Fetva Meclisi
Soru
Hocam, eşimle bir arada durmayı beceremiyoruz. O da usandı ben de usandım. Boşanmak gibi bir çarem de yoktur. Sonunda onu küserek cezalandırmak istiyorum. Kur’anda da buna izin var hatta emrediliyor. Bunu yapsam bir çare olur mu sizce ya da bana ne yapmamı tavsiye edersiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm.Size sabır diliyorum. Evet, katlanılması sıkıntılı bir süreçle imtihan oluyorsunuz. Anlattığınız kadarıyla siz haklısınız. Eşinizin yaptığı kendisine ve size kuyu kazmaktır. Bunda bir itiraz yoktur. Siz ise, susadıkça tuzlu su içiyorsunuz. Tuzlu su içtikçe de susuyorsunuz. Size öncelikli tavsiyemiz, eşinizin üzerinde etkisi olan çevreyi değiştirin; kadına karşı en büyük silah kadındır. Ona etki eden başka kadınlar vardır muhakkak. Bu kadınlar annesi olur, komşusu olur. Her kim ise siz, eşinize yeni bir çevre oluşturun. Bütçenizden ilave ayırın ve süslenmeye teşvik edin onu. Cinsel gücünü ve isteğini artıracak gıda tüketimini sağlayın. Size üç çocuk verdiğine göre tamamen kör bir kadın değil demek ki, siz hamle yapmak zorundasınız. Nasihat yerine uygulama yapın. Eşiniz de insandır, kadındır. Her kabahati ona yıkmayın. Ben size desem ki, siz de bir erkek olarak becerip bir kadını şekillendiremediniz, ne diyeceksiniz? Bu kadın üç çocuk doğurduğuna göre kendini ispat etmiştir. Siz bir nasihat edip ömür boyu garanti bekliyorsunuz. Allah Teâlâ her gün beş kere ezan okutuyor da yine namaz kılmıyor insanlar. Sakın surat asmayın, sadece kendinizi yakarsınız. Kadına karşı kati zafer kazanmış erkek yoktur bu dünyada. Kendi kendinizi yiyerek bitirirsiniz de onu bitiremezsiniz. Kadın tatlı dilden anlar, nazlanmak ister. Sürekli alaka ister. Bunları yapın siz.Evlilik böyle bir şeydir, her gün takviye ister, her gün. Siz çabuk yılıyorsunuz. Tuzlu su içme yerine daha aktif olun, kendinizi cazip duruma getirin, peşinizden koşmak istesin. Yatak odasını renklendirin. Mesela banyoyu daha neşeli duruma getirin. Sık sık olmasa da baş başa kalabileceğiniz uzak geziler yapın. Yenilik yapmak sizin görevinizdir. Bıkmayın, usanmayın, erken verdiğiniz kararın şeytandan olacağını unutmayın. Sonunda kazanmak üzere yol alın. Dua etmeyi ihmal etmeyin. Allah size sabırlar versin.
Eşinizin yaptığı şey, Allah katında çok çirkin ve ağır bir vebaldir. Evli olduğu hâlde başka kadınlarla ilişkiler kurması hem zina günahına yaklaşma hem de emanete hıyanet demektir. Eşiniz ahirette bunun hesabını verecek. Ama siz onun kötülüğüyle değil kendi duruşunuzla değerlendirileceksiniz. O’nun vebali kendine, sizin sabrınız size sevap olur. Sürekli ihanet varsa, güven bitmişse ve huzur tamamen yok olmuşsa, kadın boşanmayı talep etme hakkına sahiptir. Ama siz çocuklarınız için, maddi sebeplerle ve belki de son bir umutla ayrılmayı göze alamıyorsanız… Bu da günah değildir. Çünkü sabırla sürdürmek de şahsî bir tercihtir. Lakin bu sabır, sizi tüketmemeli. Allah’a sığınmaya devam edin. Kendi değerinizi bilin. Eşinizin yaptığı sizin değersizliğinizin değil onun ahlâksızlığının göstergesidir. Kendinizi ihmal etmeyin. Zihinsel ve fiziksel yorgunluğunuzu azaltacak meşguliyetler edinin. Güvendiğiniz birkaç dost, kitap, ders halkası ya da hayırlı meşgalelerle iç direncinizi canlı tutun. Eşinizle açıkça konuşun. Yumuşak ama net bir şekilde bu durumun sizi nasıl çökerttiğini, affetmenin sınırına geldiğinizi, eğer tevbe ve değişim göstermeyecekse artık sabrın tükenmekte olduğunuzu ifade edin. Güvendiğiniz bir aile büyüğü veya bir hoca ile yüzleştirme yapmayı düşünün. Bazen üçüncü bir ses, kişiyi toparlayabilir. Son olarak şu şekilde dua edebilirsiniz: “Allah’ım! Kalbimi daraltan her şeyden Sana sığınırım. Gönlümde olanı ancak Sen bilirsin. Beni sabırla, ferasetle ve hayırla çıkar bu imtihandan. Eşimle aramızdaki kötülüğü hayra çevir ya da beni hayırla ayır. Kalbimi huzurla, bedenimi afiyetle, yolumu rahmetinle donat” Allah size kuvvet versin, hayrınıza olan neyse onu nasip etsin.
Evet, zor ve riskli bir iş ama insanlığın zirvesini, imanın gerçeğini yansıtan bir iş aynı zamanda. Sizin “git” demeniz zor olduğu gibi “gitme” demeniz de isabetli değil. Ortada durun en azından. Ağlayarak da olsa eşinizin gitmesine yardımcı olun. Böylece şeytanı yenmiş olursunuz. Eşinizin orada kazanacağı sevaplara da ortak olmuş olursunuz. Bir de şunu düşünün: Eşiniz bir kazada da sizi terk edip gitme ihtimali yok mu? Ölüm sadece Gazze’de mi? Ve maazallah sizin yaşadığınız yerlerde öyle bir düşmanlık olsa idi siz yardım için gelecek doktorları göndermeyen kadınlara nasıl lanet ederdiniz? Ve o lanet o kadınları, çocuklarını nasıl kuşatırdı?
Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Allah’ın mağfiret buyurduğu bir şeyi yeniden tazeletmeyin. Geçmişinize tevbeniz samimi ise o samimiyetin gereği olarak Allah’ın affına güvenmelisiniz. Şeytan sizi bir kere o bataklıkta batmış olarak gördükten sonra yeniden oraya dönmenizi istiyor. Sizi aynı delikten iki kere ısıracak o akrep, aklınızı kullanın. Bu tür düşüncelerden kurtulmak için yoğun bir gün yaşamanız gerekir. Vaktin size yetmeyeceği işler yapın. Derslere katılın. Sosyal faaliyetlere iştirak edin. Özellikle cinsel hayatınızı daha aktif duruma getirin. Eşinize beklediğinden fazlasını verir duruma gelmeye çalışın. Kitap okuyun. Zikirler yapın. Göreceksiniz, bu gereksiz sıkıntıdan biiznillah kurtulacaksınız. Allah’a emanet olun.
Eşinizi de ikna etme projeleri üretmeyin. Siz kendi dönüşümüz için Allah'a şükredin. Dininizi yaşamaya bakın. Eşiniz için dua edin. Sabredin. Tartışmaya yanaşmayın, o tartışacak olursa konuyu dağıtın. Tartışırsanız onu kendinizden ve inandığınız şeyden itersiniz. Sabrederseniz o da kendiliğinden aynı yöne yönelir biiznillah. Öncelikle ilmihal okuyun, öğrenin. Bir de kendinize iman kardeşleri bulun. Sadece mümin olduğunuz için beraber olacağınız üç arkadaş size yeter. Ama vakıf, tarikat, grup değil iman beraberliği yetmeli size. Allah size yardım etsin.
Bir Müslüman, insan olarak insanî kimliğini yitirmemeye çalışmalıdır. Sizin, sizi sevmeyen bir insana bağlı kalmanız doğru değildir. Yeteri kadar rica etmişsiniz hatta yalvarmışsınız. Bundan ötesi şahsiyetinizi öldürür. Kesinlikle dert etmemelisiniz. Daha güzel bir evlilik sizi bekliyor olabilir. Hanımlar genelde dulluğu ölüm gibi görürler ama bu doğru değildir. Sizi ezecek bir evde yaşamaktansa dik durabileceğiniz bir çadırda yaşamaya razı olun. İlla derdinizi arıyor gibi olmayın. İşinizi de kaybedebilirsiniz aklınızı da. Dik durun, sabredin, o erkekteki bütün kanuni haklarınızı da alın. Sonra da ibadetinizi yaparak kendinizi rahata verin. Allah yardımcınız olsun.
aile konusundaki diğer fetvalar
Dinimiz, Müslüman bir erkeğin Hristiyan veya Yahudi bir kadınla evlenebileceğini söylemiştir. İki nokta dikkatten kaçmamalıdır bu konuda: a- Gerçek bir Yahudi ve gerçek bir Hristiyan kadınla evlenilebilir. Bugünkü adı Hristiyan kadınlar en azından kızıl laik kafalıdırlar, nerelerinde din var ki o din Hristiyanlık olacak? b- İkinci nokta da şudur: İzin verilmiştir ama bu izin, İslam toplumunun içinde kalacak bir Hristiyan kadın içindi. Bugünkü düzende Avrupa’da eriyip gidecek şekilde Müslüman olmayan kadınlarla evlenenler, ne kendilerini ne de müstakbel çocuklarını düşünmeden bu gaflete düşmektedirler. Çok iyi düşünün. Sonra sizinle kimse ağlamayacak, yalnız ve çaresiz ağlamalar yapacaksınız iyi bilesiniz.
Teravih namazı esasen bir EV NAMAZIDIR. Evde kılınır, mescitte kılınır. Kalabalık mü'minlerle kılındığında ecrin daha fazla olacağı umudu ile camilerde kılınmakta idi. Şimdiki durumda herkesin teravihi evinde ev halkı ile cemaat yaparak kılması mümkündür ve güzeldir. Evde cemaat yapma durumu yoksa herkes tek başına da kılabilir. Ramazan gecelerini huşu içerisinde ve Rabbimize yönelmiş olarak geçirmek için pek güzel bir fırsat olur bu. Aceleye getirmeden, ibadet lezzeti ile kılınmalıdır. Küçükleri de katılabildikleri kadar cemaate katın. Bilhassa küçüklere çok dua ettirin. Onların günahla kirlenmemiş ağızları bizimkilerden daha yakındır göklere. Tesbihatları da ihmal etmeyin. Teravih kıldırmak için müftüden onay almanız gerekmez. Kendisi iki rekât namaz kılabilen herkes imamlık yapabilir. Özellikle de teravih nafile bir ibadettir, çok rahat imamlık yapılır. Bir ilmihal kitabından bu bölümü okuyun, herkes bir kere daha öğrenmiş olsun. Bir de ilim bereketi katmış olursunuz evinize. Erkekler önde kadınlar arkada melekler tepenizden göklere kadar yükselmiş olarak namaz kılın, dualar edin, Bakara suresinin son iki ayetini de mushafa bakarak okuyun. Sonra da huzur içinde yatın. Sahura kalkın. Afetten rahmet çıkardığınız bir Ramazan yaşamış olun. Rabbim kabul etsin, tamamını yaşamayı nasip etsin. Bizi de duada unutmayınız.
Allah yardımcın olsun. Helal kazanmak ve ev geçindirmek Müslüman olmanın aynası gibidir. Bunu basit görme. Bununla cennet kazanacağını bil. Ve sana derim ki: 1. Helal ve temiz kazanmak Allah’ın bereketini çeker. Tıpkı haram ve pisin bereketi uzaklaştırdığı gibi. 2. Kuracağın işte, işi kurarken ve yürütürken istişareyi ihmal etme. Hiç kimse bilmediğinin uzmanı olamaz. Düşmeden yürümeyi öğrenmek mümkün ise onu öğrenmek gerekir. 3. Çok çalış, çok kazan ama kanaati hiç unutma. Kanaatin olmazsa mala tapınırsın. Hem imanım var dersin hem paraya tapınırsın maazallah. 4. Hedefin kazanmak olsa da asla sorumluluğunu taşıdığın aileni ve diğerlerini hesaba katmadığın hiçbir işe girişme. Bu arada şahsiyetini eskiteceğin hiçbir işi de yapma. 5. Az da olsa ayağı yere basan sağlam iş yap. Az kazan güzel kazan. Kendini eriterek paranı büyütme. Buna sağlığın da dâhildir, şahsiyetin de. 6. İsraf senin en sinsi düşmanın olacaktır, ona dikkat et. Başkalarına göre ölçme kendini, kendinle ölç. İsraf bitirir seni. Cimri de olma, israf ile cimrilik arasında bir çizgi tuttur. 7. Kazandığında önce evini düşün, evine harca. Sonra da sadakayı listende tut. Az da olsa sadakasız bir mevsim sakın geçirme. 8. Evde eşin ne kadar evinin sorumlusu ise sen o kadar başarılı olursun. Onun da hayatın mü'mince yaşanması gerektiğine dair hissiyatını güçlendir. 9. Harcamalarında muhakkak bir sıralama olsun. Listeni daima; Zorunlular, Gerekliler ve lüksler olarak üçe ayır. Birinden diğerine geçişte aşırılığa ve taklide kanma sakın. 10. Duayı ve çokça istiğfarı unutma ki melekler de seni unutmasın.
Allah seni muradına erdirsin güzel kardeşim, zevacını şimdiden tebrik ederim. Evliliğin seni ve eşini cennete taşıyan bir ibadete dönüşmesi için şu noktalarda niyetin olsun ve o niyetlerini de ölünceye kadar korumaya azimli ol, niyet edebiyatı yapma sakın: 1. Başta Peygamber aleyhisselam efendimiz olmak üzere bütün peygamberlerin ortak sünnetine uymaya niyet et. Evlilik bir nübüvvet sünnetidir. 2. İffetli bir mü'min olmaya, gözünü ve derini haramdan korumaya niyet et. 3. Salih çocukların babası olmaya niyet et. 4. Ümmetimizi arttırmaya niyet et. 5. Bir mü'min kadının iffetini korumaya bekçi olma niyeti yap. 6. Yeni oluşturacağın hısımlık ve akrabalıklar üzerinden mü’mince ülfet ortamı kurmaya niyet et. 7. Helal bir rızık kazanıp, o rızık ile eşini ve çocuklarını geçindirmek ve bununla da Rabbinin rızasını kazanmak sevdasına niyet et. 8. Sana evliliği zindan etmeyi şimdiden planlayan şeytanla sonuna kadar cihat etmeye niyet et. 9. Eşin, tartışan, huzursuz biri çıkarsa maazallah, onunla kavga etmeyerek ”haklı olduğu kavgadan çekilene cennet sözü veren” Peygamber aleyhisselamın müjdesine ermeye niyet et. 10. Kur'an sesi ile yoğrulan, onun hükümleri ile mayalanan bir ev sahibi olmaya, o eve bir nokta kadar da olsa haram sokmamaya niyet et. Mübarek olsun kardeşim benim.
Hayır, kimseyi suçlamayın. Sizin derdiniz sizsiniz. Günahlarla oluşturduğunuz bağışıklık sistemi sizi bu duruma getirdi. Yaratılış gayesine ters yürüyorsunuz. Dindarlığı mevsimlik işlerden biri gibi görüyorsunuzdur. Kalbiniz de bu gidişatı kaldırmıyor ve size kriz sinyalleri veriyor. Helak olmadan önce Allah’ın dinine dönmelisiniz. Sözünü ettiğiniz imkânlar birer nimet iken sizin elinizde daha fazla azap nedeni oluyor. Haramları atın evinizden ve hayatınızdan. Alkol, göz kirliliği, vakit israfı, ibadet eksikliği, gıybetten yalana kadar dil kirlilikleri ve benzeri haramlar varken huzurunuz olmaz, olamaz. Her haram bir azap nedenidir. Haramlara mesafe koymadıkça ve geçmiştekilerden tevbe etmedikçe; - Gerçek ilme beyniniz ısınmaz, - Kalbiniz körelir, katı bir insan olursunuz, işiniz ters gider, - Bedeninizi boş yere çürütürsünüz, - Evinizde bereket olmaz, - Her günah kendisi gibi yeni bir günaha iter sizi, - Meleklerin lanetini alırsınız, dualarınız kabul olmaz, şeytan sizi avucunun içinde oynatır ve maazallah - Kötü bir akıbetle bu dünyadan gidersiniz. Bunun için günahlardan hemen sıyrılın. Ve bu sıyrılmayı ertelemeyin. Ciddi iseniz de çevrenizi değiştirin. Çevreniz sizi etkisi altında tutmaktadır. Allah’a yönelin, o da size rahmet etsin.
Henüz vakti gelmediği için bulamıyorsun. Böyle umutsuz olmayacaksın. Her şeyin bir vakti vardır, sen çatlasan da vakti gelmeden olmaz o. Aramana devam et. Asla umutsuz olma. Seni yaratan kaderini de yazdı ama sen vaktini bilmiyorsun.