Fetva Meclisi
Soru
Hocam biz eşimle iki yıldır ayrı eve çıktık. İlk önceleri güzeldi ama sonra eşim yemeğini baba evinde yemeye başladı. Babasının evinin yakınında iş yeri var, orada çalıştığı için daha çok orada yiyor. Eve nadir gelmeye başladı ve gittikçe bu durum arttı. Ben de bu durumdan rahatsız oluyordum. Bu nedenle yemek yapmayı azalttım ona. Yaptığımda da ya gelmiyordu, bazen arkadaşlarıyla yiyordu. Yani bazen eve gelip yiyor ama hep babasıyla geliyor. Sonra kızım hasta olduğunda bir kere bile gelip benimle hastaneye gelmişliği yok, belki bir ya da iki kere geldi. Eve de zaten çok geç geliyor. Genelde gece 1’i buluyor. Uyandığında hazırlanıp çıkıyor. Böyle kısır bir döngü var, konuşmaya fırsatımız olmuyor. Kaç defa söyledim, yine de olmadı. Ben onun yaptıklarını anlatmak istemiyorum, sadece eşimle aramızdakileri söylüyorum. Sevgi göremiyorum, sadakat göremiyorum, ilgi göremiyorum ve ben gitgide yıpranıyorum. Acaba ben de onu davranışlarımla yıpratıyor muyum? Şeytanın aramıza girmesini istemiyorum. Sonra annesiyle aramız çok iyi değil. Ben annesinin yanına çok uğramak istemiyorum. Bana, “Niye annenlere gidiyorsun da benim anneme gelmiyorsun?” diyor. Benim büyük kızım sürekli annemde kalıyor. Annem bana çocuklar konusunda yardım ediyor. Kaynanam beni o kadar sevmiyor. Gitmediğimde eşime anlatıyor, o da sürekli orada olduğu için dolduruşa geliyor. Ve daha nicesi… Ne yapmalıyım? Allah rızası için bir yol gösterin.
Cevap
Benzer fetvalar
Bacı, sizin anlattığınızı esas alarak size cevap yazıyoruz. Belki eşinizin anlatacakları ile olayın seyri değişebilir. Bu cevap, sizin anlattığınız kadarının cevabıdır: Kadının çalışma mecburiyeti yoktur bizim dinimizde, evi geçindirmek zorunda olan erkektir. Size defalarca kapıyı göstermiş biri ile saadetiniz zor görünmektedir. Bu ayrıntılardan sonra da kızınız nedeni ile evinize dönmenizi anlamlı ve akıllı bir iş görmeyiz.
Allah Teâlâ yavrunuza afiyet üzere bir ömür nasip etsin. Âmin. Eşinin ailesi ile yaşadığı veya yaşayacağı sorunlara hiçbir şekilde müdahil olma, kendini sorumlu hissetme. Sen bir problem oluşturdu isen onu düzelt. Gerisinde senin yapacağın iş beklemediğin sonuçları doğurabilir. Eşin de durumu zamana yaymalıdır. İleriki günlerde sinirler yatışır ve soğukluk gidebilir. Bu arada gerginliği artıracak şeyler yapmamalısınız. Ne eşin ne de siz, anne babanızla kökten bir kopmayı düşünmemelisiniz. Geçici bir gerginliktir, düzelecek biiznillah diye bakın. Ve düzelmesi için uygun zaman kollayın. Bu arada sizin, eşinizle muhabbetinizi önemsemeniz gerekir. Dikkat edin şeytan, bu gerginlikten istifade ile aranıza fitne sokmasın.
Siz bir başkasının üzerine gelirken normaldi de tabii olarak eşinin yanına gitmek isteyen bir insana neden bu tepkiyi gösteriyorsunuz? Kendinizi alıştırmanız daha doğru olur, dengeli düşünmeye çalışın.
Selamünaleyküm.Kendinize meşguliyetler üretmelisiniz. İnşaallah çocuğunuz olunca bu sitrese vakit bile kalmayacak. Biraz daha sabredin. Günlük meşguliyetler geliştirin. Kur'an okuyun, zikir yapın, dergi okuyun. Hadis ezberleyin. Bir şeyler yapın.
Eşinizin bu arzusu ve emrinin ilk zamanların heyecanı olduğunu umuyorum. Zaman içinde o da dengeye girer zannederim. Bu dönemde direkt yok diyerek kendinizi itaat etmez kişi durumuna düşürmemeye bakın. Anlaşabildiğiniz diğer konularda daha yoğun gündem oluşturun. Böylece bir noktada körelip kalmasın ilişkileriniz.
Sen, olması gerekeni düşünüyorsun. Eşin ise yasaların ve dinin ona verdiği bir hakkı kullanıyor. Eşini bu nedenle reddedemezsin; evinde kimseyi istememek hakkıdır. Bu iki farklı anlayışın bir noktada buluşabilmesi eşinin merhametli ve fedakâr biri olması ile mümkündür. Bu da senin sorunu zamana yayarak (her günün doğal tartışması yapmayarak) onun esnemesini sağlamanla mümkündür. O da insandır neticede. O da bir gün yaşlanacağını biliyordur. Biraz daha “evet, sen haklısın” diyerek ortamı rahatlat. Bir zaman sonra teklifini kabule yanaşacaktır. Ya da onun razı olacağı biraz uzakta bir evi tercih edeceksin. Allah yardımcın olsun.
aile konusundaki diğer fetvalar
Kıymetli kardeşim, geçmişte kalan hatalarından dolayı Allah'a istiğfar eyle her daim. Peygamberimiz bile her gün 70'ten fazla istiğfar ederdi. Annen ile aranı iyileştirmeye odaklan sen. Onunla tartışacağın konulardan uzak dur. Bu tür çekişmelerden olabildiğince uzak dur. Gündemini boşalt. Sınavlarına ve derslerine odaklan. Sen kendini güzelce geliştir. Ruh halini en iyi şekilde koru. İnşallah bunlar yarın sana en güzel şekilde geri dönecektir. Allah yardımcın olsun. Allah'a emanet ol.
"Baba" demek, sadece saygı ve yakınlık ifade etmek amacıyla kullanılıyorsa bunun bir günah olmadığını söyleyebiliriz. Ancak soy bağını yanlış beyan etmek veya başka birine babalık iddiası ile yaklaşmak, dinimize aykırı bir durumdur ve büyük bir günahtır. Dolayısıyla bu tür bir ifadeyi kullanırken dikkatli olmak gerekir. Gerçek soy bağları korunmalı ve kimseyi haksız bir şekilde babalık iddiasıyla itham etmemek önemlidir.
Kıymetli kardeşim, elbette ki meramını ifade edip rahatsız olduğun bu duruma müdahale etmelisin. Ama bu durum kadar önemli olan bir diğer durum da bunu en güzel bir dille ifade edebiliyor olman. Meramını ve rahatsızlıklarını, karşı tarafı incitmeden, kabul edilebilir bir şekilde ifade etmek büyük bir sanattır. Ve her Müslümanın bu sanatı becermesi gerekir. Siz de bu konuda gerekirse konuşmalar hazırlayıp en güzel şekilde ifade etmeye çalışın. Empatik, ben dili kullanılarak yapılan bir konuşma inşaallah etkili olacaktır. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Kıymetli kardeşim bazı şeyleri netleştirmek lazım ki faydalı bir sonuca ulaşalım. Eğer sınava hazırlanmak istiyorsan öncelikle sınava hazırlanan arkadaşlar edin. Onlarla sınav hakkında konuşmalar yap. Onların hangi seviyede, kendinin hangi seviyede olduğunu sık sık kıyasla ve kendinde çalışma motivasyonu oluşturmaya çalış. Bu süreçte de seni disiplinden uzaklaştıran her boş şeyden uzaklaş! Bu önemli. Eğer çalışmak istemiyorsan o halde evlilik için uygun adımlar at. Yakın gördüğün çevrene durumunu niyetini belirt. Sen de bu süreçte üzerine düşeni en güzel şekilde yap. Hangi süreç olursa olsun daima bir miktar sabır gerektirir. Bunu da nefsine hatırlatıp şimdiden hazır olmasını bekleme. Hayattan çok yüksek beklentilere girmek can sıkabilen riskli bir iştir. Bunun yerine gerçekçi beklentiler içinde gayret etmek en sağlıklısıdır. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Aile içindeki çatışmalar gerçekten çok zorlayıcı olabilir. Özellikle de miras gibi maddi konular ve hasetler devreye girdiğinde. Bu tür meseleler insanın kalbinde büyük yaralar açabilir ancak unutma ki, Allah bir insanın içindeki sabrı ve samimiyeti görmek ister. Öncelikle, Allah’a olan teslimiyetini ve sabrını güçlendirmek çok önemli. Bütün bu yaşadıkların, Rabbimizin seni denediği bir süreçtir. Zorluklarla karşılaştığında, nasıl davrandığın ve ne kadar sabrettiğin Allah katında değer kazanır. Allah, zorluklar ve sıkıntılarla sabredenleri mükâfatlandırır. O yüzden, sabrını asla kaybetme. İçindeki bu sevgiyi kin haline getiren, duyduğun öfkeyi yenen ve kalbinde ferahlık oluşturmaman için bazı şeylere dikkat edebilirsin: Allah’a güven ve teslim ol: Aile içindeki kötü davranışlar seni kırsa da Allah’a güvenmeyi unutma. O, her şeyin sahibidir ve en iyi takdiri O yapar. Bu yüzden Rabbine güvenmek, sabretmek ve her şeyin sonunda sadece O'na yönelmek sana huzur verecektir. Dua et: Ailene ve kalbine karşı duyduğun bu olumsuz hisleri temizlemek için sürekli dua et. “Ya Rabbi, kalbimdeki öfkeyi ve kinleri al, bana sabır ver.” diye dua etmek, içindeki sıkıntıyı bir nebze olsun hafifletebilir. Allah’ın rızasını gözet: Aile içindeki kırgınlıklar ve olumsuzluklar seni haksız kılmasın. Sen yine de Allah için doğruyu yapmaya devam et. Her defasında sevgiyle yaklaşmaya gayret et. Her zaman kendini doğru yolda tutmaya çalış. Bazen karşındaki insan seni anlamayabilir ya da iyiliğini kötüye çevirebilir ama sen Allah’a rızası için sabırlı kalmaya devam et. Mesafe koymak da bir çözüm olabilir: Eğer sevgi ve iyi niyetin, sürekli kin ve kırgınlığa dönüşüyorsa bir süre mesafe koymak da faydalı olabilir. Hem kendine hem de diğerlerine zarar vermemek adına bir süre uzak durarak kalbini dinlendirebilirsin. Bu, kesinlikle bir küslük değil, sadece içsel huzurunu korumak içindir. Açık iletişim kurmaya gayret et: Mümkünse, aile üyelerinle bu duygu durumunu, seni nelerin üzüp kin duygusuna ittiğini açık bir şekilde paylaşmak da faydalı olabilir. İnsanlar, bazen farkında olmadan birbirini kırabiliyor. Duygusal bir iletişim, bu tür yanlış anlamaları ve kinleri ortadan kaldırabilir. Her ne kadar zorluklarla karşılaşsan da Allah seni en iyi şekilde imtihan ediyor. O yüzden içindeki kinleri arındırıp, sabır ve sevgiyle yaklaşman çok değerli. Allah’ın rızasını kazanarak hareket etmek, sonunda kalbini ferahlatır ve huzur verir. Allah’a emanet ol.
Siz bir evlat olarak, aile ocağınıza dönerken bir misafir değil, bir emanetçisiniz. Anne babanıza hizmetiniz, onlarla kurduğunuz muhabbet, sadece bir ziyaret değil; bir ibadettir. Ailenizin gelirinde haram şüphesi varsa sizin o evde yaşamanız doğrudan harama bulaştığınız anlamına gelmez. Çünkü eve helal de giriyor, haram da. Siz tümüyle haram olandan değil, karışık olandan faydalanıyorsunuz. Bu durumda haramlık sabit değildir. Elinizden geldiğince maddi destek veriyorsunuz, ev işlerine yardım ediyorsunuz, ailenize haram-helal farkını hatırlatıyorsunuz. Bunların hepsi, sizin o evdeki varlığınızı meşru ve hatta sevaplı kılar. Bundan sonra da helale teşvik etmeye devam edin. Gücünüz yettiği kadar destek olmaya devam edin ama bu hassasiyet sizi vesveseye götürmesin. Çünkü vesvese şeytanın oyunudur.