Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben yirmi yaşındayım. İbadetlerini yapan tek mutluluğu ve huzuru Allah’a kul olmak isteyen biriyim. Bu arada okuyorum hocam. Benim sorunum vesveseler, her sene vesvesenin ağırlığı artıyor katlanamayacak bir hal alıyor. Örnek vermek gerekirse, dua ediyorum içimdeki ses diyor ki Allah seni görmüyor ve duanı hiç kabul etmeyecek. Bir de devir çok kötü oldu, çok dindar gözüken insan bile riyakâr çıkıyor. Benim kimseye güvenim kalmadı artık, kendimi insanlardan soyutlamak sadece Allah ile beraber olmak istiyorum. bana bir fikir verin hocam.
Cevap
Benzer fetvalar
Güzel kardeşim, “İslam nedir?” sorusuna namazdır, hactır gibi cevaplar veririz. Evet doğru. Ancak İslam aynı zamanda, bin kere yıkılsan da, kendinden ve yapabileceklerinden emin olmasan da Allah’ın seni her defasında kaldıracağına, sana o heyecanı, ibadetlerini yapabilecek gücü verebileceğine inanmaktır. Rabbimizden umudumuzu kesemeyiz. Her defasında namazını kılabilen, dinin emirlerini hakkıyla yerine getiren, ahlakı Kur’an’ın tarif ettiği gibi olanlardan olabilmek düştüğümüzde aynı heyecanla yola devam ederek olabilecektir. Tüm ibadetlerini zahiren yapmayı başarabilenlerin de farklı imtihanları var elbette. Sizin imtihanınız da bu. Ama bir gün istediğinizden, hayal ettiğinizden çok daha güzelini verecektir Rabbimiz. Şu an bir sınavda olduğunuzu ve bu isteğinizde ne kadar samimi olduğunuza dair bir teste tabi tutulduğunuzu düşünün. Bu zamanda şeytanın en çok kullandığı silahlarından biri Allah’ın kapısından umutsuz olarak geri dönüleceğini, ne kadar istesen de asla ibadetlerini tam yapamayacağına dair başarısızlık, heyecansızlık vererek sonu olamayan bir döngüye girdiğini vehmettirmektir. Ki bu hastalık olarak bir mümine yeter de artar. Yılmayın ve dua edin kendinize. Ailenizin verdiği tepkilere ve sizi gördüğü konuma rağmen kendinizi yeterli hissetmeyip hep bir adım ilerisi için daha güzeli, olması gereken ne ise onu huzurla, gönül ferahlığı ile yapabilmek için her daim dua edin. Vazgeçmeyin, umutsuzluğa kapılmayın. Tam şeytanı yenecekken onu güldürmeyin. Kırk kere düşseniz de kırk birinciye kalkın. Şeytan sizi etrafınızdakilerin övgüleriyle yeterliymişsiniz gibi hissettirdiği zamanlarda sizden daha iyilere bakın. Çevrenizi değiştirin. Durumu sizden daha iyi olanları gördüğünüz ve duyduğunuz zaman sadece tesettürünüzün yeterli olmadığını ve daha çok dua ederek sımsıkı sarılmanız gerektiğini anlayacaksınızdır. Rabbim yar ve yardımcınız olsun. Allah’a emanet olun.
Böyle bir daralma olmadan rahatça yaşayabiliyor olsa idiniz sizin insan olmanızdan şüphe edilirdi. Nitekim milyarlarca “insan” acaba insan mıdırlar diye bakılmayı hak ediyorlar. Şükürler olsun ki siz, olup bitenlerden etkileniyorsunuz. Bu durum, sizin insan olduğunuzu gösteriyor. Allah Teâlâ afiyetinizi daim etsin. Dünya budur, böyledir. Böyle geldi böyle gidecek. Hiçbir şekilde olaysız bir dünya hayal edilemez. Dünyanın zemini böyledir. Kendinizi bu dünya gerçeğine göre şekillendirin. Bunu kabul edin. Bundan sonra da sağlıklı bir hayat yaşayabilmek için asgari olarak şunlara dikkat edebilirsiniz: a- Hayata iman penceresinden bakmayı ilke edinin. Bu şu demektir: Siz ve diğer insanlar, üzerinde yaşadığınız dünya Allah'ın mülküdür. Söz ve kader onundur. Siz sadece sınanmak için hayata getirilmiş bir kulsunuz. Sınavı kazanıp gideceksiniz. Konumunuz, kimliğinizi, kapasiteniz sizin belirleyebileceğiniz şeylerden oluşmuyor. Kulluğunuzu yerine getirirsiniz ve gidersiniz. Bu dönem ateşe atılma şeklinde bir sonuç getirirse siz de İbrahim olur yaşarsınız. Yeni bir hayat düzeni kuramayacağınıza göre kurulu düzeni değerlendireceksiniz. b- İyi bir hayat, iyi bir sınav, huzurlu bir kalp için maddi olarak yapabileceklerinizin yanında Allah'a dua etmeniz şarttır. Tek başınıza beceremezsiniz. Allah size yardım etmelidir. Şöyle anlayın bunu: Bir anne karnından çıkıp hayata geldiniz ama anne size bakmadıkça siz hayata tutunamazsınız. Kulluk da böyle bir şeydir. İman ettik ama imanımızda bize destek olması için Allah'a yalvarmamız gerekir. Bu yalvarmanın adı duadır. Sabah akşam, her namazdan sonra kendinizi eksik gördüğünüz veya bunaldığınız şeylerde muhakkak dua edeceksiniz. Bir kere veya milyon kere. Duadan bıkamazsınız. Zira yalnız yol alamazsınız. Duanın bir ikizi de zikirdir. Zikreden bir mü'min olmak yıkılmamanın şartıdır. c- Direnen ve kazanmak isteyen biri olmanız için elinizden geleni yapıyor olmanız gerekir. Elinizden ne gelip gelmediğini siz takdir edebilirsiniz. Mesela mü'min kardeşlerle onlardan gelebilecek her meşakkate rağmen bir arada olmak, bir arada olmanın gereklerini yapmak elinizden gelebilir. Yalnız kalmayı kurda yem olmak olarak anlayabilirsiniz. Kur'an öğrenerek hayata tutunmanın yapabileceğiniz bir iş olduğunu bilirsiniz. Küfür ordularına karşı sıfır çare durumunda olabilirsiniz ama nefsinize ve onun şımarıklıklarına karşı sıfır çare olmadığınızı da bilirsiniz. İbadet edip huzur bulmanın sizin elinizde olacağını bilebilirsiniz. Mubahlara batıp gitmeden, helal sınırları içinde kalarak yaşanabileceğini bilirsiniz, bilmelisiniz. d- Aileniz ve eşiniz sizin huzur ve güven kaynağınızı olabilir. Eşinizle tek ceset gibi olabilirsiniz. Ondaki beğenmediklerinizi görmezden gelerek beğendiklerinizle kendinize kanat takmış gibi olabilirsiniz. Çocuklarınızın sizin değil Allah'ın olduğu şuuru ile onları hayata hazırlayarak sonuçtan etkilenmemeyi kendinize sağlayabilirsiniz. e- Dünyanın fani, hayatın kısa olduğunu bilen bir mü'min olarak uzun emeller, sınırsız projeler peşinde olmayabilirsiniz. Bu sizi daha güçlü, enerjinizi size yeterli hale getirebilir. Sabrı ve direnmeyi böylece gerçek görebilir ve uygulayabilirsiniz. f- İki kutuplu bir dünyada yaşadığını bilmek ve duyurmak konusunda tereddüt etmeyin. Yaşadığınız dünyada bir iman kutbu bir de küfür kutbu vardır. İman kutbunun başında Allah vardır. Küfür kutbunun başında da şeytan vardır. İki kutup, iki dağın başına çekilmiş kendi başına yaşıyor değildir. Aynı vadide, aynı şehirde, aynı coğrafyayı kullanarak yaşamaktadırlar. Kıyamete kadar da böyle sürecektir. Küfrün iman ehline bitmez tükenmez düşmanlığını bir an bile olsun zihninizden çıkarmayacaksınız. Allah bilmeyen, ahirete inanmayan, inansa da kendi keyfine göre inanan birinin veya kitlenin insana acımayacağını, on binlerce bebeğin ölümünün onları incitmeyeceğini bilmen gerekir. Bunu bilip böyle inanırsan etrafında olup bitenleri de iyi anlamış olursun. Bu anlayış ayakta durmana yardım eder. Sıhhat ve afiyetiniz için dua ederim.
Aleykümselam.Böyle olması normaldir. Büyük bir imtihan içindeyiz. Yaşınıza göre başınıza gelecek olan böyle bir durumdur. Vaktinizden çok iş üretecek bir program oluşturmalısınız. Uyumaya bile vaktiniz kalmayacak şekilde iş üretin, çalışın, gezin ama boş kalmayın. Arkadaş çevrenizi de yenilen ve büyütün. Duayı unutmayın.
Biz Allah’ın kullarıyız. Bizi yaratan, kaderimizi yazan odur. Böyle inanıp böyle yaşayan için hayat kısa bir imtihandır. O imtihanda elinden geleni yapar, gerisini Rabbine bırakır kul. Böylece de her durumda kalbi huzur içinde olur. Asla bugünkü durumunuza size son on dakikanızdır denecek durum arasında fark görmeyin. Şimdi de o on dakikada da siz Allah’ın kulusunuz, sizin için bir şey değişmemelidir. Allah tamam demedikçe sizi kimse bu dünyadan çıkaramaz. Adına hastalık dönemi demeyin, hayatınızın bir anı deyin, öyle görün, şeytan sizinle oynamasın, ona fırsat olacak dalgınlıklar içine girmeyin. İşinizi ve meşguliyetinizi hiç bırakmayın. Gücünüz yettikçe çalışın. Doktor izin vermeyince kenara çekilin. İbadetler ve sadaka için son nefes engeldir. Son nefesinize ise sizin bilmediğiniz kadar uzun bir zaman vardır. İki şeye dikkat edin. Birincisi size moral kırıcı telkinlerde bulunacak arkadaştan uzak durun. İkincisi de, başta Kur'an ve zikir olmak üzere manevi takviyeyi eksik etmeyin. Kur'an okuyun. Hayat sizi sıkıştırdıkça Kur'an’a sarılın. Dua edin. Allah Teâlâ’dan size afiyetler dilerim, sıhhatiniz için dua ederim.
Selamünaleyküm. Henüz yolun başındasınız, korkmadan, yılmadan devam edin. Üç beş yılda sonuç alınmaz, sürekli yoğun bir heyecanla devam edeceksiniz. Önce kendinizi iyi bir işe koyun, ayağınız yere bassın. Sigara içen dâhil arkadaşlarınızdan iyi olmayanları atın, tamamen terk edin onları. İki kişi de olsa iyi bir arkadaş çevresi bulun kendinize. Muhakkak camiye gidin. Anne babanızın duasını alın. Bir sohbet halkasına katılın. Çokça dua edin. Allah yardımcınız olsun.
Yaptığın yanlış ve günah bir iştir. Ama onun gibi bir günah iş de Allah’tan umut kesmendir. Ne olursa olsun, ne kadar olursa olsun, nerede olursa olsun sen tevbede samimi olduğun sürece Allah’ın kapısı sana açıktır. Zaten senin tek kurtuluşun Allah’ın kapısıdır, onun rahmet ve mağfireti seni kurtaracaktır. Sen ise o kapıyı ihmal ediyorsun veya yanlış değerlendiriyorsun. Önce bundan kurtul yani Allah beni sildi deme aksine o varken ben kurtulurum de. Böyle bakmaya çalış. Böyle bir direnç gösterirsen biiznillah takıldığın şeyi de bırakırsın. Kendine farklı meşguliyetler üret. O his sana ne zamanlar ve nerelerde geliyor olduğunu tespit et. Sen de o zaman ve durumları başka şeylerle doldur. Namazlarına dikkat et. Çokça Kur'an oku. Zikirler yap. Allah yardımcın olsun.
çevre konusundaki diğer fetvalar
Hanım kızım, bunun adı tam anlamı ile yanlış çevrede bulunmak ve boşlukta kalmaktır. İnsanların gündem değerlendirmede beraber oldukları arkadaş çevrelerinden etkilenmeleri böyle olabilmektedir. Allah Teâlâ’nın size ihsan ettiği akıl, idrak ve diğer nimetleri kullanmadığınız için bir boşluk hissediyorsunuz. Kendinizi kontrol edin; Allah Teâlâ’nın haramlarından biri ile bağlantınız var mı, varsa hemen terk edin. Çok Kur'an okuyun. Kur'an’ı şifa niyeti ile okuyun. Zikir yapmaya başlayın. Arkadaş çevrenizi denetleyin. Namazınızı yeniden gözden geçirin. Gazali’nin İhya’sından okumalar yapın. Seyyid Kutub’un Fizilal’inden kısa kısa okumalar yapın. Hitabetini beğendiğiniz âlimlerin sohbetlerini dinlemeye çalışın. Sılayırahime önem verin. Özellikle büyüklerinizi ziyaret edip onlarla oturun. Ve son olarak da kademeli olarak en az üç ay haber dinlemeyin, izlemeyin, okumayın. Mesela önce TV haberlerine ara verin. Bir hafta sonra yazılı haberleri okumayın. Ardından internet haberlerini bakmayın. İnşaallah huzur bulacaksınız.
Müslüman’ın sokakta eşi ile el ele dolaşması veya koluna girmesi esasen sakıncalı bir durum değildir. Karşılaştıklarında kucaklaşabilirler de. Ancak yaşadığımız zamanda bu tür görüntülerin kimleri yansıttığını iyi bildiğimiz için Müslüman vakarına uygun olan ve birilerine benzemeye neden olmayan görüntüler vermeliyiz deriz.
Çevrenizi değiştirmek zorundasınız. Çevreniz size olmanız gereken yerde durmaya izin vermiyordur. Bir de kitap okuyun, aktif sohbetler dinleyin. Kendinize virt edinin yani zikir sistemi kurun. Her gün belli zikirleri aksatmadan yapın. Ama çevre ve arkadaş çok önemlidir.
Biz, içimizden geçenlerden değil konuştuklarımızdan, yaptıklarımızdan, tuttuklarımızdan sorumluyuz. Bu şu demektir: Eyleme dönüştürmedikçe içinizden geçenden sorumlu olmazsınız. İçinizin berrak kalması için de çevreniz ve eylemleriniz arınmış olmalı ya da buna gayret etmelisiniz.
Sünnet olan bir şey için ifrat/tefrit denebilir mi; her birine meleklerin asılı kaldığı tüylerdir onlar esasen. Asla ifrat değil ama çevrenin baskısına karşı direnemeyecek olan ya da bulunduğu ortam açısından zorunluluk durumunda olan sakallarını kesebilir. Buraya takılıp kalmamalısın. Önünde uzun bir iman mücadelesi dönemi var, heyecan ve enerjini o günlere de sakla. Allah yardımcın olsun, işini asan etsin, kalbine huzur indirsin güzel delikanlım.
Bu hususta çevren çok önemlidir. Geniş bir zaman içinde de olsa çevren seni kendine benzetir. Okuduğun eserler önemlidir. Örnek tuttuğun şahsiyetler önemlidir. İbadetlerindeki titizlik önemlidir. Allah yardımcın olsun.