Fetva Meclisi
Soru
Hocam, derslerinizi dinliyorum. Ailece size çok dua ediyoruz. Evimize kapanınca sizin dersleriniz huzur getirdi evimize. Çocuklarımız bu dedeyi evimize getirin diyorlar. Allah sizden razı olsun. Hocam, haberlerde virüs bulaşmasın diye on dört şeye dikkat edilmesi gerektiği söylenince aklıma şöyle bir soru geldi: Ben ve çocuklarım cehenneme girmeyelim yani ateş ailemize bulaşmasın diye nelere dikkat edelim?
Cevap
Benzer fetvalar
Kızım, bu büyü gibi bir nedene bağlanmamalıdır. Ortada kaybedilmiş bir insanlık var, sorun budur. Dua edin de Allah Teâlâ kalplerini yumuşatsın. - Kendinizi evdeki gündemin dışına taşıyacak işler üretin. Sürekli evdeki gündemle kilitli kalmanız, o gündemi olduğundan fazla ağırlaştırmaktadır. Buna dikkat edin. - Kabiliyetlerinizi keşfetmeye çalışın. Sanat olabilir, meslek olabilir, şiir olabilir, el işi olabilir.. - Dertleşeceğiniz arkadaşlar bulun. Bir iki arkadaş bulun onlarla günde üç dört dakika telefonlaşın, zihninizi dinlendirdiğini göreceksiniz. - İbadetlerinizi ihmal etmeyin. Kur'an okuyun. Günde beş sayfa Kur'an okusanız yağlarınız erimiş gibi hissedersiniz kendinizi. Namaz çok önemlidir. Belli zikirler yapın. - Ve çok dua edin. Dua vaktiniz olsun. Mesela yatmadan önce ya da sabah kalktığınızda muhakkak on dakika en azından dua edin. Evet, bunlar o sıkıntıları gidermez belki ama tıpkı çocukken size yapılan aşılar gibi sizi sıkıntılara karşı bağışıklığı güçlü duruma getirir. Rahat ettiğinizi hissedersiniz. Sabredin kızım, dünya budur, böyledir. Böyledir, aynen böyledir. Size dua ederim.
Gayet hatalı bir tutum içindesiniz. Madem bir Müslüman olarak bakıyorsunuz bu hayata, size Peygamber aleyhisselam efendimiz: “Kıyamet koparken bile elindeki fidanı dik!” demedi mi? Bu saydıklarınız kıyametin başlama anından da mı beter? Belki de siz böyle düşündüğünüz için o işleri yapanlar cüret buluyorlar. Siz hayatınıza bakın. Siz Rabbinizi kaybetmemeye bakın. Siz kıyamet kopuyor olsa bile ve tek kalsanız dahi çocuklarınızı yetiştirmeye bakın. Yılmayın ve yıkılmayın. Şeytanı sevindirecek düşüncelerden uzak kalın. Bu sıkıntılar sizi daha fazla bastırırsa muhakkak bir psikologla görüşmelisiniz. Allah'a emanet olunuz.
Korkmasa idiniz aklınızdan şaşardım. Elbette uykularımızı kaçıracak kadar vahim bir gidişata doğru yürüyoruz. Allah yardımcımız olsun. Korkmakla, korkumuzun esiri olmak arasında denge kurmalıyız. Tıpkı hastalıklar gibi; nasıl hastalıktan ve hele salgından ödümüz patlıyor ama tedbirimizi alıp hayatı devam ettiriyoruz, bunu da genel çizgileriyle öyle yapacağız. Şöyle bir planlama yapın: Bir kere bu durumu size mahsus bir sıkıntı görmeyin. Dünya böyle oldu. Her sabah ahirete bir gün daha yakınız bu hayatta. Bunlar da kıyametin gerekleri. Ne olursa olsun, ne yaparsa yapsınlar, yaşları ne olursa olsun asla çocuklarınızın size olan sevgi ve saygılarını eskitmeyin. Kızacağınız zaman bile banyoya gidin gizlice orada ağlayın ama onlara hissettirmeyin. Sevginizin ve onların size saygısının gücü polisin onların üzerindeki gücünden çok daha fazladır. Bunu sakın unutmayasınız. Ana ilkeniz bu olacak. Din ve ahlâk verirken lokma lokma verin. Büyük dilimle boğabilirsiniz çocukları. Onlardan çok çevreleri ile ilgilenin. Arkadaşları kim ise onlar da o olacaktır. Gerekiyorsa en yakın aile yakınlarınızla bile bağınızı kesebilirsiniz. Mesela teyzeleri tesettür konusunda kötü örnek oluyorsa o, sizin baypas edilmiş bir anne durumuna gelmenizi sağlar uzun zamanda. Siz de dışarıda aradığınız mikrobu elinizle onların ciğerine salmış olursunuz. Salgında en yakınlarımıza bile maskeli durduğumuz gibi bakacağız bu konuya. Baba ve anne olarak onların önünde çift bakışlı durmayacaksınız. Onlarla ilgili farklı düşünseniz bile bunu hissetmesinler. Eşinizle ne kadar mutlu ve tek beden olabilirseniz çocuklarınızı o kadar iyi yetiştirirsiniz. Hiçbir eğitim kurumuna güvenmeyin. Siz anne olarak dünyanın en iyi okulu ve medresesiniz. Duanız büyük bir silahtır. Her namazdan sonra zaman zaman gece namazına kalkarak hususi dualar etmelisiniz. Ve sabırlı olun. Yüzlerce sene sürebilecek bir mücadeleye hazır hissedin kendinizi. Acele ederseniz şeytan sizi çok sever. Allah yardımcınız olsun.
Âmin güzel kardeşim âmin. Size, bize ve hepimize, gayeleri tespit etme planı niteliğinde olması için şunları söyleyebilirim: Hayatımızı ne kadar Allah’tan korkma, ona umut bağlama ve rızasını arama üzerine geçirdiğimizi test edelim. Kendimize Ashab-ı Kiramı örnek alalım. “O benden razı olsun da…” diyen salih kullarını rehber edinelim. Bundan sonraki yaşamımız böyle olsun diye de sık sık bu testi yapalım. Test sonuçlarına göre de gerekeni yapmaya çalışalım. İbadetler kadar ahlâkımızı da önemseyen bir Müslümanlık yaşayalım. Ahlâk giderse veya erirse beraberinde din de eriyebilir diye dikkat edelim. Bu ahlâkı da öncelikli olarak ailemizde, çevremizde ve bütün toplumda oluşturma gayretinde olalım. Böyle zamanlarda yani fitnenin ve belaların yoğunlaştığı zamanlarda insanlar kendi canlarının derdine düşerler. Biz ise ümmet olarak bu hayattan mesul olduğumuzu, “ben” olmaktan önce “biz” olduğumuzu unutamayız. Biz mantıklı mü'min olarak yaşayacağız. Çevremizi dert edineceğiz. Ve bu dert ediniş sadece fakirler, hastalar üzerinden olmayacak; insanlığı ve insanı, ahiretin onlardaki göstergelerini de dert edineceğiz. Sonra da gerekenleri yapmaya çalışacağız. Neticelerine bakmadan, sonuç beklemeden Allah’ın emirlerini yerine getiren mü'min olacağız. Farzlar bizim için hayat niteliğinde görevler olacak. Her eksik farz bizim için nefes alınamamış bir saat gibi kabul edilecek. Zaman konusunda her zamankinden daha hassas olacağız. Artık saat değil dakika kullanma vaktidir diye düşüneceğiz. Kıyamete veya bizim hususi kıyametimize çok kalmadı şuuru bunu gerektirir. Olaylar ve gelişmeler her ne olursa olsun, bizim Rabbimiz Allah’tır dediğimize göre asla ve asla umutsuz olmayacağız. Kıyametin kopmasına on dakika kala bile elimizdeki fidanı dikeceğiz. O fidan çocuk olur, iki rekât namaz olur, bir sadaka olur, bir iyiliği tavsiye olur, anne babaya hizmet olur… Her ne olursa… Dinimizi ve kulluğumuzu şüpheler sarmalında tutmayacağız. Dünyada tek kalsak bile biz devam ettiririz diye imanımız olacak. Bütün insanlık gitse de ben tevhidi sürdürürüm diye düşüneceğiz. Böyle bir yürekle şeytanın karşısında duracağız. İlk belada dökülenlerden olmaktan utanmalıyız. Belalar yağmaya başlasa bile biz eşimizle beraber, “üçüncüsü Allah olan...” diye itikat edeceğiz ve üzülmeyeceğiz, yıkılmayacağız, çökmeyeceğiz. Belaların altında ezildiğimizi çocuklarımıza göstermeyeceğiz. Bela geldikçe biz duaya sarılacağız. Zikre sarılacağız. Secdeye kapanacağız. Ama bir dakika bile umutsuz kalmayarak şeytanı çıldırtacağız. Doğruluk, ihlas bizim sembolümüz olacak. Mü'minler olarak aramızdaki kardeşliğimizi her zamankinden daha fazla koruyacak ve canlandıracağız. O kardeşlikten Allah’ın rızasını umacağız. Rabbim muvaffak kılsın.
Önce bu büyük günahtan ötürü tevbe ve istiğfar etmelisiniz. Ölümüne de olsa bir daha bu hatayı yapmamaya azimli olmalısınız. Önce ve öncelikle bunu garanti edin. İkinci olarak da onun bu ayrılışını Allah’ın size bir iyiliği olarak görün. Karanlık bir gelecekten korumuş sizi. Asla onu düşünmeyin. Ona yalvarma zilletine düşmeyin. İşlediğiniz çirkinlik, çirkinlik olmasına pek ağır ama daha ilerisine bakarak ucuz kurtulmuş ya da ateş çukurunun kenarından dönmüşsünüz. Bu rezilliği gömün. Bir daha da kimseye açmayın. Tertemiz yaşamaya bakın. İbadetlerinizi yapın. Namazı aksatmayın. Kur'an okuyun ki içiniz açılsın.
Hayır, kimseyi suçlamayın. Sizin derdiniz sizsiniz. Günahlarla oluşturduğunuz bağışıklık sistemi sizi bu duruma getirdi. Yaratılış gayesine ters yürüyorsunuz. Dindarlığı mevsimlik işlerden biri gibi görüyorsunuzdur. Kalbiniz de bu gidişatı kaldırmıyor ve size kriz sinyalleri veriyor. Helak olmadan önce Allah’ın dinine dönmelisiniz. Sözünü ettiğiniz imkânlar birer nimet iken sizin elinizde daha fazla azap nedeni oluyor. Haramları atın evinizden ve hayatınızdan. Alkol, göz kirliliği, vakit israfı, ibadet eksikliği, gıybetten yalana kadar dil kirlilikleri ve benzeri haramlar varken huzurunuz olmaz, olamaz. Her haram bir azap nedenidir. Haramlara mesafe koymadıkça ve geçmiştekilerden tevbe etmedikçe; - Gerçek ilme beyniniz ısınmaz, - Kalbiniz körelir, katı bir insan olursunuz, işiniz ters gider, - Bedeninizi boş yere çürütürsünüz, - Evinizde bereket olmaz, - Her günah kendisi gibi yeni bir günaha iter sizi, - Meleklerin lanetini alırsınız, dualarınız kabul olmaz, şeytan sizi avucunun içinde oynatır ve maazallah - Kötü bir akıbetle bu dünyadan gidersiniz. Bunun için günahlardan hemen sıyrılın. Ve bu sıyrılmayı ertelemeyin. Ciddi iseniz de çevrenizi değiştirin. Çevreniz sizi etkisi altında tutmaktadır. Allah’a yönelin, o da size rahmet etsin.
ahiret konusundaki diğer fetvalar
Sırat ile alakalı olarak bir Müslüman için bilinmesi ve inanılması zorunlu noktaları şöyle tespit edebiliriz: Sırat haktır, iman edilmesi gereken konulardan biridir. Bunun dayanağı da sahih hadislerdir. Kur'an’ımızda adı verilerek geçmemektedir. Meryem suresinin 71 ve 72. ayetleri buna işaret etmektedir. Sırat bir mecazi ifade değildir. Tam anlamı ile Türkçede derenin üstünde köprü ne demek ise cehennemin üzerinde Sırat o anlamı yansıtmaktadır. Sırat kıyamet günü cehennemin üzerine kurulacak bir köprüdür. Mü'min olanlar onun üzerinden geçecektir. Kâfirler ona gelmeden cehenneme atılmış olacaklardır. Sırat’ın iki tarafında peygamberler kurtuluş için dualar edeceklerdir. Etrafı kancalarla çevrilidir, suçlular o kancalarla çekilip cehenneme atılırlar. Mü'minler üzerinden geçerken farklı hızlarda geçerler. Herkes iman ve amel durumuna göre bir hızla geçer. Ya da durumuna göre aşağı düşer. Sırat’ın varlığı Allah’ın adaletinin gerçekleşmesi ve mü'minlerin bu tahakkuku gözleri ile görmelerini sağlayacaktır. İnceleyebildiğimiz kadarı ile diyebiliriz ki: KILDAN İNCE KILIÇTAN KESKİN benzetmesi hadislerde yoktur. İlk nesil müçtehitlerinin ifadelerinde de kullanılmamaktadır. Sonraki asırlarda durumun ağırlığını anlatma olarak söylenmiş bir söz olabilir. Yalnız Allah Teâlâ için Sırat’ı o şekilde yaratmak zor değildir. Buna da iman etmeliyiz.
Elbette, günahsız tertemiz ölmek mümkündür. Allah bizi bir hayalin peşinde koşturmuyor. Önemli olan sırasıyla: Günah işlemeden yaşamaktır. Günah işlendi ise samimi ve kalıcı bir tevbe yapmaktır. Tevbeden sonra Allah’a güvenmek ve affedildiğine inanmaktır. Boşluğu doldurması için ibadeti artırmaktır. Yeni günahlardan korunmak ve istiğfara devam etmektir.
Allah Teâlâ eşinizi mağfiret buyursun. Berzah âlemi hakkında ayrıntılı bilgimiz yoktur. Şu kadar diyebiliriz ki mezarlığın yakın veya uzak olması önemli bir ayrıntı değildir. Önemli olan iman beraberliği olmasıdır. Allah'a iman konusunda bir eksiklik yoksa dünyanın her yeri bir mezar kadar yakındır biiznillah.
Dinimiz, insanların malını korunaklı bir mevkide tutmaktadır; kimse kimsenin malından alamaz. Genel kural böyledir. Bunun tek istisnası babanın evladının malından almasıdır. O da sınırsız bir alma değildir. Baba muhtaç ise evladı da ona vermiyorsa alabilir. Bu alma evladını zora sokacak şekilde olursa caiz olmaz. Bir çocuğundan alıp diğer çocuğuna verirse yine caiz olmaz. Siz eğer babanız sebebiyle mesela evinizi geçindiremez duruma düşüyorsanız babanızın da aslında aciliyeti yoksa vermeyebilirsiniz. Beddua etmesinin anlamı yoktur. Bunun haricinde, sabredin ve kazanın.
Firdevs cennetlerin en üstü ve en büyüğünün adıdır. Allah Teâlâ’nın mü'min kullarına vaat ettiği nimetlerin bulunduğu en büyük ödül olan yerin adıdır. Orada Allah’ın seçkin kullarının bulunacağı bilinmektedir. Cennet zor bir hedeftir, Firdevs Cenneti ise daha zor olan bir hedeftir. Cennet için kul ne kadar gayret ederse o kadar büyük ecirler bulacaktır. Çok gayret etmek, çok dua etmek Firdevs’i kazanmaya vesile olur. İhlas ve istikrar ile yapılan bütün ibadetler başta cihat olmak üzere Firdevs cennetine biiznillah sebeptir.
Hayır. Asıl orada rahmet tecelli edecek. Allah'ın ne kadar lütuf sahibi olduğunu orada göreceğiz. Yeter ki buradaki tevbe, tevbe olsun. Sözle değil yürekle yapılmış bir tevbe ile kapatılmış ve tekrarlanmamış günahlar orada bizi bulmayacak biiznillah. Hadiste buyuruluyor ki: Allah Teâlâ kuluna “ben seni dünyada örttüğüm gibi burada da örtüyorum” diyecektir. Her şey samimi ve kalıcı bir tevbede gizlidir.