Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben bir yıllık evliyim ve bulunduğum şehirde kendi ailemden ya da eşimin ailesinden kimse yok. Eşim, evlendikten üç ay sonra dini bir vakfa gitmeye başladı. Risale-i Nur okuyorlarmış ve hizmette bulunmak istiyor. Gittiği yerde çok güzel işler yapıyor ama her gün gidiyor ve gece üçten aşağı gelmiyor. Bu durumu kaldıramıyorum. Ne yapmam lazım? Sizler de bu şekilde mi yapıyorsunuz? Aile hayatı, evde de olmalı değil mi? Gece üçte geliyor, gündüz de orada, kendisini tamamen bu işe adamış durumda. Fedakârlığını bu şekilde yapması gerektiğini düşünüyor. “Vefa borcum var” ve “Hizmet etmek kolay mı zannediyorsun?” diyor. Belki takdir etmemi isteyeceksiniz ama ben bunu yapamıyorum ve evliliğim bitmek üzere. Bu kadar ihmal bana çok ağır geliyor. Bu konuyla ilgili yardımcı olabilir misiniz? Sohbet, dua, video gibi kaynaklar varsa paylaşabilir misiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Eşinizi de ikna etme projeleri üretmeyin. Siz kendi dönüşümüz için Allah'a şükredin. Dininizi yaşamaya bakın. Eşiniz için dua edin. Sabredin. Tartışmaya yanaşmayın, o tartışacak olursa konuyu dağıtın. Tartışırsanız onu kendinizden ve inandığınız şeyden itersiniz. Sabrederseniz o da kendiliğinden aynı yöne yönelir biiznillah. Öncelikle ilmihal okuyun, öğrenin. Bir de kendinize iman kardeşleri bulun. Sadece mümin olduğunuz için beraber olacağınız üç arkadaş size yeter. Ama vakıf, tarikat, grup değil iman beraberliği yetmeli size. Allah size yardım etsin.
Mesajınızdan aileye, İslam’a ve hizmete olan bağlılığınız, sabrınız ve nezaketiniz apaçık görünüyor. Rabbim yuvanıza rahmet, eşinize basiret, size de kuvvet ve sebat ihsan eylesin. İnsanlara faydalı olmak, ilim ve hizmete vesile olmak elbette çok değerlidir. Ancak kişinin kendi hakkını ve ailesinin huzurunu feda ederek bu hizmeti sürdürmesi ne doğru ne de caizdir. Dolayısıyla vakıf çalışmaları, aile huzurunu, mali istikrarı ve eşler arasındaki dengeyi bozuyorsa, bu noktada durup düşünmek gerekir. Bir hizmet, önce evi yakarak başkaları için ışık olmaya dönüşüyorsa, bu sağlıklı bir yol değildir. Borç yükü, evin sorumluluğunu taşıyan bir erkeği yıpratır, yıpranan erkek de maalesef bazen haksız davranışlara yönelir. Bu, doğru değildir ama sebeplerinden biri olabilir. Burada yapılması gereken, hizmeti azaltmak veya istişareyle yeniden düzenlemektir. Sadece maddi kaynak değil eşin rızası ve aile huzuru da bu hizmetin temelidir. Kocanın karısından itaat beklemesi, tahakküm değil emniyet ve sevgiyle yönetilen bir beraberliğin parçası olarak görülmelidir. Ama bu itaat, haksızlığa boyun eğmek değildir. Hakkı ve sözü olan bir eşin susturulması değildir. Asla kadını korkutarak itaate zorlamak değildir. Sadece soru sorduğunuz için azar işitmeniz ve ardından “itaat etmiyorsun” diyerek cezalandırılmanız doğru bir tavır değildir. Hele ki siz anlattığınıza göre onu incitmemek için sabreden, yardımcı olan bir eşsiniz. Bu tavır sizin hakkınızı çiğnemek, kendi duyduğu bir sözle sizi hizaya getirmeye çalışmak ve sizin şahsiyetinize zarar vermek anlamına gelir. Bir erkek, yatak ayırma hakkını, Kur’an’da geçen “nüşûz” yani açık bir isyan, aile düzenini bozan ciddi bir itaatsizlik olduğunda kullanabilir. Basit anlaşmazlıklarda, küçük bir tartışmada, eşin fikir beyan etmesinde böyle bir cezaya gitmek yanlış bir adımdır. Size tavsiyem bu dönemi bir danışman eşliğinde geçirin. Bu iş artık “kadının susmasıyla” değil, “birbirini anlamasıyla” çözülür. “Allah’ım bu aileyi rahmetinle koru. Kalplerini birbirine yeniden ısındır. Öfke ve kırgınlıkla değil, merhamet ve anlayışla yol almalarını nasip et. Âmin.”
Siz ve eşiniz var kabul edin. Aileniz olarak gerisini yokmuşlar gibi kabul edip yaşamaya alışın. Dertsizlik cennettedir, burası dert diyarıdır. Bırakın dertleriniz olsun ama siz dik olun, sağlam durun. 'Eşiniz ve siz', bunu unutmayın! Gerisine yüzeysel olarak hatasız bir yakınlık gösterin, onları hayatınızın ortağı yapmayın. Seviyeli ve açık vermeyen bir mesafe koyabilirsiniz aranıza. Onlarla ilgilenmeyecek kadar vaktinizi iyi işlerle doldurun. Kendinize ve ahiretinize yatırım yapın. Allah yardımcınız olsun.
Size yanlıştasınız diyemem ama bunu huzurunuzun kaybolma nedeni olarak büyütebilirsiniz, dikkat edin. Eşinizle açık bir şekilde konuşun. İçinizdeki huzursuzluğu iletin. Sabırlı olun. Hemen düzelmesini beklemeyin. Bir zaman sonra rahatlayacağınızı göreceksiniz. Özet olarak söylemek istediğim şudur: Karşınıza dini almış duruma düşmemelisiniz. Kadın olarak beklentinizde haklısınız ama o da yanlış bir yerde değil esasen. Bir dengeleme hatası yapmaktadır. Nasihat ve rica ile düzelecektir. Tatlı konuşun. Rica etmesini bilin. Allah yardımcınız olsun.
Siz onunla ilgilendikçe o kendini naza aldığına göre siz şimdilik kendinizi geliştirmeye bakın. Onunla özellikle bu konularda ilgilenmeyin. Aranızdaki muhabbet arttıkça sizin etkiniz de artabilir ama bu mantıkla onu kendinizden itmiş oluyorsunuz. Bir de böylesini deneyin.
Ümmetimiz “oku” emriyle ilk muhatap olan ilim ümmetidir. Hangi yaşta olursak olalım ilimsiz bir hayatımız olmamalı. Hem kendimiz hem de çocuklarımız için bu ilim yolunda ilerlerken tercihler yapmak zorunda kalıyoruz çoğu zaman. Çocuklarımızı da hiçbir yere göndermeyelim, evde tek başına yetiştirelim diyecek bir zeminde de değiliz. Hem onları okuma hayatından hem de sosyal bir hayattan alıkoymadan hareket etmemiz gerekmekte. Okuma adı ile gönderdiğimiz ortamlarda ahlaki yönden bir erozyona uğrama söz konusu olabilir, bunu da istemeyiz ama bu sonuç olmaması için çevreden gördüğü kötü örneklere inat başta ailesi olmak üzere güzel örnek alacağı bir çevre oluşturmalıyız. Eğer kendi kabiliyetine göre bir meslek elde etmek istiyorsa sizin kriterlerinize göre alternatif bir kurum tercih edebilirsiniz; açık lise veya kabiliyete göre farklı eğitimler de söz konusu olmakta. Mü’min olarak her eğitimi alamayız, her kitabı okuyamayız ama mutlaka ama mutlaka okuduklarımız, eğitimlerimiz olmalı her an. Evlatlarınızın eğitim süreçlerini onlarla olan ilişkilerinizi de yıpratmadan ilerletebilmek için onların da doğal isteklerini göz ardı etmeden konunun uzmanı olan kişilerle istişare ederek hareket etmemizde de fayda olacaktır biiznillah. Bununla beraber bulunmalarını istemediğimiz ortamların bir alternatifini bulmak, kabiliyetlerini geliştirebilecekleri meşguliyetleri oluşturmak da aynı şekliyle ailenin sorumluluğunda olduğunu da unutmamalıyız. Çocuklarımızı çevreden koruyup ahlaklı, dinini yaşayan birey olarak yetiştirme sevdanız çok mübarek; Rabbim yardımcınız olsun. Her şeyin maddeleşmeye doğru gittiği bir dönemde siz maneviyatını düşünüyorsunuz, mübarek olsun. Bunu yaparken de şeytanın sizin de hedefinizde olduğunu unutmayın sakın. Bu sebeple koruyayım derken fıtratını arka plana atarak bir tavır takınmamaya özen göstermelisiniz. Sohbete götürmeniz güzel ama onun da hoşlanacağı uygun ortamlara da gitmeli; yürüyüş yapmak istemesi de uygun yerlere gittiği takdirde engel olunmamalı. “Kadının yeri evidir” hakikatini, asla dışarı çıkmaması gerekendir olarak değerlendirmememiz gerekir. Onun için yapılması mübah olan hangi iş varsa o işi görmek için evden çıkmasında sakınca vardır diyen bir âlim olmamıştır. Sakınca; ölçünün kaçmasında ve âdeta kaş yaparken göz çıkarılmasındadır. Biz fıkıh öğreniriz, fıkha göre yaşarız, insan da toplumsal bir varlıktır ve bu sebeple her an insan ile iç içe olabilmekte. Fıkıh bilen bir insan sınırlarını bilerek hareket etmeli. Tabi ki kadının rahat ettiği, fitneden uzak olan yerinin de evi olduğu da unutulmamalıdır. Kızlarımızın ahlakının ve iffetinin her şeyden üstün olduğunu da bilerek adımlarımızı atarız. Son olarak şu gerçeği de bir kardeşiniz olarak hatırlatmak isterim, insanız, beden sağlığımız kadar ruh sağlığımız da önemlidir. Şeytan her insanla olduğu gibi bizimle de uğraşmakta. Adımlarımızı atarken psikolojisi bozulmuş olmamamız gerekir. Huzur bizim için vazgeçilmez bir duygudur. Mü’minliğimizden huzur duyarız ama insanın boşluğa düştü hissine girmesi ruh sağlığımızı olumsuz etkiler. Aman çocuklarımızı bu ruhsal sürece girip bocalamasına izin vermeyin. Fıtratı, istekleri ile paralel adımlar atmaya çalışın. Rabbim yardımcımız olsun.
dini sohbet konusundaki diğer fetvalar
Kocanızın davası ile neyi kastediyorsunuz bilmiyorum. Kocanız davasıyla dinimizi kastediyorsa bu davayı yayan ve asıl sahibi (aleyhisselam) günde eşlerini iki defa özel ziyaret ederek hallerini sorar, akşamları da onlarla bir araya gelip hasbihâl ederdi. Kocanız arkadaşlarıyla takılmak için evden kaçış bahanesi olarak öne sürüyorsa dini kullanmasın. Yazdığınız bilgilerden anladığım ikili ilişkinizin iletişiminde problem var. Kocanız sizin içerisinde olduğunuz duygu probleminin farkında değil. Şu aşamada kocanızın bu tavrına refleks olarak misliyle mukabele etmeyin. Tartışmayın, konuşun. Sizi anlaması için tekrar tekrar çaba gösterin. Yalnız kocanızla anlaşmaya çalışırken sizin kendisini arkadaşlarından koparmak istediği düşüncesine kapılmasın. Daha yeni evlisiniz; endişelenmeyin. Bu aşılabilecek bir sorundur. Yeni evli erkeklerin koca olduklarını hissetme süreçleri biraz sancılı olur. Ama çocuk olduktan sonra biraz daha sorumluluk sahibi olduklarını anlamaya başlarlar. Allah yardımcınız olsun.
Şeytan, herkesi bir noktadan halkasına almaktadır. Sizi de öncelikli olarak namazdan yakalamış. Siz de buna karşılık, namazı en önemli sorununuz olarak göreceksiniz. Bu sorununuzu halledebilmek için öncelikli olarak çevrenizi değiştirin. Bu bir çevre meselesidir. Namazlı bir çevre edinmedikçe işiniz zor olur. İkinci olarak da bir ilim meclisine, sohbet halkasına katılmaya çalışın. Evet, namazın olmaması, eksikliği hayatî denecek düzeyde bir eksikliktir. Bunu, aşmanız gereken barikatlardan biri olarak görün. Henüz yoldasınız kabul edin. Daha kat edeceğiniz çok mesafe var. Sabrederek ve yılmadan yola devam ederek bunu da aşacaksınız Allah’ın izniyle. Kenara çekilmeyin, umutsuz kalmayın vazgeçmeyin. Bir vakit bile olsa bir namaz bir namazdır deyip devam edin. Bu badireyi de geçtiğinizi göreceksiniz biiznillah. Rabbim yar ve yardımcınız olsun.
Diploma diye bir şart yoktur. İlim ve ihlas en önemli şarttır. Haddinizi bilin, seviyenizi aşmayın; elbette anlatın. Allah yardımcınız olsun.
Kadının erkeğe bakması özel bir müstehcenlik ihtiva etmiyorsa haram değildir. Kadının erkeği seyretmesi bu açıdan normal olabilir. Özel bir fitne varsa o zaman izlenmemelidir deriz. Erkeğin kadını izlemesi ise ancak zorunlu durumlarda ve kadının mahremiyetini koruyabildiği düzeyde olabilir. Bu ilke aşılırsa kadının görüntüsünü erkeğin izlemesi caiz olmaz. Buna göre değerlendirebilirsiniz.
Dinimizin emri, Peygamber aleyhisselamın adı anıldığında onu duyanın salavat getirmesidir. Bu duymanın kaynağı bir insan ağzı veya bir cihaz olduğundu kural değişmeyecektir. Elektronik cihazlardan da adı duyulduğunda salavat getirilmelidir.
Prensip olarak şöyle bilmeliyiz: Bir kadının erkeğe veya erkeğin fotoğrafına bakması haram değildir. Haram olan bakıldığında fitne oluşturacak bir ortam veya görüntü varsa haram olma durumu o zaman ortaya çıkar. Bu durum vaaz veren biri için de geçerlidir tiyatro oynayan biri için de.