Fetva Meclisi
Soru
Hocam, bundan bir müddet önce bir videonuzda cihadın (şu anda) farzı-ayn olmadığını söylemiştiniz. Allah sizden razı olsun, peki ne zaman farz olacaktır?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm Allah'a ve ahiret gününe iman etmiş olan her mümin Suriye'deki durumun, İslam'ın ve insanlığın aleyhine olduğunu ve git gide de durumun daha da ağırlaştığını anlar, bilir. Buna göre de hiç bir mümin, oradaki durumu sıradan bir olay, 'beni ilgilendirmez bir durum' olarak göremez. Ahirete iman ile böyle düşük bir anlayış kesinlikle aynı kalpte birleşemez. Suriye için bir şeyler yapmak imanımızın gereğidir. Yapılacak şeyin ne olacağına karar vermek ise en az o yapılacak iş kadar önemli olmalıdır. Bugün, bizim şehirlerimizden oralara cihat maksadı ile gidenlerin binlerce kere daha fazlası oradan buralara gelmiş durumdadır. Oradaki gençlerin buraya gelenlerinin yerine buradan oraya gidenlerin bulunması, oturulup müzakere edilmesi gereken bir durum olmalıdır. Özellikle tekit ederek söylüyorum: Suriye'deki durum tam anlamı ile bir cihat durumudur. Cihat ise mümin insanın kulluğu ile alakalıdır, asla savsaklanamaz! Bunu bir kenarda bekleterek şu tespitleri yapmak isterim: 1- Suriye'de büyük bir cihat ortamı vardır. Küfür dişlerini göstermiş, Müslüman insanın kanı akmıştır. Durum cihat açısından nettir. 2- Suriye'de maalesef diş gösteren küfürle beraber bir iç fitne de kök salmıştır. Müslümanlar arasındaki Şiilik fitnesi orada bir yayılma ve kökleşme dönemine girmiştir. Suriye öncesine göre bugün Şiilik, daha düşmanca bir yayılma ve imha hamlesi içindedir. Suriye, önümüzdeki yakın dönemde unutulması zor Şiilik facialarına sahne olmuştur. Oraya gidenler için bu ayrıntı, gitmenin önemi ve riski bakımından önemlidir. 3- Bir başka sorun da şudur: Suriye'de Müslümanlar arasındaki gruplaşmalar kök salmış ve özellikle Selefîlikle tesmiye edilenler ile diğer gruplar arasında, birbirlerinin kanı pahasına da olsa derin sürtüşmeler süregelmiştir. Bunun doğurduğu sonuçlardan biri olarak da ne yazık ki, 'fiili cihadı sadece Selefi akımın yapabileceği, onlar yapınca da ölçüsüz cihat yapar ve zarar verirler' şeklindeki algı da derinden derine inandırılmaya başlanmıştır. Gidecek kardeşlerimizin böyle bir saplantıya alet olmaları, yapmayı murat ettikleri cihada ters düşeceklerini bilmeleri gerekecektir. 4- Suriye'de bugün, savaşacak insandan çok desteği işe yarayacak insana ihtiyaç vardır. Bilhassa siyasi kimliği olanların desteği daha da önemli durmaktadır. Bizi ziyarete gelenlerle yaptığımız istişarelerde, bunu açıkça beyan ettiklerine şahit olduk. Netice olarak şu noktaya gelmek isteriz: Gençlerimizin Türkiye'den oraya cihat etmek için gitmelerinin FARZ-I AYN diyebileceğimiz bir düzeyde olmadığını düşünüyoruz. Yerinde ve işe yarar bir iş yapmak için gidilebilir belki ama bu, bütün FARZ-I AYN olmayan ibadetler hükmündedir. Mesela ebeveyn izni olmadan gidilmesini caiz görmüyoruz. Burada yapmaları gerekenlerle orada yapabilecekleri arasında makul bir denge olması ise ayrı bir zarurettir. Gençlerin heyecanla iş yapıp en azından daha faziletli olandan mahrum olmamalarını tavsiye ediyoruz. Heyecanla aklı, akılla realiteyi birleştirmemiz gerekir. Bu da ciddi bir istişare ile mümkündür. Selamünaleyküm. Nureddin YILDIZ facebook.com/nureddinyildiz twitter.com/nurettinyildiz İnstagram.com/nureddinyildiz
Elbette kıyamete kadar cihat farzdır. Bunu kimse değiştiremez. Ama kimi yerde cihat kalemledir kimi yerde de dilledir. Bazı yerlerde ise silahladır. Mesela sizin bulunduğunuz yerdeki cihadınız hangi cihattır? Filan yerde zulüm altında olan Müslümanlar varsa, bu onların bağlı olduğu bir Halife'nin olmayışındandır. Bizim gidip onların yanında cihat etmemizin bir yararı yok ki! Onlara siyasette güçlü, malı olan, sözü geçen mü'min kardeşlerinin desteği gerekiyor. Bu da onlara bize hangi cihadın farz olduğunu gösterir bir işarettir.
Selamünaleyküm. Nasıl şeytan, namazımızı ifsat etmek için akla hayale gelmez fitneler üretiyorsa aynı şekilde diğer ibadetleri de hakkıyla yapmamızı engellemek için fitneler üretmektedir. Mü'min insanın cihat etmesi en büyük ibadetlerdendir. O ibadeti hakkıyla yapabilmek için belli bir sıralamanın, zamanlamanın gözetilmesi şarttır. Farzı ayın olanları varken farzı kifaye olan işler üzerinden ecir beklemek efdal olan değildir elbette. Yine de cihat gibi bir ibadeti eda etmekle meşgul olan kardeşlerimizin niyetlerini Allah'a bırakmak uygun olandır. Biz, evla olanın oralara gitmek olmayacağını düşünürüz ama onların niyetlerini irdeleme hakkımızın olmadığını da biliriz.
Kuluz; kulluk yapacağız. Mü'miniz, imanımızın gereğini yapacağız; Allah’tan başkasını Rab bilmeyeceğiz. İbadet ederek yaratılış gayemizi gerçekleştireceğiz: Haramlardan uzak durarak, farzları yerine getirerek, nafilelerden de yapabildiğimiz kadar yaparak ibadet yükümlülüğümüzü yerine getireceğiz. Bütün bunlar için de: - Asla umutsuz olmayacağız ve şımarmayacağız. - Çevremizi nasıl olmak istiyorsak onlar gibilerden oluşturacağız. - Midemize haram girmemesine dikkat edeceğiz. - Zamanı çok iyi değerlendireceğiz. - Sabır silahını hiç eksik etmeyeceğiz. - Çok dua edeceğiz. - Muhakkak bir iş sahibi olacağız. - Kabiliyetimiz olan işi yapacağız. - Aile sahibi olmanın en büyük hareket olduğunu bilecek ve aileyi cihadımız bileceğiz. - Allah için nafile olarak yapacak bir iş muhakkak bulup onu yapacağız. - Ve yılmayacak, yorulmayacak hayatımızı Allah’ın lütfettiği kadar yaşamaya bakacağız. - Allah’a güvenimizi hiç sarsmayacağız ki şeytan bize çengel atmasın.
Evet, bu sorun size mahsus bir sorun değildir. Kitleler bazında sahiplenilmiş bir din davasından ne yazık ki her alanda yoksunuz. Bu da gösteriyor ki Rabbimiz bizi, bulunduğumuz alanlarda tek başına bir ümmet gibi görmek istiyor. Kimse yoksa sen varsın ya! Peygamberlerin ve onların izinden gidenlerin kaderi budur. Ne mutlu size ki bu yalnızlığı dert edinmemeye hazırsınız. Kalabalıkları beklemeyin, kendinizi dik tutarak tek başına bir ümmet olmaya çalışın. Yüreğiniz dininizi ve bütün insanlığı kuşatacak çapta olsun. Yalnızlıktan yılmayın. Mahzun olmayın. Şeytanın size yapabileceği baskılardan biri budur; kimse yok diyecektir size. Melekler var ve sizin büyük yüreğiniz var Allah’ın izni ile. İmanınızı her an çalınabilecek bir mücevher gibi koruyun. Şüpheler ve tereddütler ortamına bulaşmamaya çalışın. Size yenilik ve atılım gibi gösterilebilecek ama imanınızı sarsacak ortamlardan, fikirlerden uzak durun. Haramlardan kaçının, haram şüphesinden bile uzak durun. Namaz başta olmak üzere ibadetlerinize ciddiyetle sarılın. Kur'an okuyun. Mü'min kardeşliği korumayı imanınızın gereği olarak bilin. Bulunduğunuz ortamın doğal İslam davetçisi olarak yaşayın. Kalbinizin Allah ile bağlantısını güçlü tuttuğunuz sürece de işte siz, insanlık oldunuz ümmet oldunuz tek başınıza. İlgilenmeyin gerisi ile o zaman. Allah yardımcınız olsun, yolunuz mübarek olsun.
Selamünaleyküm Esefle ifade etmeliyim ki, müminlerin bir telefon markasını soruşturur gibi birbirlerinin veya bazı isimlerin imanlarını, ahiretlerine ait durumlarını soruşturmaları asla hayra alamet değildir. Zikrettiğiniz ismi şahsen tanımıyorum. İnternet ortamındaki konuşmalarına sadece muttali oldum. O konuşmalarda da şu ana kadar zahiren sakıncalı bir şey görmedim. Allah Teâlâ ona da bize de rızası için çalışmayı kolay kılsın. Şu anda Suriye'de, tarihimizin en ağır vakalarından biri yaşanmaktadır. Rabbimizin huzurunda yüzümüzü kızartacak büyük bir olaylar dizisi ile karşı karşıyayız. Yerden göğe kadar HASBUNELLAH diye haykırmaktan başka yapacak müessir bir iş göremiyorum. Zikrettiğiniz kardeşimizin yaşı çok genç olduğu için yüksek heyecanı, dolu dolu konuşmasını sağlıyor. O konuşmalar da bizdeki gençleri etkiliyor. Bir de silah omuzda fotoğraf çabuk etki ediyor. Suriye'mizde ise sözden çok iş gerekmektedir. Hepimizin yaptıklarını melekler yazıyor, yapmak istediklerimizi de Rabbimiz biliyor. Hepimiz, niyet ve amellerimizin sorgulanacağı yere gidiyoruz. Bu noktada önemli bir hususun altı çizilmelidir: Adeta Suriye'de ilim ehli kimse cihat etmiyor da bir zât geldi, alimler adına da cihad eden biri bulundu şeklinde bir anlayış gayet yersiz olur. Orada nice ilim ehli âlim, cihadın içinde bulunmaktadırlar. Bu kardeşimizin yaptığı da onların yaptığı da inşaallah cihattır. Yeter ki küfrün beli kırılsın, kim kırarsa kırsın ama küfrün beli kırılsın. Ümmetimizi bir bütün olarak alakadar eden hususları ümmet kafası ile düşünmeliyiz. Ben şahsen bir insanın belirli gruplardan olmasını, cihattan men edilmesinin gerekçesi yapılmasını haddi aşmak olarak görüyorum. Cihad ediyor olarak bilinirken diğer müminleri tekfir etmek, cihadın içinde olmadan cihat meydanlarındakileri tekfir edercesine isnatlarda bulunmak ve böylelikle fırkalaşmayı derinleştirmek, tam anlamıyla ümmetin birlik ruhuna vurulan bir darbedir. Bunu asla kabul edemem. Önemli olan küfrün belinin kırılmasıdır; kim kırarsa kırsın onu. Eğer bir gün müminlere silah doğrultulursa, işte o zaman bize saldıran bir düşman gibi görürüz o silahı doğrultanları, velevki cihat (!) ettiklerini zannetsinler.. Suriye gibi bir ateş vadisinde, müminler bir arada görünmelidirler. Allah’tan korkup fitneye alet olmamalıdırlar. Küfür ve uşakları tek yumruk olup üzerimize yürüyorken, her gün yenisi yaşanan acılar yüreklerimizi dağlıyorken, gönül dünyamız artık bu yükü kaldırmaktan yorulmuş ve aciz düşmüşken, yaşanan bunca acı tecrübeler artık aklımızı başımıza getirmiyorsa, gelecek olanı beklemekten başka çare kalmıyor.. Rabbim âhir ve âkıbetimizi hayreylesin.. Selamünaleyküm. Nureddin YILDIZ facebook.com/nureddinyildiz twitter.com/nurettinyildiz instangram.com/nureddinyildiz
cihat konusundaki diğer fetvalar
Yavrum, Allah Teâlâ sana sabır ve azimet ihsan etsin. Senin derdin bizim de derdimizdir, Suriye’miz yüreğimizi yaktı. Hasbunellah.. Senin durumunla alakalı kararı senin diyarının uleması vermelidir. Senin burada kalman gitmenden daha hayırlı da görülebilir.
Haklısınız, çevre böyle oldu, beklentiler de böyle olmaya başladı. Ama bir gerçek var, o gerçek herkesin elini kolunu bağlıyor: Kimse kalmasa bile biz mü'min kimliğimizle yaşamaya mecbur değil miyiz? Dünyanın ve insanların teki olmaya hazır değil miyiz? Kimse olmasa da biz var olacağız, buna mecburuz. Böylece Allah’ın kulları arasında zor zamanda dökülenlerle dökülmeyenler arasında bizim yerimiz belli olmuş olur. Bunu unutmayalım. Neden böyle oluyor sorusunun cevabını bilirsek öyle olmamak için çaremizi de bilmiş oluruz. a. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bugünleri haber vermişti. Size VEHN isabet edecek buyurmuştu. Vehn nedir sorulunca da DÜNYA SEVGİSİ VE ÖLÜMDEN NEFRET buyurmuştu. Bu VEHN, bir hastalıktır ve şahısları, onların toplamından da ümmeti vurur. Ahirete iman ettiklerini söyleyen ama dünyalığa tapınan kitleler oluşur bu hastalık yüzünden. Birinci ve en önemli neden budur. b. Zamanın kıymetini unutmuş bir nesil olduk. Sınırsız bir hayatın saatlerini harcar gibiyiz. Saatlerimizin bile mahdut olduğu bir hayatı çok hoyratça harcıyoruz, sonuç da böyle oluyor. c. Dinlenmesini beceremiyoruz. Peygamber aleyhisselam efendimiz, herkesin bir yorulma anı olur, onu da sünnete uygun değerlendirin diye emir buyurmuştu. Biz dinlenmeyi beceremeyince işimizden ve davamızdan usandık. Ailesini yıllarca dava adı üzerinden ihmal eden insanların aile zayiatı oldu. Bunun gibi farklı örnekler görebiliriz. d. Erteleme hastalığını tehlikeli görmüyoruz. Zevklerin dışındaki her şey ertelenebilirler arasına giriyor ne yazık ki. e. Peygamber aleyhisselamın Allah’a sığındığı PASİFLİK VE TEMBELLİKTEN korkmuyoruz. Tembeli suçlu görmüyoruz. Pasifliği geçici bir sıkıntı gibi görüyoruz. Özellikle de yeni nesil bu konuda gayet rahat görüyorlar kendilerini. f. Arkadaş ve çevre konusunda seçici olamıyoruz. Seviyesiz çevrenin ortasında yükseklerin adamı olmayı hayal ediyoruz. g. Bizi biz yapacak iman esaslarımız üzerinde şüpheler ve şehvetlerle oluşturulan çatlakları önemsemiyoruz. Bu da bizim ayakta durmamızı sağlayacak enerjiyi eritiyor. h. Müslüman nesillere yapılan zulümleri ya görmezden geliyoruz ya da o zulüm bilgileri üzerinden bir korku ve içine kapanma durumuna geçiyoruz. Başka sebepler de zikredilebilir ama ana hatları ile yeni nesli oyalayan nedenlerin başında bunlar geliyor zannederiz.
Biz ne dersek diyelim niyetleri ve amelleri değerlendirecek olan Allah’tır. Kimsenin kalbindeki gerçekleri biz bilemeyiz ama Allah bilir ve kulun o niyeti ve ameli ile hak ettiğini verir. Biz kendimize bakmalıyız. Onların sınavı cepheler ve yaşadıkları ülkelerin sınırlarında idi. Bizim sınavımız da o ülkelerde yaşarken Allah’ın haramlarında nerede durduğumuzda olacaktır. Allah yardımcımız olsun.
Spor sevap olabilir ama cihada ve “güçlü mümin” mantığına hizmet eden spor olmalıdır. Müslüman şov adamı olmaz/olmamalıdır.
Cihat; İslam dinini ve ona iman eden Müslüman’ı korumak, Din olarak karşısına çıkan engelleri kaldırmak, Can, mal, namus ve vatanı savunmak, Mazlumları müdafaa edip zalimi engellemektir.
Aleykümselam. Herkes gibi onun durumu da Allah'a kalmıştır.