Fetva Meclisi
Soru
Esselamualeykum hocam. ‘Ayakta duran yürüyenden hayırlıdır, yürüyen ise koşandan hayırlıdır. O devirde okların yayını kırın, kirişlerini koparın, kılıcınızı da taşa vurun, evinize çekilin.’ Bu hadisi nasıl yorumluyorsunuz? Fitne zamanı ne yapmak lazım? Ben bir üniversite öğrencisiyim, elimden geldiğince davetçilik yapıyorum, bazen mescitte namaz kıldırıyorum ve sakallı olduğum için bana siyasi sorular soruyorlar; ben de çoğu zaman karışmak konuşmak istemiyorum bazen de hakikati açıklamaya çalışıyorum. Açıklama yapınca, falancı mısın, diyorlar. Ben gerçekten yalnız Allah'a teslim olmuş sıradan bir kulum fakat cemaatçilik insanların kafasına öyle yerleşmiş ki, namaz kılan insan bir cemaatten olmak zorunda gibi yanlış bir algı oluşmuş.
Cevap
Benzer fetvalar
Onlardan biri seni eğlence konusu yapıncaya kadar bin kere iki bin kere git ayaklarına. Söyle, rica et ve dön. Sen kulaklara ulaşabilirsin. Kalplere ise sadece Allah ulaşabilir. Ve senin işin kalplerle değildir. Mübarek bir iş yapıyorsun, kıymetini bil. Moralini yüksek tut. Bir veya bin olay işini bitirmiş olmasın. Konu olarak temel esasları esas al. Asla tartışma gerektirecek konulara girme. Sıradan ve herkesin anlayabileceği konuları işle. Acele etme. Hiç acele etme. Asla acele etme ve acele etme.
Aleykümselam. Hocam,Allah Teâlâ niyetinizi ve amelinizi rızasına muvafık kılsın. Umduğunuzdan güzeline kavuştursun sizi. Hayırlı amellerde muvaffak olmanız için dualar ederim.Mesele herhangi bir ilmihal veya tefsir meselesi değildir. Mesele bakış meselesidir. Nesillerimizi yetiştirenler, büyük bir hata ederek insanlara dinimizi camiye sıkıştırılmış bir din olarak öğrettiler. Netice de böyle oldu. Yeni bir bakışla dinimizi, ilk nesil gibi anlayıp uygulamaya yönelmemiz gerekiyor. Bu hususta da size yani Peygamber aleyhisselama vekil olan imamlara ve Kur'an muallimlerine çok iş düşüyor. Farklı bir ilmihal veya tefsir okumuyorum. Sizin de kitaplığınızda bulunan Buharî'yi, Riyazussalihin'i, Fikri Yavuz İlmihali'ni okuyorum. Ama okurken dikkatli ve gayeli okuyorum. Ümmetime acilen gerekli şeyleri bulmaya çalışıyorum. Vakit doldurmak gibi bir derdim olmuyor. Aksine işim hep vaktimden çok oluyor.
Selamünaleyküm. Ekmek ihtiyacımızı karşıladığımız fırın, bakkala gitmemize mani değildir. Bir insandan manevi eğitim alıyorsak başka bir yerden de mesela fıkıh alabilmeliyiz. Sakıncalı olan da zaten, bir kişiden her şeyi beklemektir. Böyle bir anlayış o kişiye de zulümdür esasen. Rahat olun; La ilahe illallah diyen herkese bağrınızı açın, gerekli olanı alın, gereksizden kaçının. Bu en güzel olandır ve kalbin huzur bulacağı en rahat yöntemdir. Çocuklarımızı, İslam'ın adamları olarak yetiştirmeliyiz, grubumuzun adamları olmaları eksik olmalarını doğurur. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm Allah'a ve ahiret gününe iman etmiş olan her mümin Suriye'deki durumun, İslam'ın ve insanlığın aleyhine olduğunu ve git gide de durumun daha da ağırlaştığını anlar, bilir. Buna göre de hiç bir mümin, oradaki durumu sıradan bir olay, 'beni ilgilendirmez bir durum' olarak göremez. Ahirete iman ile böyle düşük bir anlayış kesinlikle aynı kalpte birleşemez. Suriye için bir şeyler yapmak imanımızın gereğidir. Yapılacak şeyin ne olacağına karar vermek ise en az o yapılacak iş kadar önemli olmalıdır. Bugün, bizim şehirlerimizden oralara cihat maksadı ile gidenlerin binlerce kere daha fazlası oradan buralara gelmiş durumdadır. Oradaki gençlerin buraya gelenlerinin yerine buradan oraya gidenlerin bulunması, oturulup müzakere edilmesi gereken bir durum olmalıdır. Özellikle tekit ederek söylüyorum: Suriye'deki durum tam anlamı ile bir cihat durumudur. Cihat ise mümin insanın kulluğu ile alakalıdır, asla savsaklanamaz! Bunu bir kenarda bekleterek şu tespitleri yapmak isterim: 1- Suriye'de büyük bir cihat ortamı vardır. Küfür dişlerini göstermiş, Müslüman insanın kanı akmıştır. Durum cihat açısından nettir. 2- Suriye'de maalesef diş gösteren küfürle beraber bir iç fitne de kök salmıştır. Müslümanlar arasındaki Şiilik fitnesi orada bir yayılma ve kökleşme dönemine girmiştir. Suriye öncesine göre bugün Şiilik, daha düşmanca bir yayılma ve imha hamlesi içindedir. Suriye, önümüzdeki yakın dönemde unutulması zor Şiilik facialarına sahne olmuştur. Oraya gidenler için bu ayrıntı, gitmenin önemi ve riski bakımından önemlidir. 3- Bir başka sorun da şudur: Suriye'de Müslümanlar arasındaki gruplaşmalar kök salmış ve özellikle Selefîlikle tesmiye edilenler ile diğer gruplar arasında, birbirlerinin kanı pahasına da olsa derin sürtüşmeler süregelmiştir. Bunun doğurduğu sonuçlardan biri olarak da ne yazık ki, 'fiili cihadı sadece Selefi akımın yapabileceği, onlar yapınca da ölçüsüz cihat yapar ve zarar verirler' şeklindeki algı da derinden derine inandırılmaya başlanmıştır. Gidecek kardeşlerimizin böyle bir saplantıya alet olmaları, yapmayı murat ettikleri cihada ters düşeceklerini bilmeleri gerekecektir. 4- Suriye'de bugün, savaşacak insandan çok desteği işe yarayacak insana ihtiyaç vardır. Bilhassa siyasi kimliği olanların desteği daha da önemli durmaktadır. Bizi ziyarete gelenlerle yaptığımız istişarelerde, bunu açıkça beyan ettiklerine şahit olduk. Netice olarak şu noktaya gelmek isteriz: Gençlerimizin Türkiye'den oraya cihat etmek için gitmelerinin FARZ-I AYN diyebileceğimiz bir düzeyde olmadığını düşünüyoruz. Yerinde ve işe yarar bir iş yapmak için gidilebilir belki ama bu, bütün FARZ-I AYN olmayan ibadetler hükmündedir. Mesela ebeveyn izni olmadan gidilmesini caiz görmüyoruz. Burada yapmaları gerekenlerle orada yapabilecekleri arasında makul bir denge olması ise ayrı bir zarurettir. Gençlerin heyecanla iş yapıp en azından daha faziletli olandan mahrum olmamalarını tavsiye ediyoruz. Heyecanla aklı, akılla realiteyi birleştirmemiz gerekir. Bu da ciddi bir istişare ile mümkündür. Selamünaleyküm. Nureddin YILDIZ facebook.com/nureddinyildiz twitter.com/nurettinyildiz İnstagram.com/nureddinyildiz
Selamünaleyküm. Önce bu mantığı terk edin; geçmişi, hatalarınızı irdeleme yerine, oturun neler yapabileceğinizi düşünün. Yapabileceğinizi düşündüğünüz en kolay işten başlayarak bir çalışma planı yapın. İş bitirin, biten işin yerine yenisini başlatın. Böylece raya girmiş olursunuz. Sorunlu insanları örnek almayın. Gerekiyorsa çevre değiştirin, şehir değiştirin. Kur'an okuyun. Bir ilimi meclisine katılın.
İnsan olarak sınanmak için bulunuyoruz bu hayatta. Dış düşmanlarla sınandığımız gibi insanlığımız ve imanımız bakımından iç dinamiğimizle de sınanacağız. Mü'min olduğumuzu söylediğimiz gibi o iddiamızın ne kadar yerleşik olduğu da görülecektir. Sizin yaşadığınız da budur. Şeytan size, bu yaşadıklarınızın çökme olduğunu söylerken sizin, içteki birikimin test edildiğini çökme olmadığını fiiliyatınızla söylemeniz gerekirdi. Yani kazanacağınız bir noktada kaybetmeye kayıyorsunuz. Tekrar algılamaya çalışın bu ince çizgiyi, rahat edeceksiniz biiznillah. İnsanların riyakâr olmaları veya olmamaları sizin için önemli olmamalıdır. Siz kendi kimliğinizle yaşayın. Siz dik durun, sabit kalın; çevrenize göre şekillenmeye kalkmayın. Bu da size güç katacaktır. İbadetlerinizde eksiklik olmasın. Bilhassa namazı ayakta tutun ki namaz sizi bu hayatın gelgitlerinden korusun. Kur'an okumaya bakın. İstikrarlı bir Kur'an okuma neticede sulanması ihmal edilmeyen bitki gibi içimizdeki iman hissiyatını aktif hâle getirecektir. Duanızı eksik etmeyin. Her gün binlerce kere güzel duaları tekrar tekrar dillendirin. Duanız kadar güçlü hissedersiniz kendinizi. Allah yardımcınız olsun.
cemaate bağlanmak konusundaki diğer fetvalar
‘İlla hastanede yatmak gerekir’ sözü ne kadar doğrudur? ‘Hasta olan tedavi için hastaneye gider’ diyerek bu soruyu cevaplandırırız, değil mi? İlla tarikata girmeyi de böyle görmelisiniz. Normal şartlarda dinini yaşayamayan biri destek görmek için bir tarikata girebilir, girmelidir de. Şu kadar ki o tarikat İslam’dan değerli bir tarikat olmamalıdır. Şahıslar değil din büyümelidir onun gözünde. Demek ki mesele tarikat meselesi değil ‘hangi tarikat?’ meselesidir. Tarikata girmek farz da değildir haram da değildir.
Selamünaleyküm. Hiçbir mü'min, takatinin üstünde bir işle yükümlü tutulamaz. Ailesini ihmal edeceği bir işten bereket bulamaz. Hiçbir grup, İslam'ın kendisi değildir. Hiç kimse özel içtihatlarını din olarak bize öğretemez. Kalbimizin huzur bulmadığı bir işte bulunmak zorunda değiliz.
Allah Teala'dan birbirimize olan sevgiyi rızasını kazanmamıza vesile kılmasını niyaz ederim. Bir tarikata girmek ihtiyaç meselesidir. Eğer mü'min, tek başına nefsiyle ve şeytanla mücadele edemeyeceğini düşünüyorsa veya bulunduğu ortam bunu gerektiriyorsa bir tarikata girebilir. Girilecek tarikatın belli özellikleri muhakkak aranmalıdır. Bu özellikleri kısaca şöyle özetleyebiliriz: 1- Tarikatın ana konusu Allah'ı zikir, İslam'ı daha iyi yaşamak, cihat etmek, dünya varlığına karşı züht üzerine kurulu olmalıdır. 2- Tarikatın başı ve ileri gelenlerinde, tarikatın iddia ettiği şeyler görülmelidir. Dünya malı biriktiren, herkes gibi yiyen içen, eğlenen, gezen bir şeyh, her ne kadar haram bir iş yapmıyor olsa da bulunduğu ya da iddia ettiği hedeften uzak yaşamaktadır. Kendine yararı olmayanın öbür insana ne yararı olacaktır. 3- Tarikat, bid'atlerden, göstermelik törenlerden uzak olmalıdır. 4- Kendilerini önemseyen ama diğer tarikatları küçümsemeyen bir anlayış sahibi olmalıdırlar. 5- Her şeye rağmen ölümüne bir girişle tarikata girmek doğru değildir. Yararlı olduğuna inandığın sürece orada kalabilmelisin. İhlas ve yüksek bir himmetle ibadet etme heyecanını bize lütfetmesini Allah Teala'dan niyaz eder, dualarınızı beklerim.