Fetva Meclisi
Soru
Hocam bir kadın kocasının ve çocuklarının yanında evde nasıl giyinmelidir? Dini açıdan böyle bir hüküm var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Halvet yani bekâr olmaları halinde evlenmeleri caiz olan bir erkek ve bir bayanın kapalı bir ortamda yalnız kalmaları haramdır. Bu durum, kocanın kardeşi için de geçerlidir. Bunun haricinde dikkat edilmek kaydıyla zorunlu görüşmeler yapılabilir. Bedeni teşhir etmeyen bir kıyafetle -ki bu kıyafet genelde sokak kıyafetidir- ve üçüncü kişilerin yanında görüşmeleri caizdir. Ölçüleri aşmamak, durumu sulandırmamak kuralına da dikkat edilmelidir. Allah'a emanet olun.
Mü'min kadının ev giyimini üçe ayıralım: a- Evinde sadece eşinin ve kendisinin bulunduğu durum. Bu durumda kadının farz olan giyimi yoktur. Evi dışa karşı mahrem ise evde her türlü oturabilir, dolaşabilir. Evet, bir edep olması açısından evde de hassas davranırsa faziletlisini yapmış olur ama ev içinde zorunlu bir kıyafetten söz etmemiz mümkün değildir. Yalnız şunu not ediniz: Eşinizin dışarıda göz emniyetini dikkate alarak siz de evde ona dışarıdakiyle bağ kurmasın diye göz şovu yaparsanız bu bir psikolojik hata olur; onu adeta dışarıya hazırlamış olursunuz. Onu sizinle diğerleri arasında kıyas yapmaya elinizle itersiniz. Siz de kesinlikle bunu mağlup bitirirsiniz. Bunu ince bir çizgi olarak tespit ediniz. b- Evde onunla beraber bulunması caiz olan babası, amcası, dayısı, kardeşi, çocukları, yeğenleri, kayınpederi gibi mahremleri bulunuyorsa bu durumda belli bir tesettür zorunluluğu vardır. Bu da şudur: Başı açık olabilir. Kolları sıvanmış olabilir, ayakları çorapsız olabilir. Ağır avret bölgesi ise asla açık olamaz, açık gibi olmasını sağlayacak şeffaf ve dar bir kıyafetle olamaz. Bu noktada da bir çizgi çizmemiz gerekiyor: Evet, evde çarşafla durması gerekmiyor ama mesela babası veya çocuklarının yanında, onların onun bedeni hakkında ayrıntı bilebilecekleri bir tavizi de sahiplenmemelidir. c- Evde kaynı, yabancı misafir veya benzeri mahremi olmayan birisi bulunduğunda ise ya onlarla yüzleşmeyeceği farklı bir ortamda duracak ya da sokak kıyafeti ölçülerinde tesettürlü olacak. Mü'min bacılarımız şunu anlamalıdırlar: Onların varlığı bu mü'min ümmetin varlığıdır. Bu mü'min ümmet, cihat ümmetidir. Kadınları da kıyamete kadar cihadın alt yapısını oluşturacaklardır. Dolayısıyla kadınların tesettürlü olmaları bir tercih veya “Müslüman Kadın Kültürü” niteliğinde anlaşılmamalıdır. Kadınlarımızın tesettürü mahza bir cihattır. Cihat ise adı ile maruf zaten, zordur. Allah yardımcıları olsun.
Selamünaleyküm. Halvet hâli olmadın ve normal ev kıyafetiyle olmamak şartıyla dayınızın yanında bulunabilir. Bu bulunma bir hoş geldin ya da sofra kurmanın ilerisine geçmemelidir. Dayınız genç ise bu da caiz olmaz.
Evinde açık giyinmekle ne kastettiğiniz önemlidir. Eğer banyoda bulunur gibi bulunmayı kastediyorsanız elbette bu anlamsız olur, sizi de eşinizin gözünde bir zaman sonra düşürür. Hayır, başı açık, doğal rahatlığı içinde bir açık giyinmeyi kastediyorsanız size karışanlar boş konuşmuşlar. Müslüman kadın sadece kocasının bulunduğu bir evde, ev mahremiyeti dışarı karşı korunaklı ise tesettürlü olmak zorunda değildir. Eşinizin de sizi nasıl görmek istediğini öğrenin, ona göre de hareket edin. Böyle bir orta bulabilirsiniz.
Selamünaleyküm. Böyle bir sarılmanın dini bir sakıncası yoktur. Ev içinde de sokak kıyafeti ile bulunması gerekmez kızların. Her iki durum için de şöyle bir dip not düşmekte yarar vardır: Bu izin, hususi bir fitne ihtimaline karşı lakayt kalmaya ruhsat değildir. Mümin, evinde yüzde yüz güven ortamı iddiasında bulunmamalıdır. Tedbirli olmak mümin şiarıdır.
Kadın, evlendikten sonra eşinin izni olmadan evden çıkamaz mı? Kadın, meşru bir gerekçe ile evden çıkabilir ve akraba veya arkadaşlarını ziyaret edebilir. Ancak kocasının izni olmadan gereksiz yere sürekli dışarı çıkması doğru görülmemiştir. Ancak burada "izin" kelimesi yanlış anlaşılmamalıdır. Kadın, anne-babasını ve mahremlerini ziyaret etme hakkına sahiptir. Kadının sosyal hayatı tamamen kısıtlanamaz. Eş, kadının İslam’a uygun olan arkadaşlıklarını tamamen yasaklayamaz. Bir erkek, eşinin akraba veya arkadaşlarıyla görüşmesini ancak şu durumlarda sınırlayabilir: 1) Eğer o çevre, evliliğe zarar veriyorsa eşinin arkadaşları veya ailesi, evliliğe fitne sokuyorsa, yanlış yönlendiriyorsa, koca bu konuda hakkaniyetli bir şekilde önlem alabilir. Örneğin: Eğer eşinin arkadaşları sürekli ona evliliği kötülemeye, kocasına karşı doldurmaya çalışıyorsa, burada bir denge kurulması gerekir. 2) Eğer gittiği yerler haram veya şüpheli ortamlarsa kadın, İslam’a aykırı bir ortamda vakit geçiriyorsa (dedikodu, haram olan eğlence vb.), koca bunu engelleme hakkına sahiptir. Ama İslam’a uygun bir arkadaş çevresi varsa, bu kısıtlama olmaz. 3) Ev içindeki denge bozuluyorsa, kadın, sürekli dışarı çıkıp evi ihmal ediyorsa, koca bu konuda uyarıda bulunabilir. Ama kadın, eşinin ve çocuklarının hakkını gözetiyorsa, kısıtlama gereksiz olur. Evlilik öncesinde bu konuları açıkça konuşun. Eş adayın, akraba ve arkadaş ilişkileri konusunda katı mı, esnek mi olduğunu bilmek çok önemli. Allah hayırlı kapılar açsın, gönlünüze huzur versin.
anne konusundaki diğer fetvalar
A- Eğer nişan bir nikâh akdi gibi icra edilmiş ise mesele yok demektir. Nikâh vardır, nikâh ile gelen her şey de vardır. B- Türkiye'de nişan sadece bir sözleşmeye hazırlık niteliğinde uygulanmaktadır. Buna göre de nikâha kadar nişanlılar arasında hiç bir hukuki bağ yoktur. Nişanla beraber kaynanalık, baldızlık fıkhı gibi konular asla gündeme gelmez. Bunun aksini iddia etmek indi bir tutum olur. Fıkhen bir dayanağı da olmaz. Şirin görünme psikolojisine dayanmış olabilir.
Allah Teâlâ size sabırlar ihsan etsin. Bu fani dünyanın en ağır imtihanlarından biri insanın anne veya babası ile kavgaya zorlanmasıdır. Allah yardımcınız olsun. Size şunu tavsiye ederim: a- Asla anne babanızın arasında hakem rolüne girmeyin. Size göre “o annem”, “o da babam” siz bu dünyadan göçene kadar devam etsin. Birinin hatırı için diğerini ezmeyeceksiniz. Birinin kızmasını önlemek için öbürünü terk etmeyeceksiniz. Gerekiyorsa mesela, babanızla muhabbetinizi annenizden gizleyeceksiniz ama babanızı asla silmeyeceksiniz. Onların kavgasına alet de olmayacaksınız kürek de. b- Eşinizin öfkesinin geçmesini bekleyin. Eşiniz üstünlüğü terk etmemeli, o düzeye düşmemelidir. Evet, eşiniz haklıdır haklı olmasına ama dünya budur, her ailenin buna benzer bir sıkıntısı olabilir. Biz mü'min olarak olayların altında değil olayların üstünde rol almalıyız. İmanımız bunu gerektiriyor. Eşinizin zamanla kurallarını gevşetmesini bekleyin. O izin vermedikçe de annenizin sizin evinize gelmesi doğru olmaz. Sorun sizin eşinizle aranızda dal budak salmaya başlaması şeklini alır ki asıl afeti o zaman görürsünüz. Annenizle buluşmanızı üçüncü mekânlarda yapmaya çalışın. c- Bütün bunlarda en temel çizginiz, sizin aile huzurunuz olmalıdır. Ailenizin huzurundan verip alabileceğiniz bir şey yoktur. O noktaya gelmeniz anne babanızın macerasını tekrarlamanız olur ki bunu yaparsanız, tarihten ibret almama cahilliği yapmış olursunuz. Allah'a emanet olunuz.
Senin vazifen anne babanın gönlünü yapmak değildir. Vazifen Allah’ın anne babana hizmet et emrini yerine getirmektir. Sen hizmete hazır bekle. Beni arayın de. Arayınca koş, dediklerini yap. Gerisinden sana ne? Senden bir şikâyetleri de yok. Demek ki sen işi vesveseye kaydırıyorsun. Gerek yok buna. Sen, Allah’ın emrini yerine getirmeye hazır bekle.
Kızım, bir de şöyle baksan olmaz mı? Allah Teâlâ seni oturduğun yerde sevap kazanan kulu yapmak istiyor olmasın? Zannedersem öyledir, çektiğin sıkıntı senin için sevaptır. Namaza ağırlık ver, namazlarını daha huzurlu kıl, rahatlığı içinde hissedersin. Babanın tavırlarını duymazdan gel, görmez gibi yap. Bu sabrının boşa gitmeyeceğine de iman etmelisin. Kimseni seni anlamasını bekleme, seni Rabbin anlasın yeter, değil mi? Bir de sana amca tavsiyesi: Sakın bu gelişmeler seni, sana uygun olmayan bir evliliğe evet dedirtmesin, sakın ha! Yağmurdan kaçarken doluya tutulursun maazallah. Senin için hususi dualar ediyorum kızım.
Mü'mine bacım, Siz Almanya’dan seslendiniz bana, ben ise sizi önümde gördüm. Ümmetimin yüreği yanık kadınlarından birini, dini ile dertlenmiş ciğerlerinden birini gördüm gözlerimin önünde. Sizi kendim zannettim. Sizi Kâbe’nin örtüsüne yapışıp “Ey Rabbim..!” diye ağlayan kadınlardan biri zannettim. Sizi yavrusuna su bulmak için çırpınırken ana yüreği ile kanatlanmış Hacer zannettim. Size dualar ettim. Size ve hasretinize umut bağladım. Ah sizin dualarınız kabul olsa da biz de rahmete ersek diye mırıldandım. Rabbim sizi umduğunuza erdirsin. Âlim çocukların annesi olasınız. Şehit yavrusunun şefaati ile dirilmek nasip olsun sana. Saliha kadın olup salih evlatlar yetiştirmenin yücelten ululuğunu göresiniz. Sizi tebrik ederim. Eşinizi hasseten tebrik ederim. “Sünnet Evi” yapmaya çalıştığınız eviniz size kutlu olsun. Sabırla dimdik tuttuğunuz kaleniz gibi baki kalsın eviniz. Yeğenlerimi de gözlerinden öperim. Onlara yavrularım için yaptığım dualarımdan dua ederim. Allah yardımcınız olsun, sizi bu dertle yaşatıp bu dertle ruhunuzu kabzetsin. Bu dert bile sizin için sevap kaynağı olacaktır. Bunu sakın unutmayın. Cihattasınız, Bedir’desiniz, Uhut’tasınız kabul edin. Öyle kalın öyle yaşayın. Size satır başı diyebileceğim küçük tavsiyelerde bulunayım ama bunlar günübirlik kalmasın sakın, ilke edinin bunları: Çocuklarınıza karşı bu endişeyi taşıyın ama vesveseye kaydırmayın işi. Eşinizle birbirinizi dengeleyin sürekli olarak. Bir o ileri gitsin bir siz gidin derken hayat sizi yıpratmadan sürsün. Çocuklarınızın ibadet ehli olmasına ısrar edin ama yirmili yaşlarına kadar onların kaytarma denebilecek eksiklerini görmez gibi olun ara sıra. Onlara adam rolü biçerseniz sizden kopabilirler. Zaman zaman bir gözlü gibi, bir kulaklı gibi olun. Her şeyi en iyi şekliyle isterseniz erken bitebilir piliniz. Çocuklara yapabileceğiniz en iyi destek, onlara namazlı ve Kur'anlı arkadaş bulabilmektir. Hep tenkit eden, hep eksik bulan, hep azarlayan biri sakın olmayın. Dünya gibi olun. Kışı fırtınalı baharı çiçekli olun. Çocukların ara sıra eğlenme ve gezip tozma ihtiyaçları vardır ve bu tabiidir. Bunu siz becerip karşılayamazsanız onlar bunu razı olmayacağınız yöntemlerle bulurlar. Aman dikkat edin. Çocuk yetiştirmek bütün zamanlarda cihattı. Bu zamanda en büyük cihat durumuna gelmiştir. İşin önemini kavrayın. Bu uğurda yapayalnız kalabileceğinizi bilin, buna hazır olun. Duada kalsın elleriniz. Hiç indirmeyin ellerinizi. Allah’tan yardımını isteyin. Sabır dileyin, sebat dileyin. Enerjinizi zamana yayın. Yüzlerce yıl çalışacak bir umut ve enerji ile yol alabilirsiniz. Melekleri yanı başınızda görmenin yolu budur. Bilhassa gece namazına kalkıp dua edin; yavrularınıza, eşinize, kendinize ve bize dualar edin. Gayet iyi bilin ki siz veya Almanya gurbetindeki bir başka mü'min kadının gözyaşları toprağımıza rahmet yağma sebebi olacak. Hele siz annesiniz, dua makinesi gibisiniz siz. Siz çekirdeksiniz. Asırlardır bu merhume ümmet sizden bir Âsiye çıkmasını bekliyor. Sizinle dirileceğimiz günü hasretle bekliyoruz. Dua edin bacım. Elleriniz karıncalanıncaya kadar dua edin. Namazlarınızdan sonra ve namazlarınızdan önce hep dua edin. Siz görmeseniz de size âminler diyen meleklerle doludur bu gökler. Kadınlar ve analar mobilyalara, gelinliklere, komşu lakırdılarına, ev temizliği putuna, ne derler heykellerine takılıp kaldığı için gecikti göklerin yardımı. Açın ufkumuzu bacım açın. Açın ellerinizi de insin şu bulutlar göklerden. Hasretlerimiz bitsin. Gelsin hafız yavrularımız, Kur'an bülbüllerimiz. Kur'an okuyan ve yürüyen, Kur'an olan çocuklar verin bize. Açın ufkumuzu bacım açın Allah için.
Yaptığınız iş yasalara aykırı düşmüyorsa helallik açısından sıkıntı olmaz.