Fetva Meclisi
Soru
Hocam, eşim acil asistanı ve ikinci senesi. İki küçük çocuğumuz var. Gazze’deki olaylardan sonra eşim birkaç gündür oraya gitmek istediğini söylüyor ama ben git diyemiyorum. Çocuklar olmasa belki daha rahat teşvik edebilirim ya da imanımın zayıflığından mı bilmiyorum. Eşim böyle bir şey isterken, göze alabiliyorsa gitmeyi benim onu desteklemem mi gerekir? Oraya gitmek şu an bana intihar gibi geliyor. Allah’ın takdir ettiğinden başkası olmayacak ona da iman ediyorum ama yine de korkuyorum. Tavsiyenize çok ihtiyacım var, şimdiden Allah razı olsun.
Cevap
Benzer fetvalar
Allah yardımcınız olsun. Size şunları söylemeliyim: Ne olursa olsun durum, tek taraflı bir düşünme eksiktir. Kendinizi de yoruma katın. Yüzde yüz o suçlu da siz yüzde yüz haklı olmanız zor bir durumdur. Evet, ağırlıklı hata onda olabilir ama sizin de idareyi becerememe gibi bir hatanız mesela olamaz mı? Böyle, dengeli ve adil olmaya çalışan bir düşünce ile aranızdaki sürtüşmeyi tekrar değerlendirin. Şeytan sizi kışkırtıp gaza getirirken sizin de imanınızla itidalli olmayı becermeniz gerekir. Evet, eşinizi küsme/konuşmama/darılma/surat asma/yataktan uzak tutma gibi cezalarla cezalandırabilirsiniz ama şunu bilmelisiniz: • Müslüman’ın sıradan bir Müslüman ile küsmesi bile üç günü aşmayacak şekilde sınırlandırılmıştır. Makul bir sebep, dini bir yöntem şart getirilmiştir. Esasen küsmek yasaktır. Eşi bu yöntemle sıkıştırmanın üç gün diye bir süresi yoktur ama bu karar, riski ağır bir karardır. • Eşinize küsebilmeniz için öncesinde ona nasihat etmiş/ettirmiş olmalısınız. Küsme denen süreç ikinci kademedir. Birinci kademeyi ne kadar aştığınızı iyi düşünün. Sözünü dinleyeceği birilerini nasihat için devreye aldınız mı, iyi düşünün. • Kadın için “iyi değil/asi” diyebilmeniz günlük bir iki hata üzerine olmamalıdır. İffetle ilgili bir sıkıntı, yatak odasını köreltme sıkıntısı, evden izinsiz çıkışlar gibi nedenlerle olabilir bu karar. • Bu süreci başlatmanın geri dönüşü zor bir süreci başlatmak olacağını iyi düşünün. Sizinle beraber şeytanın da bir süreç başlatacağını hiç aklınızdan çıkarmayın. Bunun yerine sabrı, alttan almayı, üçüncü kişilerden istifade etmeyi denemeye çalışın. Aileyi bir cihat ortamı görün ve oradan mücahitler gibi sevap kazanmayı yeğleyin. Kendiniz ve eşiniz için dualar edin. Allah yardımcınız olsun.
Anladım bacı, eşinizi anladım. Evet, sıkıntılı bir eş ama atılacak ve yok kabul edilecek biri değil anlaşılan. Bir kere de olsa seccadenin başına geçmesi bile büyük bir nimet. Siz eşinizi düzeltemezsiniz. Yapacağınız şey şudur: Onun bu yönlerini görmeyin, duymayın, ilgilenmeyin. Siz ondan sorumlu değilsiniz zaten. Aile içi huzurunuza bakın. Biraz daha yaşlanınca inşaallah daha iyi ve daha faydalı olur. Allah yardımcınız olsun.
Siz ve eşiniz var kabul edin. Aileniz olarak gerisini yokmuşlar gibi kabul edip yaşamaya alışın. Dertsizlik cennettedir, burası dert diyarıdır. Bırakın dertleriniz olsun ama siz dik olun, sağlam durun. 'Eşiniz ve siz', bunu unutmayın! Gerisine yüzeysel olarak hatasız bir yakınlık gösterin, onları hayatınızın ortağı yapmayın. Seviyeli ve açık vermeyen bir mesafe koyabilirsiniz aranıza. Onlarla ilgilenmeyecek kadar vaktinizi iyi işlerle doldurun. Kendinize ve ahiretinize yatırım yapın. Allah yardımcınız olsun.
Siz eşinizi koruyup yönlendiremezsiniz, boşuna emek vermeyin. Siz Allah’ı koruyun Allah da sizi korktuklarınızdan korusun. Bu iş böyledir. Rakipleriniz bir veya bin değil ki, nasıl baş edeceksiniz? En iyisi siz Rabbinize yönelin. Bunun için size tavsiyem şudur: Eşinizi kontrol altında tutmayı bir mücadele tarzı olarak benimsemeyin. Kendinize iyi bakın. Eşinizin cazip bulduğu renkleri giyinin, onun hoşuna giden parfümü kullanın. Onun sevdiği yemeklerle ilgilenin. Eşinizle siz bu konuları tartıştıkça onu başkalarına ittiğinizi iyi bilin. Emreden, açık sözlerle yönlendirmeye çalışan, sürekli tenkit eden kadın itici kadındır. Bunlar da sizin can noktalarınızdır. Cinsel ilişkinizin uzun soluklu olmasına gayret edin. Gerekiyorsa bir ilişkiyi bir saat gibi uzun tutmaya gayret edin. Eşiniz beceremese bile siz becermeye çalışın. Eşinizle kadın dünyasını konuşmak veya ikaz etmek yerine onu takvaya çekecek ibadetlere yönlendirin. Kur'an okumasını, camiye gitmesini, oruç tutmasını, kitap okuyup sohbet dinlemesini önermeye çalışın. Ve sabredin. Bu dünya savaşını sabredenler kazanacak. Sadece sabredenler… Gerisi toptan kaybedenlerden olacak. Bunu unutmayın.
Kendinizi bu konuda sorumlu hissediyorsanız gidiniz. Eşinize yaptığınız işin önemini anlatarak kendisinin de ecrinize ortak olduğunu ve fedakâr olması gerektiğini anlatınız. Kendisine kocasını cihada gönderen hanım sahabi gibi davranmasını rica edin. Korkmasın, vaktinden/ecelinden önce hiç kimse ölmez.
Bu anlattığınız makul değil. Bizzat eşiniz ve gittiği yer ile ilgili söylemiyorum ama bu anlattığınız tarz hatalı. Görüşüne itimat ettiğiniz birine müracaat ederek itidali size göstermesini sağlamalısınız. Eşiniz kimseye müracaatı kabul etmezse o takdirde ailenizle durumu değerlendirin ve gerekeni yapın. Tavsiyemiz budur.
cihad konusundaki diğer fetvalar
Elbette mal ile cihad etmenin en güzel örneğini yapmış olursunuz. Yeter ki güvendiğiniz bir aracı ile olsun.
Rüyalarınız güzel ve bereketli olabilir ama sizin iyi Müslüman olmanız için rüyaya ihtiyacınız yoktur. Önemseyip üzerine yığıldığınız için rüyalarınız da yoğunlaşıyor. Gördükten sonra önemsemeyin ve günlük iman hayatınıza devam edin. Düzeyiniz rüya düzeyine takılıp kalmasın ki imanınız eskimesin, hayatın gerisinde kalmasın maazallah.
Hayır öyle değil. Bir genç, diploma sahibi olmak, belli bir koltuğa sahip olmak, anne babasının gönlünü yapmak gibi maksatlarla da üniversite okuyabilir. Bir başka genç de ümmetine bilim yoluyla hizmet etmek için üniversite okur. İkisinin okumasındaki tek fark birincisinin dünyalık bir şeyi elde etmek için ortaya koyduğu mesai iken ikincisi aynı mesai üzerinden ilave sevaplar kazanmış olur. her ikisininki de mubah bir iştir.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin Ubeyy bin Halef’i Uhud Gazvesi’nde öldürdüğü bilgisi doğrudur. Ondan önce veya sonra da kimseyi öldürmemiştir.
Cevabımızda, Türkiye'deki müminler için farzı ayın olmayacağını söyledik. Ve öyledir. Zira Suriye'deki kardeşlerimizin durumu ortadadır. Onlar için farz-ı ayın olmuştur. Onlar da ellerinden geleni yapmaktadırlar.
Cihat, bir müminin, Allah'ın dini için yapabileceğini yapması demektir. Eşine karşı onu iffetli tutması yapabileceklerinden sadece biridir. O bölüm de cihadının bir bölümü olabilir sadece. Bugün dünya hayatı kadının gücü üzerinden sürdürülüyor diyebileceğimiz kadar büyük kadın konuları vardır. Hayatı İslamlaştırmak gibi bir derdimiz bulunduğuna göre kadının İslam'a ses verecek, destek olacak her hareketi cihadıdır. Hele hele nesil yetiştirmek muazzam bir cihattır onun için.