İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam, Allah affetsin beni. Babamla bir sorunu çözemiyoruz. Ben çalışıyorum kazanıyorum. Babamın paraya ihtiyacı yok ama benim paramı benden habersiz almaktan zevk alıyor. Hafif soracak gibi olsam hemen babalık hakkını ahireti hatırlatıyor. Biraz ağır geliyor bana bunu kabul etmek. Dinen vebale giriyor muyum ya da babamın yaptığı dinimize göre uygun mu?

Cevap

Dinimiz, insanların malını korunaklı bir mevkide tutmaktadır; kimse kimsenin malından alamaz. Genel kural böyledir. Bunun tek istisnası babanın evladının malından almasıdır. O da sınırsız bir alma değildir. Baba muhtaç ise evladı da ona vermiyorsa alabilir. Bu alma evladını zora sokacak şekilde olursa caiz olmaz. Bir çocuğundan alıp diğer çocuğuna verirse yine caiz olmaz. Siz eğer babanız sebebiyle mesela evinizi geçindiremez duruma düşüyorsanız babanızın da aslında aciliyeti yoksa vermeyebilirsiniz. Beddua etmesinin anlamı yoktur. Bunun haricinde, sabredin ve kazanın.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Baba da olsa Müslüman’ın malından izinsiz alınamaz. Siz kendi çocuklarınızı geçindirdikten sonra babanız için harcamaya yetecek malınız kalmıyorsa babanızın size mal vermesi gerekir. Vermiyorsa onun masraflarına harcayacak kadar malından alabilir ve ona harcayabilirsiniz. Haddi aşmadığınız sürece bundan bir vebal oluşmaz.

Babam benimle kalıyor. Eli sıkı biridir. Benim ekonomik gücüm ise çok sınırlı. B
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Haram maldan kalan mirası iki bölümde ele alabiliriz. Birincisi, birilerinden çalınmış ve sahibi belli olan bizzat haram bir maldır. Bunun sahibine verilmesi gerekir. Bu mal size intikal etmemelidir. İkincisi de, kazanma yöntemi açısından haram olan maldır. Babanızın ikinci türden olan malı size intikal ettiğinde âlimlerimizin bir bölümüne göre size helal olur. Günahı da babanızda kalır. Miras olarak o malı alabilirsiniz. Babanızın affı için dua etmeyi unutmayasınız.

Hocam, babamız nasıl kazanırdı bilmiyoruz. Herkes onun haram işlerle meşgul oldu
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Yüzde yüz haram olan bir mala el sürmemeniz doğru olandır. Karışıklık nedeniyle malın bütününü reddetmeniz de gerekmez. Sabır ve şuur size yön verecektir. Allah yardımcınız olsun.

Ben üniversiteden yeni mezun oldum ve babamın yanında çalışmaya başladım. Babam
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Fakihler çocukların ebeveynin ekonomik ihtiyaçlarını karşılamalarının Allah’ın emrettiği bir ihsan ve sevap kaynağı olduğunu söylemişlerdir. Kazanamayan ve geçinecek malı olmayan bir ebeveyn için ise çocukların malından vermesi görevleridir. Buna göre de muhtaç bir baba çocuğunun malından alıp acil ihtiyacını karşılamakla günaha girmez. Muhtaç olmayan bir babanın çocuğunun malından alması hakkında ise alamayacağı öyle bir hakkının olmadığı şeklinde görüş belirtmişlerdir. Muhtaç olmayan baba çocuğun malından alamaz. Buradaki muhtaçlık ise günlük ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanma şeklinde anlaşılmalıdır.

Bir baba oğlunun veya kızının malından istediği gibi alıp harcayabilir mi? Şunu
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Babanızın gidişatından sorumlu değilsiniz siz. Yapabileceğiniz ikazı yaptınız ve bir kız çocuğu olarak onunla aynı evde yaşamak durumundasınız. Babanızın şarkı söyleyerek kazanacağı para ticaret yaparak kazanacağı para gibi helal olmaz ama bundan siz sorumlu değilsiniz. Siz fırsat buldukça ikazınızı tatlı bir dille yaparsınız, o kadar.

Hocam benim babam sesi güzel olan biri, gençliğinde de düğünlerde şarkı söylüyor
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Baba muhtaç ve oğlu da verebilecek imkâna sahip olduğu hâlde vermezse oğlu vebale girer. Babanın yaptığı dua da yerini bulur. Baba muhtaç olmadığı hâlde birinci dereceden zorunlu olmayan bir şeyi oğlundan ister de oğlu da onu yapmazsa ve özellikle de sizde olduğu gibi imkânı olmadığı için yapamazsa babanın bir hakkı olmaz, yaptığı bedduası da biiznillah tutmaz. Siz babanızın hizmetinde olmaya elinizden geldiği kadar devam edin. Bu kırgınlığı unutmaya çalışın. Allah yardımcınız olsun.

Hocam, babamın birikmiş parası var. Buna rağmen benden komşusunun sattığı yan ba

ahiret konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Firdevs cennetlerin en üstü ve en büyüğünün adıdır. Allah Teâlâ’nın mü'min kullarına vaat ettiği nimetlerin bulunduğu en büyük ödül olan yerin adıdır. Orada Allah’ın seçkin kullarının bulunacağı bilinmektedir. Cennet zor bir hedeftir, Firdevs Cenneti ise daha zor olan bir hedeftir. Cennet için kul ne kadar gayret ederse o kadar büyük ecirler bulacaktır. Çok gayret etmek, çok dua etmek Firdevs’i kazanmaya vesile olur. İhlas ve istikrar ile yapılan bütün ibadetler başta cihat olmak üzere Firdevs cennetine biiznillah sebeptir.

Firdevs cenneti farklı bir cennet midir? Oraya girecekler kimlerdir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah Teâlâ eşinizi mağfiret buyursun. Berzah âlemi hakkında ayrıntılı bilgimiz yoktur. Şu kadar diyebiliriz ki mezarlığın yakın veya uzak olması önemli bir ayrıntı değildir. Önemli olan iman beraberliği olmasıdır. Allah'a iman konusunda bir eksiklik yoksa dünyanın her yeri bir mezar kadar yakındır biiznillah.

Hocam eşimi kaybedeli üç yıl oldu. Bizim memleketlerimiz ayrı olduğu için eşimi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sırat ile alakalı olarak bir Müslüman için bilinmesi ve inanılması zorunlu noktaları şöyle tespit edebiliriz: Sırat haktır, iman edilmesi gereken konulardan biridir. Bunun dayanağı da sahih hadislerdir. Kur'an’ımızda adı verilerek geçmemektedir. Meryem suresinin 71 ve 72. ayetleri buna işaret etmektedir. Sırat bir mecazi ifade değildir. Tam anlamı ile Türkçede derenin üstünde köprü ne demek ise cehennemin üzerinde Sırat o anlamı yansıtmaktadır. Sırat kıyamet günü cehennemin üzerine kurulacak bir köprüdür. Mü'min olanlar onun üzerinden geçecektir. Kâfirler ona gelmeden cehenneme atılmış olacaklardır. Sırat’ın iki tarafında peygamberler kurtuluş için dualar edeceklerdir. Etrafı kancalarla çevrilidir, suçlular o kancalarla çekilip cehenneme atılırlar. Mü'minler üzerinden geçerken farklı hızlarda geçerler. Herkes iman ve amel durumuna göre bir hızla geçer. Ya da durumuna göre aşağı düşer. Sırat’ın varlığı Allah’ın adaletinin gerçekleşmesi ve mü'minlerin bu tahakkuku gözleri ile görmelerini sağlayacaktır. İnceleyebildiğimiz kadarı ile diyebiliriz ki: KILDAN İNCE KILIÇTAN KESKİN benzetmesi hadislerde yoktur. İlk nesil müçtehitlerinin ifadelerinde de kullanılmamaktadır. Sonraki asırlarda durumun ağırlığını anlatma olarak söylenmiş bir söz olabilir. Yalnız Allah Teâlâ için Sırat’ı o şekilde yaratmak zor değildir. Buna da iman etmeliyiz.

Hocam, cehennemin üzerinde sırat köprüsünün olacağı, onun da kılıçtan keskin kıl
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah sizden razı olsun. Ne güzel düşünmüşsünüz. Rabbim sizi, bizi, ailelerimizi ateşten muhafaza buyursun. Rabbimizin emri budur: “Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taş olan ateşten koruyun!” Becerip bu korumayı yapabilirsek sıkıntılı günlerimizi rahmete dönüştürmüş oluruz Allah’ın izni ile. Şeytanın kışkırtması, nefsimizin hoşlanması ve çevremizin etkilemesi ile içine düşebileceğimiz her günah, ateşe bir adım atmak belki de dalmaktır. Bu sebeple her aile, çocuklarının ve kendilerinin adım adım ateşten korunmalarını sağlamaları gerekiyor. Allah yardımcımız olsun. İnsanı sonsuza kadar ateşte bırakan ağır suçlar: En büyük tehlike ŞİRKTİR. Biz şirki, Mekkeli müşriklerin hastalığı zannediyoruz ama asıl olan o bir insan hastalığıdır. Her asırda ve her zaman bulunabilir. Yerlerin ve göklerin Rabbi olan Allah’a ortak koşulan her iş ve söz bir şirktir. Dün, yontulmuş putlar bu işlevi görüyordu. Bugün insanların icat ettikleri sistemler mesela bu işi görüyor olabilir. Allah’ın sözünün kısılmaya çalışıldığı her iş için bu geçerlidir. Evet, şirk var, sonsuza kadar cehennemde hapseder; şirk var, ateş cezasına sebep olur. Hangisi olursa olsun oyun şeytan oyunudur ve biz bundan korunmaya mecburuz. İkinci büyük ateş çemberi küfür yani kâfirliktir. Allah’ı inkâr ederek, ona karşı büyüklük taslayarak, varlığından şüphe ederek, kitabını veya peygamberini kabul etmeyerek, münafıklık yaparak… Hangisi ile olursa olsun küfür sonsuza kadar cehennemde kalmaktır. Allah’tan başka güçleri Allah yerine koyarak onlara bağlanmak böyle bir hastalıktır. İslam’dan başka bir dini din olarak benimseyen herkes böyledir. Allah’ın kitabından tek bir kelime bile olsa inkâr etmek, uygun bulmamak böyledir. Üçüncü büyük tehlike ise ahireti reddetmek veya şüphe ile karşılamaktır. Öldükten sonrasına inanmamak bütün ateşliklerin ortak sorunudur. Biz ve çocuklarımız, elimizi gözümüzün önüne getirip baktığımızda kendi elimize ne kadar inanıyorsak ondan daha güçlü bir şekilde ahiretin, cennet ve cehennemin varlığına inanmadıkça mü'min olmuş sayılmayız. Dinle alay etmek, dinin mukaddesatı ile eğlenmek ateşin adamı olmaktır. İçinden inanmadığı hâlde dışından sosyal menfaatleri gereği inanıyor gibi görünüp sahte mü'min olmak yani münafıklık, tam bir ateş adamı olmaktır. Allah’ın kitabının hükümlerini bilerek ve isteyerek yok kabul etmek, onları geçersiz durumda görmek, namazlı biri olunsa bile ateşte kalmaktır. Allah hakkında suizanda bulunmak büyük bir hatadır, bedeli cehennemdir. Allah’ın kudretini zayıf görmek gibi onun azametine yakıştırılamayacak şeyleri düşünmek böyle bir suizandır. Mü'minlerin aleyhine olacak şekilde kâfirlerle iş birliği içinde olmak, onlara gönül vermek ateşe atlamaktır. Sihirbazlara, büyücülere, falcılara inanmak, onlara gitmeyi Allah’ın yasak ettiğini yok kabul etmek böyle bir ateşe tutulmuşluktur. Buraya kadar sayılanlar ateşe girip SONSUZA KADAR ORADA KALMAYI gerektiren suçlardır. Bunların tamamı imanı varsa da yok duruma getirirler maazallah. İşlendiği zaman tevbe etmek nasip olmadan ölen için cehennem cezası gerektiren büyük suçlar: Fasıklık. Fasıklık, Allah’ın yasaklarını, mü'min olduğu hâlde işleyen insanın tavrına verilen isimdir. Sürekli büyük günahlarla iç içe olan için fasık denir. Günahı umursamamak, basit görmek, uyarıları yok kabul etmek. Faiz yemek. Zulmetmek. Kul hakkı yemek. Yetim malına el koymak. Mü'min cana kıymak. Namaz kılmamak. Zekât vermemek. Oruç tutmamak. Haccetmemek. Allah yolunda cihat gerektiğinde kaçmak. İftira etmek. Yalan şahitlik yapmak. Namuslu mü'min kadınlara iftira etmek. Hırsızlık yapmak. Kumar oynamak. Ticarette hile yapmak. İsraf etmek. İntihar etmek. Her çeşidi ile yalan konuşmak, yazmak. Gıybet etmek. Nemime yapmak. Kamu malı yemek. Komşuya eziyet etmek. Kur'an’dan uzak yaşamak, onu okumamak, ilgilenmemek. Diline sahip olmamak. Riyakârlık. Kibir. Sılayırahimi yapmamak. Anne babayı üzmek. Alkol kullanmak. Mü'min kardeşle üç günden fazla küsmek. Yalan yere yemin etmek. Hayvanlara eziyet etmek. Rüşvet almak ve vermek. Kadının erkeğe, erkeğin kadına benzemesi. Erkeklerin ipek giymesi… Ana hatları ile bunlar, tevbe etmeden ölürse sahibini ateşe attırır. Allah’ın takdir edeceği kadar ateşte kalır ve imanlı öldü ise sonunda cennete girer. Maazallah. Elbette, ahirette Allah dilediğini affeder, o ayrı bir meseledir ama kural böyledir.

Hocam, derslerinizi dinliyorum. Ailece size çok dua ediyoruz. Evimize kapanınca
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Elbette, günahsız tertemiz ölmek mümkündür. Allah bizi bir hayalin peşinde koşturmuyor. Önemli olan sırasıyla: Günah işlemeden yaşamaktır. Günah işlendi ise samimi ve kalıcı bir tevbe yapmaktır. Tevbeden sonra Allah’a güvenmek ve affedildiğine inanmaktır. Boşluğu doldurması için ibadeti artırmaktır. Yeni günahlardan korunmak ve istiğfara devam etmektir.

Bir Müslüman’ın günahsız bir şekilde ölmesi mümkün mü? Günahımız olsa dahi tevbe
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hayır. Asıl orada rahmet tecelli edecek. Allah'ın ne kadar lütuf sahibi olduğunu orada göreceğiz. Yeter ki buradaki tevbe, tevbe olsun. Sözle değil yürekle yapılmış bir tevbe ile kapatılmış ve tekrarlanmamış günahlar orada bizi bulmayacak biiznillah. Hadiste buyuruluyor ki: Allah Teâlâ kuluna “ben seni dünyada örttüğüm gibi burada da örtüyorum” diyecektir. Her şey samimi ve kalıcı bir tevbede gizlidir.

Hocam günahlarımızı Allah affetse de ahirette herkesin önünde gösterecek mi? Sam

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.