Fetva Meclisi
Soru
Hocam annemin birçok kronik hastalığı var. En son beyin kanaması ve sonrasında kalça kırığı geçirdi, ayrıca manik depresif hastası. Bazı hastalıkları biz çocukken, babamın dediğine göre evlendiklerinden bu yana varmış ve ablamla yıllardır onun iyi olması için uğraşıyoruz. Bazen haftanın dört veya beş günü genellikle onların işleriyle ilgileniyoruz. Eşim bu durumdan çok rahatsız fakat yapman gerekiyor ne yapalım deyip anlayış gösteriyor. Annemin sağlığı biraz düzene girince ya bir yeri yanıyor ya kendini yaralanıyor. Şeker hastası da olduğu için iyileşmesi aylar sürüyor. Bu durum döngü halinde tekrar ediyor. Tam iyi oluyor derken babamla kavgaları hat safhaya ulaşıyor ve boşanmama yardım etmezseniz hakkımı helal etmem diyor. Boşanma nedeni de babamı hiç sevmeden evlenmesi ve ölmeden sevdiği biriyle evlilik yapmak istemesiymiş. Biz de ne yapacağımızı bilemez durumdayız. Annem yalnız yaşayamaz, biz olmadığımızda babamız onun tüm ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor. Babama onca hakaret etmesine rağmen sabrediyor. Anneniz yalnız kalırsa ölür diyor. Bu durumda annemin istediği gibi ayırıp yeni bir evlilik yapması için uğraşalım mı? Yedi sekiz hastalığı olan ve iki kişi elinden tutup yürüttüğümüz biriyle kim evlenmek ister? Anneannem de şekerden bacağı kesilmiş halde boşandı, sonunda iki bacağını kaybedip çocuklarının yanında vefat etti. Yardımcı olursanız çok seviniriz.
Cevap
Benzer fetvalar
Kıymetli kardeşim sen iki ateşin ortasında kalmışsın. Ama önce şunu bil: Senin sağlığın, senin iyiliğin hepsinden önemli. Sen ayakta kalamazsan, kimseye de faydan olmaz. Bu yüzden önce kendini toparlaman lazım. Öncelikle bu yükü taşımanın seni hasta ettiğini fark et. Çünkü bu bir “görev” değil, hakkın olmayan bir yük. Annene de, eşine de, açıkça ve saygıyla bu seni hasta eden ortamı konuşman gerekiyor. Yanı sıra onların birbirleriyle olan diyaloglarını azaltacak adımlar at. Onların birbirleriyle ne kadar az görüşebileceği makul ve meşru yöntem varsa ortaya konulmalı ve ikisi birbirinden uzak tutulmalı. Senin onlardan birine gidince de birinin diğeri hakkındaki konuşmasından kaçınman lazım. "Bu konuşmanın kimseye bir faydası yok ama bana çok zararı var. Sağlığım bozuluyor. Bana zarar vermek mi istiyorsun açık açık söyle!" diyerek kişilere yaptıklarının tek sonucunun ne olduğunu iyice göster. Bu süreçte yalnız kalma. Dertleşeceğin dostlar bul. Bir psikologdan veya aile danışmanından yardım al. Allah yardımcın olsun. Allah'a emanet ol.
Allah Teâlâ size sabırlar ihsan etsin. Bu fani dünyanın en ağır imtihanlarından biri insanın anne veya babası ile kavgaya zorlanmasıdır. Allah yardımcınız olsun. Size şunu tavsiye ederim: a- Asla anne babanızın arasında hakem rolüne girmeyin. Size göre “o annem”, “o da babam” siz bu dünyadan göçene kadar devam etsin. Birinin hatırı için diğerini ezmeyeceksiniz. Birinin kızmasını önlemek için öbürünü terk etmeyeceksiniz. Gerekiyorsa mesela, babanızla muhabbetinizi annenizden gizleyeceksiniz ama babanızı asla silmeyeceksiniz. Onların kavgasına alet de olmayacaksınız kürek de. b- Eşinizin öfkesinin geçmesini bekleyin. Eşiniz üstünlüğü terk etmemeli, o düzeye düşmemelidir. Evet, eşiniz haklıdır haklı olmasına ama dünya budur, her ailenin buna benzer bir sıkıntısı olabilir. Biz mü'min olarak olayların altında değil olayların üstünde rol almalıyız. İmanımız bunu gerektiriyor. Eşinizin zamanla kurallarını gevşetmesini bekleyin. O izin vermedikçe de annenizin sizin evinize gelmesi doğru olmaz. Sorun sizin eşinizle aranızda dal budak salmaya başlaması şeklini alır ki asıl afeti o zaman görürsünüz. Annenizle buluşmanızı üçüncü mekânlarda yapmaya çalışın. c- Bütün bunlarda en temel çizginiz, sizin aile huzurunuz olmalıdır. Ailenizin huzurundan verip alabileceğiniz bir şey yoktur. O noktaya gelmeniz anne babanızın macerasını tekrarlamanız olur ki bunu yaparsanız, tarihten ibret almama cahilliği yapmış olursunuz. Allah'a emanet olunuz.
Anneniz özellikle sizin yardımınıza muhtaç olmadığı sürece bu şekilde düşünmeyin. Anneniz bakıma muhtaç bir hale geldiğinde hepiniz ona yardımcı olmaya çalışmalısınız. Sizin anneniz, ablanızın annesi ve babanızın da hanımı... Ablanızla da bu konuşup gerektiğinde annenizle sırayla ilgilenmeniz daha doğrudur. Müstakbel kocalarınıza da bu hususta bilgi vererek gönüllerini almalısınız. Allah sizlere hayırlı bir eş nasip etsin.
Annenle babanın yıllar içinde geldikleri bu nokta, senin çözmen gereken bir mesele değil. Sen sadece evlatsın, arabulucu değil… Babanın namaz kılmaması, annenin güçsüzlüğü, evin maddi-manevi yükü… Bunların hepsini bir genç kızın sırtına yüklemek ne insanîdir ne de dînîdir. Sana rehber olacak maddeler yazacağım. Dikkatle okumanı tavsiye ederim: Annenin duygusal bağımlılığına karşı sağlıklı sınırlar koymalısın. Annenin “sensiz ayakta duramam” demesi seni duygusal olarak bağlasa da senin hayatını kilitlememeli. Senin de bir ömrün, bir geleceğin, umutların ve ihtiyacın var. Annelik hakkı kutsaldır ama “evladını kendine kurban etmek” bu hakkın sınırlarını aşar. Babanın tavırları karşısında mesafeli ama saygılı ol: Namaz kılmıyor, iletişim kurmuyor, sorumluluk almıyorsa bu onun kendi imtihanı. Senin görevin nasihat etmek değil, terbiyeni koruyup sınırını çizmektir. Babana düşmanlık etmeden ama sorumluluğunu da yüklenmeden yaşamalısın. Kendine evlenme hakkını çok görme: Evlilik, senin de hakkın. “Ben gidersem bu ev dağılır” endişesiyle sen de yıkılma. Sen bu evin direği değilsin, sen bir evlatsın. Annenin yükünü biraz paylaş, gerekirse diğer kardeşlerine danış. Ama kendi geleceğini ertelerken yılların gidişini izleme. Evlilik tekliflerini oturup değerlendir, kaçma: Gelen teklifleri “evde işler kötü, ben nasıl evleneyim” diyerek hepten geri çevirme. Her gelen teklifin içine doğmuyorsa reddet ama “evlilik beni kurtarır mı?” düşüncesiyle değil, “ben hayırlı bir eş olur muyum?” diye düşünerek karar ver. Görüşmelerde ailenin durumunu anlatmak mecburiyetinde değilsin. Sorulursa dürüstçe ama ifşa etmeden bilgi verilebilir. Bir manevi danışman edin: Yakın çevrende bir hoca hanım, bir mürşide gönül vermiş bir abla yahut ehil bir psikolojik danışman bulabilirsen ona içini dök. Yalnız kaldıkça meseleler büyür. Paylaştıkça hafifler, istişare ettikçe doğrular netleşir. Kendini heder etme. Bu evde olanları gözlemle ama aynısını yaşamaktan korkma. Çünkü sen uyanıksın, farkındasın ve istişareye açıksın. Bu bile senin aynı hataları yapmayacağının bir işaretidir. Sen Rabbine tutunmuş, duyarlılığı olan bir evlatsın. Bu acılarla şekillenmiş kalbinin karşılığı boş kalmaz. Sen Allah’a sığınırsan, O seni dünyaya da ahirete de hazırlar. Güçlü olmak zorunda değilsin, ama sabreden olmak zorundasın. Rabbim seni zayi etmesin, dualarını kabul buyursun, hayırlı bir eş, huzurlu bir yuva ve güçlü bir istikamet nasip eylesin. “Allah’ım, bu kızımızın kalbime ferahlık ver. Ona çıkış yolu göster. Ailesiyle arasına sınırlar koy, onu isyandan koru. Ona hayırlı bir eş, hayırlı bir yuva nasip eyle.”
Sakin kal ve sabırlı ol. Öfkeli kararlar verme, ibadetlerine sarıl, dua et. Eşinle sakince konuş. Suçlamadan, kırmadan duygularını anlat. Bahanelerine karşı hazırlıklı ol. "Aileni sevmen normal ama biz de senin aileniz, denge kurmalıyız." diyerek çözüm öner. Ortak bir karar almaya çalış. Haftada birkaç gün evde yemek yemesi, eve erken gelmesi ve ailece vakit geçirmeniz için anlaşma yapmaya çalış. Aile ilişkilerini dengede tut. Kayınvalidene tamamen uzak durma ama mecbur hissettiğinde kısa ziyaretlerle dengeyi sağla. Geç saatler ve ilgisizlik için ne yapabileceğine dair seni ve eşini tanıyan, sözüne güvendiğin kişilerle istişare et. Bununla beraber eşinin evine karşı böyle olmasının senden ve evdeki bir durumdan kaynaklanıp kaynaklanmadığını araştır. Eğer varsa böyle bir şey o konuda neler yapabileceğini araştır ve hemen o konuya müdahale et. Yok, eğer sadece işiyle alakalı ise ona evi ile işi arasındaki dengeyi hatırlat. Amacın sadece yuvanı kurtarmak ve evindeki huzuru sağlamak olsun. Duygusal kırgınlıklarını belki daha sonra konuşmak üzere bir süre ertelemeye çalış. Her şeye rağmen düzelmezse o zaman aile büyüklerinle ne yapman gerektiği hususunda istişare et. Allah yardımcınız olsun. Allah’a emanet ol.
İkisinin arasındaki sorunlara sakın siz girmeyin. Onlar kendi kazançları ve zararları için çalışıyorlar. Kimin haklı kimin de haksız olduğunu Allah Teâlâ belirleyecek, hükmü o verecektir. Siz insanlığınızı yapın. Elinize düşerse insanca ve mü'mince davranın. Zulmetmeye kalkarsa zulmüne izin vermeyin. Elinizi koruyun. Dilinizi koruyun. Sabredin, seviye kaybetmeyin. Allah yardımcınız olsun.
anne konusundaki diğer fetvalar
Annenizin kazancı haram sınırlarını zorlayan ve kimi işlerinde de iç içe cinsten. Dolayısıyla mümkünse kabul etmeyin. Değilse çocuklarınızın yan giderlerine harcamaya çalışın. Direkt işiyle ilgili olmasa da emirlerini yerine getirmekle sorumlu olduğumuz Allah'ı hatırlatalım. Arkası gelir Allah'ın izniyle. Dua etmeyi de unutmayın...
İyi bir Müslüman olmanın yolu doğru bilgileri öğrenmekten geçer. Bu bilgiler öğrenilecekse bu yerin adının medrese veya ev olması arasında fark yoktur. Yeter ki doğru bilgiyi öğrenin. Yaşınız ilerlediğinde dinimizle bağdaştırılması asla mümkün olmayan hurafelerin kurbanı olmayın. Esasen medreseler farz olan bilgilerin talim edildiği yerlerdir. Daha ötesini öğrenmek istemeyenler ileride kendileri için planladıkları hayata hazırlanırlar. Siz de öyle yapın. Farz olan bilgilerinizi tahsil edin. Sonrasında aileniz ve hocalarınızla yapacağınız istişare sonucuna göre hareket edin. Bu istişarelerinizde şu sorunun cevabı üzerinde de yoğunlaşın. Kur'an ilimlerini öğrenmeye gitmek istememe sebebiniz kişisel zevkinize düşkünlüğünüzden mi yoksa bu işe karşı heyecanınızın olmamasından mı? İstişareniz medresede okumamak şeklinde sonuçlanırsa annenizi gerekçelerinizi ve alternatifinizi sunarak ikna etmeye çalışın. Ama çatışmayın.
Erkek veya kız bir çocuğun anne ve babasına karşı maddi/manevi sorumluluğu ölene kadar bitmez. Sadece erkek çocuğun kız çocuğuna göre ekonomik ve sosyal olarak yapabilecekleri farklı olduğu noktalarda kimi zaman erkeğin kimi zaman da kızın sorumluluğu artar. Mesela kız çocuğu annenin özel hizmetini yapmak konusunda erkekten daha çok sorumlu olur. Aynı şekilde evde çalışmadan beklemek durumunda olan kız çocuğu da çalışıp kazanan erkeğin sorumluluğu kadar sorumluluk taşımaz. Bunun bir ayrıntısı da kız çocuğunun evlendikten sonra anne ve babasına karşı yapabileceklerinin doğal olarak sınırlanması söz konusu olabilir. Genel olarak anlaşılması gereken budur.
Anne hakkını konuşmaya gerek yoktur. O senin cennetin veya cehennemindir. Zaten sen de bunu bildiğin için ona müdahale etmiyorsun. Buna rağmen annenin gelinine bu şekilde müdahale etmesi hakkı değildir. Yaptığı ihtimal ki zulüm düzeyine gelmektedir. Senin annene “gelinine karışma” demen hakkındır, görevindir de. Bunu söylerken ahiretini harap etmeden söylemen gerekir. Bir beyin ameliyatından daha zor bir iş yapmış olacaksın. Söyle veya söylettir, anneni kaybetmeden yap bunu. Kırk ölç bir biç.
İnsan önce kendi anne babasını düşünmelidir. Ülfet gereği ikisi de gitsin isteniyorsa gitmeyen yine öncelikli olmalıdır.
Sen, olması gerekeni düşünüyorsun. Eşin ise yasaların ve dinin ona verdiği bir hakkı kullanıyor. Eşini bu nedenle reddedemezsin; evinde kimseyi istememek hakkıdır. Bu iki farklı anlayışın bir noktada buluşabilmesi eşinin merhametli ve fedakâr biri olması ile mümkündür. Bu da senin sorunu zamana yayarak (her günün doğal tartışması yapmayarak) onun esnemesini sağlamanla mümkündür. O da insandır neticede. O da bir gün yaşlanacağını biliyordur. Biraz daha “evet, sen haklısın” diyerek ortamı rahatlat. Bir zaman sonra teklifini kabule yanaşacaktır. Ya da onun razı olacağı biraz uzakta bir evi tercih edeceksin. Allah yardımcın olsun.