İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Ailemiz dindar değil ne yazık ki, ben de iyi bir dindar olduğumu söyleyemem. Maddi imkânlarımız fena değil. İstediğimizi alabiliyor, istediğimiz kadar tatil yapabiliyoruz. Kalabalık da değiliz ama evde herkes bir volkan gibi adeta. Nedir bizim derdimiz, üç harfliler olabilir mi?

Cevap

Hayır, kimseyi suçlamayın. Sizin derdiniz sizsiniz. Günahlarla oluşturduğunuz bağışıklık sistemi sizi bu duruma getirdi. Yaratılış gayesine ters yürüyorsunuz. Dindarlığı mevsimlik işlerden biri gibi görüyorsunuzdur. Kalbiniz de bu gidişatı kaldırmıyor ve size kriz sinyalleri veriyor. Helak olmadan önce Allah’ın dinine dönmelisiniz. Sözünü ettiğiniz imkânlar birer nimet iken sizin elinizde daha fazla azap nedeni oluyor. Haramları atın evinizden ve hayatınızdan. Alkol, göz kirliliği, vakit israfı, ibadet eksikliği, gıybetten yalana kadar dil kirlilikleri ve benzeri haramlar varken huzurunuz olmaz, olamaz. Her haram bir azap nedenidir. Haramlara mesafe koymadıkça ve geçmiştekilerden tevbe etmedikçe; - Gerçek ilme beyniniz ısınmaz, - Kalbiniz körelir, katı bir insan olursunuz, işiniz ters gider, - Bedeninizi boş yere çürütürsünüz, - Evinizde bereket olmaz, - Her günah kendisi gibi yeni bir günaha iter sizi, - Meleklerin lanetini alırsınız, dualarınız kabul olmaz, şeytan sizi avucunun içinde oynatır ve maazallah - Kötü bir akıbetle bu dünyadan gidersiniz. Bunun için günahlardan hemen sıyrılın. Ve bu sıyrılmayı ertelemeyin. Ciddi iseniz de çevrenizi değiştirin. Çevreniz sizi etkisi altında tutmaktadır. Allah’a yönelin, o da size rahmet etsin.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kızım, bu büyü gibi bir nedene bağlanmamalıdır. Ortada kaybedilmiş bir insanlık var, sorun budur. Dua edin de Allah Teâlâ kalplerini yumuşatsın. - Kendinizi evdeki gündemin dışına taşıyacak işler üretin. Sürekli evdeki gündemle kilitli kalmanız, o gündemi olduğundan fazla ağırlaştırmaktadır. Buna dikkat edin. - Kabiliyetlerinizi keşfetmeye çalışın. Sanat olabilir, meslek olabilir, şiir olabilir, el işi olabilir.. - Dertleşeceğiniz arkadaşlar bulun. Bir iki arkadaş bulun onlarla günde üç dört dakika telefonlaşın, zihninizi dinlendirdiğini göreceksiniz. - İbadetlerinizi ihmal etmeyin. Kur'an okuyun. Günde beş sayfa Kur'an okusanız yağlarınız erimiş gibi hissedersiniz kendinizi. Namaz çok önemlidir. Belli zikirler yapın. - Ve çok dua edin. Dua vaktiniz olsun. Mesela yatmadan önce ya da sabah kalktığınızda muhakkak on dakika en azından dua edin. Evet, bunlar o sıkıntıları gidermez belki ama tıpkı çocukken size yapılan aşılar gibi sizi sıkıntılara karşı bağışıklığı güçlü duruma getirir. Rahat ettiğinizi hissedersiniz. Sabredin kızım, dünya budur, böyledir. Böyledir, aynen böyledir. Size dua ederim.

Ben ailenin en büyük kızıyım. Ailemde ciddi sorunlar var. Babamız sürekli annemi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Güzel kardeşim, “İslam nedir?” sorusuna namazdır, hactır gibi cevaplar veririz. Evet doğru. Ancak İslam aynı zamanda, bin kere yıkılsan da, kendinden ve yapabileceklerinden emin olmasan da Allah’ın seni her defasında kaldıracağına, sana o heyecanı, ibadetlerini yapabilecek gücü verebileceğine inanmaktır. Rabbimizden umudumuzu kesemeyiz. Her defasında namazını kılabilen, dinin emirlerini hakkıyla yerine getiren, ahlakı Kur’an’ın tarif ettiği gibi olanlardan olabilmek düştüğümüzde aynı heyecanla yola devam ederek olabilecektir. Tüm ibadetlerini zahiren yapmayı başarabilenlerin de farklı imtihanları var elbette. Sizin imtihanınız da bu. Ama bir gün istediğinizden, hayal ettiğinizden çok daha güzelini verecektir Rabbimiz. Şu an bir sınavda olduğunuzu ve bu isteğinizde ne kadar samimi olduğunuza dair bir teste tabi tutulduğunuzu düşünün. Bu zamanda şeytanın en çok kullandığı silahlarından biri Allah’ın kapısından umutsuz olarak geri dönüleceğini, ne kadar istesen de asla ibadetlerini tam yapamayacağına dair başarısızlık, heyecansızlık vererek sonu olamayan bir döngüye girdiğini vehmettirmektir. Ki bu hastalık olarak bir mümine yeter de artar. Yılmayın ve dua edin kendinize. Ailenizin verdiği tepkilere ve sizi gördüğü konuma rağmen kendinizi yeterli hissetmeyip hep bir adım ilerisi için daha güzeli, olması gereken ne ise onu huzurla, gönül ferahlığı ile yapabilmek için her daim dua edin. Vazgeçmeyin, umutsuzluğa kapılmayın. Tam şeytanı yenecekken onu güldürmeyin. Kırk kere düşseniz de kırk birinciye kalkın. Şeytan sizi etrafınızdakilerin övgüleriyle yeterliymişsiniz gibi hissettirdiği zamanlarda sizden daha iyilere bakın. Çevrenizi değiştirin. Durumu sizden daha iyi olanları gördüğünüz ve duyduğunuz zaman sadece tesettürünüzün yeterli olmadığını ve daha çok dua ederek sımsıkı sarılmanız gerektiğini anlayacaksınızdır. Rabbim yar ve yardımcınız olsun. Allah’a emanet olun.

Hocam çevremdeki insanlar giyim kuşamımdan dolayı beni dindar biri olarak görüyo
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Siz bir evlat olarak, aile ocağınıza dönerken bir misafir değil, bir emanetçisiniz. Anne babanıza hizmetiniz, onlarla kurduğunuz muhabbet, sadece bir ziyaret değil; bir ibadettir. Ailenizin gelirinde haram şüphesi varsa sizin o evde yaşamanız doğrudan harama bulaştığınız anlamına gelmez. Çünkü eve helal de giriyor, haram da. Siz tümüyle haram olandan değil, karışık olandan faydalanıyorsunuz. Bu durumda haramlık sabit değildir. Elinizden geldiğince maddi destek veriyorsunuz, ev işlerine yardım ediyorsunuz, ailenize haram-helal farkını hatırlatıyorsunuz. Bunların hepsi, sizin o evdeki varlığınızı meşru ve hatta sevaplı kılar. Bundan sonra da helale teşvik etmeye devam edin. Gücünüz yettiği kadar destek olmaya devam edin ama bu hassasiyet sizi vesveseye götürmesin. Çünkü vesvese şeytanın oyunudur.

Hocam ben başka bir şehirde çalışan bekâr bir hanımım. Tatillerde ailemin yanına
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Biz, Allah'ın kullarıyız. Onun emrettiğini yapar, gerisini ona bırakırız. Peygamberler de yer yer istediklerini yapamadılar ama azimleri eksilmedi, yılmadılar. Şeytan sizi yarınlarla korkutup şimdiden çökertmesin. Siz dik durun, Allah'ın emir ve yasaklarına riayet edin. Gerisini ve yarını da Allah'a bırakın. O sizi mahcup etmez, asla etmez!

Hocam, ben ve eşim çalgılı düğünlere katılmıyoruz. Çocuklarımızın da katılmasına
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah sizden razı olsun. Ne güzel düşünmüşsünüz. Rabbim sizi, bizi, ailelerimizi ateşten muhafaza buyursun. Rabbimizin emri budur: “Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taş olan ateşten koruyun!” Becerip bu korumayı yapabilirsek sıkıntılı günlerimizi rahmete dönüştürmüş oluruz Allah’ın izni ile. Şeytanın kışkırtması, nefsimizin hoşlanması ve çevremizin etkilemesi ile içine düşebileceğimiz her günah, ateşe bir adım atmak belki de dalmaktır. Bu sebeple her aile, çocuklarının ve kendilerinin adım adım ateşten korunmalarını sağlamaları gerekiyor. Allah yardımcımız olsun. İnsanı sonsuza kadar ateşte bırakan ağır suçlar: En büyük tehlike ŞİRKTİR. Biz şirki, Mekkeli müşriklerin hastalığı zannediyoruz ama asıl olan o bir insan hastalığıdır. Her asırda ve her zaman bulunabilir. Yerlerin ve göklerin Rabbi olan Allah’a ortak koşulan her iş ve söz bir şirktir. Dün, yontulmuş putlar bu işlevi görüyordu. Bugün insanların icat ettikleri sistemler mesela bu işi görüyor olabilir. Allah’ın sözünün kısılmaya çalışıldığı her iş için bu geçerlidir. Evet, şirk var, sonsuza kadar cehennemde hapseder; şirk var, ateş cezasına sebep olur. Hangisi olursa olsun oyun şeytan oyunudur ve biz bundan korunmaya mecburuz. İkinci büyük ateş çemberi küfür yani kâfirliktir. Allah’ı inkâr ederek, ona karşı büyüklük taslayarak, varlığından şüphe ederek, kitabını veya peygamberini kabul etmeyerek, münafıklık yaparak… Hangisi ile olursa olsun küfür sonsuza kadar cehennemde kalmaktır. Allah’tan başka güçleri Allah yerine koyarak onlara bağlanmak böyle bir hastalıktır. İslam’dan başka bir dini din olarak benimseyen herkes böyledir. Allah’ın kitabından tek bir kelime bile olsa inkâr etmek, uygun bulmamak böyledir. Üçüncü büyük tehlike ise ahireti reddetmek veya şüphe ile karşılamaktır. Öldükten sonrasına inanmamak bütün ateşliklerin ortak sorunudur. Biz ve çocuklarımız, elimizi gözümüzün önüne getirip baktığımızda kendi elimize ne kadar inanıyorsak ondan daha güçlü bir şekilde ahiretin, cennet ve cehennemin varlığına inanmadıkça mü'min olmuş sayılmayız. Dinle alay etmek, dinin mukaddesatı ile eğlenmek ateşin adamı olmaktır. İçinden inanmadığı hâlde dışından sosyal menfaatleri gereği inanıyor gibi görünüp sahte mü'min olmak yani münafıklık, tam bir ateş adamı olmaktır. Allah’ın kitabının hükümlerini bilerek ve isteyerek yok kabul etmek, onları geçersiz durumda görmek, namazlı biri olunsa bile ateşte kalmaktır. Allah hakkında suizanda bulunmak büyük bir hatadır, bedeli cehennemdir. Allah’ın kudretini zayıf görmek gibi onun azametine yakıştırılamayacak şeyleri düşünmek böyle bir suizandır. Mü'minlerin aleyhine olacak şekilde kâfirlerle iş birliği içinde olmak, onlara gönül vermek ateşe atlamaktır. Sihirbazlara, büyücülere, falcılara inanmak, onlara gitmeyi Allah’ın yasak ettiğini yok kabul etmek böyle bir ateşe tutulmuşluktur. Buraya kadar sayılanlar ateşe girip SONSUZA KADAR ORADA KALMAYI gerektiren suçlardır. Bunların tamamı imanı varsa da yok duruma getirirler maazallah. İşlendiği zaman tevbe etmek nasip olmadan ölen için cehennem cezası gerektiren büyük suçlar: Fasıklık. Fasıklık, Allah’ın yasaklarını, mü'min olduğu hâlde işleyen insanın tavrına verilen isimdir. Sürekli büyük günahlarla iç içe olan için fasık denir. Günahı umursamamak, basit görmek, uyarıları yok kabul etmek. Faiz yemek. Zulmetmek. Kul hakkı yemek. Yetim malına el koymak. Mü'min cana kıymak. Namaz kılmamak. Zekât vermemek. Oruç tutmamak. Haccetmemek. Allah yolunda cihat gerektiğinde kaçmak. İftira etmek. Yalan şahitlik yapmak. Namuslu mü'min kadınlara iftira etmek. Hırsızlık yapmak. Kumar oynamak. Ticarette hile yapmak. İsraf etmek. İntihar etmek. Her çeşidi ile yalan konuşmak, yazmak. Gıybet etmek. Nemime yapmak. Kamu malı yemek. Komşuya eziyet etmek. Kur'an’dan uzak yaşamak, onu okumamak, ilgilenmemek. Diline sahip olmamak. Riyakârlık. Kibir. Sılayırahimi yapmamak. Anne babayı üzmek. Alkol kullanmak. Mü'min kardeşle üç günden fazla küsmek. Yalan yere yemin etmek. Hayvanlara eziyet etmek. Rüşvet almak ve vermek. Kadının erkeğe, erkeğin kadına benzemesi. Erkeklerin ipek giymesi… Ana hatları ile bunlar, tevbe etmeden ölürse sahibini ateşe attırır. Allah’ın takdir edeceği kadar ateşte kalır ve imanlı öldü ise sonunda cennete girer. Maazallah. Elbette, ahirette Allah dilediğini affeder, o ayrı bir meseledir ama kural böyledir.

Hocam, derslerinizi dinliyorum. Ailece size çok dua ediyoruz. Evimize kapanınca
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Eşinizin hakkına girdiniz. İnsanlığınızı çiğnediniz. Ahiretinize zarar verdiniz. Şimdi ise büyük ve kesin bir tevbe ile Rabbinize dönün. Aslınıza sarılın. Evinize kapanın. İbadete verin kendinizi. Çocuklarınıza yapışın. İlim meclislerine iştirak edin. Rabbinize yönelin. Bedeninizi ve gözünüzü eşinizin dışındaki herkesten arındırın. Kimseye bu hususu açmayın, açtırmayın. Yıkanıp paklanmaya bakın. Beterin beteri bir akıbete karşı tedbirli olmalısınız. Bir zaman sonra içiniz rahat etmez, kalbiniz seccadede de huzur bulamazsa makul bir yolla ayrılmayı düşünün.

9 yıldır evliyim ve üç çocuk annesiyim. Eşime karşı sevgim ve saygım büyük. Bizi

aile konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah seni muradına erdirsin güzel kardeşim, zevacını şimdiden tebrik ederim. Evliliğin seni ve eşini cennete taşıyan bir ibadete dönüşmesi için şu noktalarda niyetin olsun ve o niyetlerini de ölünceye kadar korumaya azimli ol, niyet edebiyatı yapma sakın: 1. Başta Peygamber aleyhisselam efendimiz olmak üzere bütün peygamberlerin ortak sünnetine uymaya niyet et. Evlilik bir nübüvvet sünnetidir. 2. İffetli bir mü'min olmaya, gözünü ve derini haramdan korumaya niyet et. 3. Salih çocukların babası olmaya niyet et. 4. Ümmetimizi arttırmaya niyet et. 5. Bir mü'min kadının iffetini korumaya bekçi olma niyeti yap. 6. Yeni oluşturacağın hısımlık ve akrabalıklar üzerinden mü’mince ülfet ortamı kurmaya niyet et. 7. Helal bir rızık kazanıp, o rızık ile eşini ve çocuklarını geçindirmek ve bununla da Rabbinin rızasını kazanmak sevdasına niyet et. 8. Sana evliliği zindan etmeyi şimdiden planlayan şeytanla sonuna kadar cihat etmeye niyet et. 9. Eşin, tartışan, huzursuz biri çıkarsa maazallah, onunla kavga etmeyerek ”haklı olduğu kavgadan çekilene cennet sözü veren” Peygamber aleyhisselamın müjdesine ermeye niyet et. 10. Kur'an sesi ile yoğrulan, onun hükümleri ile mayalanan bir ev sahibi olmaya, o eve bir nokta kadar da olsa haram sokmamaya niyet et. Mübarek olsun kardeşim benim.

Hocam, Allah izin verirse yakında evlenmeyi düşünüyorum, hazırlıklar var. Siz ev
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah yardımcın olsun. Helal kazanmak ve ev geçindirmek Müslüman olmanın aynası gibidir. Bunu basit görme. Bununla cennet kazanacağını bil. Ve sana derim ki: 1. Helal ve temiz kazanmak Allah’ın bereketini çeker. Tıpkı haram ve pisin bereketi uzaklaştırdığı gibi. 2. Kuracağın işte, işi kurarken ve yürütürken istişareyi ihmal etme. Hiç kimse bilmediğinin uzmanı olamaz. Düşmeden yürümeyi öğrenmek mümkün ise onu öğrenmek gerekir. 3. Çok çalış, çok kazan ama kanaati hiç unutma. Kanaatin olmazsa mala tapınırsın. Hem imanım var dersin hem paraya tapınırsın maazallah. 4. Hedefin kazanmak olsa da asla sorumluluğunu taşıdığın aileni ve diğerlerini hesaba katmadığın hiçbir işe girişme. Bu arada şahsiyetini eskiteceğin hiçbir işi de yapma. 5. Az da olsa ayağı yere basan sağlam iş yap. Az kazan güzel kazan. Kendini eriterek paranı büyütme. Buna sağlığın da dâhildir, şahsiyetin de. 6. İsraf senin en sinsi düşmanın olacaktır, ona dikkat et. Başkalarına göre ölçme kendini, kendinle ölç. İsraf bitirir seni. Cimri de olma, israf ile cimrilik arasında bir çizgi tuttur. 7. Kazandığında önce evini düşün, evine harca. Sonra da sadakayı listende tut. Az da olsa sadakasız bir mevsim sakın geçirme. 8. Evde eşin ne kadar evinin sorumlusu ise sen o kadar başarılı olursun. Onun da hayatın mü'mince yaşanması gerektiğine dair hissiyatını güçlendir. 9. Harcamalarında muhakkak bir sıralama olsun. Listeni daima; Zorunlular, Gerekliler ve lüksler olarak üçe ayır. Birinden diğerine geçişte aşırılığa ve taklide kanma sakın. 10. Duayı ve çokça istiğfarı unutma ki melekler de seni unutmasın.

Hocam, ben yeni evlendim ve ilk defa babamdan ayrı bir iş kuruyorum, ailemi orad
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kızım, ne ettiniz siz böyle; ailece sizi cennete götürecek bir yetim bakma sevabını nasıl kaçırırsınız? Çok yazık ettiniz. Bırakın babanızı, bu size bir nimettir. Bence şöyle yapın: Annen bir psikologla görüşüp kendisini nasıl rahatlatacağını öğrensin. Siz de görüşün gerekirse. Ve babanız istemese bile siz o meleği bağrınıza basın. İnsanlar gidip savaş bölgelerinden yetim alıyorlar, o sayede cennet kazanalım umuyorlar. Aman geç kalmayın ve bu fırsatı değerlendirin kızım. Babanın usulsüzlüğü de ona kalsın, siz kaçırmayın elinize gelen bu fırsatı! Bakın, kısa bir zaman severek sahiplenin, daha sonra ayrılamayacaksınız ondan, size huzur kaynağı olacak, göreceksiniz.

Selamünaleyküm hocam, benim 4 yıl önce amcam vefat etti ve 2 küçük oğlu vardı. Ç
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Haklısınız, İmam Gazali ile aramızdaki vadilerin mesafesi çok büyüdü. Gitgide de büyümeye devam ediyor. Rabbim yardımcımız olsun. Okuduğunuz konu insan yetişmesi açısından ele alındığında çok önemli konulardan biridir. Sosyalleşmenin bir din gibi algılandığı zamanımızın insanı için garip bir konudur elbette. UZLET, en yakınların dahil insanlardan uzak bir yaşama tarzı belirlemenin adıdır. Bu uzaklık bir dağ başına çekilme şeklinde de olabilir, tek tük buluşmalar düzeyinde de kalabilir. Bunu tercih eden insanlar olmuştur. Bunun aksi İHTİLAT/sosyal hayatta kalma olarak bilinir. Mü'min bu iki yaşam tarzının hangisini tercih etmelidir sorusu Gazali gibi işin ehli olanlarda çok uzundur. Kısaca şöyle bir derleme yapabiliriz: 1- “Dinimiz uzlet dinidir” diyemeyiz. Din o değildir, dinde uzlet de vardır. Aynı şekilde “dinimiz ihtilat dinidir yani toplumun içinde kalma dinidir” de diyemeyiz, dinimizde o da vardır deriz. Bunun ikisi arasındaki çizgi şudur: Kimi zaman uzlet yani kendini evine kapatma zamanı olur kimi zaman da meydanlara çıkma zamanı olur. Kimi mü'min için uzlet dini ve ahireti açısından daha yararlı olur kimi için de aksi daha yararlı olur. Bir boşluğu mü'minler adına dolduran için uzlet yanlış olur, başka bir mü'min için fazilet olur. Bu esnek karar, kişiye ve zamana göre değişebilir. 2- İbadet yapmada geri kalan, dua etmeye bir türlü vakit ve fırsat bulamayan, riyadan kendisini sıyıramayan, gıybetten ve benzeri bulaşıklardan kendini kurtaramayan için farklı kademe ve uygulama türleri ile uzlet bir nimete dönüşür. Dini eğitim, insanları ikaz gibi vazifeler üzerine farz duruma gelmiş biri için de uzlet kaçış olur, sorumluluk getirir. Fitnelerden korunmayı beceremeyen için uzlet bir rahmettir. 3- Öğretme kabiliyeti olan ve kendisine muhtaç olunan bir mü'min ise uzlete çekilemez. Toplumun iyi örnek görmesi bakımından “tek tük örnek” durumuna düşmüş olan da kaçamaz. İnsanların içine karıştığında meşakkat çekecek ama kendisi erimeyecek biri için ihtilat uzletten evladır. 4- Allah’ın sorumluluğunu omuzlarına yüklediği ailesi ve çocuklarının ne olacağını hesaplamadan hiç kimse uzletin adını bile anamaz. Uzletin hükmü bile belli değilken “aile sorumluluğu” Kur'an âyeti ile sabit bir farizedir. Sorumluluktan kaçmakla Allah’ın rızası bulunamaz. 5- Uzleti de ihtilatı da bir bütün olarak görmek yerine kademeli ve nispi olarak görebiliriz. Mesela haftada iki gün uzlet olabilir. Şehre inmeme olabilir. Düğünlere katılmama olabilir. Karma ortamlara gitmeme olabilir. Eve girip çıkacak misafirleri seçme durumu olabilir. Herkese göre özel bir ayarlamanın yapılabileceği bir alan olduğunun düşünülmesi daha isabetli olacaktır. Anlaşılıyor ki meseleye yalın bir kavram olarak değil de kişilerin özel ihtiyacı olarak bakmak gerekir. Allah Teâlâ yardımcımız olsun.

Hocam sizin tavsiyeniz üzerine arkadaşlarla İHYA okumaları yaptık. İlk seçtiğimi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah yardımcınız olsun. Size şunları söylemeliyim: Ne olursa olsun durum, tek taraflı bir düşünme eksiktir. Kendinizi de yoruma katın. Yüzde yüz o suçlu da siz yüzde yüz haklı olmanız zor bir durumdur. Evet, ağırlıklı hata onda olabilir ama sizin de idareyi becerememe gibi bir hatanız mesela olamaz mı? Böyle, dengeli ve adil olmaya çalışan bir düşünce ile aranızdaki sürtüşmeyi tekrar değerlendirin. Şeytan sizi kışkırtıp gaza getirirken sizin de imanınızla itidalli olmayı becermeniz gerekir. Evet, eşinizi küsme/konuşmama/darılma/surat asma/yataktan uzak tutma gibi cezalarla cezalandırabilirsiniz ama şunu bilmelisiniz: • Müslüman’ın sıradan bir Müslüman ile küsmesi bile üç günü aşmayacak şekilde sınırlandırılmıştır. Makul bir sebep, dini bir yöntem şart getirilmiştir. Esasen küsmek yasaktır. Eşi bu yöntemle sıkıştırmanın üç gün diye bir süresi yoktur ama bu karar, riski ağır bir karardır. • Eşinize küsebilmeniz için öncesinde ona nasihat etmiş/ettirmiş olmalısınız. Küsme denen süreç ikinci kademedir. Birinci kademeyi ne kadar aştığınızı iyi düşünün. Sözünü dinleyeceği birilerini nasihat için devreye aldınız mı, iyi düşünün. • Kadın için “iyi değil/asi” diyebilmeniz günlük bir iki hata üzerine olmamalıdır. İffetle ilgili bir sıkıntı, yatak odasını köreltme sıkıntısı, evden izinsiz çıkışlar gibi nedenlerle olabilir bu karar. • Bu süreci başlatmanın geri dönüşü zor bir süreci başlatmak olacağını iyi düşünün. Sizinle beraber şeytanın da bir süreç başlatacağını hiç aklınızdan çıkarmayın. Bunun yerine sabrı, alttan almayı, üçüncü kişilerden istifade etmeyi denemeye çalışın. Aileyi bir cihat ortamı görün ve oradan mücahitler gibi sevap kazanmayı yeğleyin. Kendiniz ve eşiniz için dualar edin. Allah yardımcınız olsun.

Hocam, eşimle bir arada durmayı beceremiyoruz. O da usandı ben de usandım. Boşan
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kadın ve erkek herkes Allah’ın kuludur, yaşayan Allah için yaşar, ölen Allah için ölür. Kimse kimsenin kulu olmaz/olmamalıdır. Şu var ki insanlar olarak birbirimize karşı sorumluluklarımızı ibadet kalkanı altında ezemeyiz. Allah’ın hakkını Allah’a, kulun hakkını kula vermeye mecburuz. Bugün yaşamaya mecbur edildiğimiz batı kaynaklı aile hayatında eşler arasında sözde bir eşitlik ihdas edildiği için dinimizin bazı emirleri ve kuralları anlaşılamıyor, mesele budur. Kadın, evlendikten sonra onunla nikâhlanan erkeğe karşı bazı sorumluluklar üstlenmektedir. Erkek de ona karşı bazı sorumluluklar üstlenir. Bunun sonucu olarak da her şeyde serbest olamama gibi bir kural oluşur. Temel çizgileri itibariyle konu şöyledir: 1. Kadın, Allah’ın emrettiği farzları yaparken kimseye sormaz, sorması gerekmez. Namaz, farz olan hac, zekât böyledir. 2. Kadının kendi özel malını kullanırken de kocasına bir şey sorması gerekmez. 3. Nafile olarak namaz kılacağı zaman, eşinin onunla sıcak ilişki içinde olmak gibi bir arzusu varsa namazı araya engel gibi koyma hakkı yoktur. Namaz nafiledir ama o esnada aile saadetinin gerekleri acildir. 4. Erkeğin aile içi ilişkilerle alakalı özel beklentilerinin bulunduğu bir günü NAFİLE oruçla geçirmeye kadının hakkı yoktur. Böyle bir kalkan durumuna geçirilmiş nafile oruç tahrimen mekruh oluşturur. Eşinin evde olmadığı bir zamanda ise nafile oruçla alakalı bir sıkıntı yoktur. Ya da eşinin bu konularda hassasiyeti olmadığını bilen bir kadın için de sorun yoktur. 5. Aynı kural i’tikâf ibadetinde de vardır. Kadının eşine rağmen i’tikâf yapması bir kaçamak ve ibadeti kaçamağa sığınak yapmak olacağından caiz görülmemiştir. Bu örnek kurallardan anlaşılıyor ki dinimiz, aile içi huzuru nafile ibadetlerin de üstünde görmektedir. Erkeğin, şeytanın kışkırtmalarına fırsat oluşturabilecek mazeretler bulmaması için kadına nafile ibadetlerde bu dengeyi gözetmesi emredilmiştir. Konuyu bu şekilde anlamalıyız.

Kadının kocasından izinsiz ibadet yapamaması diye bir şey var mıdır, bu bir kült

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.