Fetva Meclisi
Soru
Benim annem ile babamla eşim anlaşamıyor. Ben aralarında kaldım. Eşim haklı, annemler ise haksız, ondan eminim. Babam küfür edip gezen bir adam, annem de çok çabuk yalan söyleyen birisi. Aralarında alacak verecek davası vardı. Eşim alacağını istedi ,babam ise elimde yok deyip oyaladı. Aradan 5 yıl geçti eşim tekrar isteyince kavga ettiler. Annem evlatlıktan reddetti beni, çok kırıldım ve çok çaresiz kaldım. Cevap verin lütfen, ben annemle babamın mı yoksa eşimin yanında mı durayım ? Boşanmamı istiyorlar ama ben eşimi seviyorum ve eşim haklı, 2 çocuğum var benim. Bana beddua ediyor annem ne yapacağımı bilemedim çaresiz kaldım.
Cevap
Benzer fetvalar
Allah Teâlâ size sabırlar ihsan etsin. Bu fani dünyanın en ağır imtihanlarından biri insanın anne veya babası ile kavgaya zorlanmasıdır. Allah yardımcınız olsun. Size şunu tavsiye ederim: a- Asla anne babanızın arasında hakem rolüne girmeyin. Size göre “o annem”, “o da babam” siz bu dünyadan göçene kadar devam etsin. Birinin hatırı için diğerini ezmeyeceksiniz. Birinin kızmasını önlemek için öbürünü terk etmeyeceksiniz. Gerekiyorsa mesela, babanızla muhabbetinizi annenizden gizleyeceksiniz ama babanızı asla silmeyeceksiniz. Onların kavgasına alet de olmayacaksınız kürek de. b- Eşinizin öfkesinin geçmesini bekleyin. Eşiniz üstünlüğü terk etmemeli, o düzeye düşmemelidir. Evet, eşiniz haklıdır haklı olmasına ama dünya budur, her ailenin buna benzer bir sıkıntısı olabilir. Biz mü'min olarak olayların altında değil olayların üstünde rol almalıyız. İmanımız bunu gerektiriyor. Eşinizin zamanla kurallarını gevşetmesini bekleyin. O izin vermedikçe de annenizin sizin evinize gelmesi doğru olmaz. Sorun sizin eşinizle aranızda dal budak salmaya başlaması şeklini alır ki asıl afeti o zaman görürsünüz. Annenizle buluşmanızı üçüncü mekânlarda yapmaya çalışın. c- Bütün bunlarda en temel çizginiz, sizin aile huzurunuz olmalıdır. Ailenizin huzurundan verip alabileceğiniz bir şey yoktur. O noktaya gelmeniz anne babanızın macerasını tekrarlamanız olur ki bunu yaparsanız, tarihten ibret almama cahilliği yapmış olursunuz. Allah'a emanet olunuz.
Aleykümselam. Ailenizle eşiniz arasında sizin tarafınız, açık bir zulüm olmadıkça eşinizin tarafı olması gerekir. En azından siz, olaya karışmayın. Sessiz kalın. Zamana yayın.
Selamünaleyküm. Siz, annenizi anne, babanızı da baba olarak bilin. İkisine de hürmette kusur etmeyin. Size daha çok muhtaç olana daha yakın durun. Açık görevlerinizi yapın, mesafeli durmanızda sakınca yoktur. Açık hakaret asla yapmayın. Aralarında söz getirip götürmeyin. Haklı haksızı Allah'a havale edin. Dünya ve ahiretiniz için böylesi daha uygundur.
Selamünaleyküm. Eşiniz sizi, dinen boşadı ise şu anda sizinle yeniden nikâh yapması gerekir. Bu nikâh için de babanızın izni gerekecek. Sizi dinen boşamadı ise, siz hâlâ onun eşisiniz. Onun eşi iseniz 'gel' dediğinde gideceksiniz. Annenizin bu durumda beddua etmeye hakkı yoktur.
Anlattığınıza göre anneniz sağlıklı düşünemeyen ve karar veremeyen bir kadındır. Onun agresif çıkışlarını görmezden gelin; sözlerine itibar etmeyin. Annenize elindeki nimetleri hatırlatarak şükreden ve çektiği sıkıntılardan dolayı da sabreden bir kul olması gerektiğini zaman zaman hatırlatın. Annenizle ilgilenmeniz kocanıza zaman ayırmanıza veya gerçek yuvanızla ilgilenmenize engel olmasın. Sizin şu an birinci derecede sorumluluğunuz kocanız ve çocuklarınızdır. Bunları ihmal etmeden kocanızın da gönlünü alarak annenize hizmet edebilirsiniz. Ama lütfen annenizin dertlerini kocanıza taşıyarak onun evinin havasını bozmayın. Kocanızı mutlu edin. Allah yardımcınız olsun.
Sen, olması gerekeni düşünüyorsun. Eşin ise yasaların ve dinin ona verdiği bir hakkı kullanıyor. Eşini bu nedenle reddedemezsin; evinde kimseyi istememek hakkıdır. Bu iki farklı anlayışın bir noktada buluşabilmesi eşinin merhametli ve fedakâr biri olması ile mümkündür. Bu da senin sorunu zamana yayarak (her günün doğal tartışması yapmayarak) onun esnemesini sağlamanla mümkündür. O da insandır neticede. O da bir gün yaşlanacağını biliyordur. Biraz daha “evet, sen haklısın” diyerek ortamı rahatlat. Bir zaman sonra teklifini kabule yanaşacaktır. Ya da onun razı olacağı biraz uzakta bir evi tercih edeceksin. Allah yardımcın olsun.
aile konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. ‘Eşinle gidersin’ ifadesi sıkıntılı bir ifadedir. Anneniz, umreyi önemsememekten ötürü bunu söylüyorsa üzüleceği bir şeyi söylemiştir. Üzerine giderek yarayı derinleştirmeyin. Hayır, kızının parasına acıyorsa yine kadını kendi hâline bırakın. Siz ablanızla bir mahrem de ayarlayıp umreye gidin, aklanıp paklanın ve geri gelin.
Reşit bir insanın evlenmesi kendi sorumluluğunda olur. Evlenmek bir hak veya ihtiyaç, her nasıl görülüyorsa neticede evlenmekten çok daha büyük hak/ihtiyaç olan şeyler kişinin kendi sorumluluğunda olmaktadır. Evet, mü'min bir baba çocuğunun evlenmesini kendisi için bir vicdani vazife veya ihmali durumunda sorumluluk alabileceği bir destek olarak görmelidir ama hukuki bağlayıcılık niteliğinde bir sorumluluğu olmaz. Özellikle de fakru zaruretten ötürü evlenemeyen ve harama girme riski taşıyan çocuğuna karşı bu sorumluluk biraz daha derinleşebilir ama ‘baba sorumludur’ diye bir kural yoktur. Gençlerin evlenme konusunda babalarına dayanmaları, kendileri sağlık açısından bir sıkıntı yaşamadıkları hâlde, arkadaşları ile gezerken babalarının onları evlendirmek için çalışmasını beklemeleri makul değildir. Öğrenci olmak da babaya dayanma nedeni olmamalıdır. Elbette babalar evlatlarını ihmal etmeyeceklerdir ama reşit bir insan kendi evlilik masraflarını üretmelidir. Onurlu bir evlilik açısından böylesi daha basiretli ve hayırlı tutum olur.
Selamünaleyküm. Birinci gerçek: Allah’ın emri olan bir işi yaparken insanların ne diyeceğini önemsemeyiz. Kim olursa olsunlar. İkinci gerçek: Onlar tepki gösterseler de sana yapabilecekleri bir şey yoktur neticede. Bir ara alevlenseler de sönmek zorundadırlar. Sen mükellef bir insansın, çocuk değilsin. Üçüncü gerçek: Sen diklenmeden, birden parlamadan adım adım konuyu açabilirsin. Mesela gitmeden önce onlara başını örtmeyi düşündüğünü hafiften anlatarak giriş yapabilirsin. Sonra da örttüğünü söylersin. En fazla bir iki saat sana köpürebilirler. Sen alttan alan, narin biri olduğun sürece sana yapabilecekleri bir şey yoktur. Namaz konusunda ise zaten seni nefes nefes takip etmeleri mümkün değlidir. Dördüncü gerçek: Senin bu durumun, yaptıklarının Allah katında çok daha sevaplı olması anlamına gelmektedir. Zira Allah Teâlâ senin çileni görmektedir, bilmektedir.
Selamünaleyküm. Allah'ın emri olan namazı men edebilecek bir kul veya makam yoktur. Yaşadığımız dünyada hiçbir beşeri sistem de böyle bir yasaklamadan yana tavır koyamamaktadır. Kişisel hakların putlaştırıldığı bir zamanda ailen sana karşı zulmetmektedir. Tek ihtimal senin namazı öne çıkararak ders çalışmamak, evdeki vazifelerini ihmal etmek gibi hatalar işliyor olabilmendir. Bunun dışında zulme razı olma. Farz olduğu gibi kıl namazını, taviz verme. En azından şimdilik farzları kıl. Dosdoğru kıl hemde!
Selamünaleyküm. Peçe nedeniyle bir ailenin dağılmasının dini duygularla olacağını söyleyemeyiz yani annenizin bu tavrı yanlıştır. Aile huzuru peçeden önemli tutulmalıdır. Korkarım, asıl mesele peçe değildir de bahane o yapılmıştır.
‘Sevmiyorum’ sözü boşamak için kullanılan bir söz değildir. Nefret ve gazap belirtisi için kullanılır. Özellikle ‘seni boşuyorum’ kastı ile söylendiğinde nikâha zarar verebilir. Öyle bir kasıt yoksa boşama değildir.