Fetva Meclisi
Soru
Selamun Aleykum Hocam. Hocam çok zor bir durumdayım lütfen bana yardım edin, akıl verin. Ben öğrenciyim ve namaz kılıyorum. Ama ailem namaz kılmama izin vermiyor. Tatil zamanlarında evde olduğum zaman da namaz kılamadığım için de ya oturarak ve ya uzanarak namaz kılıyorum. Bu şekil kıldığım namaz kabul olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Namazlı bir arkadaş grubuna yönelmelisiniz. Arkadaşlarınız, akraba arasındaki beraber olmaktan haz aldıklarınız ilk değiştirmeniz gereken eyleminiz olmalıdır. İkinci olarak da bir ders halkasına muhakkak katılın. Üçüncü olarak da 'kılmıyorum/kılamıyorum' sözünü kullanmayın. Bu da şu demektir: Namaz kılmamayı normal gören sözler bile sarf etmeyin. Bir de dua etmeyi ihmal etmeyin. Her şeye rağmen hususi namaz duası yapın. Sabah akşam çokça dua edin. Acilen bir plan yapın ve namazlı hayata geçin. Allah yardımcınız olsun.
Aleykümselam. Sizin namazı cemaatle kılmanız gerekmez. İkindi namazı vaktine mesela yirmi dakika kalana kadar kılsanız öğleyi kılmış olursunuz. Buna göre bir ayarlama muhakkak yapın ama namazı asla yok saymayın. Böyle bir durumda da, sadece farzları kılsanız yeterli olur. Allah sizi muvaffak kılsın. Ümmetimizin geleceği sizsiniz. Kendinizi koruyun kollayın. İyi değil en iyi siz olun. Sizi biz bekliyoruz, insanlık bekliyor ve melekler bekliyor. Allah'a emanet olun.
Aleykümselam. Kesinlikle camiye git. Mekruh da olsa git.Sana sorulmadıkça da kimseye bilgi vermeye çalışma. Kendini hesaba kat, sorulunca cevap ver. Gayret et, yılma. Allah yardımcın olsun.
Selamünaleyküm. Namazların ayakta kılınması gerekmektedir. Ancak ciddi bir zaruret oturmaya ruhsat olabilir. Namaz kılıyor diye bilinmemesi için ruhsat arıyorsanız bunun ruhsatı yoktur. Namazı gizleyemezsiniz, gizlemeyin de. Hayır, bulunduğunuz yerde bir bayan olarak o anda namazı kılacak olsanız avret açısından erkeklerin gözünden emin olamayacağınız bir ortamdan ötürü namazı kastediyorsanız eğer, sadece farzları kılın, oturarak kıbleye yönelip kılın. Allah kalbinizi sabit kılsın.
Selamünaleyküm. Namazı, NASIL KILABİLİYORSAK ÖYLE KILMAMIZ genel bir kuraldır. Yapmakta zorlandığınız ya da yaparsanız sağlığınıza zarar verecek şeyi yapmayın. Yapabildiğiniz gibi yapın. Sizin YAPAMADIĞINIZI GÖRSÜN Allah yeter.
Aleykümselam. Bu normaldir. Her mü'min böyle badireler yaşar. Gelgit olur ama mü'min yıkılmaz. Şeytan, bu durumları kendine müşteri çekmek için kullanır. İbadeti ve namazı kalbimizin nabzı gibi kabul edin. Koşarken yükselir, oturunca azalır ama hayat devam eder. Yılmayın, yıkılmayın, devam edin. Dua edin. Çevreni toparlamaya çalışın.
aile konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Birinci gerçek: Allah’ın emri olan bir işi yaparken insanların ne diyeceğini önemsemeyiz. Kim olursa olsunlar. İkinci gerçek: Onlar tepki gösterseler de sana yapabilecekleri bir şey yoktur neticede. Bir ara alevlenseler de sönmek zorundadırlar. Sen mükellef bir insansın, çocuk değilsin. Üçüncü gerçek: Sen diklenmeden, birden parlamadan adım adım konuyu açabilirsin. Mesela gitmeden önce onlara başını örtmeyi düşündüğünü hafiften anlatarak giriş yapabilirsin. Sonra da örttüğünü söylersin. En fazla bir iki saat sana köpürebilirler. Sen alttan alan, narin biri olduğun sürece sana yapabilecekleri bir şey yoktur. Namaz konusunda ise zaten seni nefes nefes takip etmeleri mümkün değlidir. Dördüncü gerçek: Senin bu durumun, yaptıklarının Allah katında çok daha sevaplı olması anlamına gelmektedir. Zira Allah Teâlâ senin çileni görmektedir, bilmektedir.
Reşit bir insanın evlenmesi kendi sorumluluğunda olur. Evlenmek bir hak veya ihtiyaç, her nasıl görülüyorsa neticede evlenmekten çok daha büyük hak/ihtiyaç olan şeyler kişinin kendi sorumluluğunda olmaktadır. Evet, mü'min bir baba çocuğunun evlenmesini kendisi için bir vicdani vazife veya ihmali durumunda sorumluluk alabileceği bir destek olarak görmelidir ama hukuki bağlayıcılık niteliğinde bir sorumluluğu olmaz. Özellikle de fakru zaruretten ötürü evlenemeyen ve harama girme riski taşıyan çocuğuna karşı bu sorumluluk biraz daha derinleşebilir ama ‘baba sorumludur’ diye bir kural yoktur. Gençlerin evlenme konusunda babalarına dayanmaları, kendileri sağlık açısından bir sıkıntı yaşamadıkları hâlde, arkadaşları ile gezerken babalarının onları evlendirmek için çalışmasını beklemeleri makul değildir. Öğrenci olmak da babaya dayanma nedeni olmamalıdır. Elbette babalar evlatlarını ihmal etmeyeceklerdir ama reşit bir insan kendi evlilik masraflarını üretmelidir. Onurlu bir evlilik açısından böylesi daha basiretli ve hayırlı tutum olur.
Selamünaleyküm. Peçe nedeniyle bir ailenin dağılmasının dini duygularla olacağını söyleyemeyiz yani annenizin bu tavrı yanlıştır. Aile huzuru peçeden önemli tutulmalıdır. Korkarım, asıl mesele peçe değildir de bahane o yapılmıştır.
‘Sevmiyorum’ sözü boşamak için kullanılan bir söz değildir. Nefret ve gazap belirtisi için kullanılır. Özellikle ‘seni boşuyorum’ kastı ile söylendiğinde nikâha zarar verebilir. Öyle bir kasıt yoksa boşama değildir.
Selamünaleyküm. ‘Eşinle gidersin’ ifadesi sıkıntılı bir ifadedir. Anneniz, umreyi önemsememekten ötürü bunu söylüyorsa üzüleceği bir şeyi söylemiştir. Üzerine giderek yarayı derinleştirmeyin. Hayır, kızının parasına acıyorsa yine kadını kendi hâline bırakın. Siz ablanızla bir mahrem de ayarlayıp umreye gidin, aklanıp paklanın ve geri gelin.
Selamünaleyküm. Bu nedenle boşanmanız ne dine ne de akla sığmaz, sakın öyle bir şey düşünmeyin. İki taraf arasında hakem olmanız da gerekmiyor. Siz eşinizle aile hayatınızı yaşayın. Anne babanızla da evlatlığınızı yaşayın. Size ‘bizim taraf olmazsan gelme’ diyen olursa ona gitmeyin ama kimse ile kavga da etmeyin.