Fetva Meclisi
Soru
Müslümanların bir araya geldiği önemli bir toplantıya teşkilati bir görevden dolayı katılım için bir hanım 90 km ötesine güvenilir bir bayan grubu ile veya (abla da yanında olmakla birlikte) ablasının eşiyle gidebilir mi? (Mavi Marmara gemisinde mahremsiz giden bayanlar için yaptığınız: 'Cihadın kendine ait fıkhı vardır' açıklamasına binaen bu soruyu soruyoruz) Vakıflarımızın, derneklerimizin ihdas ettiği toplantıları fiili bir cihad eylemi düzeyinde görmekte biraz duygusal davrandığımız kanaatindeyim. Cihad kelimesini çok basit görüyoruz. Eğer toplantılarınız, teşkilatlarınız Yahudi ile yapılan cihad düzeyinde ise mesele yok. Allah'a emanet olunuz.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Nasıl şeytan, namazımızı ifsat etmek için akla hayale gelmez fitneler üretiyorsa aynı şekilde diğer ibadetleri de hakkıyla yapmamızı engellemek için fitneler üretmektedir. Mü'min insanın cihat etmesi en büyük ibadetlerdendir. O ibadeti hakkıyla yapabilmek için belli bir sıralamanın, zamanlamanın gözetilmesi şarttır. Farzı ayın olanları varken farzı kifaye olan işler üzerinden ecir beklemek efdal olan değildir elbette. Yine de cihat gibi bir ibadeti eda etmekle meşgul olan kardeşlerimizin niyetlerini Allah'a bırakmak uygun olandır. Biz, evla olanın oralara gitmek olmayacağını düşünürüz ama onların niyetlerini irdeleme hakkımızın olmadığını da biliriz.
Filistin topraklarında zalim Yahudi’ye karşı yapılan cihad en mübarek cihad hareketlerinden biridir. Yirminci asırla yirmi birinci asır arasında, bütün Müslümanları ilgilendiren ve İslamî bir kavramın temelini oluşturduğu en önemli cihad Filistin cihadıdır da diyebiliriz. Kudüs dindir. Kudüs eksenli bir dava, kurallarına uyularak yapıldığında biiznillah ucu cennet olan bir dava güdülmüş olur. Ancak anne baba, bizim için Allah Teâlâ’dan sonra en önemli konular arasında gelmektedir. Onların izin vermemeleri önemli bir engeldir. Eğer cihad, farz-ı ayın noktasına gelmemişse, anne ve babanın izni alınmalıdır. Fıkhen kural budur. Eğer cihad farz-ı ayın noktasına gelirse o takdirde kimsenin izni gerekmez. Şunu da bilmemiz bize ışık tutacaktır: İmanımız bize, Filistin’e gidip cihad etmemizi telkin ettiğine göre, Filistin’de cihadı canlı tutan ortam, aynı eller tarafından dünyanın her yerinde farklı isimlerle sahnededir. Eğer cihad arzumuzda samimi isek, o düşman her yerde vardır. Bulunduğumuz yerlerde de cihad edebiliriz. Orada bedenimizi Allah yolunda vermeye hazır idiysek, bulunduğumuz yerlerde de bedenlerimizle gayret edebiliriz. Malımız verebileceğimiz şey idi ise aynı malı her yerde Allah için feda ederek aynı cihadı yapmış olabiliriz. Şüphesiz Filistin mübarektir. Cihadı en büyük cihaddır. Ama Filistin, diğer İslam toprakları zayıfladığı için o hale geldi, bunu da unutmayalım.
Selamünaleyküm. Cihadın ülkesi olmaz. Mü'min, Allah için nerede bulunması gerekiyorsa orada bulunur. Bunu böyle bilmeliyiz. Mevcut durumda ise cihat söz konusu olan yerlerde, bizim onlara insan kaynağı olarak destek olmamız gereken yer bildiğimiz kadarı ile yoktur. Para, silah ve siyasi desteğe ihtiyaç vardır genelde. Buradan oralara cihat maksadı ile gitmeyi niyet olarak irdeleyemeyiz; herkesin niyeti Rabbi ile arasındaki bir sırdır; 'senin niyetin sahtedir' gibi bir söz kullanamayız ama şunu yaparız: Filan yere gidilmesinin gereği vardır/yoktur demek hakkına sahibiz. Mü'minler olarak Halifesiz bir toplum içinde yaşıyoruz. Başımız yok, hesabımız yok; herkes, uygun gördüğünü ya da zevkine uygun olanı yapıyor. Ne yazık ki, herkes kendi arzusunun müçtehidi durumundadır. Benim şahsi kanaatim, en büyük cihadın Türkiye'de olduğu şeklindedir. Buralar Hilafet diyarıdır, yıkılırken buradan yıkıldık, kalkarken de buradan kalkacağız biiznillah. Bu topraklarda faiz hükümran duruma geldi, kadın konusunda eridik, Şeriat ilkeleri ikinci plana itildi. Durum böyle iken, başka yerlere gitmek bir tür kaçmaktır. Oralardaki durumun cihat olup olmadığını konuşmuyorum, konuşamam da. Buradaki cihadı bırakıp oraya gitmeyi konuşuyoruz. Bu kardeşinizin kanaati, oradaki mü'min kardeşlerimizi dert eden bir mü'min, burada ekonomik destek için çalışsın, siyasi desteği yönlendirsin ama eşini ve çocuklarını ortaya salıp bedeni ile desteğe gitmesin şeklindedir. Aksi takdirde biz de, bir yerlerden mücahit getirip onun çocuklarını mı himaye ettireceğiz. Kanaatimiz budur ama o kardeşlerimizin başkasının kanaatine ihtiyaçları olmayacağını da zannederim.
Kitabımız Kur'an'ın imandan sonra en yoğun takdimi cihat kavramı etrafındadır. Cihat, dinimizin en büyük ibadetidir. Elbette cihadın da bir fıkhı vardır. Yani onun inceliklerini anlatan hükümleri vardır. Piyasaya hazırlanan kitaplar genelde en temel esasları izah etme maksadı ile yazıldığından ve cihat da ürkütücü görüldüğünden halk düzeyindeki kitaplara ya hiç girememiş ya da cılız başlıklarla yer almıştır. Normal fıkıh kitaplarında cihada dair geniş bölümler vardır. Cihadın, zaman ve mekâna göre şekillenmesi pek tabiidir. Elin cihadı var, kalemin cihadı var, dilin cihadı var ve malın cihadı var. Hangisi ne zaman ve nasıl gerekiyorsa o yapılır. Bunu da Müslümanların emiri belirler. Şimdi bizim, 'Müslümanların emiri' vasfıyla ortada bulunan bir isimden yoksun oluşumuz, grupların kendi yaptıklarını liderin kararı durumunda görmeleri sonucu doğurmuştur. İnşallah önümüzdeki yıllar, önümüzün daha açık olduğu yıllar olur. Buna dua edelim.
Bu noktada eşin yüzeysel olarak da olsa doğruyu söylüyor. Sizin faaliyet isteğinizi zamana yayarak inatlaşmayı engellemenizi tavsiye ederim. Aksi takdirde şeytan yuvanızı dağıtmak için iyi bir fırsat yakalamış olur maazallah, dikkat edin. Aileniz ve huzurunuz faaliyetlerinizden daha öncelikli olmalıdır. Kanaatim budur.
Sivil toplum faaliyetlerine katılmak bakımından hiçbir sakınca olmaz. Kadın olarak mahremiyet meselesini ise özellikle değerlendirmelisiniz.
bayanın yolculuğu konusundaki diğer fetvalar
Bir bayanın seferilik mesafesi kadar bir yolu mahremi olmadan kullanması caiz değildir. Eşinizin varlığı onlar için bir ruhsat değildir. Sizin onları teşvik etmeniz anlamına gelebilecek tavırlarınız da sizi vebal altına sokabilir. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Ailenizin rızası var ama Allah'ın rızası yoktur böye bir şeye. Sakın kendinizi yakmayın.
Selamünaleyküm. Umreniz umredir ama gidiş tarzınız için istiğfar etmelisiniz.
Aleykümselam. Normal bildiğimiz kurallara göre bu caiz değildir. Muasır ulemasının sözünü ettiğiniz güvenlik kolaylığına istinaden verdiği ruhsatlar bulunmaktadır. Böyle bir geziye katılacak kişilerin kendi özel durumlarını, takva tercihi gibi ayrıntıları dikkate alarak karar vermeleri gerekir.
Aleykümselam. Annenizden Allah razı olsun. Dinimizin emirlerinden birine titizlik göstermektedir. Çok ağır bir zaruret durumu için bir ruhsat söz konusu olabilir ve İstanbul'dan Antep'e uçakla tek başına öyle ağır bir zaruret için gidebilir. Allah Teâlâ anneannenize afiyetler ihsan etsin.
Eşi vefat eden bir kadın, DÖRT AY ON GÜN evinde bekler. Gezilere gitmez. Zaruret olmadıkça evinden çıkmaz, evlilik görüşmesi yapamaz. Bunun dışında, kocası vefat eden kadının on dokuz yaşında oğlu ile dünyanın her yerine gitmesi mümkündür.