınız, akrabalarınız ve insanlar... 6-Hayvanlar. Sırayı bozmayın. Birinden artmadan diğerine geçmeyin. Rahat edersiniz.
Selamünaleyküm. En büyük hedefiniz ve gayretiniz, eşinizle huzurunuz olsun. Onunla siz ikiniz bir dünya olun, çocuk olsa da olmasa da sizi sarsmaz. İkinci hedefiniz de, insanları yok sayan bir anlayışla yaşamak olmalıdır. Size ve eşinize Allah yetmelidir. Kendisi de kusurlarla dolu, dert küpü insanlar sizin için bir şey deseler ne olur demeseler ne olur? Bunu iyi düşünün. Üç yıl, çocuk için çok uzun bir zaman değildir. Neden sabırsızlanıyorsunuz ki? Böyle düşünürseniz, çocuğunuz olduğunda da onu normal bir çocuk gibi büyütemeyeceksiniz. Muhakkak kitap okuyun. Bir ders halkasına katılın, Kur'an okumayı sakın ihmal etmeyin. Her gün planlı bir Kur'an okumanız olsun. Belli tesbihatı ihmal etmeyin. Eşinizle küçük bir dünya kurun, birbirinizin kıymetini bilin. Özel bir dua yoktur, siz içinizden geleni dua olarak tekrar edin. Ve unutmayın ki, çocuklu olmak mı yoksa şu hâliniz mi sizin için daha hayırlıdır, bunu bilemezsiniz. Kaderinize razı olun, sabırlı olun. Şeytana ve şeytanlaşmış insanlara karşı direnin. Direnin ve kazanın. Allah'a emanet ederim sizi.
Evlenmek, senin hayatını kökten değiştirecek büyük bir karardır. Fedakârlık güzeldir ama akıllıca ve sınırları belirli olduğunda… Senin de hakkın mutlu olmak, korunmak ve değer görmek. Bu hakkı gözeten bir evlilik olacaksa, Allah mübarek etsin. Ama olmayacaksa, sabretmen kayıp değil, rahmet olur. Doğru adımlar atabilmek için kalbinin sesine kulak verecek kimselerle değil de şu hayatın gerçeklerini dikkate alan ve senin iyiliğini düşünen kimselerle istişare et. Kalbin karışıksa ve istişareler netlik vermiyorsa, istihâre en sağlam yol. "Ya Rabbi, bu kul senin rızana uygun mu? Hayrımı oradaysa kalbimi oraya ısındır, değilse uzaklaştır." diye dua et. Kalbinin eğilimi, yolunu aydınlatır.
Evlilik kararı verirken basiretli davranamamışsın, bunun bir yorumu olabilir ama anne olduktan sonra vereceğin kararlarında yine basiretsiz davranırsan bunun anlamlı bir yorumu olamaz. Zannederim, kendini bile bile yıpratacak bir takıntı içindesin. Şunları tavsiye edebilirim sana: Dini hayatını Allah’ın emir ve yasakları, Allah’ın rızası için yapılacak nafileler olmak üzere iki görev üzerinde yürütmeye çalış. Farzlar ve haramlar konusunda kimseye taviz verme. Hayatın gibi gör farzları ve haramları. Nafileler de ise tercih yapmayı becer. Sen bunu beceremezsen şeytan seni ailen üzerinden sömürmeyi becerir. Bu kurala ilmihal öğrenmen de dâhildir. Ne kadar eşinin hataları ve ne kadar senin özel beklentin üzerinden değerlendirme yaptığına dikkat et yani kendine karşı da adil ol, dengeli ol. Aile huzurun, eşinle saadetin nafile ibadetlerin önüne geçebilir. Bu gerçeği benimsemeye çalış. Huzurun olmadan nafile ibadet bile yapamazsın. Basiretli ve anlamlı işler yapman durumunda eşinin iyi bir öğretmeni olabilirsin ve bunun yararı onun kadar sana da döner. Erkeklere eşlerinden nasihat dinlemenin ağır gelebileceğini unutma. En anlamlı ve gerekli nasihati bile yapsan, sana inat o yanlışında direnebilir. Sen doğru diye anlatmaya ısrar ettikçe yokuşta daha fazla hızlı koşmaya çalışan birine benzersin. Boşuna yorulursun ve boşuna nabzını artırırsın. Sonuca da ulaşamazsın. Bütün bunları uzun bir zamana mesela bir beş yıla yaymaya çalış. Kimsenin huyu suyu iki haftada değişmez. Sabret ve kazan. Allah yardımcın olsun. Âmîn.
Şans nedir? Şanslı kime denir? Evliler şanslı bekârlar şansız mıdır? Neye göre kime göre şanslıdır? Biz, Allah Teâlâ’nın kullarıyız. Ona kulluk için bu dünyada yaşıyoruz. Cennet için çalışıyoruz. Cennet için çalışarak Allah Teâlâ’ya kulluğumuzu ispat ediyoruz ancak bu ispatla cennete girebileceğimize inanıyoruz. Kul olarak yaşarken önümüze kulluğumuzu ispat edeceğimiz alanlar çıkıyor, mesela mümin bir eş olmak gibi ya da bekârlık gibi. O alanlarda imtihan ediliyor, kazanıyor ya da kaybediyoruz. Kazancımız ya da kaybımız çevremizdekilerin sözlerine göre değil bizim tavırlarımıza göre şekilleniyor. Evet, üzerinizde çevre baskısı, mahalle dedikodusu ağırlığını hissedebilirsiniz. Ama siz, ana hedefinizden kopmayınız. Biz, cennet için yarışan kullarız. Yarış alanlarımız farklı olabilir, şu an siz bekârlık üzerinden sınanıp yarışıyor bir diğeri evlilik üzerinden imtihan ediliyor olabilir. Siz hedefinize kilitlenin! Evlenmek ya da iş bulmak için siz elinizden geleni yapın. Somut adımlar atın, duanızı yapın. Somut adımlar atıp dua etmek dışında hangi insanın elinden ne gelebilir ki? Size bunları söyleyenler sizin için ne yapabilirler ki?
Önce bu büyük günahtan ötürü tevbe ve istiğfar etmelisiniz. Ölümüne de olsa bir daha bu hatayı yapmamaya azimli olmalısınız. Önce ve öncelikle bunu garanti edin. İkinci olarak da onun bu ayrılışını Allah’ın size bir iyiliği olarak görün. Karanlık bir gelecekten korumuş sizi. Asla onu düşünmeyin. Ona yalvarma zilletine düşmeyin. İşlediğiniz çirkinlik, çirkinlik olmasına pek ağır ama daha ilerisine bakarak ucuz kurtulmuş ya da ateş çukurunun kenarından dönmüşsünüz. Bu rezilliği gömün. Bir daha da kimseye açmayın. Tertemiz yaşamaya bakın. İbadetlerinizi yapın. Namazı aksatmayın. Kur'an okuyun ki içiniz açılsın.
anne konusundaki diğer fetvalar
Bu belirttiğin kıyafetler senin de dediğin gibi Peygamber aleyhisselamın SÜNNETİ ise aynı Peygamber aleyhisselam sana annene itaati FARZ demişti. Bu şekilde annen ile sürtüşerek gençliğini ve zevklerini tatmin edersin ama Rabbinin rızasını elde edemezsin. Annen sana haram olan bir şeyi emretmedikçe sen ona itaat edeceksin. Eğer din için yapıyorsan kural budur. Macera arıyorsan onu sen bilirsin.
Başlığı “evlenilebilecek/evlenilemeyecek” olarak koyduğumuzda kadın üzerinden yol alabiliriz. Hangi kadınlarla evlenilemez anlaşıldığında kadın penceresinden de evlenilemez erkek anlaşılmış olur. Şu kadınlarla evlenilemez: Kişinin babasının hanımı. Boşanmış olsun veya babası ölmüş olsun durum aynıdır. Çünkü baba hanımı anne konumundadır. Anne ve nineler. Kızı. Kızının veya oğlunun kızı. Ne kadar aşağı inerse insin yasak devam eder. Kız kardeş. Öz kız kardeş, baba bir veya anne bir kardeş aynıdır. Hala. Babanın öz kız kardeşi veya baba bir ya da anne bir kardeşi aynıdır. Teyze. Annenin öz kardeşi veya baba bir ya da anne bir kardeşi aynıdır. Erkek kardeşin kızları. Kız kardeşin kızları. Süt emme yoluyla oluşan anne, kız kardeşler… Nikâhlandığı kadının annesi. Nikâhlandığı kadının başkasından doğurduğu kızı. Oğlunun karısı. Birincisi ile nikâhlı iken onun kız kardeşi ile aynı anda ikinci kadın olarak evlenme. Bir erkekle evli bir kadın. Müşrik kadın. (Hıristiyanlık veya Yahudilikten birinde bile olmayan dinsiz kadın). Tevbe etmemiş zinakâr erkek veya kadın. Müslüman bir kadının Müslüman olmayan bir erkekle evlenmesi.
Cami yaptırmak en büyük sevap yollarından biridir. Evladının ebeveyni veya birisinin hayrı için cami yaptırması da evladın yapabileceği en büyük hasenattandır. Allah Teâlâ niyetinizi kabul buyursun. Annenize de rahmetler indirsin. Âmîn. Camiler Allah’ındır, ona izafe edilirler yani onun olarak anılırlar. Buna rağmen “filanca camii” denmesinde de sakınca yoktur. Kadın veya erkek bir Müslüman adına cami yapılabilir. İslam’ın ilk günlerinden itibaren Müslümanlar camilerine bu eksende isimler vermişlerdir. Böyle bir isim verilebilir, bir levhaya yazılıp uygun bir yere de konabilir. Şüphesiz ihlas yapılan ibadetin kabul edilmesinde en büyük şarttır. Sizin isim vermeniz ihlasınızı azaltıyorsa annenizin ismini vermekten kaçınırsınız. Öyle olmuyorsa varsın annenizin adı her namazda zikredilebileceği bir görünürlükte olsun.
Bu anlattığınız bir nebze normaldir; anne olan bir kadını bir derste bebeğinin yanında talebe gibi kabul edemeyiz. Mümkün olan daha iyisini yapabilmek için de şunu tavsiye edebiliriz size: Gruptaki arkadaşlarınızla bu durumu değerlendirmek için özel bir toplantı yapın. O toplantı gününde de ders yapmayın. O gün bakın, düzeltmek için bazı kararlar alabilecek misiniz? Belki de bazı arkadaşlarınız siz abartıyorsunuz, bu normaldir derler… Düzeltmek için yeni kararlar alalım denirse o zaman şunları yapın: Dersler muhakkak bir saat ile sınırlı olsun. Hadis yarım kalsa bile vakti uzatmayın, bir dahaki derste tamamlayın. Duruma göre kırk dakikaya kadar da indirebilirsiniz. Derste muhabbet olmasının ana nedeni konuların tam anlaşılamıyor olmasıdır. Anlamadıkları için de başka muhabbetler daha tatlı gelmektedir. Şerhlerini okuyarak hadisleri anlamaya çalışın. Biriniz önceden güzelce çalışsın. Onunla alakalı hazır yapılmış şerhleri önceden izleyin. Ders gününüzde nöbetleşerek biriniz çocuklara dadılık yapsın. Derse defterle gelmeyi tavsiye edin. Herkes yapabildiği kadar not tutsun. Bu bir ciddiyet getirir. Zaman zaman derse, o halkadan olmayan birini getirin dersi o yapsın. Bu bir kan tazelemesi gibi olur. Arkadaşlarınız böylesi daha iyi biz okulda talebe değiliz diyorlarsa/derlerse o zaman bu ders halkasını siz Riyâzu’s Salihin dersi olarak kabul etmeyin, başka bir ders oluşturun. Buna da bacılarınızla muhabbet için gidersiniz.
Subhanallah! Asla doğru olmayan bir tespit bu. Uzak durun o tür bilgilerden ve tıbben gerekenleri yapın. İnsanların üç beş çocuğu bu şekilde doğabilmektedir. Kendinizi sömürtmeyin. Acınızla oynanmasına izin vermeyin. Sabredin şifa bulun biiznillah.
Annenin hayati tehlikesi olmadığı sürece cenine müdahale haramdır. Yüz yirmi günü geçtikten sonra müdahale edilebilmesi için çocuğun; - Annesinin sağlığına zarar verme tehlikesi olması, - Çocuğun ölüm tehlikesi olması gerekir. Bunun dışında, kontrollü bir şekilde doğum zamanı beklenecek. Genel kural böyledir. Geçmiş olsun. Allah size sabırlar versin.