Fetva Meclisi
Soru
Esselamualeykum ve Rahmetullah hocam. Sosyal medyada hızla yayılmakta olan bir konuyu size danışmak istiyorum. Suriye'deki bazı alimler, Türkiye’deki liseli ve üniversiteli gençleri Suriye cihadına yardıma çağırıyorlar. Suriye'deki karışık durum ortada ve sizin derdi ümmet olan gençlere bu konuda vereceğiniz nasihatlere ihtiyacımız var hocam. Bizim bu konuda tavrımız ne olmalı? Kardeşlerimizi bu duruma teşvik etmeli miyiz? Yoksa onları da kendimizi de bu durumdan sakındırmalı mıyız? Allah sizden razı olsun. Dualarınızı bizden eksik etmeyin hocam. Allah'a emanetsiniz.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm Esefle ifade etmeliyim ki, müminlerin bir telefon markasını soruşturur gibi birbirlerinin veya bazı isimlerin imanlarını, ahiretlerine ait durumlarını soruşturmaları asla hayra alamet değildir. Zikrettiğiniz ismi şahsen tanımıyorum. İnternet ortamındaki konuşmalarına sadece muttali oldum. O konuşmalarda da şu ana kadar zahiren sakıncalı bir şey görmedim. Allah Teâlâ ona da bize de rızası için çalışmayı kolay kılsın. Şu anda Suriye'de, tarihimizin en ağır vakalarından biri yaşanmaktadır. Rabbimizin huzurunda yüzümüzü kızartacak büyük bir olaylar dizisi ile karşı karşıyayız. Yerden göğe kadar HASBUNELLAH diye haykırmaktan başka yapacak müessir bir iş göremiyorum. Zikrettiğiniz kardeşimizin yaşı çok genç olduğu için yüksek heyecanı, dolu dolu konuşmasını sağlıyor. O konuşmalar da bizdeki gençleri etkiliyor. Bir de silah omuzda fotoğraf çabuk etki ediyor. Suriye'mizde ise sözden çok iş gerekmektedir. Hepimizin yaptıklarını melekler yazıyor, yapmak istediklerimizi de Rabbimiz biliyor. Hepimiz, niyet ve amellerimizin sorgulanacağı yere gidiyoruz. Bu noktada önemli bir hususun altı çizilmelidir: Adeta Suriye'de ilim ehli kimse cihat etmiyor da bir zât geldi, alimler adına da cihad eden biri bulundu şeklinde bir anlayış gayet yersiz olur. Orada nice ilim ehli âlim, cihadın içinde bulunmaktadırlar. Bu kardeşimizin yaptığı da onların yaptığı da inşaallah cihattır. Yeter ki küfrün beli kırılsın, kim kırarsa kırsın ama küfrün beli kırılsın. Ümmetimizi bir bütün olarak alakadar eden hususları ümmet kafası ile düşünmeliyiz. Ben şahsen bir insanın belirli gruplardan olmasını, cihattan men edilmesinin gerekçesi yapılmasını haddi aşmak olarak görüyorum. Cihad ediyor olarak bilinirken diğer müminleri tekfir etmek, cihadın içinde olmadan cihat meydanlarındakileri tekfir edercesine isnatlarda bulunmak ve böylelikle fırkalaşmayı derinleştirmek, tam anlamıyla ümmetin birlik ruhuna vurulan bir darbedir. Bunu asla kabul edemem. Önemli olan küfrün belinin kırılmasıdır; kim kırarsa kırsın onu. Eğer bir gün müminlere silah doğrultulursa, işte o zaman bize saldıran bir düşman gibi görürüz o silahı doğrultanları, velevki cihat (!) ettiklerini zannetsinler.. Suriye gibi bir ateş vadisinde, müminler bir arada görünmelidirler. Allah’tan korkup fitneye alet olmamalıdırlar. Küfür ve uşakları tek yumruk olup üzerimize yürüyorken, her gün yenisi yaşanan acılar yüreklerimizi dağlıyorken, gönül dünyamız artık bu yükü kaldırmaktan yorulmuş ve aciz düşmüşken, yaşanan bunca acı tecrübeler artık aklımızı başımıza getirmiyorsa, gelecek olanı beklemekten başka çare kalmıyor.. Rabbim âhir ve âkıbetimizi hayreylesin.. Selamünaleyküm. Nureddin YILDIZ facebook.com/nureddinyildiz twitter.com/nurettinyildiz instangram.com/nureddinyildiz
Evet, bu sorun size mahsus bir sorun değildir. Kitleler bazında sahiplenilmiş bir din davasından ne yazık ki her alanda yoksunuz. Bu da gösteriyor ki Rabbimiz bizi, bulunduğumuz alanlarda tek başına bir ümmet gibi görmek istiyor. Kimse yoksa sen varsın ya! Peygamberlerin ve onların izinden gidenlerin kaderi budur. Ne mutlu size ki bu yalnızlığı dert edinmemeye hazırsınız. Kalabalıkları beklemeyin, kendinizi dik tutarak tek başına bir ümmet olmaya çalışın. Yüreğiniz dininizi ve bütün insanlığı kuşatacak çapta olsun. Yalnızlıktan yılmayın. Mahzun olmayın. Şeytanın size yapabileceği baskılardan biri budur; kimse yok diyecektir size. Melekler var ve sizin büyük yüreğiniz var Allah’ın izni ile. İmanınızı her an çalınabilecek bir mücevher gibi koruyun. Şüpheler ve tereddütler ortamına bulaşmamaya çalışın. Size yenilik ve atılım gibi gösterilebilecek ama imanınızı sarsacak ortamlardan, fikirlerden uzak durun. Haramlardan kaçının, haram şüphesinden bile uzak durun. Namaz başta olmak üzere ibadetlerinize ciddiyetle sarılın. Kur'an okuyun. Mü'min kardeşliği korumayı imanınızın gereği olarak bilin. Bulunduğunuz ortamın doğal İslam davetçisi olarak yaşayın. Kalbinizin Allah ile bağlantısını güçlü tuttuğunuz sürece de işte siz, insanlık oldunuz ümmet oldunuz tek başınıza. İlgilenmeyin gerisi ile o zaman. Allah yardımcınız olsun, yolunuz mübarek olsun.
Kastettiğiniz Suriye’deki durum ise elbette cihat farzdır, tam anlamı ile farzdır ama kime ne kadar ve nasıl farzdır, bunu bilmek zorundayız. Mesela İstanbul’daki bir gence hangi cihat ve nasıl farzdır? Heyecanlı bir yürüyüşe katılmak mı yoksa başka bir görev mi? Dinimizi izlediğimiz haberlerin etkisinde kalarak yönlendirmeye teşebbüs edemeyiz maazallah. Bu heyecanlı ve ağlatan haberler geçtikten sonra, şimdi oluşturduğumuz kuralları nereye oturtacağız? Cihat kıyamete kadar farzdır. Onu farz eden de Allah Teâlâ’dır. Biz nasıl yönlendirebiliriz bir hükmü maazallah! Araştırdığımız şudur: Bize her bir fert olarak cihadın nasılı ve ne kadarı düşmektedir; bunu da ehli olan âlimler ve başımızdaki liderler belirler. Dünya hayatının sonuna kadar kalması için gelmiş bir ümmetiz. Hantallaşarak ya da katılaşarak kıyamete kadar sürecek bir projeyi günümüze daraltamayız. Bu bizim için vebal olur. Zannederim şimdiki asıl cihadımız, ilim adamlarımızı, ümmetimize kendisini hoca olarak lanse edenleri ‘bari böyle bir zamanda bir araya gelecek kıvama’ davet etmektir. Onlar bir arada olamadığı sürece günlük Suriyeler, Halepler, Musullar kaderimiz olmaya devam edecektir.
Selamünaleyküm. Nasıl şeytan, namazımızı ifsat etmek için akla hayale gelmez fitneler üretiyorsa aynı şekilde diğer ibadetleri de hakkıyla yapmamızı engellemek için fitneler üretmektedir. Mü'min insanın cihat etmesi en büyük ibadetlerdendir. O ibadeti hakkıyla yapabilmek için belli bir sıralamanın, zamanlamanın gözetilmesi şarttır. Farzı ayın olanları varken farzı kifaye olan işler üzerinden ecir beklemek efdal olan değildir elbette. Yine de cihat gibi bir ibadeti eda etmekle meşgul olan kardeşlerimizin niyetlerini Allah'a bırakmak uygun olandır. Biz, evla olanın oralara gitmek olmayacağını düşünürüz ama onların niyetlerini irdeleme hakkımızın olmadığını da biliriz.
Selamünaleyküm. Ekmek ihtiyacımızı karşıladığımız fırın, bakkala gitmemize mani değildir. Bir insandan manevi eğitim alıyorsak başka bir yerden de mesela fıkıh alabilmeliyiz. Sakıncalı olan da zaten, bir kişiden her şeyi beklemektir. Böyle bir anlayış o kişiye de zulümdür esasen. Rahat olun; La ilahe illallah diyen herkese bağrınızı açın, gerekli olanı alın, gereksizden kaçının. Bu en güzel olandır ve kalbin huzur bulacağı en rahat yöntemdir. Çocuklarımızı, İslam'ın adamları olarak yetiştirmeliyiz, grubumuzun adamları olmaları eksik olmalarını doğurur. Allah'a emanet olun.
Vealeykümselam. Yalnız Allah olmalıdır yüreklerimizde. Kimin ne diyeceğine bakmak ise o 'yalnız Allah olmalıdır' ilkesini zedeler. Nefsine uyma, zevkine göre din yaşama, insanları putlaştırma, sabrı unutma ve Allah'a tevekkül et. Bir ilmihal kitabı okumadan iş yapma, şeytan seni bir daha geri dönemeyeceğin girdaplara çeker, aman dikkat et! Bir mürşidin, yol gösterici ağabeyin muhakkak bulunsun, bu zifiri karanlıklarda tek başına kaybolursun. Gerisini bırak.