Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben evli ve iki evladı olan bir kadınım. Benim annem ve babam birkaç sene önce boşandılar. Benim babamla görüşmem annemi rahatsız ediyordu çünkü babam birkaç ay sonra evlendi. Ben evlendikten sonra bu rahatsızlık daha da arttı ve büyük kavga boyutlarına kadar gitti. Kız kardeşimi ve yakın dostlarımı bana karşı kışkırttı. Ben bir süre görüşmedim. Daha sonra analık hakkı olduğu için görüşmeye başladım fakat bu kavga tekrarladı. Bu arada annem de bir evlilik yaptı. Üstelik bir de ben sıkıntılı bir gebelik geçiriyordum. Eşim çok kızdı sebep olacaklar doğmamış çocuğun ölümüne diye. Ben yine görüşmeyi kestim ve evladımı kucağıma aldığımda ananemin vefatını öğrendim. Bundan dolayı annemi arayıp konuştum ve şimdi sadece telefonda görüşüyorum ama eşim bu konuda hala kızgın evime gelemezler diyor. Ne yapmalıyım, kime nasıl tavır sergilemeliyim bilemedim. Bana yardımcı olur musunuz?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Babanızla ilgili durumu da şu şekilde çözün: 1- Babanızla aranızda maddi bir ilişki olmasın. Kendi yağınızla kavrulun. Böylece onun sitem hakkını kısmış olursunuz. 2- Ona karşı hiçbir kusurunuz olmasın. Evlatlığınızı hakkıyla yapın. 3- Babanızla karşılaşma oranınızı düşürün. Mümkün olduğu kadar onunla bir araya gelmeyecek ortamlar oluşturun. 4- Babanızı yürekten sevme mecburiyetinde değilsiniz. Sevgi kendiliğinden oluşur, karar vermekle sevmek oluşmaz. Bu ilkelere uyarsanız dinen bir sorumluluğunuz olmaz. c- Annenizi zavallı görün, ondan bir şey beklemeyin. Onu ezilmişliği ile kabul edin. d- Evlilik konusunda da dayınız, amcanız veya bir benzerinin veliniz olmasını isteyin. Babanızın eksikliğini o telafi etsin. Çok dua et kendin için. Ümmetin için. Anne baban için. Bu ağabeyin için.
Selamünaleyküm. Bu nedenle boşanmanız ne dine ne de akla sığmaz, sakın öyle bir şey düşünmeyin. İki taraf arasında hakem olmanız da gerekmiyor. Siz eşinizle aile hayatınızı yaşayın. Anne babanızla da evlatlığınızı yaşayın. Size ‘bizim taraf olmazsan gelme’ diyen olursa ona gitmeyin ama kimse ile kavga da etmeyin.
Annenle babanın yıllar içinde geldikleri bu nokta, senin çözmen gereken bir mesele değil. Sen sadece evlatsın, arabulucu değil… Babanın namaz kılmaması, annenin güçsüzlüğü, evin maddi-manevi yükü… Bunların hepsini bir genç kızın sırtına yüklemek ne insanîdir ne de dînîdir. Sana rehber olacak maddeler yazacağım. Dikkatle okumanı tavsiye ederim: Annenin duygusal bağımlılığına karşı sağlıklı sınırlar koymalısın. Annenin “sensiz ayakta duramam” demesi seni duygusal olarak bağlasa da senin hayatını kilitlememeli. Senin de bir ömrün, bir geleceğin, umutların ve ihtiyacın var. Annelik hakkı kutsaldır ama “evladını kendine kurban etmek” bu hakkın sınırlarını aşar. Babanın tavırları karşısında mesafeli ama saygılı ol: Namaz kılmıyor, iletişim kurmuyor, sorumluluk almıyorsa bu onun kendi imtihanı. Senin görevin nasihat etmek değil, terbiyeni koruyup sınırını çizmektir. Babana düşmanlık etmeden ama sorumluluğunu da yüklenmeden yaşamalısın. Kendine evlenme hakkını çok görme: Evlilik, senin de hakkın. “Ben gidersem bu ev dağılır” endişesiyle sen de yıkılma. Sen bu evin direği değilsin, sen bir evlatsın. Annenin yükünü biraz paylaş, gerekirse diğer kardeşlerine danış. Ama kendi geleceğini ertelerken yılların gidişini izleme. Evlilik tekliflerini oturup değerlendir, kaçma: Gelen teklifleri “evde işler kötü, ben nasıl evleneyim” diyerek hepten geri çevirme. Her gelen teklifin içine doğmuyorsa reddet ama “evlilik beni kurtarır mı?” düşüncesiyle değil, “ben hayırlı bir eş olur muyum?” diye düşünerek karar ver. Görüşmelerde ailenin durumunu anlatmak mecburiyetinde değilsin. Sorulursa dürüstçe ama ifşa etmeden bilgi verilebilir. Bir manevi danışman edin: Yakın çevrende bir hoca hanım, bir mürşide gönül vermiş bir abla yahut ehil bir psikolojik danışman bulabilirsen ona içini dök. Yalnız kaldıkça meseleler büyür. Paylaştıkça hafifler, istişare ettikçe doğrular netleşir. Kendini heder etme. Bu evde olanları gözlemle ama aynısını yaşamaktan korkma. Çünkü sen uyanıksın, farkındasın ve istişareye açıksın. Bu bile senin aynı hataları yapmayacağının bir işaretidir. Sen Rabbine tutunmuş, duyarlılığı olan bir evlatsın. Bu acılarla şekillenmiş kalbinin karşılığı boş kalmaz. Sen Allah’a sığınırsan, O seni dünyaya da ahirete de hazırlar. Güçlü olmak zorunda değilsin, ama sabreden olmak zorundasın. Rabbim seni zayi etmesin, dualarını kabul buyursun, hayırlı bir eş, huzurlu bir yuva ve güçlü bir istikamet nasip eylesin. “Allah’ım, bu kızımızın kalbime ferahlık ver. Ona çıkış yolu göster. Ailesiyle arasına sınırlar koy, onu isyandan koru. Ona hayırlı bir eş, hayırlı bir yuva nasip eyle.”
Selamünaleyküm. Evliliğiniz nikâh ile gerçekleşti ise mesele bitmiştir. Bundan sonra evliliğinizi değil, anne babanızla aranızın düzelmesini bekleyin. Bunun için mücadele edin. Kovsa da babanız siz yanaşmaya çalışın. Onların namazsız, paracı olmaları sizin evlatlık görevinizi kaldırmaz. Annenizin size yakın olmasını fırsat bilin. Ara sıra hediyeler gönderin. Başka akrabaları yavaş yavaş aracı olarak gönderin. Ve ibadetlerinizi aksatmamaya çalışın. İyi bir Müslüman olarak yaşayın. Eşinizin ağzından babanız için kötü bir söz çıkmasın. Bir gün yumuşayacaktır.
Selamünaleyküm. Siz bir düşünün; evlilik harama düşecek boyutta sizi sıkıştırıyorsa, babanızın sınırları bitmiş demektir. Allah'ın dini size yön verecek baba karışamayacaktır. Evlenir gidersiniz. Ona karşı da nezaket kusuru işlemezsiniz. Buna çok dikkat edin. Eğer bu oranda sıkışmadı iseniz, onun yumuşamasını bekleyeceksiniz. Başka türlü Allah'ın rızasını yakalayamazsınız.
Allah sana sabır versin kızım. Sen kendi aileni ve huzurunu öncelikli düşün. Eşine sarıl, çocuklarına sarıl. Annenin unutmaya çalış. Onun hakkını helal etmemesinden çekinme. Senin bir kusurun olmadığı sürece ne dediği önemli değildir. Bile bile derdini derinleştirme sen. Dua ederim senin için.
anne konusundaki diğer fetvalar
Kadının kocasının yanında yalnızken giyinmesinin hiçbir sınırlaması ve şekli yoktur. Eşini mutlu edeceği ve kendisinin zevk alacağı her giyim ona serbesttir. Muhtemel tek sakınca, evin dışarıdan izlenebilme ihtimaline karşı tedbirli olmak olabilir. Çocukların bulunduğu bir ortamda ise kadının bilhassa baliğ erkek çocuklarının yanında onların fitneye düşebileceği kıyafetlerden uzak duracaktır. Dar veya şeffaf giyinmeyecektir. Üzerindeki kıyafet, çocuklar açısından cinselliği yansıtmamalıdır. Kız çocukları için de kötü örnek oluşturmaması bakımından buna dikkat edilecektir. Bebeklik zamanı hariç bütün çocukların gözü, anne babalarının üzerinde muhakkak hassas bir kamera gibi kabul edilmelidir.
A- Eğer nişan bir nikâh akdi gibi icra edilmiş ise mesele yok demektir. Nikâh vardır, nikâh ile gelen her şey de vardır. B- Türkiye'de nişan sadece bir sözleşmeye hazırlık niteliğinde uygulanmaktadır. Buna göre de nikâha kadar nişanlılar arasında hiç bir hukuki bağ yoktur. Nişanla beraber kaynanalık, baldızlık fıkhı gibi konular asla gündeme gelmez. Bunun aksini iddia etmek indi bir tutum olur. Fıkhen bir dayanağı da olmaz. Şirin görünme psikolojisine dayanmış olabilir.
Senin vazifen anne babanın gönlünü yapmak değildir. Vazifen Allah’ın anne babana hizmet et emrini yerine getirmektir. Sen hizmete hazır bekle. Beni arayın de. Arayınca koş, dediklerini yap. Gerisinden sana ne? Senden bir şikâyetleri de yok. Demek ki sen işi vesveseye kaydırıyorsun. Gerek yok buna. Sen, Allah’ın emrini yerine getirmeye hazır bekle.
Kızım, bir de şöyle baksan olmaz mı? Allah Teâlâ seni oturduğun yerde sevap kazanan kulu yapmak istiyor olmasın? Zannedersem öyledir, çektiğin sıkıntı senin için sevaptır. Namaza ağırlık ver, namazlarını daha huzurlu kıl, rahatlığı içinde hissedersin. Babanın tavırlarını duymazdan gel, görmez gibi yap. Bu sabrının boşa gitmeyeceğine de iman etmelisin. Kimseni seni anlamasını bekleme, seni Rabbin anlasın yeter, değil mi? Bir de sana amca tavsiyesi: Sakın bu gelişmeler seni, sana uygun olmayan bir evliliğe evet dedirtmesin, sakın ha! Yağmurdan kaçarken doluya tutulursun maazallah. Senin için hususi dualar ediyorum kızım.
Sözünü ettiğiniz düğünde alkol kullanılacaksa mesela elbette gitmeyin. Haramlarla bir arada bulunamayız. Düğün günü öncesinde gidip hediyenizi verin, güzellikler dileyin ve görevinizi yapmış olun. Bu konuda asla tartışmaya girmeyin, sert cevaplar vermeyin.
Mü'mine bacım, Siz Almanya’dan seslendiniz bana, ben ise sizi önümde gördüm. Ümmetimin yüreği yanık kadınlarından birini, dini ile dertlenmiş ciğerlerinden birini gördüm gözlerimin önünde. Sizi kendim zannettim. Sizi Kâbe’nin örtüsüne yapışıp “Ey Rabbim..!” diye ağlayan kadınlardan biri zannettim. Sizi yavrusuna su bulmak için çırpınırken ana yüreği ile kanatlanmış Hacer zannettim. Size dualar ettim. Size ve hasretinize umut bağladım. Ah sizin dualarınız kabul olsa da biz de rahmete ersek diye mırıldandım. Rabbim sizi umduğunuza erdirsin. Âlim çocukların annesi olasınız. Şehit yavrusunun şefaati ile dirilmek nasip olsun sana. Saliha kadın olup salih evlatlar yetiştirmenin yücelten ululuğunu göresiniz. Sizi tebrik ederim. Eşinizi hasseten tebrik ederim. “Sünnet Evi” yapmaya çalıştığınız eviniz size kutlu olsun. Sabırla dimdik tuttuğunuz kaleniz gibi baki kalsın eviniz. Yeğenlerimi de gözlerinden öperim. Onlara yavrularım için yaptığım dualarımdan dua ederim. Allah yardımcınız olsun, sizi bu dertle yaşatıp bu dertle ruhunuzu kabzetsin. Bu dert bile sizin için sevap kaynağı olacaktır. Bunu sakın unutmayın. Cihattasınız, Bedir’desiniz, Uhut’tasınız kabul edin. Öyle kalın öyle yaşayın. Size satır başı diyebileceğim küçük tavsiyelerde bulunayım ama bunlar günübirlik kalmasın sakın, ilke edinin bunları: Çocuklarınıza karşı bu endişeyi taşıyın ama vesveseye kaydırmayın işi. Eşinizle birbirinizi dengeleyin sürekli olarak. Bir o ileri gitsin bir siz gidin derken hayat sizi yıpratmadan sürsün. Çocuklarınızın ibadet ehli olmasına ısrar edin ama yirmili yaşlarına kadar onların kaytarma denebilecek eksiklerini görmez gibi olun ara sıra. Onlara adam rolü biçerseniz sizden kopabilirler. Zaman zaman bir gözlü gibi, bir kulaklı gibi olun. Her şeyi en iyi şekliyle isterseniz erken bitebilir piliniz. Çocuklara yapabileceğiniz en iyi destek, onlara namazlı ve Kur'anlı arkadaş bulabilmektir. Hep tenkit eden, hep eksik bulan, hep azarlayan biri sakın olmayın. Dünya gibi olun. Kışı fırtınalı baharı çiçekli olun. Çocukların ara sıra eğlenme ve gezip tozma ihtiyaçları vardır ve bu tabiidir. Bunu siz becerip karşılayamazsanız onlar bunu razı olmayacağınız yöntemlerle bulurlar. Aman dikkat edin. Çocuk yetiştirmek bütün zamanlarda cihattı. Bu zamanda en büyük cihat durumuna gelmiştir. İşin önemini kavrayın. Bu uğurda yapayalnız kalabileceğinizi bilin, buna hazır olun. Duada kalsın elleriniz. Hiç indirmeyin ellerinizi. Allah’tan yardımını isteyin. Sabır dileyin, sebat dileyin. Enerjinizi zamana yayın. Yüzlerce yıl çalışacak bir umut ve enerji ile yol alabilirsiniz. Melekleri yanı başınızda görmenin yolu budur. Bilhassa gece namazına kalkıp dua edin; yavrularınıza, eşinize, kendinize ve bize dualar edin. Gayet iyi bilin ki siz veya Almanya gurbetindeki bir başka mü'min kadının gözyaşları toprağımıza rahmet yağma sebebi olacak. Hele siz annesiniz, dua makinesi gibisiniz siz. Siz çekirdeksiniz. Asırlardır bu merhume ümmet sizden bir Âsiye çıkmasını bekliyor. Sizinle dirileceğimiz günü hasretle bekliyoruz. Dua edin bacım. Elleriniz karıncalanıncaya kadar dua edin. Namazlarınızdan sonra ve namazlarınızdan önce hep dua edin. Siz görmeseniz de size âminler diyen meleklerle doludur bu gökler. Kadınlar ve analar mobilyalara, gelinliklere, komşu lakırdılarına, ev temizliği putuna, ne derler heykellerine takılıp kaldığı için gecikti göklerin yardımı. Açın ufkumuzu bacım açın. Açın ellerinizi de insin şu bulutlar göklerden. Hasretlerimiz bitsin. Gelsin hafız yavrularımız, Kur'an bülbüllerimiz. Kur'an okuyan ve yürüyen, Kur'an olan çocuklar verin bize. Açın ufkumuzu bacım açın Allah için.