Fetva Meclisi
Soru
Hocam Kur'an’ın birçok ayetinde “can ve mal ile cihad” tabiri çokça geçmektedir. Günümüzde Filistin’e yardım gönderen birçok yardım kuruluşu var. Nitekim hadislerde orada cihad edenlerin eşine, çocuğuna ve akrabasına yardım etmenin canla cihad etmeye eşit olduğu belirtilmiş. Biz de bu yardım kuruluşları aracılığıyla onlara yardım göndersek mal ile cihad kapsamına girer mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Vakıflarımızın, derneklerimizin ihdas ettiği toplantıları fiili bir cihad eylemi düzeyinde görmekte biraz duygusal davrandığımız kanaatindeyim. Cihad kelimesini çok basit görüyoruz. Eğer toplantılarınız, teşkilatlarınız Yahudi ile yapılan cihad düzeyinde ise mesele yok. Allah'a emanet olunuz.
Filistin topraklarında zalim Yahudi’ye karşı yapılan cihad en mübarek cihad hareketlerinden biridir. Yirminci asırla yirmi birinci asır arasında, bütün Müslümanları ilgilendiren ve İslamî bir kavramın temelini oluşturduğu en önemli cihad Filistin cihadıdır da diyebiliriz. Kudüs dindir. Kudüs eksenli bir dava, kurallarına uyularak yapıldığında biiznillah ucu cennet olan bir dava güdülmüş olur. Ancak anne baba, bizim için Allah Teâlâ’dan sonra en önemli konular arasında gelmektedir. Onların izin vermemeleri önemli bir engeldir. Eğer cihad, farz-ı ayın noktasına gelmemişse, anne ve babanın izni alınmalıdır. Fıkhen kural budur. Eğer cihad farz-ı ayın noktasına gelirse o takdirde kimsenin izni gerekmez. Şunu da bilmemiz bize ışık tutacaktır: İmanımız bize, Filistin’e gidip cihad etmemizi telkin ettiğine göre, Filistin’de cihadı canlı tutan ortam, aynı eller tarafından dünyanın her yerinde farklı isimlerle sahnededir. Eğer cihad arzumuzda samimi isek, o düşman her yerde vardır. Bulunduğumuz yerlerde de cihad edebiliriz. Orada bedenimizi Allah yolunda vermeye hazır idiysek, bulunduğumuz yerlerde de bedenlerimizle gayret edebiliriz. Malımız verebileceğimiz şey idi ise aynı malı her yerde Allah için feda ederek aynı cihadı yapmış olabiliriz. Şüphesiz Filistin mübarektir. Cihadı en büyük cihaddır. Ama Filistin, diğer İslam toprakları zayıfladığı için o hale geldi, bunu da unutmayalım.
Bir insan ölmeden malını miras gibi taksim etmemelidir. Miras, ölümden sonrasına kalsa daha iyi olur. Evlatlardan birinin Kur'an'ın hükmüne itiraz etmesi onun bileceği bir iştir; mesele iman meselesidir. Siz karışmayın. Kalan size helaldir. O yasal bir güç kullanıp malına haram karıştıracaksa onun bileceği bir durum.
Dalaletten bir insan kurtarmak elbette bir hidayet cihadıdır. Şunu unutmayın: Hepimiz önce kendimizi kurtarmak zorundayız. Bu tür kurtarma çalışmalarına dalıp kendimizi unutmamız tehlikelidir. Tebliğinizi yapın ama tartışmalara girmeyin asla. Tartıştıkça siz eririsiniz. Öyle birinin kaybedeceği bir şeyi yoktur zaten.
Selamünaleyküm. Cihadın ülkesi olmaz. Mü'min, Allah için nerede bulunması gerekiyorsa orada bulunur. Bunu böyle bilmeliyiz. Mevcut durumda ise cihat söz konusu olan yerlerde, bizim onlara insan kaynağı olarak destek olmamız gereken yer bildiğimiz kadarı ile yoktur. Para, silah ve siyasi desteğe ihtiyaç vardır genelde. Buradan oralara cihat maksadı ile gitmeyi niyet olarak irdeleyemeyiz; herkesin niyeti Rabbi ile arasındaki bir sırdır; 'senin niyetin sahtedir' gibi bir söz kullanamayız ama şunu yaparız: Filan yere gidilmesinin gereği vardır/yoktur demek hakkına sahibiz. Mü'minler olarak Halifesiz bir toplum içinde yaşıyoruz. Başımız yok, hesabımız yok; herkes, uygun gördüğünü ya da zevkine uygun olanı yapıyor. Ne yazık ki, herkes kendi arzusunun müçtehidi durumundadır. Benim şahsi kanaatim, en büyük cihadın Türkiye'de olduğu şeklindedir. Buralar Hilafet diyarıdır, yıkılırken buradan yıkıldık, kalkarken de buradan kalkacağız biiznillah. Bu topraklarda faiz hükümran duruma geldi, kadın konusunda eridik, Şeriat ilkeleri ikinci plana itildi. Durum böyle iken, başka yerlere gitmek bir tür kaçmaktır. Oralardaki durumun cihat olup olmadığını konuşmuyorum, konuşamam da. Buradaki cihadı bırakıp oraya gitmeyi konuşuyoruz. Bu kardeşinizin kanaati, oradaki mü'min kardeşlerimizi dert eden bir mü'min, burada ekonomik destek için çalışsın, siyasi desteği yönlendirsin ama eşini ve çocuklarını ortaya salıp bedeni ile desteğe gitmesin şeklindedir. Aksi takdirde biz de, bir yerlerden mücahit getirip onun çocuklarını mı himaye ettireceğiz. Kanaatimiz budur ama o kardeşlerimizin başkasının kanaatine ihtiyaçları olmayacağını da zannederim.
Müslüman bir insanın ölümünün yaklaştığını anlayınca hayırlar yapmaya çalışması olması gereken bir durumdur. Böyle kabul edilmelidir. Ölümcül hasta olduğunu doktorların rapor ettiği bir hasta mevcut malının ancak üçte biri kadarı üzerinde tasarrufta bulunabilir. Üçte biri aşan tasarrufları muteber değildir. Hastanın incinmesine sebep olmayacak bir yöntemle üçte biri aşan tasarrufunu engelleyebilirsiniz.
cihad konusundaki diğer fetvalar
Rüyalarınız güzel ve bereketli olabilir ama sizin iyi Müslüman olmanız için rüyaya ihtiyacınız yoktur. Önemseyip üzerine yığıldığınız için rüyalarınız da yoğunlaşıyor. Gördükten sonra önemsemeyin ve günlük iman hayatınıza devam edin. Düzeyiniz rüya düzeyine takılıp kalmasın ki imanınız eskimesin, hayatın gerisinde kalmasın maazallah.
Evet, zor ve riskli bir iş ama insanlığın zirvesini, imanın gerçeğini yansıtan bir iş aynı zamanda. Sizin “git” demeniz zor olduğu gibi “gitme” demeniz de isabetli değil. Ortada durun en azından. Ağlayarak da olsa eşinizin gitmesine yardımcı olun. Böylece şeytanı yenmiş olursunuz. Eşinizin orada kazanacağı sevaplara da ortak olmuş olursunuz. Bir de şunu düşünün: Eşiniz bir kazada da sizi terk edip gitme ihtimali yok mu? Ölüm sadece Gazze’de mi? Ve maazallah sizin yaşadığınız yerlerde öyle bir düşmanlık olsa idi siz yardım için gelecek doktorları göndermeyen kadınlara nasıl lanet ederdiniz? Ve o lanet o kadınları, çocuklarını nasıl kuşatırdı?
Hayır öyle değil. Bir genç, diploma sahibi olmak, belli bir koltuğa sahip olmak, anne babasının gönlünü yapmak gibi maksatlarla da üniversite okuyabilir. Bir başka genç de ümmetine bilim yoluyla hizmet etmek için üniversite okur. İkisinin okumasındaki tek fark birincisinin dünyalık bir şeyi elde etmek için ortaya koyduğu mesai iken ikincisi aynı mesai üzerinden ilave sevaplar kazanmış olur. her ikisininki de mubah bir iştir.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin Ubeyy bin Halef’i Uhud Gazvesi’nde öldürdüğü bilgisi doğrudur. Ondan önce veya sonra da kimseyi öldürmemiştir.
Cevabımızda, Türkiye'deki müminler için farzı ayın olmayacağını söyledik. Ve öyledir. Zira Suriye'deki kardeşlerimizin durumu ortadadır. Onlar için farz-ı ayın olmuştur. Onlar da ellerinden geleni yapmaktadırlar.
Cihat, bir müminin, Allah'ın dini için yapabileceğini yapması demektir. Eşine karşı onu iffetli tutması yapabileceklerinden sadece biridir. O bölüm de cihadının bir bölümü olabilir sadece. Bugün dünya hayatı kadının gücü üzerinden sürdürülüyor diyebileceğimiz kadar büyük kadın konuları vardır. Hayatı İslamlaştırmak gibi bir derdimiz bulunduğuna göre kadının İslam'a ses verecek, destek olacak her hareketi cihadıdır. Hele hele nesil yetiştirmek muazzam bir cihattır onun için.