Fetva Meclisi
Soru
Hocam son zamanlarda aile yapımızda büyük bir tahribat meydana geldi. Özellikle miras konuları etrafında başlayan tartışmalar, hanımlar arasında oluşan haset ve çatışmalarla daha da derinleşti. Eskiden birbirimize sık sık gidip gelirken artık bu ziyaretler neredeyse tamamen azaldı. Ben dayılarıma, halalarıma Allah Teâlâ’nın rızasını gözeterek sevgiyle yaklaşmaya çalışıyorum. Fakat her defasında bu çabam karşılıksız kalıyor, gösterdiğim sevgi bende zamanla kine dönüşüyor. Bu içsel mücadele beni oldukça yıpratıyor. Bu durumda nasıl bir yol izlemeliyim? Hem akrabalık bağlarını koparmamak hem de iç huzurumu kaybetmemek için ne yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Eşinizin yaptığı şey, Allah katında çok çirkin ve ağır bir vebaldir. Evli olduğu hâlde başka kadınlarla ilişkiler kurması hem zina günahına yaklaşma hem de emanete hıyanet demektir. Eşiniz ahirette bunun hesabını verecek. Ama siz onun kötülüğüyle değil kendi duruşunuzla değerlendirileceksiniz. O’nun vebali kendine, sizin sabrınız size sevap olur. Sürekli ihanet varsa, güven bitmişse ve huzur tamamen yok olmuşsa, kadın boşanmayı talep etme hakkına sahiptir. Ama siz çocuklarınız için, maddi sebeplerle ve belki de son bir umutla ayrılmayı göze alamıyorsanız… Bu da günah değildir. Çünkü sabırla sürdürmek de şahsî bir tercihtir. Lakin bu sabır, sizi tüketmemeli. Allah’a sığınmaya devam edin. Kendi değerinizi bilin. Eşinizin yaptığı sizin değersizliğinizin değil onun ahlâksızlığının göstergesidir. Kendinizi ihmal etmeyin. Zihinsel ve fiziksel yorgunluğunuzu azaltacak meşguliyetler edinin. Güvendiğiniz birkaç dost, kitap, ders halkası ya da hayırlı meşgalelerle iç direncinizi canlı tutun. Eşinizle açıkça konuşun. Yumuşak ama net bir şekilde bu durumun sizi nasıl çökerttiğini, affetmenin sınırına geldiğinizi, eğer tevbe ve değişim göstermeyecekse artık sabrın tükenmekte olduğunuzu ifade edin. Güvendiğiniz bir aile büyüğü veya bir hoca ile yüzleştirme yapmayı düşünün. Bazen üçüncü bir ses, kişiyi toparlayabilir. Son olarak şu şekilde dua edebilirsiniz: “Allah’ım! Kalbimi daraltan her şeyden Sana sığınırım. Gönlümde olanı ancak Sen bilirsin. Beni sabırla, ferasetle ve hayırla çıkar bu imtihandan. Eşimle aramızdaki kötülüğü hayra çevir ya da beni hayırla ayır. Kalbimi huzurla, bedenimi afiyetle, yolumu rahmetinle donat” Allah size kuvvet versin, hayrınıza olan neyse onu nasip etsin.
Anlattığın tablo ne yazık ki aile içinde zaman zaman yaşanabiliyor. Kardeşler arasında kıskançlık, haksızlık ve fitne şeytanın en çok sevdiği şeydir. Sen Allah’a şükrediyorsun, maddi durumun iyi, rızkın bol. Bu bile başlı başına bir imtihan. Ama bu nimeti kıskanıp seni kötüleyen bir ablanın olması seni yıpratmış ve kalbini kırmış. Onun söylediği “Allah parayı kime veriyor, bilmiyor mu?” gibi sözler sadece seni değil, doğrudan Allah’ın takdirini sorgulayan cümlelerdir. Bu büyük bir hatadır. Ama sen onun bu sözünü tekrar ederek değil, Allah’a havale ederek davranmalısın. Bazen insanlar sen ne kadar iyi olursan ol, seni kötü görmekte ısrar ederler. İşte böyle durumlarda sınır koymak bir küslük değildir, bir korunma refleksidir. Dinen de eğer zulüm ve sürekli psikolojik baskı varsa görüşmemek veya mesafe koymak caizdir. Bu, akrabalık bağlarını kesmek değil; kendini, aileni ve ruh sağlığını korumaktır. Çünkü senin bu yorgunluğun artık sabrın ötesine geçmiş görünüyor. Bu yüzden görüşmemen, konuşmaman bir vebal oluşturmaz. Ama kalbinde kin ve nefret biriktirmemeye gayret et. Çarşaf giymesi onu Allah’a daha yakın biri yapmaz eğer kalbi bozuksa. Dış görünüş önemlidir ama asıl olan iç dünyamızdır. Sen onun hakkında kötü düşünmek istemesen de kalbin kırılmış, çok normal. Ama bir nasihat olarak söyleyeyim: Bu kırıklığı kinle değil, dua ile tamir etmeye çalış. “Allah’ım onun şerrinden beni muhafaza et, kalbimi karartma, sabrımı çoğalt, ona da doğru yolu göster.” diye dua et. Sabreden, dilini tutan ve iffetli bir şekilde uzak duran kişiyi Allah hem bu dünyada korur, hem de ahirette mazlum olarak yüceltir.
Kızım, bu büyü gibi bir nedene bağlanmamalıdır. Ortada kaybedilmiş bir insanlık var, sorun budur. Dua edin de Allah Teâlâ kalplerini yumuşatsın. - Kendinizi evdeki gündemin dışına taşıyacak işler üretin. Sürekli evdeki gündemle kilitli kalmanız, o gündemi olduğundan fazla ağırlaştırmaktadır. Buna dikkat edin. - Kabiliyetlerinizi keşfetmeye çalışın. Sanat olabilir, meslek olabilir, şiir olabilir, el işi olabilir.. - Dertleşeceğiniz arkadaşlar bulun. Bir iki arkadaş bulun onlarla günde üç dört dakika telefonlaşın, zihninizi dinlendirdiğini göreceksiniz. - İbadetlerinizi ihmal etmeyin. Kur'an okuyun. Günde beş sayfa Kur'an okusanız yağlarınız erimiş gibi hissedersiniz kendinizi. Namaz çok önemlidir. Belli zikirler yapın. - Ve çok dua edin. Dua vaktiniz olsun. Mesela yatmadan önce ya da sabah kalktığınızda muhakkak on dakika en azından dua edin. Evet, bunlar o sıkıntıları gidermez belki ama tıpkı çocukken size yapılan aşılar gibi sizi sıkıntılara karşı bağışıklığı güçlü duruma getirir. Rahat ettiğinizi hissedersiniz. Sabredin kızım, dünya budur, böyledir. Böyledir, aynen böyledir. Size dua ederim.
Her şeyin başlangıcı ve sonu Allah’a bağlıdır. Kısmet ve talih dediğimiz kavramlar aslında, Allah’ın takdiridir ve insanlar için çok farklı yollarla görünür. Bazen işler yolunda gitmez fakat Allah bu durumu bizim için bir iyiliğe dönüştürür. Hayatımızda zor bir dönem geçirdiğimizde, biz bu dönemi yanlış algılayabiliriz. Ancak unutma ki Allah’ın rahmeti sonsuzdur ve O, senin hayrını en iyi şekilde bilir. Böyle anlarda, Allah’a sığınmalı, sabırlı olmalı ve tevekkül etmelisin. İşlerin ters gitmesi, bazen bir nevi Allah’ın seni koruması, yanlış yollardan uzak tutması olabilir. Bu yüzden zor zamanlarda, dua ve sabırla kalmak seni Allah’a daha yakın kılacaktır. Dua etmek, Allah’a yönelmek, O'na içten bir şekilde yalvarmak, her zaman doğru bir yoldur. İslam’da dualarımızın ya hemen kabul olacağını ya da Allah’ın takdiri doğrultusunda bir şekilde bizlere fayda sağlayacağına inanılır. Bazen, bizler dua ettiğimizde, beklediğimiz şey hemen gerçekleşmez. Çünkü Allah, bizim için en hayırlısını bilir. Şerre çevrildiği iddia edilen dualar, yanlış anlaşılmalar olabilir. Belki de yanlış yerden, yanlış bir inançla yapıldığında, zorluklar yaşanabilir. O yüzden dua ederken, Allah’a olan güvenin tam olmalı ve dualarını doğru niyetle yapmalısın. Allah, hiçbir zaman kulunu zarar uğratmak istemez. Aksine O'nun dileği kulunun hayrına olandır. İçinde bulunduğun bu durumlarda, şunu unutma: İman etmek ve sabretmek, hayatın gerçek sınavıdır. Zorluklar geçici ama sabrın ve Allah’a olan güvenin kalıcıdır. Dua et ama sabret ve her şeyin sonunda Allah’ın en güzel takdirine rıza göster. Allah’a emanet ol, sabrın mükâfatını versin.
Haklı olmanız veya olmamanız bir yana, sizin böyle bir meselede çözüm sahibi olmanız çok zordur. Sadece kendinizi yıpratmış olursunuz. Size tavsiyemiz şudur: Aile büyüklerinize karşı asi durumunda olmayın. Onların aralarındaki tartışmalara açık bir taraf olmayın. Evet, annenizin yanında olun, onu teselli edin ama bir savcı gibi de olmayın. Sabırla ve seviyenizi koruyarak olayı izlemeye bakın. Büyüklerinize sevgi beslemeyebilirsiniz, elinizden gelmeyebilir sevmek ama seviyesizlik de yapmamaya çalışın. Böylece ilerisi için size kazanç getirecek olanı yapmış olursunuz. Nefsinizin hoşuna gitmese ve zor da olsa seviyeli olan budur.
Sabırlı olun. Yaşanan gerginlikleri konuşarak ve sağduyuya çağırarak çözmeye çalışın daima. Belki biraz zaman alır. Sabırlı olun. Eşiniz ile aranızdaki anlaşmazlıkları tartışmayla çözmeye çalışmayın. Bu işleri daha da kötü yapmaktan başka pek bir işe yaramaz. Aranızdaki iyilik hali büyüdükçe birbirinize karşı cesur sözler ve hareketleriniz de azalır biiznillah. Allah'a emanet olun.
aile konusundaki diğer fetvalar
"Baba" demek, sadece saygı ve yakınlık ifade etmek amacıyla kullanılıyorsa bunun bir günah olmadığını söyleyebiliriz. Ancak soy bağını yanlış beyan etmek veya başka birine babalık iddiası ile yaklaşmak, dinimize aykırı bir durumdur ve büyük bir günahtır. Dolayısıyla bu tür bir ifadeyi kullanırken dikkatli olmak gerekir. Gerçek soy bağları korunmalı ve kimseyi haksız bir şekilde babalık iddiasıyla itham etmemek önemlidir.
Kıymetli kardeşim, geçmişte kalan hatalarından dolayı Allah'a istiğfar eyle her daim. Peygamberimiz bile her gün 70'ten fazla istiğfar ederdi. Annen ile aranı iyileştirmeye odaklan sen. Onunla tartışacağın konulardan uzak dur. Bu tür çekişmelerden olabildiğince uzak dur. Gündemini boşalt. Sınavlarına ve derslerine odaklan. Sen kendini güzelce geliştir. Ruh halini en iyi şekilde koru. İnşallah bunlar yarın sana en güzel şekilde geri dönecektir. Allah yardımcın olsun. Allah'a emanet ol.
Sakin kal ve sabırlı ol. Öfkeli kararlar verme, ibadetlerine sarıl, dua et. Eşinle sakince konuş. Suçlamadan, kırmadan duygularını anlat. Bahanelerine karşı hazırlıklı ol. "Aileni sevmen normal ama biz de senin aileniz, denge kurmalıyız." diyerek çözüm öner. Ortak bir karar almaya çalış. Haftada birkaç gün evde yemek yemesi, eve erken gelmesi ve ailece vakit geçirmeniz için anlaşma yapmaya çalış. Aile ilişkilerini dengede tut. Kayınvalidene tamamen uzak durma ama mecbur hissettiğinde kısa ziyaretlerle dengeyi sağla. Geç saatler ve ilgisizlik için ne yapabileceğine dair seni ve eşini tanıyan, sözüne güvendiğin kişilerle istişare et. Bununla beraber eşinin evine karşı böyle olmasının senden ve evdeki bir durumdan kaynaklanıp kaynaklanmadığını araştır. Eğer varsa böyle bir şey o konuda neler yapabileceğini araştır ve hemen o konuya müdahale et. Yok, eğer sadece işiyle alakalı ise ona evi ile işi arasındaki dengeyi hatırlat. Amacın sadece yuvanı kurtarmak ve evindeki huzuru sağlamak olsun. Duygusal kırgınlıklarını belki daha sonra konuşmak üzere bir süre ertelemeye çalış. Her şeye rağmen düzelmezse o zaman aile büyüklerinle ne yapman gerektiği hususunda istişare et. Allah yardımcınız olsun. Allah’a emanet ol.
Önce şu gerçeği kabul edelim: Kalbinin büyüklüğü seni zorluyor. Sen çok merhametli, çok vicdanlı, çok seven bir insansın. Ama bazen "merhamet yerinde değilse zulme dönüşebilir." Bunun adına İslam’da "zalimliği ödüllendirmek" denir. "Zamanında seni terk eden birine, şimdi hayatını verecek kadar kendini feda etmek..." Bu senin büyüklüğün olabilir ama adaletli bir karar olmayabilir. Şimdi şu soruları cevaplamanı istiyorum: Hasta olmasaydı barışır mıydın ve o seninle barışır mıydı? İleride bu kişi seni yine bırakırsa, tek böbrekle mi kalacaksın? Ailenin rızası olmadan bu kararı almak doğru mu? Sen kötü biri değilsin, kararsızsın. Bu da çok doğal. Allah seni vicdanlı, sevgi dolu bir kalple yaratmış. Ama karşı tarafın seni terk etmiş olması, hastalıkla geri gelmiş olması ve senin bedel ödeyen taraf olman, seni acıtan, yoran bir denklem içinde tutuyor. Lütfen, acın üzerinden büyük kararlar verme. Sevdan, sağlığından kıymetli değil. Merhametin, aklını bastırmamalı. Allah, kendine zulmetmeni senden istemez. Asla ailenden gizli iş yapma. Aksi takdirde aileni de kaybetmek zorunda kalacaksın.
Kıymetli kardeşim, elbette ki meramını ifade edip rahatsız olduğun bu duruma müdahale etmelisin. Ama bu durum kadar önemli olan bir diğer durum da bunu en güzel bir dille ifade edebiliyor olman. Meramını ve rahatsızlıklarını, karşı tarafı incitmeden, kabul edilebilir bir şekilde ifade etmek büyük bir sanattır. Ve her Müslümanın bu sanatı becermesi gerekir. Siz de bu konuda gerekirse konuşmalar hazırlayıp en güzel şekilde ifade etmeye çalışın. Empatik, ben dili kullanılarak yapılan bir konuşma inşaallah etkili olacaktır. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Kıymetli kardeşim bazı şeyleri netleştirmek lazım ki faydalı bir sonuca ulaşalım. Eğer sınava hazırlanmak istiyorsan öncelikle sınava hazırlanan arkadaşlar edin. Onlarla sınav hakkında konuşmalar yap. Onların hangi seviyede, kendinin hangi seviyede olduğunu sık sık kıyasla ve kendinde çalışma motivasyonu oluşturmaya çalış. Bu süreçte de seni disiplinden uzaklaştıran her boş şeyden uzaklaş! Bu önemli. Eğer çalışmak istemiyorsan o halde evlilik için uygun adımlar at. Yakın gördüğün çevrene durumunu niyetini belirt. Sen de bu süreçte üzerine düşeni en güzel şekilde yap. Hangi süreç olursa olsun daima bir miktar sabır gerektirir. Bunu da nefsine hatırlatıp şimdiden hazır olmasını bekleme. Hayattan çok yüksek beklentilere girmek can sıkabilen riskli bir iştir. Bunun yerine gerçekçi beklentiler içinde gayret etmek en sağlıklısıdır. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.