İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Benim sorum cihada giden beyefendilerle ilgili olacak. Ben yardım kuruluşunda yetim biriminde görevliyim. Bize gelen ailelerimiz arasında eşleri bilinen ülkelere cihada gitmiş ve şehid düşmüş aileler de var. Bu konuda bazı arkadaşlarımla bir türlü anlaşamıyor, ortak nokta bulamıyoruz. Ben cihad farz, başka ülkede de olsa kardeşleri için gitmeleri gerekir diyorum, onlar ise "bu kolaya kaçmaktır, eşi, 4 çocuğu, nasıl yaşayacak sefalet içindiler, eşini çocuklarını bu halde bırakmaya hakları yok.“ gibi bir karşı duruş sergiliyorlar. Ben mi yanlış düşünüyorum diyorum bazen cihad hoşumuza gitmese de bizlere farz kılındı. Cihad sadece kendi ülkende bir durum söz konusu olursa mı geçerlidir? Arkadaşlarımın savunduğu bir neden de bu; "Kendi ülkende olursa cihad edersin.” gibi bir mantık var. Peki diğer ülkelerdeki kardeşlerimiz bizim neyimiz oluyor? Hocam ben bu konuları anlatmaya çalışsam da anlatamıyorum. Nasıl cevap verip doğru sözleri karşımdakilere aktarabilirim? Cihada gitmek için kendi ülkende mi savaş olmasını beklemeli mü’min? Eşinin ailesinin rızasını alarak mı gitmeli? Evin hanımı eşinden gitmemesini isteyebilir mi? Cihada gidecek bey eşini çocuklarını garantiye alıp, yani geçimini sağlayacak muhtaç olmayacak durumda bırakıp mı gitmeli? Aileler perişan hakikaten. Bir ailemizin eşi kendilerine hiç bir şekilde haber vermeden gidiyor. Bir ara dönüyor ve eşine istemiyorsan babanın evine git çocukları bırak diyor ve tekrar o beldeye gidiyor. Burada nasıl yorum yapmalı, ne demeli hocam? Allah razı olsun.

Cevap

Selamünaleyküm. Cihadın ülkesi olmaz. Mü'min, Allah için nerede bulunması gerekiyorsa orada bulunur. Bunu böyle bilmeliyiz. Mevcut durumda ise cihat söz konusu olan yerlerde, bizim onlara insan kaynağı olarak destek olmamız gereken yer bildiğimiz kadarı ile yoktur. Para, silah ve siyasi desteğe ihtiyaç vardır genelde. Buradan oralara cihat maksadı ile gitmeyi niyet olarak irdeleyemeyiz; herkesin niyeti Rabbi ile arasındaki bir sırdır; 'senin niyetin sahtedir' gibi bir söz kullanamayız ama şunu yaparız: Filan yere gidilmesinin gereği vardır/yoktur demek hakkına sahibiz. Mü'minler olarak Halifesiz bir toplum içinde yaşıyoruz. Başımız yok, hesabımız yok; herkes, uygun gördüğünü ya da zevkine uygun olanı yapıyor. Ne yazık ki, herkes kendi arzusunun müçtehidi durumundadır. Benim şahsi kanaatim, en büyük cihadın Türkiye'de olduğu şeklindedir. Buralar Hilafet diyarıdır, yıkılırken buradan yıkıldık, kalkarken de buradan kalkacağız biiznillah. Bu topraklarda faiz hükümran duruma geldi, kadın konusunda eridik, Şeriat ilkeleri ikinci plana itildi. Durum böyle iken, başka yerlere gitmek bir tür kaçmaktır. Oralardaki durumun cihat olup olmadığını konuşmuyorum, konuşamam da. Buradaki cihadı bırakıp oraya gitmeyi konuşuyoruz. Bu kardeşinizin kanaati, oradaki mü'min kardeşlerimizi dert eden bir mü'min, burada ekonomik destek için çalışsın, siyasi desteği yönlendirsin ama eşini ve çocuklarını ortaya salıp bedeni ile desteğe gitmesin şeklindedir. Aksi takdirde biz de, bir yerlerden mücahit getirip onun çocuklarını mı himaye ettireceğiz. Kanaatimiz budur ama o kardeşlerimizin başkasının kanaatine ihtiyaçları olmayacağını da zannederim.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Nasıl şeytan, namazımızı ifsat etmek için akla hayale gelmez fitneler üretiyorsa aynı şekilde diğer ibadetleri de hakkıyla yapmamızı engellemek için fitneler üretmektedir. Mü'min insanın cihat etmesi en büyük ibadetlerdendir. O ibadeti hakkıyla yapabilmek için belli bir sıralamanın, zamanlamanın gözetilmesi şarttır. Farzı ayın olanları varken farzı kifaye olan işler üzerinden ecir beklemek efdal olan değildir elbette. Yine de cihat gibi bir ibadeti eda etmekle meşgul olan kardeşlerimizin niyetlerini Allah'a bırakmak uygun olandır. Biz, evla olanın oralara gitmek olmayacağını düşünürüz ama onların niyetlerini irdeleme hakkımızın olmadığını da biliriz.

Selamünaleyküm hocam. Sohbetlerinizi dinliyorum şu ana kadar bana en uygun cevap
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Güzel kardeşim benim, Bu sözlerin çok samimi; ona itirazım yok ama istemekle uygun olanı yapmak aynı şeyler değildir. Hiçbir yerde insana ihtiyaç yok, desteğe ihtiyaç var her yerde. Destek de parayla, siyasetle oluyor. Sen yetiştir kendini, kapasiteli biri ol; binlerce şehit hazırlayacak işler yap. Daha iyi bir iş yapmış olursun. Sana dualar ederim.

Selamünaleyküm. Hocam ben 20 yasında bir üniversite ögrencisiyim. Sorum cihadla
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kıymetli kardeşim, bahsettiğin durumda yanlış olduğunu kabul etmemiz gereken durumlar olduğu açık. Sen de gereken hassasiyeti çok güzel bir şekilde ifade etmişsin. Bu çizgini koru. Bunun kişisel bir savaş olmayıp yuvanı koruma ve duygularını yatıştırma girişimi olduğunu, bunun çok doğal olduğunu ve zaten bundan başka bir ihtimalin de gayet sağlıksız olacağını yine aynı doğru üslup ile eşine ilet. Sabırlı ol. Dua et. Allah'ın sana yardım edeceğini umarız. Allah yardımcın olsun. Allah'a emanet ol.

Hocam eşim iş sebebiyle bir yurt dışı seyahatine çıkmıştı ve orada, aynı iş için
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Allah Teâlâ size sabırlar versin. Eşiniz giderken size, boşadığını söylemedi ise ya da size boşadığına dair güvenilir bir haber göndermedi ise yıllar geçse bile ondan boş olmazsınız. Bu durumunuzu sabrederek karşılayın. Anne babanızı da elbette üzmeyin.

Selamünaleyküm hocam Rabbim yaptıklarınızdan razı olsun inşaallah... Benim eşim
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Babanız çocuklarının birinin yanına gitmeyi kabul eder de yine kimse bakmazsa o zaman bedduasında tam haklı olur. Bu durumuyla da evladı açısından elbette nahoş bir durum ve onun üzülmesi bir vebal ama babaya bakmamak, ayağına gitmemek değil de onu çaresiz bırakmak olarak ortaya çıktığında büyük bir vebal olur. Sizin eşinizin durumu da şu şekilde olabilir: Eşiniz babanızla dar bir evde aynı çatıda yaşamak için oraya gideceğinizde kabul etmeyecekse bunda hakkı vardır. Babanızın bulunduğu veya herhangi bir şehre gittiğinizde gelmeme gibi bir hakkı yoktur. Nikâh akdinde böyle bir şart koşmuş siz de kabul etmiş olsa idiniz şimdi haklı olurdu. Sizin de boşanma gibi bir afeti aklınıza getirmeniz hiç doğru değil, dert içinde neden dert üretiyorsunuz? Eşinizin aile büyüklerinden de yardım alarak ve siz de verdiğim örnekte olduğu gibi durumu biraz esneterek çözüm üretmeye bakın. Hayat bu, böyle geldi böyle gidecek. Eşinizi de bir gün bakıp bakmamayı konuşacak doğurdukları. Gelecek uzak değildir. Allah yardımcımız olsun.

Hocam ben imam olarak görev yapmaktayım. Evliyim ve iki küçük kızım var. Annem v
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kastettiğiniz Suriye’deki durum ise elbette cihat farzdır, tam anlamı ile farzdır ama kime ne kadar ve nasıl farzdır, bunu bilmek zorundayız. Mesela İstanbul’daki bir gence hangi cihat ve nasıl farzdır? Heyecanlı bir yürüyüşe katılmak mı yoksa başka bir görev mi? Dinimizi izlediğimiz haberlerin etkisinde kalarak yönlendirmeye teşebbüs edemeyiz maazallah. Bu heyecanlı ve ağlatan haberler geçtikten sonra, şimdi oluşturduğumuz kuralları nereye oturtacağız? Cihat kıyamete kadar farzdır. Onu farz eden de Allah Teâlâ’dır. Biz nasıl yönlendirebiliriz bir hükmü maazallah! Araştırdığımız şudur: Bize her bir fert olarak cihadın nasılı ve ne kadarı düşmektedir; bunu da ehli olan âlimler ve başımızdaki liderler belirler. Dünya hayatının sonuna kadar kalması için gelmiş bir ümmetiz. Hantallaşarak ya da katılaşarak kıyamete kadar sürecek bir projeyi günümüze daraltamayız. Bu bizim için vebal olur. Zannederim şimdiki asıl cihadımız, ilim adamlarımızı, ümmetimize kendisini hoca olarak lanse edenleri ‘bari böyle bir zamanda bir araya gelecek kıvama’ davet etmektir. Onlar bir arada olamadığı sürece günlük Suriyeler, Halepler, Musullar kaderimiz olmaya devam edecektir.

Hocam, bundan bir müddet önce bir videonuzda cihadın (şu anda) farzı-ayn olmadığ

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.