Fetva Meclisi
Soru
Hocam iki tane kız çocuğum var, bu nesilde kötü olayları duydukça onlar adına korkuyorum. Okula bile göndermek güç geliyor. Sürekli dua ediyorum onlara. Bu düşüncelerim yoruyor beni, ne yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu durumdaki genç bir kız için nasihat, rica gibi yöntemler veya azarlama, kınama gibi tavırlar olumlu sonuç vermez. Büyük oranda daha da sertleşmeye ve uzaklaşmaya götürebilir maazallah. Şöyle bir yöntem izlemenizi ve sabırla sonucu beklemenizi tavsiye ederiz: - Sanki küçük bir çocukmuş da başını açmış gibi bakmaya çalışın, buna kendinizi ikna edin. - Onunla günlük hayata dair ortak noktalar oluşturun. Mesela sevdiği aile bireylerini beraberce ziyaret etme, onunla birliktelikten hiç bunalmıyormuş gibi gösterip beraberce gezme... - Örtü ve benzeri konuları onunla hiç konuşmayın ama hiç! - Babalık ve annelik sevginizi, alakanızı artırın. 'Canım kızım' gibi ifadeleri samimi bir şekilde kullanın. Mantığımız şu olacak: Zaten bu küçük çocuk, başını örtmese de olur. - Sevginizi artırmakla onun imandan çıkmasını engellemiş olursunuz. Çok geçmeden de eskisinden daha iyi örtünür biiznillah. Örtüsüne takılır kalırsanız yarın maazallah imanı ile ilgili ne yapacağınızı araştırmak zorunda kalabilirsiniz. Beterin beteri var. Kendinizden ittikçe o da şeytana daha yakın duracaktır. Bu durumda iken onu kurtarma ihtimaliniz üç ise o zaman bire düşecektir. - İnsanların, akrabalarınızın ne dediğine ne diyeceğine takılmayın. Sizin derdiniz size yeter, ateş düştüğü yeri yakar. Sizden başkası size kesin çare olacak şeyler göstermez. - Bu reçete zordur ama en azından sebep siz olmadığınız için veya onu daha fazla itmediğiniz için huzur içinde olursunuz. Aksi ise hem onu kaybetme hem kendinizi yıpratma ve kahretme şeklinde olur. - Bitmez tükenmez bir dua hamlesi başlatın. Onun yüzüne veya duyacağı ortamlarda değil ama siz ve Rabbiniz başbaşa iken çokça dua edin. Özellikle zaman zaman teheccüde kalkın ve dua edin. Duanız ve sabrınız yoksa Allah'ın yardımı da yok gibidir, bunu unutmayasınız. - Allah yardımcınız olsun, size sabırlar indirsin. Amin.Bu durumdaki genç bir kız için nasihat, rica gibi yöntemler veya azarlama, kınama gibi tavırlar olumlu sonuç vermez. Büyük oranda daha da sertleşmeye ve uzaklaşmaya götürebilir maazallah. Şöyle bir yöntem izlemenizi ve sabırla sonucu beklemenizi tavsiye ederiz: - Sanki küçük bir çocukmuş da başını açmış gibi bakmaya çalışın, buna kendinizi ikna edin. - Onunla günlük hayata dair ortak noktalar oluşturun. Mesela sevdiği aile bireylerini beraberce ziyaret etme, onunla birliktelikten hiç bunalmıyormuş gibi gösterip beraberce gezme... - Örtü ve benzeri konuları onunla hiç konuşmayın ama hiç! - Babalık ve annelik sevginizi, alakanızı artırın. 'Canım kızım' gibi ifadeleri samimi bir şekilde kullanın. Mantığımız şu olacak: Zaten bu küçük çocuk, başını örtmese de olur. - Sevginizi artırmakla onun imandan çıkmasını engellemiş olursunuz. Çok geçmeden de eskisinden daha iyi örtünür biiznillah. Örtüsüne takılır kalırsanız yarın maazallah imanı ile ilgili ne yapacağınızı araştırmak zorunda kalabilirsiniz. Beterin beteri var. Kendinizden ittikçe o da şeytana daha yakın duracaktır. Bu durumda iken onu kurtarma ihtimaliniz üç ise o zaman bire düşecektir. - İnsanların, akrabalarınızın ne dediğine ne diyeceğine takılmayın. Sizin derdiniz size yeter, ateş düştüğü yeri yakar. Sizden başkası size kesin çare olacak şeyler göstermez. - Bu reçete zordur ama en azından sebep siz olmadığınız için veya onu daha fazla itmediğiniz için huzur içinde olursunuz. Aksi ise hem onu kaybetme hem kendinizi yıpratma ve kahretme şeklinde olur. - Bitmez tükenmez bir dua hamlesi başlatın. Onun yüzüne veya duyacağı ortamlarda değil ama siz ve Rabbiniz başbaşa iken çokça dua edin. Özellikle zaman zaman teheccüde kalkın ve dua edin. Duanız ve sabrınız yoksa Allah'ın yardımı da yok gibidir, bunu unutmayasınız. - Allah yardımcınız olsun, size sabırlar indirsin. Amin.
Kızım, bu büyü gibi bir nedene bağlanmamalıdır. Ortada kaybedilmiş bir insanlık var, sorun budur. Dua edin de Allah Teâlâ kalplerini yumuşatsın. - Kendinizi evdeki gündemin dışına taşıyacak işler üretin. Sürekli evdeki gündemle kilitli kalmanız, o gündemi olduğundan fazla ağırlaştırmaktadır. Buna dikkat edin. - Kabiliyetlerinizi keşfetmeye çalışın. Sanat olabilir, meslek olabilir, şiir olabilir, el işi olabilir.. - Dertleşeceğiniz arkadaşlar bulun. Bir iki arkadaş bulun onlarla günde üç dört dakika telefonlaşın, zihninizi dinlendirdiğini göreceksiniz. - İbadetlerinizi ihmal etmeyin. Kur'an okuyun. Günde beş sayfa Kur'an okusanız yağlarınız erimiş gibi hissedersiniz kendinizi. Namaz çok önemlidir. Belli zikirler yapın. - Ve çok dua edin. Dua vaktiniz olsun. Mesela yatmadan önce ya da sabah kalktığınızda muhakkak on dakika en azından dua edin. Evet, bunlar o sıkıntıları gidermez belki ama tıpkı çocukken size yapılan aşılar gibi sizi sıkıntılara karşı bağışıklığı güçlü duruma getirir. Rahat ettiğinizi hissedersiniz. Sabredin kızım, dünya budur, böyledir. Böyledir, aynen böyledir. Size dua ederim.
Allah yardımcınız olsun. Evet, zor bir süreç geçiriyorsunuz ama imkânsız ve dönüşsüz değil Allah'ın izni ile. Sabredebilirseniz kazanan siz olursunuz. Sabredemezseniz şeytan kazanır maazallah. - Gelişme ne olursa olsun kızınızla DÜNYANIN EN TATLI ANNESİ rolünde kalacaksınız. Sizin tek silahınız TATLI ANNE silahıdır. Onu ne kadar güçlü tutarsanız o kadar kızınız sizin çizginizde kalacaktır. Bunu hiç unutmayın. - Bu nedenle kızınızla tartışmayın. Onu sık sık aynı konularda tenkit etmeyin. Filan eteği giyer giymez hemen tenkit yapmayın. Bir zaman görmez gibi duymaz gibi yapmaya çalışın. Çok bunalınca da gizli bir yerde ağlayın ama onunla yüz yüze geldiğinizde onu, annesini ağlatan bir kız olmanın ezikliği ile sizden uzak kalmaya itmiş olmayın. Size bu teklifimle zor ama sonu çok iyi bir süreç teklif ediyorum. - Sorun kızımızın mesela kıyafeti üzerinden ise diğer yönlerini kavgaya dâhil etmeyin. İyi veya idare edilebilir yönlerini övün. Böylece kıyafeti bozuk diye mesela Kur'an okumaktan da uzaklaşmasın, namaza düşman olmasın. - Gelen giden akrabalarınız ve dostlarınızla “benim kızım şöyle böyle...” diye konuşmayın. Kimsenin size yararı olmayacak aksine kızınız geri dönülmesi zor bir şöhretin ortasında bulacaktır kendisini, buna dikkat etmezseniz yaptığının savunucusu bile olabilir. - Kızınızı cüzzamlı gibi değil de gribe yakalanmış gibi görün. Bu şöyle anlaşılır onun zihninde: Sizin yanınızda bulunması sizin için ayıp olur, hep uzakta kalsın! Eğer böyle yaparsak o, sizin uzağınız denen yer şeytanın kucağı olur Allah göstermesin. - Sabah akşam, her namazdan sonra devamlı dua edin. Aynı duayı binlerce kere yapsanız da tek kapınız olan dua kapısından geri durmayın. - Sakın umudunuzu bir milim de olsa geri düşürmeyin. Evlat sıkıntısı çeken ne ilk insansınız ne de son. Bu hayatın en ağır imtihanlarından biridir bu imtihan. Ve bir de bu imtihanı kendi yakınlarınızın sizi ötelediği bir ortamda yaşarsanız bu tam bir acı ve yaraya dönüşecek demektir. Sabredip kazanacaksınız ya da bile bile kendi kuyunuzu derinleştireceksiniz. Allah size yardım etsin, yavrumuza basiret ve dönüş versin.
Selamünaleyküm. Bu sıkıntıyı abartırsanız siz de tipik bir babaanne olursunuz genç yaşınızda. Biraz görmezden gelin. Aklı yerinde diyorsunuz ama o yaşta insan genellikle çocuk olur. Sabredip kazanmak zorundasınız. O sizin anneniz yerindedir.
Selamünaleyküm. Allah size sabır versin. Yavrunuzu muhakkak doktora götürün. Özel bir sorunu olup olmadığını tespit ettirin. Anlattıklarınız normal değildir. Bir de bir avukatla görüşüp, böyle bir çocuk için kanunen bir tedbir almanız gerekip gerekmediğini öğrenin. Elbette işiniz zor ama siz annesiniz. Onun olgunlaşmasını bekleyeceksiniz. Babası hakkında bilgi vermediniz; babasının olmadığı ya da ilgilenmediği anlaşılıyor. Varsa babası onunla da istişare etmelisiniz. Yükü iki kişi taşıyın. Yavrunuz la alakalı konuları ikiye ayırın. Önce onun insanlığını oturtmasını bekleyin, ibadetlerini ikinci plana koyun. Anne döven çocuğa elbette namaz kıldıramayacaksınız. Tesettürle uğraşırken daha ağır sıkıntılara yol açıyorsunuz. Yavrunuz önce normalleşsin sonra ona emirler verin, nasihatler edin. Bir de çevresini sürekli izleyin. Kimlerle oturup kalktığını muhakkak bilmelisiniz. Çok dua edin. Siz annesiniz; duanız makbuldür. Allah yardımcınız olsun, size sabırlar ihsan etsin.
Kızım Allah babana rahmet etsin. Onu, seni, hepimizi cennetlerine katsın. Evet, dağılıp parçalanmış bir insanlık içindeyiz. Kardeşlerin de bu süreçten etkilenmişlerdir. Annen dert etmeyecek de kim dert edecek? Yalnız yaptığımız iş işe yarıyor olmalıdır. Annenin duası çok makbuldür, dua etsin. Duayı hiç ihmal etmesin. Onu vazifesi dua etmek, zaman zaman nasihat etmek. Kardeşlerini inatlaştırmasın. Sen de öyle yap. Adım adım ilerlemeye hazır olmalıyız. İnşaallah annenin duaları kabul olacak ve sen de kardeşlerin de biiznillah bu ümmetin iyilerinden olacaksınız. Özellikle sana dualar ederim. İstanbul'a gelirsen muhakkak beklerim seni, annen ve kardeşlerin hep beraber gelebilirsiniz. Allah yardımcın olsun.
ahlak konusundaki diğer fetvalar
Sövme onur kırıcı, kaba ve seviyesiz bir üslupla insana hitap etmeye denir. Müslümanlığımız kabalığın her türlüsüne karşı bizi korumakta ve engellemektedir. Ağzımızdan çıkan normal sözlerden bile hesap vereceğimize göre bir insanın iffeti ile alakalı veya onu tahkir eden bir ifade ile onurunu kırmayı asla kabul edemeyiz. İffet, namus, ebeveyn veya başka bir şey üzerinden yapılan sövmeler/küfürler ağır bir günah olarak defterlerimize işlenmektedir. Bizzat Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem pek çok hadisinde ashabına, zamana, ölülere, Müslüman’a, ana babaya (direkt veya dolaylı), şeytana, horoza, rüzgâra, hastalığa vs. sövülmesini yasaklamaktadır. Burada sayılan nesnelere dikkat edildiğinde görülecektir ki değil insana şeytana bile sövülmesi yasaklanmaktadır. Çünkü Müslüman’ın gündeminde sövmek/küfretmek olamaz. Olursa bu onun vebali olarak yazılır. Bir Müslüman olarak arkadaşlarımız arasında bu vasıftakilerin bulunması da bir arızadır, bunu da unutamayız.
Evli veya bekâr yatak odasını ilgilendiren ne şaka ne ciddi hiçbir şey nikâhlı karı koca dışında kimse ile yapılamaz. Bizim ahlâkımızın en temel ilkelerinden biri budur.
Önem sırasına göre yazıyorum: Mü'min mü'min ile evlenmelidir. Mü'min, haramlardan uzak bir eş adayı ile evlenmelidir. Mü'min ibadet tembeli olmayan biri ile evlenmelidir. Mü'min fiziğini beğendiği biri ile evlenmelidir. Mü'min ailesi ile ailesinin uyumlu olabileceği biri ile evlenmelidir. Mü'min ahlâk olarak örtülemeyecek açıkları olan biri ile evlenmemelidir. Mü'min, aşırı bir kültür farkı olmayan biri ile evlenmelidir. Mü'min ekonomik dengeleri gözetleyerek evlenmelidir. Ve mü'min evliliğinin hayırlı olması için çok dua etmelidir.
Fotoğrafın asıl hâli yani canlı durumu açısından sakınca olmayınca fotoğrafta da bakma açısından sakınca olmaz ama bugünkü teknolojide böyle bir fotoğraf gönderme işleminin muhtemel rezaleti ve düşüreceği muhtemel günahına bakıldığında test edilmesi bile büyük bir tehlikedir deriz.
Sinemanın insan hayatını neredeyse hava ve su kadar etkileyebildiğini görüyoruz. “Olmaz” denip atılabilecek bir konu olmadığı gibi “madem atılamıyor gelsin” denebilecek kadar da kabullenilebilecek bir konu değildir. Zor da olsa ortayı bulmamız gerekiyor. Belki bu nesil belki de bir sonraki nesil inşaallah sinemanın Müslümancasını bulacaktır. Umudumuz böyledir. Sinema ürünleri için en temel olmazsa olmaz prensipler olarak şu noktaları tespit edebiliriz: Sinema konumuz Allah’ın haramlarından bir haramı içermemelidir. Bu içermeme görüntü veya söz ile olması bakımından aynıdır. Avret teşhiri, yalan, hile, erkeğin kadına kadının erkeğe benzemesine teşvik olabilecek görüntüler, istihza gibi haramları buna örnek gösterebiliriz. Peygamberleri temsil etmenin caiz olmayacağına muasır âlimler ittifakla karar vermişlerdir. Raşid halifeler de temsil edilemez. Diğer sahabilerin veya büyük müçtehitlerin temsili ise ihtilaflı bir konudur. Kâfirleri ve küfür sözleri reklamı olacak şekilde temsil etmek caiz değildir. Gayba ait bilgilerde zihin karışıklığı oluşturabilecek sahneler ihtiva etmemelidir. Müslüman ahlakını zedeleyebilecek uygulamalardan uzak kalınmalıdır. Finans kaynağı faiz gibi haramlardan gelmemelidir.
Bu nikâha zarar vermeyebilir ama ahlak denen şeyi de yer bitirir.