Fetva Meclisi
Soru
Hocam Veda Hutbesi'ni okurken dikkatimi çeken bir bölüm oldu. Orada “babadan başka birine soyunu nispet etmek” gibi bir ifade var. Ayrıca “Cenab-ı Hak onların tövbesini ve şehadetini kabul etmez” şeklinde ağır bir uyarı da yer alıyor. Bu beni düşündürdü. Mesela bir insan, başka birine baba dese, “Bu benim babam” diye hitap etse; bu kişi günaha mı girmiş olur? Yoksa burada kastedilen farklı bir anlam mı var? Bu konuyu tam olarak anlayamadım, açıklarsanız çok sevinirim.
Cevap
Benzer fetvalar
Erkek veya kadın herkes baba soyu ile anılır/anılmalıdır. Kitabımızın emri budur. Soyadı ise bu çağa mahsus bir uygulamadır. Dinen de bir sakıncası yoktur. Eşlerin bu konuda aralarındaki anlaşmaya göre karar vermeleri mümkündür. Bayan babasının soyadını taşıyabilir ama bu bir aile sorunu olacaksa diretmemesini tavsiye ederiz.
Baba muhtaç ve oğlu da verebilecek imkâna sahip olduğu hâlde vermezse oğlu vebale girer. Babanın yaptığı dua da yerini bulur. Baba muhtaç olmadığı hâlde birinci dereceden zorunlu olmayan bir şeyi oğlundan ister de oğlu da onu yapmazsa ve özellikle de sizde olduğu gibi imkânı olmadığı için yapamazsa babanın bir hakkı olmaz, yaptığı bedduası da biiznillah tutmaz. Siz babanızın hizmetinde olmaya elinizden geldiği kadar devam edin. Bu kırgınlığı unutmaya çalışın. Allah yardımcınız olsun.
Müslümanlığın örneği baban değildir. Sen Müslümanlığı onun Peygamberinden öğrenmelisin. Yarın Allah'ın huzuruna sen de baban da tek tek çıkacaksınız. Evet, baban yanlış yapıyor ama sen doğruluğun sahibi ol. Hatalı durumda olma, başka bir konuda suçlu duruma düşme, babanın yaptıklarını da kafana takma. Sabret ve onurunla yaşa. Allah yardımcın olsun.
Öncelikle şu bilgiyi ortaya koyalım: Kimsenin günahı bir başkasına yazılmaz. Kur’an’da bu çok açık bir şekilde ifade edilmiştir: “Hiçbir günahkâr, bir başkasının günahını yüklenmez.” (En’âm sûresi, 6/164. âyet) Bu ayetten, bir babanın yaptığı hatayı evladının çekmeyeceğini anlıyoruz. Ama evlat babasının yaptığı yanlışlara susar, onaylar, benimsediği hâlde uyarsa, o zaman o günaha ortak olur. Senin anlattığın durumda ise sen bu hataları onaylamıyorsun, içinden rahatsız oluyorsun, düzeltmeye çalışıyorsun. Bu durumda sen sorumlu değilsin. Peygamber Efendimiz ﷺ buyuruyor: “Bir kul bir şeyi ayıplarsa, Allah onu o şeyle imtihan etmeden canını almaz.” (Tirmizî, Kıyâme, 53) Ama bu senin için değil kınayan için geçerlidir. Yani eğer baban, insanların başına gelen musibetleri küçümsüyor, eşine, evladına laf söylüyorsa, bu çok risklidir. Allah muhafaza, onun imtihanı daha çetin olabilir. Bu yüzden dua et ki Rabbim ona hidayet versin. Ama bu kınamalar sana sirayet etmez, yeter ki sen aynı hatayı yapma, aynı kibri taşıma.
Dinimiz, insanların malını korunaklı bir mevkide tutmaktadır; kimse kimsenin malından alamaz. Genel kural böyledir. Bunun tek istisnası babanın evladının malından almasıdır. O da sınırsız bir alma değildir. Baba muhtaç ise evladı da ona vermiyorsa alabilir. Bu alma evladını zora sokacak şekilde olursa caiz olmaz. Bir çocuğundan alıp diğer çocuğuna verirse yine caiz olmaz. Siz eğer babanız sebebiyle mesela evinizi geçindiremez duruma düşüyorsanız babanızın da aslında aciliyeti yoksa vermeyebilirsiniz. Beddua etmesinin anlamı yoktur. Bunun haricinde, sabredin ve kazanın.
Soyadı değil isim bile değiştirilebilir, günah olmaz. Günah olan insanın geçmiş soyu ile yanı baba bağı ile oynaması ve başka bir soya kendisini bğlamaya çalışmasıdır.
aile konusundaki diğer fetvalar
Kıymetli kardeşim, geçmişte kalan hatalarından dolayı Allah'a istiğfar eyle her daim. Peygamberimiz bile her gün 70'ten fazla istiğfar ederdi. Annen ile aranı iyileştirmeye odaklan sen. Onunla tartışacağın konulardan uzak dur. Bu tür çekişmelerden olabildiğince uzak dur. Gündemini boşalt. Sınavlarına ve derslerine odaklan. Sen kendini güzelce geliştir. Ruh halini en iyi şekilde koru. İnşallah bunlar yarın sana en güzel şekilde geri dönecektir. Allah yardımcın olsun. Allah'a emanet ol.
Sakin kal ve sabırlı ol. Öfkeli kararlar verme, ibadetlerine sarıl, dua et. Eşinle sakince konuş. Suçlamadan, kırmadan duygularını anlat. Bahanelerine karşı hazırlıklı ol. "Aileni sevmen normal ama biz de senin aileniz, denge kurmalıyız." diyerek çözüm öner. Ortak bir karar almaya çalış. Haftada birkaç gün evde yemek yemesi, eve erken gelmesi ve ailece vakit geçirmeniz için anlaşma yapmaya çalış. Aile ilişkilerini dengede tut. Kayınvalidene tamamen uzak durma ama mecbur hissettiğinde kısa ziyaretlerle dengeyi sağla. Geç saatler ve ilgisizlik için ne yapabileceğine dair seni ve eşini tanıyan, sözüne güvendiğin kişilerle istişare et. Bununla beraber eşinin evine karşı böyle olmasının senden ve evdeki bir durumdan kaynaklanıp kaynaklanmadığını araştır. Eğer varsa böyle bir şey o konuda neler yapabileceğini araştır ve hemen o konuya müdahale et. Yok, eğer sadece işiyle alakalı ise ona evi ile işi arasındaki dengeyi hatırlat. Amacın sadece yuvanı kurtarmak ve evindeki huzuru sağlamak olsun. Duygusal kırgınlıklarını belki daha sonra konuşmak üzere bir süre ertelemeye çalış. Her şeye rağmen düzelmezse o zaman aile büyüklerinle ne yapman gerektiği hususunda istişare et. Allah yardımcınız olsun. Allah’a emanet ol.
Aile içindeki çatışmalar gerçekten çok zorlayıcı olabilir. Özellikle de miras gibi maddi konular ve hasetler devreye girdiğinde. Bu tür meseleler insanın kalbinde büyük yaralar açabilir ancak unutma ki, Allah bir insanın içindeki sabrı ve samimiyeti görmek ister. Öncelikle, Allah’a olan teslimiyetini ve sabrını güçlendirmek çok önemli. Bütün bu yaşadıkların, Rabbimizin seni denediği bir süreçtir. Zorluklarla karşılaştığında, nasıl davrandığın ve ne kadar sabrettiğin Allah katında değer kazanır. Allah, zorluklar ve sıkıntılarla sabredenleri mükâfatlandırır. O yüzden, sabrını asla kaybetme. İçindeki bu sevgiyi kin haline getiren, duyduğun öfkeyi yenen ve kalbinde ferahlık oluşturmaman için bazı şeylere dikkat edebilirsin: Allah’a güven ve teslim ol: Aile içindeki kötü davranışlar seni kırsa da Allah’a güvenmeyi unutma. O, her şeyin sahibidir ve en iyi takdiri O yapar. Bu yüzden Rabbine güvenmek, sabretmek ve her şeyin sonunda sadece O'na yönelmek sana huzur verecektir. Dua et: Ailene ve kalbine karşı duyduğun bu olumsuz hisleri temizlemek için sürekli dua et. “Ya Rabbi, kalbimdeki öfkeyi ve kinleri al, bana sabır ver.” diye dua etmek, içindeki sıkıntıyı bir nebze olsun hafifletebilir. Allah’ın rızasını gözet: Aile içindeki kırgınlıklar ve olumsuzluklar seni haksız kılmasın. Sen yine de Allah için doğruyu yapmaya devam et. Her defasında sevgiyle yaklaşmaya gayret et. Her zaman kendini doğru yolda tutmaya çalış. Bazen karşındaki insan seni anlamayabilir ya da iyiliğini kötüye çevirebilir ama sen Allah’a rızası için sabırlı kalmaya devam et. Mesafe koymak da bir çözüm olabilir: Eğer sevgi ve iyi niyetin, sürekli kin ve kırgınlığa dönüşüyorsa bir süre mesafe koymak da faydalı olabilir. Hem kendine hem de diğerlerine zarar vermemek adına bir süre uzak durarak kalbini dinlendirebilirsin. Bu, kesinlikle bir küslük değil, sadece içsel huzurunu korumak içindir. Açık iletişim kurmaya gayret et: Mümkünse, aile üyelerinle bu duygu durumunu, seni nelerin üzüp kin duygusuna ittiğini açık bir şekilde paylaşmak da faydalı olabilir. İnsanlar, bazen farkında olmadan birbirini kırabiliyor. Duygusal bir iletişim, bu tür yanlış anlamaları ve kinleri ortadan kaldırabilir. Her ne kadar zorluklarla karşılaşsan da Allah seni en iyi şekilde imtihan ediyor. O yüzden içindeki kinleri arındırıp, sabır ve sevgiyle yaklaşman çok değerli. Allah’ın rızasını kazanarak hareket etmek, sonunda kalbini ferahlatır ve huzur verir. Allah’a emanet ol.
Kıymetli kardeşim, elbette ki meramını ifade edip rahatsız olduğun bu duruma müdahale etmelisin. Ama bu durum kadar önemli olan bir diğer durum da bunu en güzel bir dille ifade edebiliyor olman. Meramını ve rahatsızlıklarını, karşı tarafı incitmeden, kabul edilebilir bir şekilde ifade etmek büyük bir sanattır. Ve her Müslümanın bu sanatı becermesi gerekir. Siz de bu konuda gerekirse konuşmalar hazırlayıp en güzel şekilde ifade etmeye çalışın. Empatik, ben dili kullanılarak yapılan bir konuşma inşaallah etkili olacaktır. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Kıymetli kardeşim bazı şeyleri netleştirmek lazım ki faydalı bir sonuca ulaşalım. Eğer sınava hazırlanmak istiyorsan öncelikle sınava hazırlanan arkadaşlar edin. Onlarla sınav hakkında konuşmalar yap. Onların hangi seviyede, kendinin hangi seviyede olduğunu sık sık kıyasla ve kendinde çalışma motivasyonu oluşturmaya çalış. Bu süreçte de seni disiplinden uzaklaştıran her boş şeyden uzaklaş! Bu önemli. Eğer çalışmak istemiyorsan o halde evlilik için uygun adımlar at. Yakın gördüğün çevrene durumunu niyetini belirt. Sen de bu süreçte üzerine düşeni en güzel şekilde yap. Hangi süreç olursa olsun daima bir miktar sabır gerektirir. Bunu da nefsine hatırlatıp şimdiden hazır olmasını bekleme. Hayattan çok yüksek beklentilere girmek can sıkabilen riskli bir iştir. Bunun yerine gerçekçi beklentiler içinde gayret etmek en sağlıklısıdır. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Önce şu gerçeği kabul edelim: Kalbinin büyüklüğü seni zorluyor. Sen çok merhametli, çok vicdanlı, çok seven bir insansın. Ama bazen "merhamet yerinde değilse zulme dönüşebilir." Bunun adına İslam’da "zalimliği ödüllendirmek" denir. "Zamanında seni terk eden birine, şimdi hayatını verecek kadar kendini feda etmek..." Bu senin büyüklüğün olabilir ama adaletli bir karar olmayabilir. Şimdi şu soruları cevaplamanı istiyorum: Hasta olmasaydı barışır mıydın ve o seninle barışır mıydı? İleride bu kişi seni yine bırakırsa, tek böbrekle mi kalacaksın? Ailenin rızası olmadan bu kararı almak doğru mu? Sen kötü biri değilsin, kararsızsın. Bu da çok doğal. Allah seni vicdanlı, sevgi dolu bir kalple yaratmış. Ama karşı tarafın seni terk etmiş olması, hastalıkla geri gelmiş olması ve senin bedel ödeyen taraf olman, seni acıtan, yoran bir denklem içinde tutuyor. Lütfen, acın üzerinden büyük kararlar verme. Sevdan, sağlığından kıymetli değil. Merhametin, aklını bastırmamalı. Allah, kendine zulmetmeni senden istemez. Asla ailenden gizli iş yapma. Aksi takdirde aileni de kaybetmek zorunda kalacaksın.