Fetva Meclisi
Soru
Hocam etrafımda hasta insanları görüyorum küçük çocuklar acı çekiyor. Ben bunları görünce Rabbim diyorum neden acı var, neden insanlar bu dünyada mutlu olamıyor. Herkesin kendince problemleri var ama bu dünyada sadece acı mı var, evet imtihandayız ama bir ömür hep acı mı olacak? Hayatı çok sorguluyorum, anlamaya çalışıyorum ve çok düşünüyorum. Bu da bana hayattan tat almadan yaşamayı öğretiyor. Neden yaşıyorum, neden varım ve ben istedim mi buraya gelmeyi gibi sorular düşünmek istemesem de aklımdan çıkmıyor. Hayatımızın bir anlamı olmalı, umutsuz olmak istemiyorum bir cevap arıyorum ama bulamıyorum. Görüşleriniz benim için çok değerli hocam, hayatımı artık anlamlandırmak istiyorum.
Cevap
Benzer fetvalar
Kendinizi olduğu gibi kabul etmeye çalışın. Kendinizi güzellik üzerinden değerlendirmeyin. Allah’a "Beni seviyor musun?" diye sormak yerine, "Senin sevgini nasıl daha çok hissedebilirim?" diye düşünün. Kendinizi suçlamak yerine, şefkatle yaklaşın. "Ben de bir kulum, eksiklerim var ama Rabbim beni yine de kabul ediyor" deyin. Biriyle konuşun. Bir terapist, bir hoca ya da güvenilir bir dost. Bu yükü tek başınıza taşımak zorunda değilsiniz. Özetle, sizin tek başınıza yürüttüğünüz bir mücadele var. Ama Allah sizi terk etmedi. Belki de en çok O’na ihtiyacınız olan bu zamanda, O'ndan kaçmak yerine O'na yaklaşarak huzuru bulabilirsiniz. Bazen dua etmek bile gelmez insanın içinden. O zaman sadece "Rabbim, bana yol göster" demek bile yeter. Kendinize yüklenmeyin. Siz değerlisiniz. Ve Allah, sizi böyle yaratmakla hata yapmadı. Siz tam da olması gerektiğiniz gibisin. اللَّهُمَّ اكْفِنِي بِحَلَالِكَ عَنْ حَرَامِكَ، وَأَغْنِنِي بِفَضْلِكَ عَمَّنْ سِوَاكَ. Türkçe Anlamı: "Allah’ım! Beni helâlinle haramından koru, lütfunla Senden başkasına muhtaç etme." Bu duayı özellikle sıkıntılı hissettiğinizde, sabah-akşam veya namazlardan sonra okuyabilirsiniz. İçinizdeki huzursuzluğu hafifletmek için, samimi bir şekilde Allah’a yönelerek dua etmek çok etkili olacaktır inşallah. Allah gönlünüze genişlik, kalbinize huzur versin.
Ağır bir hizmet, acil bir durum söz konusu olduğunda gitmen zorunlu olur. Normal durumlarda gitmeyebilirsin.
Evet, aklı olan herkesi hayretler içinde bırakacak, uykusunu kaçıracak ağır bir felaket yaşıyoruz. Allah'ın mülkünde aciz kullar olmanın en net tablosunu oluşturduk. Böyle büyük bir felakette kalbi olan herkes sıkıntı çeker. Hiçbir şey yokmuş gibi olmak mümkün değildir. Sabretmek nedir bunu da anlamış olacağız. Böyle bir durumda psikolojimizin ayakta duramayacak hale gelmemesi için şu hususlara önem vermeliyiz: a- Olayın nedeni, niçinleri gibi ayrıntılarına ve bilimsel boyutlu yorumlarına girmemeliyiz. Bilimsel yorumları ehline bırakmak doğru olandır. Gereksiz zihin meşguliyeti oluşturur, korkuyu artırabilir. b- Bölgede sayısını Allah'tan başkasının bilemeyeceği kadar insan kardeşimiz ya öldü, ya da ölümün kovaladığı zor anlar yaşıyor. Hastalık, soğuk, açlık ve çaresizlik içinde kıvranıyor. Elimizden ne geliyorsa profesyonel yollarla onlara ulaşmalıyız. Bir ekmek, bir bardak su bile olsa bir şeyler yapmaya çalışmalıyız. Bizim desteğimiz kimseyi kurtarmasa da bizi vicdan azabından kurtarır. c- Bu olay bize dünyanın niteliğini ve faniliğini iyice izah eden bir ders olmalıdır. “Dünya budur, böyledir” diyebilmeliyiz. Bir matem ortamı oluşturup kenara çekilmek şeklinde olmayan dersler çıkarmalıyız bu olaydan. Dünyanın dost ayırmadığını ama onu iyi kullananı seçtiğini anlamalıyız. Boş “keşkeler” yerine ciddi değerlendirmeler yapmalıyız. Siyaset başta olmak üzere özel menfaatlerimizi bu afetin ve sonuçlarının önüne geçirmemeliyiz. d- Şeytan, bizi içten çökertmek için bu musibeti kullanabilir. Ona alet olmamak için ne gerekiyorsa ihmal etmeyeceğiz. Günlük ibadetlerimizi aksatmamak en başta yapmamız gerekendir. Muhakkak bir zikir programımız olmalıdır. Günde yüz defa şu zikir, yüz defa bu zikir gibi bir plan yapmalıyız. Çokça Kur'an okumak bir çaredir. Özellikle de bu dönemde KEHF suresini sık sık sesli bir şekilde okumalıyız. e- Aile içi ilişkilerimiz, arkadaş çevremiz, akrabalarımız bir nevi ciğerlerimiz gibi etkilidir. Birbirimizi incitmemeye, zaten gergin olan ortamımızı biraz olsun muhabbetle kollamaya önem vermeliyiz. Bu dönemde bari birbirimize daha müsamahalı, görmezden gelmeye çalışır olmalıyız. f- Bu tür musibetler anında iki yoldan birinden gitmek kaderimizdir. Birincisi: Derdimizi konuşup bir kenarda mızmız ederek vakit geçiririz. Elimizden dünya da gider ahiret de. Bu açıkça felaket üstüne felaket olur. İkincisi ise başımıza gelen felaketten sonra her şeyden önce o felaketten maddi manevi ibretler çıkarırız. Elimizden gelen her türlü çareyi kullanırız. Yeni bir hayat ve yeni bir huzur arayışı içinde oluruz. Sonra da Rabbimize sığınır ve dualar ederiz. Bu da bizim dünyamızı huzur olarak kazanmamız ve ahirette ecir sahibi olmamız anlamına gelir. Bu ikinci yolu tercih etmemiz gerekiyor. Dinimiz bunu emreder, akıl da bunu gösterir. Allah yardımcımız olsun.
Belirttiğiniz gibi içinizde bu hislerin oluşması, son zamanlarda sürekli aklınızda olması, sevdiğiniz insanlarla ilgili endişeye kapılmanız bir problem değildir. Genelde bu düşünceler ve beraberindeki kaygılar kısa bir zaman sonra hafifleyip kendi normalinize dönecektir. Lâkin gün içinde çoğu vakti bunu düşünerek geçiriyorsanız, bu durum sizi var olan gündelik işlerinizden alıkoyuyorsa ya da yapmak istediğiniz planları sırf bu düşünceler yüzünden öteliyorsanız burada bir uzman desteği almanızı öneririm. Kendinizi gözlemleyerek bir karar verebilirsiniz. Ölümü elbette ki değiştiremeyiz ve kontrol edemeyiz. Ama kendi düşüncelerimizi ve davranışlarımızı değiştirebiliriz. Bu konu hakkındaki düşüncelerinizi arttırırsanız düşünceler daha da büyür ve beraberinde kaygılar başlar. Bu düşünceler en çok ne zamanlar geliyor ve geldiğinde size neler söylüyor bakın. Sonra ise bunun sizden bağımsız bazen büyüyen bazen küçülen aslında yönetilebilen bir durum olduğunu fark edin. Bazen bu, direksiyonun sahibiymiş gibi hareket etse bile asıl sahibin siz olduğunu, hâlâ kalbinizin attığını, varlığınızı ve yapılacak birçok şey olduğunu kendinize hatırlatın. Ve ne zaman öleceğim benimle ilgili değil ama nasıl yaşayacağım benimle ilgili. Kısa vadede bu problemi küçültmek için değer verdiğiniz insanlarla birlikteliğinizi arttırabilirsiniz. Yaptığınız güzel işler ve size verilenler için şükredebilirsiniz, ibadetlerinizi çeşitlendirebilirsiniz. Bu zamanlar kişi için fırsata çevrilebilen kıymetli dönüm noktaları olabiliyor. Geçmişinizi değerlendirip zorlu yanlarınızla daha çok ilgilenebilirsiniz. Uzun vadede ise şu anki durumunuz sizi gelecekte daha iyi bir yere götürüyor mu bakın. İnancınız ve değerleriniz doğrultusunda düşünerek şu an nasıl biri olduğunuzda, neler yapıyor olduğunuzda size ve hayatınıza uygun bir gelecek olacağına bakın ve notları alın. Tüm bu süreçlerde Allah hayırlı bir kul olarak yaşamayı, gayretli ve hayırlı insanlarla birlikte olmayı nasip etsin.
Selamünaleyküm. En büyük hedefiniz ve gayretiniz, eşinizle huzurunuz olsun. Onunla siz ikiniz bir dünya olun, çocuk olsa da olmasa da sizi sarsmaz. İkinci hedefiniz de, insanları yok sayan bir anlayışla yaşamak olmalıdır. Size ve eşinize Allah yetmelidir. Kendisi de kusurlarla dolu, dert küpü insanlar sizin için bir şey deseler ne olur demeseler ne olur? Bunu iyi düşünün. Üç yıl, çocuk için çok uzun bir zaman değildir. Neden sabırsızlanıyorsunuz ki? Böyle düşünürseniz, çocuğunuz olduğunda da onu normal bir çocuk gibi büyütemeyeceksiniz. Muhakkak kitap okuyun. Bir ders halkasına katılın, Kur'an okumayı sakın ihmal etmeyin. Her gün planlı bir Kur'an okumanız olsun. Belli tesbihatı ihmal etmeyin. Eşinizle küçük bir dünya kurun, birbirinizin kıymetini bilin. Özel bir dua yoktur, siz içinizden geleni dua olarak tekrar edin. Ve unutmayın ki, çocuklu olmak mı yoksa şu hâliniz mi sizin için daha hayırlıdır, bunu bilemezsiniz. Kaderinize razı olun, sabırlı olun. Şeytana ve şeytanlaşmış insanlara karşı direnin. Direnin ve kazanın. Allah'a emanet ederim sizi.
İnsan olarak sınanmak için bulunuyoruz bu hayatta. Dış düşmanlarla sınandığımız gibi insanlığımız ve imanımız bakımından iç dinamiğimizle de sınanacağız. Mü'min olduğumuzu söylediğimiz gibi o iddiamızın ne kadar yerleşik olduğu da görülecektir. Sizin yaşadığınız da budur. Şeytan size, bu yaşadıklarınızın çökme olduğunu söylerken sizin, içteki birikimin test edildiğini çökme olmadığını fiiliyatınızla söylemeniz gerekirdi. Yani kazanacağınız bir noktada kaybetmeye kayıyorsunuz. Tekrar algılamaya çalışın bu ince çizgiyi, rahat edeceksiniz biiznillah. İnsanların riyakâr olmaları veya olmamaları sizin için önemli olmamalıdır. Siz kendi kimliğinizle yaşayın. Siz dik durun, sabit kalın; çevrenize göre şekillenmeye kalkmayın. Bu da size güç katacaktır. İbadetlerinizde eksiklik olmasın. Bilhassa namazı ayakta tutun ki namaz sizi bu hayatın gelgitlerinden korusun. Kur'an okumaya bakın. İstikrarlı bir Kur'an okuma neticede sulanması ihmal edilmeyen bitki gibi içimizdeki iman hissiyatını aktif hâle getirecektir. Duanızı eksik etmeyin. Her gün binlerce kere güzel duaları tekrar tekrar dillendirin. Duanız kadar güçlü hissedersiniz kendinizi. Allah yardımcınız olsun.
çevre konusundaki diğer fetvalar
Müslüman’ın sokakta eşi ile el ele dolaşması veya koluna girmesi esasen sakıncalı bir durum değildir. Karşılaştıklarında kucaklaşabilirler de. Ancak yaşadığımız zamanda bu tür görüntülerin kimleri yansıttığını iyi bildiğimiz için Müslüman vakarına uygun olan ve birilerine benzemeye neden olmayan görüntüler vermeliyiz deriz.
Çevrenizi değiştirmek zorundasınız. Çevreniz size olmanız gereken yerde durmaya izin vermiyordur. Bir de kitap okuyun, aktif sohbetler dinleyin. Kendinize virt edinin yani zikir sistemi kurun. Her gün belli zikirleri aksatmadan yapın. Ama çevre ve arkadaş çok önemlidir.
Biz, içimizden geçenlerden değil konuştuklarımızdan, yaptıklarımızdan, tuttuklarımızdan sorumluyuz. Bu şu demektir: Eyleme dönüştürmedikçe içinizden geçenden sorumlu olmazsınız. İçinizin berrak kalması için de çevreniz ve eylemleriniz arınmış olmalı ya da buna gayret etmelisiniz.
Sünnet olan bir şey için ifrat/tefrit denebilir mi; her birine meleklerin asılı kaldığı tüylerdir onlar esasen. Asla ifrat değil ama çevrenin baskısına karşı direnemeyecek olan ya da bulunduğu ortam açısından zorunluluk durumunda olan sakallarını kesebilir. Buraya takılıp kalmamalısın. Önünde uzun bir iman mücadelesi dönemi var, heyecan ve enerjini o günlere de sakla. Allah yardımcın olsun, işini asan etsin, kalbine huzur indirsin güzel delikanlım.
Bu hususta çevren çok önemlidir. Geniş bir zaman içinde de olsa çevren seni kendine benzetir. Okuduğun eserler önemlidir. Örnek tuttuğun şahsiyetler önemlidir. İbadetlerindeki titizlik önemlidir. Allah yardımcın olsun.